Sancılar içinde uyandım. Hazar hiçbirşey olmamış gibi uyuyordu gözümden tekrar bir damla yaş süzüldü eğilip yerde duran bornozu mu alıp giydim. Sessizce ağlayıp banyoya gittim tekrar soğuk bir duş aldım ilk defa kendimden tiksiniyordum. Banyodan sonra üzerimi giyindim Hazar hâlâ yatıyordu aynadan öpülmekten şişmiş dudaklarıma baktım gözyaşlarımı silip odadan çıktım. Defne mutfakta kahvaltı hazırlıyordu yanına gidip elimi omzuna koyduğumda hafif ilkilerek bana baktı.
"Bende yardım edeyim Defne" dedim kısık ses konuyla.
"Valla iyi olur salatalık ve dere otunu hallet Sahra" dedi salatalık doğrarken Defna'nin bana baktığını gördüm.
"Ee ilk gecen nasıldı? " dedi omzuma hafif bir şekilde omuz attı. Cevap vermedim.
"Tabak hazır ben bardakları götüreyim" dedim tepsiyi alıp mutfaktan çıktım. O anda Hazar ile karşılaştım gözlerini ayırmadan bana bakıyordu gözlerimi gözlerinden kaçırdım önünden geçip kahvaltı masasına tepsiyi bıraktım. Herkes masaya oturduktan sonra çayı Şirin getirip bardaklara doldurdu elimdeki ekmek ile oyalanırken Nergis hanım konuşmaya başladı.
"Kız gelin gerdek gecesinde kanlı çarşaf verecen diye elini bir yerini kesmedin dimi?" dedi o anda yediğim lokma boğazıma dizilmeşti öksürmeye başladım Kıvanç sürahiden su doldurup su dolu bardağı bana uzattı.
"Nergis hanım bundan size ne" dedi Hazar sinirli bir şekilde.
"Sizin kadar benide ilgilendirir nasıl olsa görmek isteyenler olacak. Berdel ile evlendiniz yani her ihtimal var." dedi Nergis alaycı bir tavırla Hazar elini masaya vurdu o sesle herkes İrkilmişti.
"Bu konu sizi ilgilendirmez dedim Nergis hanım. Hem siz ne zamandan beri başkalarının yataklarını merak ediyor oldunuz? söylesenize haddinizi aşmayın" dedi bağırarak sinirli bir şekilde masadan kalkıp konaktan çıktı. Sakince yutkundum. Güneş hanıma baktım, Zafer Ağa masadan kalktıktan sonra Güneş hanım ve bende kalktım birlikte odaya çıktık içeri girdiğim de hâlâ yerde duran eşyalarımıza baktı kanlı çarşaf han gibi ortadaydı bana bakıp gülümsedi.
"Kızım sen istersen in aşağıya kızlarla ben hallederim." dedi Güneş hanım.
"Gerek yok Güneş hanım ben temizlesem daha iyi olur." dedim.
"Tamam o zaman bende sana yardım edeyim" dedi gülümseyerek Güneş Hanım yatak çarşafını değiştirirken bende yerde duran gelinliği ve damatlığı kaldırdım. Ben banyoyu temizlerken güneş hanım etrafı toparladı.
"İşimiz bitti kızım eğer iznin olursa çarşafı alacağım" dedi. Başımı onaylarcasına salladım. Çarşafı katlayıp odadan çıktı bende balkona çıkıp etrafa baktım temiz havayı içime çektim. Konağın kapısı açıldı gelen Busey'di kafasını kaldırıp bana baktı ardından içeri girdi.
"Niye geldi?" Dedim mırıldanarak. Kapı tekrar tıklandı içeri birisi girdi odaya girdiğimde Defne gelmişti.
"Sahra hadi Hazırlan seni görmeye gelen Ağa kadınları olacak" dedi.Defne
"Tamam sen in ben geliyorum" dedim mırıldanarak. Defne odadan çıktığında giyinme odasına gidip koyu mavi sade bir elbise giydim. Saçlarımı düzelttikten sonra odadan çıktım misafirler gelmiş salonda oturuyorlardı salona girecekken Hazar kolumdan tutup kendine doğru çekti.
"Sen ne yapıyorsun?" Dedim titreyen sesimle.
"Sen çarşafı anneme verdin mi?"
"Evet odaya geldi benimle bir temizledi ardından çarşafı alıp çıktı"
"O çarşaf gösterilmeyecek" dedi dişlerini sıkarak.
"Bunu bana değil Annene söyle. Hem neden gösterilmeyecekmiş? bizim gizli saklımız mı var?"
