BEĞENMEYİ YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN.
Koca zifiri karanlığın içindeydim. "Kızım" diye bir ses yükseldi etrafıma baktım ama hiç birşey göremedim. "Anne" sesin geldiği yöne doğru baktım. Bir kaç adım ilerledim küçük bir çocuğun kahkaha sesini takip ettim.
Bir yerden beyaz ışık sızlıyordu içeri zifiri karanlığın içinde hafif aralanmış bir kapı. "Anne bak dedem" titreyen elimle kapının kulubunu tutup kapıyı tamamen açtım. İçerisi bulunduğum karanlığın tam zıttıydı bembeyaz bir odaydı. Karanlık oda ve beyaz odanın tam ortasındaki kapıda durmuştum bana doğru gelen iki kişi baktım.
"Baba" dedim titreyen sesimle göz yaşım usulca akarken yanındaki çocuğa baktım kahve rengi gözleri, kahve saçları, beyaz teni, kırmızı yanakları ve uzun kirpikleri Hazar'ın ikizi gibi ama tam zıttı.
Zafer babam elini küçük çocuğun omzuna koymuş bir şekilde bana doğru gülümseyerek geliyorlardı az ötede durdular.
"Kızım" dedi Zafer Ağa gülümseyerek.
"Baba" dedim içlene içlene bu bir rüyamıydı? Yanındaki çocuk kimdi? Ben niye böyle bir yerdeydim?
"Anne" dedi yanındaki çocuk bana bakarak. Gözleri ışıldıyordu yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Bakışlarımı minik çocuğa çevirdim anne demişti az önce titreyen dudaklarımı birbirine bastırdım.
"O-Oğlum" Göz yaşlarım bir bir süzülerek akıyordu. Minik çocuk kahve gözlerini bana kenetledi.
"Anne. Annem seni çok özledim biliyormusun" Boğazıma yumru oturdu sanki başımı sağa çevirip dudaklarımı dişledim. Bu olamazdı şuan değil.
"Baba..... Oğlum?" Dedim titreyen elimle küçük çocuğu gösterdim. Zafer Ağa gülümseyerek başını onaylarcasına salladı. Akan göz yaşımı hızla silip acı içinde gülümsedim.
"Anne burası çok güzel biliyormusun. Dedem ile bir sürü oyunlar öğrendik babam nerede anne? Kız kardeşim?"
"Baban nenenin yanında oğlum. Kız kardeşin de evde uyuyor" dedim titreyen sesimle.
"Ya ama ben onunla oyun oynamak istiyorum. Babamla futbol oynarsam kızmazsın dimi? Anne ne zaman geliceksiniz?" masum masum bana bakan çocuğa baktım ağlayarak. İki kolunu yanlara açtı "Seni çok özledim annem" Ağlarken gülümsedim elimi uzatıp oğlumun yanına gidecektim ki Babamın seslenişi ile durdum.
"Gelme kızım" Boş gözler ile babama baktım. "Buraya gelme gelirsen geri dönüşün olmaz yavrum"
"Ne-Ne diyorsun sen? Baba." Yanındaki çocuğu işaret ettim. "Oğlum beni çağırıyor"
"Hayır kızım. Eğer gelirsen Ayça kızın ne olacak? Oğlum Hazar? Seni kapıda bekleyen onca insan varken burayamı geliceksin?"
"Baba... Yapma"dedim. İçlene içlene ağlamaya başladım. "Oğluma bir kere sarılayım kokusunu içime çekeyim" minik çocuk yüzü atmış şekilde bana bakıyordu nefes alamıyordum.
"Torunum benimle yavrum. Sen diğer torunuma bak gözüm arkada kalmasın"
"Deme öyle" dedim ağlayarak konuşmakta zorlanıyordum.
"Ağlama anne..... Bende üzülüyorum" Elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim yutkundum.
"Ağlamıyorum annem" Oğluma bakmak istediğimde Zafer Ağa oğlumu geride bırakıp bana doğru yürüdü, yürüdü tam karşımda durdu.
