İçeriğe geç

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 50 · 5 dk okuma

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 50

Bölüm 50:

Aşk bazen saklambaç gibidir. Gel oynayalım der kalbini çeler ve saklanır. Bizde oynamaktan ziyade saklanmak yerine peşinden koşturur. Ve bizde hevesli bir şekilde peşinden koşmaya başlarız. Canımızın yanmasına dğler peşinden koşarız. Saklambaç ta aşk gibidir önce ebe olursun sonra kalbine sinen kişiyi ovalayarak arasın eninde sonunda oyun galibi olursun taki hızlı koşa biliyorsun adı üstünde aşk şöyledene bilir saklamb-aşk.

Pencerenin kenarında unutulan çiçek gibiyim; kupkuru, yalnız ve ölü gibi hissettim kendimi. Elimde serum üzerimde hastane eşyası saçlarım dağınık. Boğazımın yarısını kaplayan yaramın üzerini kapatan bir bandaj. Kurtulmuştum, yaşıyordum kızım burnumda tütüyordu.

"Sahra" dedi İdil gülümseyerek içeri girdi. Bakışlarımı pencereden çekip İdil'e baktım. Minik adımlarla hastane yatağını doğru ilerledim İdil nazikçe kolumdan tutup oturmama yardımcı oldu.

"Konuştunuz mu?" Dedim kısık sesim ile. Evet boğazım biraz ağrıyordu nasıl olsa yeni çıkmıştım ameliyattan doktor az çok ağrım olacağını söyledi.

"Konuştuk. Abim çıkış işlemlerin ile uğraşıyor da keşke biraz daha kalsaydın be kızım iki gün oldu ameliyattan çıkalı"

"Ben iyiyim İdil. Kızımı özledim yeterince kaldım bu hastane köşesinde" İdil minik bir tebessümle bana bakıp nazikçe canımı acıtmadan sarıldı.

"İyi olmana sevindim kuzum. Sana güzel haberim var" Kaşlarımı havaya kaldırıp İdil'e baktım güzel haber ne olabilir ki?

"Nedir?"

"Şirine artık Doktor Şirin Ateşoğlu diyeceğiz" dedi gülümseyerek. Bir süre afallamış gibi bir yüz ifadesiyle baktım İdil'e. Dışardan okuduğunu biliyordum ama Hazar dan dolayı pek okuyacağını zannetmiyordum.

"Şirin ve doktorluk.... Nasıl?" Dedim şaşkın bir şekilde.

"Geçen ay açıklanmış sonuçları Silopi çıkmış atamasında ama bu olanlardan dolayı direk Hazar sayesinde Mardin de bir hastanede çalışmaya başlamış hanım efendi Kalp cerrahisi" Heyecanlı bir şekilde anlatışını gülümseyip izledim kendi kazanmış gibi seviniyordu.

"Adına sevindim. Senin iznin bitmedimi daha?" Dedim. İdil'in yüzü gülümserken soldu sorma derecesine bir bakış attı. İstanbulada bir lisede müzik öğretmenliği yapıyordu ve anlattığına göre lisede ki öğrencileri onu hayatından bezdiriyordu.

"Bugün son yarın başlayacağım hiç gidesim yok biliyormusun. Ona sus buna yapma demekten dilim damağım kuruyor resmen" Ağzımdan minik bir kıkırdama kaçtı.

"Gülme cidden ergenlere laf anlatmak çok zor hele o okul karmaysa"

"Zamanında sende müzik hocalarını çok çektirmedin yani İdil açtırma ağzımı şimdi." İdil gülmeye başladı.

"Yani olabilir ama en azından akıllandım bunlar allahım keşke öğretmenlik okuyup ilk okul hocası olsaydım" Burnumdan derin bir nefes verdim. Eğer Hazar ile berdel uğruna evlenmeseydim o ergenlerle bile başa çıkmaya razıydım. Kapı iki kere çaldıktan sonra içeri girdi Hakan ve Cihan.

"Ne o bensiz dedikodumu?" dedi Cihan.

"Yok sensiz olurmu Cihan bey. Senin gibi ergen öğrencilerimden bahsediyordum Sahraya anlarsın ya" Cihan yeme beni bakışlarını attı. Dudağının köşesi hafif yukarı doğru kıvrıldı abisi kadar Cihan da yakışıklıydı tam bir sarı bomba.

"Anlamazmıyım. Anlarım tabi öğrencilerin de senin kadar ergen kafalı olduğunu zannetmem şahit karşılarına heybetli bir asker çıksa susup kalırlar saygıda kusur etmezler ama o kadar çok ergen hocaları varki kuzen görmeyi bırak bir askeri bile saygın yok" İdil yüzünü ekşitti. Aynı zamanda Hakan ellerini cebinde kapıya yaslanmış şekilde kardeşi ve kuzenin didişmesini gülümseyerek seyrediyordu.

"Aman yesinler sesin askerliğini bordo goril" Cihan mızırsızca gülümsedi.

"Hah bak bunda iyi dedin bu goril seni öyle bir evire çevire döver ki" Alt dudağını dişleyip başını iki yana salladı.