"İçeride Busenin annesi var ve Busede içeride oturacak"
"Napayım"
"NEDEMEK ne yapayım Sahra beni delirtme git hallet bir şekil"
"Bana bak ben bayılarak seninle birşey yapmadım ne bok yaptıysan senin yüzünden eğer hırsına yenik düşseydi bugün bu duruma düşmezdik. Sen yaptın olacaklara da katlan" dedim. Kolumu Hazar'dan kurtardım.
"Oğlum... Sahra kızım. Hadi gelin içeri" dedi Güneş hanım Hazar bana baktı ben hiçbirşey olmamış gibi önden gidip içeri girdim Hazar minik adımlarla yanıma geldi.
"İşte Hanımlar buda bizim büyük oğlun karısı Sahra kızım" dedi. Buse dediği gibi içerideydi gözlerini Hazar'a dikmiş bakıyordu Tüm kadınlar fısır fısır konuşuyorlardı.
"Ne kadar güzel bir gelini var"
"Hazar çok şanslı"
"Hazardan biraz küçük"
"Hanım efendi gibi bir kız" diyordu kadınlar. Hazar'ın telefonu çalınca izin isteyip salondan çıktı. Güneş hanımın yanına geçip oturdum.
"Ee Sahra kızım çarşaf nere dedir?" dedi yaşlı bir kadın.
" işte buradadır" dedi Nergis Hanım beyaz çarşafı kaldırdı herkes kanlı çarşafa baktı o an yerin dibine girdim ama belli etmedim buse donmuş bir şekilde çarşafa bakıyordu.
"Hayırlısıyla en kısa zamanda torunumu kucağıma alırım inşallah" dedi Güneş hanım.
"İnşallah Güneş. Çok güzel gelinin Allah nazardan saklasın" dedi karşımızda oturan kadın.
"Valla nediyeyim Sefa beyin bu kadar güzel bir kızı olduğunu bilseydim ben oğluma isterdim çok şanslısınız Hazar oğlum turnayı gözünden vurmuş" dedi bir başka kadın. Busenin gözleri dolduğundan dolayı hızlıca ayağa kalkıp salondan çıktı.
"Bazıları da öylece baka kalıyor" dedi yanımda oturan kadın nispet yapar gibi bir kadına bakıyordu büyük ihtimalle Busenin annesiydi. Tatlılar yenildi çay ve kahvelere içildi herkesi tek tek uğurladıktandan sonra konakta büyük bir sessizlik oldu.
"Sağol kızım başımı yere eğmedin dediklerine saygıda kusur etmedin. Allah senden razı olsun" dedi Güneş hanım gülümseyerek.
"Olurmu Hanife hanım benim görevim bu" dedim gülümseyerek.
"Bana Anne de artık gayrı kızım"
"Tamam" dedim mırıldanarak. Hanife hanım içeri girerken bahçeden gitar ve bağlama sesi geldi arka bahçeye doğru ilerledim. Kıvanç , Şirin, Defne, Buse ve Kıvanç'ın yanında bağlama çalan bir adam daha vardı. Buse şarkı söylüyordu ama sürekli durup tekrar başlıyorlardı. Defne beni görünce gülümsedi.
"Gel Sahra gel bizde burada kulaklarımızın pası gitsin diye geldikte daha fazla paslandı sanki " dedi Defne kıkırdayarak. Buse ters ters Defne'ye baktı. Hafif gülümseyerek Şirin'in yanına geçtim.
"Akşam dalgalar vurur sahil boyuna
Vurur içimi yıkar
Siyah kelebeklerim uçar delice
Ahım ölüme kadar." şarkıya tam girecek iken tekrar susup boğazını temizledi.
"Buse bu dördüncü oldu ama söyleyeceksen söyle" dedi Kıvanç
"Tamam Kıvanç boğazımı temizledim." dedi Buse.
"Nakarattan al buse bak ses kaydını açacağım hocaya göndermem lazım artık" dedi Kıvanç'ın yanındaki adam. Kıvanç gitar çalarken yanındaki adam bağlama çalıyordu. Busa tekrar boğazını temizledi Nakarattan almaya başladı
"Gülüm diye diye, canım diye diye, deli oldum ben
Canım bile bile, gülüm bile bile, kölen oldum ben" buse okurken Kıvanç ve adam durdu.
"Olmuyor Buse giremiyorsun." dedi adam. Buse gözlerini devirdi.
"Ee hocana nasıl atacaksın ses kaydı?" dedi Şirin.
"Bilmiyorum Buse sesim güzel dedi bir türlü şarkıya gidemedi nameyi veremiyor.... duyguyu" dedi adam. Kıvanç gözlerini kısarak bana baktı.
"Ben buldum" dedi Kıvanç. Hepimiz Kıvanç'a baktık.