"Hazar oğlum sinirlidir, serttir ama sana yumuşaktır kızım. Kocana kızmayasın oğlum ve torunum sana emanet ikisini benim yerime kucakla öp olurmu güzel kızım" Zafer Ağanın dudakları titredi sağ gözünden bir damla yaş süzüldü. Yapma baba dercesine başımı salladım bir elini göğsümün üzerine attı.
"Seninde gözün arkada kalmasın emi. Torunum ve kızım benim yanımda mutluyuz. Seni bekleyen kişiler var herzaman dik dur. Kalbinin sesini dinle kocanı aileni sev say. Saygıda kusur etme, şunuda diyeyim Hazar'ın burnundan yaptıklarını fitil fitil getir benden sana izin kızım sivri burnunu sürt sürt ki değerini bilsin " Başımı hafif sağa yatırıp arkadan bana bakan oğluma baktım gülümseyerek bana el sallıyordu.
" Hoşçakal anne " O anda Zafer Ağa beni o kapıdan geri itekledi.
******
" Defıbrilatör getirin haydi! "Dedi Rıdvan kalp masajını yapmaya devam ederken. Getirdiler. Kaşıklarını alıp jel sürülmesini bekledikten sonra Sahra 'nın göğsüne yerleştirip şoku verdi. Herkes pürdikkat cihaza bakıyordu. Cihazdaki ses ise hiç değişmedi.
" Hocam "dedi Asistan doktor Aslıhan korku içinde.
" Yüzde elli yap"dedi Rıdvan. Ayarlandı.
"Hazır" dedi hemşire. Tekrar göğsüne yerleştirip şoku verdi. Cihazdan ses yine değişmedi.
"Yüzde seksen yap" dedi Rıdvan.
"Hazır" dedi Hemşire. Göğsüne tekrar yerleştirip şoku verdi. O anda Cihazdan ses geldi kalp atış değerleri düzeldi tekrar kalbi atmaya başlamıştı Sahra'nın. Ameliyathane deki herkes sevinçten gülümsedi. Rıdvan terleyen alnını dirseği ile sildi.
"Hocam hasta geri geldi. Yaşıyor" dedi Asistan doktor Doruk. Rıdvan minik tebessüm ile Sahra'ya baktı.
"İyi iş çıkardın Sahra. Evinde seni güzeller güzeli kızın bekliyor. Bitti artık acın olmayacak" Rıdvan tekrar asistanlarına baktı yarayı kapatmaları için emir verdikten sonra ameliyathaneden gönül rahatlığıyla çıkmıştı.
******
"Niye hâlâ çıkmadı? Sorunmu var?" dedi Hazar tedirgin bir şekilde. Hastane kolidorunda bir sağa bir sola volta atıyordu. Hakan duvara yaslanmış bir şekilde öylece ameliyathane kapısına bakıyordu.
Kaya bir kenara çömelmiş bir şekilde etrafında stresten dönen Hazar'ı izliyordu. Hayat koltuğa oturmuş sıkıntıdan tırnaklarını yerken Ahmet karısının elini sıkıca tutuyordu.
İdil Kadir abisine sarılmış bir şekilde sessizce ağlıyordu. Cihan ve mete hastane havasından bulanıp dışarı çıkmıştı.
"Yok durmayacağım" dedi Hazar ameliyathane kapısına yöneliyordu ki bir kaç adımda Kaya kolundan tutup durdurdu. Hazar sert bakışlarıyla Kaya'ya baktı.
"Böyle yaparak eline hiç bir şey geçmez Hazar"
"Lan! Kaç saat olmuş hâlâ biri çıkıp bir bok söylemedi içeride karım ne halde bilmiyoruz" Sesi hastane kolidorunda yankılanır iken. İdil sinirli bir şekilde göz yaşlarını silip Hazar 'ın karşısına belirdi.
"Sen ne diyorsun? Şimdimi karını önemseyesin geldi? Karını karnı burnunda evden kovarken aklın neredeydi? Ha söylesene!" İdil son demlerini yaşıyordu bunca aydan sonra arkadaşını acılar içinde bırakan kocası şimdi gelmiş niye karım çıkmadı diye bağırıp çağırıyordu susacak değildi.
