Hepimiz Kıvanç baktık.
"Kim? söyle artık ama düzgün biri olsun hoca ağaç oldu" dedi adam. Kıvanç gülümsedi.
"Sahra!"dedi.
" Ben mi? "Dedim işaret parmağımı kendime tutarak.
"Evet sen seninin güzel olduğuna eminim."
"Ben söyleyemem"
", Aman bu gelin bozuntusunu karga sesiyle..... biz tekrar başlayalım Akın" dedi Buse.
"Sen bana baksana biraz daha şarkı söylersen kulaklarım patlayacak kapa çeneni" dedi Şirin.
"Hadi Sahra cidden hocaya bir an önce atmam lazım" dedi akın.
"Ama-" sözümü Kıvanç kesmişti.
"HADİ Sahra yapabilirsin hocası bekliyor" dedi Kıvanç duygu sömürü yaparak.
"İyi tamam. Hangi şarkı?" Dedim.
"Emrin olur" dedi Akın.
"Güzel şarkı" dedim gülümseyerek.
"Hangi tonda söylüyorsun?"
"LÂ" dedim. Başını onaylarcasına salladı, Akın ve Kıvanç enstrümanlarını çalarken şarkıya girdim.
"Akşam dalgalar vurur sahil boyuna
Vurur içimi yıkar
Siyah kelebeklerim uçar delice
Ahım ölüme kadar. Gözlerimi kapatıp şarkıyı söylemeye devam ettim.
Gönül acılar çeker yalnız başına
Yeter bu kadar yeter
Yarim bu günahların kalmaz yanına
Mevlam adamı yakar
Gülüm diye diye, canım diye diye, deli oldum ben
Canım bile bile, gülüm bile bile, kölen oldum ben
Adını yazmışlar gökyüzüne
Fırtınalar düşmüş kaderime
Yolumu çizmişsin sen yine
Emrin olur gülüm emrin olur
Adını yazmışlar gökyüzüne
Fırtınalar düşmüş kaderime
Yolumu çizmişsin sen yine
Emrin olur gülüm baş üstüne
Ay ray ray ra ra
Ay ray ray ra ra şarkı söylerken ister istemez yüzümde gülümseme oluyordu gözlerimi yavaşça açtım. Karşımdaki tekli koltukta oturan Hazar'ile göz göze geldim. Hiç biryere bakmıyordu yanında duran Buse'ye bile sadece gözlerimin içine bakıyordu gözlerimi gözlerinden ayırmadan şarkının kalanını devam ettirdim.
Akşam dalgalar vurur sahil boyuna
Vurur içimi yıkar
Siyah kelebeklerim uçar delice
Ahım ölüme kadar
Gülüm diye diye, canım diye diye, deli oldum ben
Canım bile bile, gülüm bile bile, kölen oldum ben
Adını yazmışlar gökyüzüne
Fırtınalar düşmüş kaderime
Yolumu çizmişsin sen yine
Emrin olur gülüm emrin olur
Adını yazmışlar gökyüzüne
Fırtınalar düşmüş kaderime
Yolumu çizmişsin sen yine
Emrin olur gülüm baş üstüne
Ay ray ray ra ra
Ay ray ray ra ra
Emrin olur". Herkes alkış atmaya başladı gözlerimi hâlâ Hazar'ın gözlerinden ayırmamıştım öyle bir bakıyorduki bakışlarıyla insanı yiyip bitiriyordu.
"Sahra bu sesin güzelliği ne böyle" dedi Defne gülümseyerek.
"Valla sesin hakkını veriyorsun" dedi Kıvanç gülümseyerek.
"Sahra sen güzel sanatlar fakültesinde mi okuyorsun?" dedi Akın. Şaşkınlıkla ona baktım.
"Yani evet okuyordum" dedim buruk sesimle.
"İstanbul'daki o Sahra sensin demek." dedi Akın şaşkın şekilde.
"Nasıl yani?"
"Sen istanbulada Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden Kazım hocanın öğrencisi Sahra bozkayasın" dedi Akın. Hepimiz şaşkın şekilde Akına baktık. Ben Akının beni bilmesine Hazar, buse, Şirin, Defne ve Kıvanç ise benim güzel sanatlar bölümünü okuduğum için şaşkınlıkla bana bakıyorlardı.
"Nasıl? Sen Sahrayı nereden tanıyorsun?" dedi Hazar kaşlarını çatarak.
"Hazar istanbulada en iyi şarkıcı olarak şuan Sahra biliniyor hatta benide seninle düet yapmam için İstanbula çağırmışlardı birkaç özel müzik sektörü de seninle konuşmak istiyor Du" dedi Akın ağzım açık kalmıştı.
"Yani bu gelin bozuntusu sesi karga gibi çıkan Sahra'yımı beğendiler?"dedi Buse alaycı bir tavırla.
" Karga seslinin kim olduğunu öğrendik merak etme. Senin sesin yüzünden kulaklarım patlayacaktı kendi karga sesinle Sahranın sesini bir araya atma "dedi Şirin. Buse gözlerini devirdi.
" Peki ne çala biliyorsun Sahra? "dedi Kıvanç.
" Ben pek enstrüman çalmayı sevmem şarkı söylemeyi severdim ama piyano ve çello çalabiliyordum"dedim buruk sesimle.
"Sen niye her bir kelime dum ekliyorsun. Rum niye eklemiyorsun?" dedi Defne kaşlarını çatarak. Hazara baktım bu konu benim canımı çok sıkmıştı.