"Götür yiyorsa vur. Bak o kulaklarını koparmazsam banada Şerwan 'ın kızı İdil demesinler" Cihan güçlü bir kahkaha attı. İki sinin didişmesini benim öksürmem ile durmuştu.

"Artık gide bilirmiyiz? Evde beni bekleyen bir çocuğum varda" Hakan bulunduğu konumdan kendini kurtarıp duruşunu dikledi bir kaç adım atarak Cihan' nı ensesinden tuttuğu gibi geriye savurdu.

"Hadi amca oğlu git arabayı çalıştır geliyoruz şimdi" dedi Hakan. Cihan İdil'i ters bakış atıp sabır çeke çeke odadan çıktı istemsizce gülümsemiştim.

"İdil sende Sahra'ya yardımcı ol abim çıkalım artık" İdil başını onaylarcasına salladı. Hakan odadan çıktığında İdil direk çantadan giyeceğim eşyaları çıkarıp giyinmeme yardımcı oldu kırışmış saçlarımı dağınık bir topuz yapmıştı İdil.

Elimde serum olduğundan elimi oynatamıyordum. Bitti artık evime gidiyordum kızımın yanına neden hâlâ içim rahat değildi? İçime bir karamsarlık vardı içim kıyılıyordu sanki.

Görevli hemşire gelip biten serumu mu çıkardı. Geçmiş olsun dileklerini sunduktan sonra hep birlikte odadan çıktık. Hastane çıkışına kadar İdil elimi hiç bırakmadı Hakan arabanın arka kapısını açmış halde bizi bekliyordu.

O an sanki beni izleyen çift göz hissettim arkamı dönüp hastane kapısına baktım ama kimse yoktu. Kendi kendime saçmalıyorum deyip geçiştirdim. Hakan'ın desteğiyle arabaya bindim.

*****

İki gün önce

Tam bir gün olmuştu Hazar yoğum bakım kapısının önünden hiç ayrılmamış. Gözüne bir damla uyku girmemişti, ne yeyemek yedi nede su içti çaresizce karısının uyanmasını bekliyordu.

"Hazar git birşeyler atıştır." Dedi Kaya. Hazar oturduğu yerden başını dikleyip ona tepeden bakan arkadaşına baktı.

"Aç değilim."

"Değilsin biliyorum. Sahra uyanmamışken boğazına bir lokma girmez onada eyvallah ama. Bir gün oldu lan ne yerinden kalktın nede su içtin gözlerini kapatmadın. Sigara bile içmedin bir dur desen artık" Hazar ağrıyan alnını eliyle ovaladı. Burnundan sakince soldu içinde olup olmadık bir his vardı. Çünkü düşünmeden duramıyordu aklından bir an çıkmıyordu. Kalbi sızlıyordu nefesi daralıyordu.

"Sadece uyansın. Başka hiçbirşey istemiyorum" Kaya dertli bir şekilde Hazar 'ın yanındaki sandalyeye oturdu.

"Uyanacak. Çok güçlü biri Sahra bunca şeye rağmen ayaktayken bir ameliyat onu yıkamaz merak etme" Hazar istemsizce gülümsedi. Kaya gülümseme sebebini aval aval düşündü.

"Sen yemek yemesende, uyumusanda burada olsan olmasanda zaten uyanacak diyorsun yani"

"Yani olabilir. Sen yokken doğum yapıp kırklıyken o halde bebeğine tek başına bakan kadın"

"Haklısın...."Dudakları titredi Hazar'ın. Gözlerindeki göz yaşı bulutu büyüdü" Zamanı geriye alsalar en çok onu severdim Allah belamı versin ki severdim " Göz yaşı sessizce süzüldü. Kaya öylece baka kalmıştı en son Hazar 'ın ne zaman ağladığını düşündü? Ağlamamıştı hiç bir güç ona bu duyguyu tattıramıyordu Buse bile.

"Biliyorum kardeşim. Biliyorum zamanı geriye alıp onu seveceğine bu saatten sonra seve bilirsin"

"Ondan başka seçeneğim varmı sence?" dedi yarım bir gülüşle. Kaya gülümseyerek başını hayır anlamında salladı.

"Ah ah seni bu sulu gözler ile gördümya ölsemde gam yemem" Hazar akan göz yaşını elinin tersiyle silip ters bir bakış attı.

"Siktir git lan!" Kaya ensesine şamarı yememek için oturduğu yerden kalktı. Omuzlarını dikleştirdi bakışlarını kesinleştirdi.

"Neyse ben gideyim seninle sohpet boğucu olmaya başladı"

"Bir zahmet" Hazar salına salına giden Kaya'ya baktı. Bundan adam olunmaz dercesine başını salladı. Sonra düşündü kendide adam olamamıştı sadece kendini adam zannetmişti.

Oflayarak başını duvara yaslayıp gözlerini kapattı Hazar. Gözlerinin önüne belirdi ela gözleri sanki ilk baktığı tek göz onukiymiş gibi. Gülümsemesi bilirdi kiraz renginde dolgun Narin dudakları. Gülünce kısılan ela gözleri kaşına değen uzun siyah kirpikleri ne zaman bu kadar denli düşündüğünü bilmiyordu Hazar. Çünkü gecesi de gündüzde artık Sahray dı herşey onunlaydı.

Bölüm sonu

3 yorum