" İdil sus! "Dedi Hakan sesini yükselterek.
" Ne sus! Bu adam için mi susacağım. Pardon kendisi Ağa dimi çok sinirli. Sahra her gece kan kusarken neredeydin? Ya.... Kendi kızını bile desteği olmadan doğurdu...... Hiç mi acıma duygun yok senin kendi hastalığıyla savaşmak yerine kızına kendini adadı kadın. Her gece senin için göz yaşı döktü bu mu senin kocalığın? Gelmiş burada karım, karım diyorsun birde salak adam! " İdil daha fazla konuşamadı. Kaya kuzenini kollarının altına alıp sardı İdil hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Hazar birşey diyemedi. Haklıydı karısını tek bırakmıştı. Kızını tek bırakmıştı ama elinde değildi ağaların bu ani çıkışması Sahranın üzerine verilen hüküm yüzünden bir yere gidemedi üstüne babasından kalan Ağalık şirket işleri kayıp acısı üst üste gelmişti herşey.
Herkes Hazar'ı Sahrayı baraktığını zannediyordu ama Hazar bırakmamıştı. Karısının üzerine atılan hükmü kaldırmak için savaştı her an her dakika aklında iken nasıl bıraka bilirdi kendisi yoktu evet ama varlığı yanındaydı.
Peşine adam takmam deyip adam takmıştı lakin her hastaneye gittiğinde kızı için gittiğini zannedip pek araştırma yaptırmamış tı işte buna pişmandı Hazar.
Rıdvan doktor ellerine ovuşturarak ameliyathane kapısından çıktı onu görünce herkes bir anda ayaklandı İdil yaşlı gözlerini sildi. Hazar iki üç adımda doktorun karşısına geçti.
"Sahra nasıl? İyimi?" Rıdvan doktor ilk bir süre Hazar 'ı süzdü.
"Siz hastanın neyi oluyorsunuz?"
"E-Eşiyim" Rıdvan doktor anladım dercesine başını salladı.
"İşiniz çok riskli bir ameliyat geçirdi. Tümörü sorunsuz temizledik lakin o anda karınız değerleri düştü kalbi durdu gerekli müdahaleler ile kalp atışlarını düzene soktuk. Bir sıkıntısı yok bundan sonra sadece iyice dinlenmesi ve üzüntü stresten uzak durması gerekiyor " Herkes rahatlancasına nefes verdi. Hazar huzurla gülümsedi.
" Çok şükür allahım "dedi İdil gülümseyerek.
" Peki hastalığının tekrarlanma gibi bir olasılığı varmı? "dedi Hakan.
" Yani evet bazı hastalarda tekrar olma olasılığı ola biliyor. Ama Sahra hanım oldukça güçlü bir kadın sağlıklı beslenirse tekrar yaşanacağını zannetmiyorum. "
" Eşimi göre bilirmiyim? "
" Ameliyattan yeni çıktı ama hayati tehlikesi sürüyor geçirdiği atak yüzünden yirmi dört saat müşahade altında kalacak. Sadece beş dakika göre bilirsiniz "
" Sağolun doktor bey"dedi Hazar.
"Tekrardan geçmiş olsun" dedikten sonra yanlarından ayrıldı Rıdvan doktor. En büyük olasılığı atlatmışlardı Sahra iyi olsun gönlünü her şekil almaya çalışmaya rağzıydı Hazar.
Hazar hemşireyi takip edip Ne dediyse ikiletmeden yapmış, istediği herşeyi giymişti. Minik adımlar ile Sahra'nın odasının kapısına ilerledi. Kapıyı açıp aynı sessiz adımlarıyla içeri girdi. Pembe örtülü hastane yatağında yatan karısına baktı Hazar.