"Eğer hayalini devam ettiremiyorsan dum ekler konuyu kapatırsın. Defne sadece hayalini gerçekleştire bilenler ve gerçekleştirmek isteyenler Rum ekler" dedim titreyen sesimle yavaşça ayağa kalktım.
"Umarım seninle yeni bir düet yaparız Sahra" dedi Akın gülümseyerek.
"Bakarız. Ben artık gideyim size iyi eğlenceler" dedim acı bir gülümsemeyle elimi sıkıp yanlarından ayrıldım içeri girdim. Odaya girdiğimde göz yaşlarımı daha fazla tutamadım ağlamaya başladım.
Koltuğa oturup sessizce ağladım ayaklarımı kendime doğru çektim. Elim ile ağzımı kapattım. Öyle bir haykırmak istiyordum ki bedenimi benden almamışlar gebi geleceğimide elimden almışlardı kapı açılınca göz yaşlarımı elimin tersiyle sildim. Hazar öylece bana bakıyordu sinirli miydi? yok sakin mi? Bana eziyet etmeye mi gelmişti? Gözlerimi gözlerinden ayırdım akan göz yaşlarımı tekrar tekrar sildim.
"Bir daha bu odadan dışarı adım atmayacaksın" dedi Hazar sinirli bir şekilde ama ben Hazar'ın dinlemiyordum. Hızlı adımlarla gelip eli ile çenemi sertçe tuttu.
"Duydunmu beni kadın bu odadan dışarı çıkmayacaksın bir Allahını kulu ile konuşmayacaksın" dedi bağırarak yüzde yüz yanaklarım kızarmıştı o kadar sert tutuyordu ki dudaklarım titremeye başladı.
"Bunların hepsi o adamın size anlattığı eğitimim mi?" Dedim boğuk sesimle Hazar öfkeyle bana doğru tekrar eğildi baş parmağını bana doğru tuttu.
"Unut Sahra hayallerini sen diye birşey yok artık. Sen bu konakta sadece berdel ile gelen bir gelinsin fazlası değil az önceki hayallerinide unut ben yaşadağım sürece sana gün yüzü göstermeyeceğim." dedi Hazar dişlerini sıkarak. Sinirli bir şekilde ayağa kalktım.
" Tamam Senin kardeşinin ve benim piç abimin yüzünden seninle evlenmek zorunda kaldım evet senin yüzünden bu konakta gün yüzü görmeyeceğim bunada evet Hayallerim zaten benim o günden sonra bitti bunu tekrar tekrar hatırlatman mı gerek? sen yaşadığın sürece eziyet göreceğimi biliyorum evet ve Allah kahretsin ki senin gibi sinir hastası bir adamla aynı odada kalmak zorundayım." dedim bağırarak. Hazar o sinir anında elini havaya kaldırıp bana tokat attı yere savrulmuştum. Ağzıma gelen demirimsi tat ile dudağımın kanağını fark ettim. Hazar diz çöküp saçlarımı kavradı.
" Evet Sahra doğru söylüyorsun bir sinir Hastası ile evlisin ve onunla aynı odada kalmak zorundasın ama yok bu sinir hastası adamı sen daha tanıyamamışsın bana sesini yükselmenin ne olduğunu sana göstereceğim." dedi dişlerini sıkarak ardından bileğimi sıkacak tutup ayağa kaldırdı odanın kapısını açıp aşağıya kadar beni sürekledi bileğimi kurtarmak istesem bile kurtaramıyordum tüm sinirini bileğimden alıyordu.
" Hazar bırak beni"dedim bağırarak. Benim bağırışım ile herkes aşağı indi avluya çıktığımızda Zafer Ağa Hazar'a seslendi.
"Hazar!"dedi bağırarak. Hazar durup Zafer Ağaya baktı ben gözlerim yaşla bir şeklide bileğimi kurtarmaya çalışıyordum Kıvanç koşar adımlarla yanıma gelip eli ile çenemi kaldırdı dudağıma baktı.
" Abi bunu sen mi yaptın? "dedi dişlerini sıkarak.
" Sen karışma Kıvanç "dedi Hazar bağırarak.
"Bunların hepsi Akın ile şarkı söylediği içinmi? abi Sahra'nın geleceğinden kariyerinde bahsedilip övüldüğü içinmi? Bu kadarı fazla abi insalanra yok yere acı çektiremezsin" dedi Kıvanç bağırarak.
" Kıvanç çekil önümden elimden bir kaza çıkacak" dedi Hazar tekrardan bağırarak.
"Yeterin!" Dedi Zafer Ağa bağırarak.
"Baba siz karışmayın bana karşı gelmenin ne demek olduğunu bu kadına göstereceğim."
"Hazar sınırı aşıyorsun bırak Sahra kızı aksi taktirde-" dedi Zafer Ağa Hazar cümlesini tamamlamasına izin vermeden lafa atladı.
"Aksi taktirde ne? Baba buranın ağası ben değilmiyim kim ne hak ediyorsa onu yapıyorum ve karım ile olan benim meseleme kimse karışmayacak" dedi bağırarak. Hazar sinirli bir şekilde kolumu tekrar çekiştirerek depoya götürdü kapıyı açıp beni içeri hızlıca itti dizlerimin üzerine düşmüştüm ardımdan kapıyı hızlıca kapattı ve kitledi.
"Bir Allahın kulu bu kapıyı açmıyacak ve konuşmayacak emirlerimi çiğneyenleri Affettem bunudu bilin" dedi Hazar bağırarak sesini duya biliyordum. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allahım al canımı kurtulayım bukadarı çok fazla" dedim titreyen sesimle karanlık bir deponun içinde öylece ağlıyordum.