Sahra'nın etrafını çevreleyen sayısız cihaz görünce duraksadı. Odada sadece cihazlardan yükselen kalp ritim sesi vardı. Az önce kalbinin durduğunu söylemişti doktor. İlerlecek gücü kendinde bulamadı. Bu Sahra değildi yatakta yatan ceset ten farksızdı. Odanın sol köşesinde duran tabureyi kenarı çekip oturdu. Derin nefes verip bakışlarını karısına odakladı.
Beyaz teni sararmış, koyu kestane saçları dağılmış, her zaman zarif duran yüzü ifadesizdi. Kaburgasına ince bir sızı doldu Hazar'ın. "Sahra" dedi en sonunda kısık bir sesle. "Ben seni böyle mi bıraktım kır çiçeğim"
Sessizlik.
Kendi kendine sırıttı bir anda Hazar.
"Kır çiçeğim..... Sana bunu uyanık olduğunda söylesem ela gözlerinde masum masum bakardın şimdi bana." gülüşü yavaşça soldu. "Sahra..." dedi titrek bir ses ile. Koca eliyle damar yolunun takılı olduğu eli sıkıca kavradı. Bu eli ilk defa uyurken tutuyordu. "Şimdi elini tuttuğumda ürkek bakışlarınla bakardın bana özür dileyip seni bir anda öpeceğim diye"
Sessizlik.
Gözlerindeki göz yaşı bulutu büyüdü. Görüşü bir anda bulanıklaşıp yanağına doğru usulca aktı göz yaşı. "Özür dilerim... Seni bıraktığım için gitme demediğim için. Çok kızıyorum kendime biliyormusun sen benden ayrılmak istediğini sanıp git demiştim sinir anında. Aslında benden kopmak için değil acıma acı katmamak için benden gitmiştin. Neden yaptın bunu Sahra? " Göz yaşlarının ıslattığı yanaklarını avuç eçiyle sertçe sildi.
" Seni unuttuğumu belki zannettin ama unutmadım. Bir kere seni yazmışım kalbime bilmeden seni bilmişim. Her zerreni. Belki inanmaz sın ama güllerinle bile konuşmaya başladım. Neden onlarla çok vakit geçirdiğini şimdi anlıyorum çünkü sessizlikleriyle huzur veriyorlar. Aynı senin gibi " küçük tebessümü bir anda büyüdü " Başım ağrıdığı zaman sürekli beni tek bırakmak istiyordun. Başımı dinleyeyim diye bende sana hep derdim ki " Sen varkende başımı dinleye biliyorum" Sende güllerin gibiydin sessiz ama güzel. "
Sessizlik.
Gözlerini kapatıp bir süre cihazdan kalp atışlarını dinledi Hazar.
" Kızımızı çok merak ediyorum. Kaya erkek düşmanı olduğunu söyledi sencede öyle mi kızımız? " dudaklarını dişledi Hazar. Tuttuğu eli nazikçe okşadı. Kapı açılınca kim geldi diye bakmadı karısına bakmaya devam etti.
"Bey efendi çıkmanız gerek" dedi Hemşire. Hazar huzurla karısına baktı okşadığı ele eğilip damar yolu açılan eline yumuşak bir buse kondurdu.
" Korkma artık Sahra ben senin her zaman bir adam arkanda olacağım. İki cihan bir araya gelse seni ve kızımı benden kimse ayıramayacak....... Ayıramazda. Sadece bekle, kendimi sana affettirmek için elimden geleni yapacağım sadece bekle kendine iyi bak olurmu? "
Sessizlik.
İçi cayır cayır yan ada tuttuğu eli yavaşça bıraktı Hazar. Kapıdan çıkmadan önce son kez baktı Sahraya gözlerini açıp o ela gözleri bir ihtimal görebilmek için ama açmadı.
Hemşireden ikinci uyarıyı alınca odadan çıkmak zorunda kaldı. Sahra için hayat yeniden başlıyordu iyisiyle, kötüsüyle belkide bu veda değildi bir başlangıçtır.
Eserime cumartesi günü birden fazla bölümler yayınlayacağım o zamana kadar sağlıcakla kalın sizleri seviyorum.


