"Kendin git gör Hazar. Söyleyeceğimi zannediyorsan nah! söylerim" Kaya elindeki sigarayı küllüğe koyduktan sonra istemsizce gülümsedi.
"Adını ne peki? Bari onu söyle"
"Cık. Madem bu kadar çok merak ediyorsun karın sabahın altısında doğum yaptığında durup görseydin kızını Hazar Ağa. Ha şunu söyliyeyim senin bu kızdan çekeceğin var tam bir erkek düşmanı" Hazar kederli bir şekilde Kaya'ya baktı işte hiç istemediği, sormadığı bir cevap vermişti.
" Valla mı diyorsun? "
" Vallahi Allah yardımcın olsun " Hazar eyvallah dercesine başını salladı. Ardından ayağa kalkıp salondan ayrıldı Kaya sakince koltuğa yayılarak uzandı kolunu alnına atıp gözlerini kapattı ki yüzüne gelen yastık ile atan kişiye bakmak için yüzündeki kolunu kaldırıp Hazar'a ters ters baktı.
" Ne atıyorsun lan göt" Hazar gülümsedi.
"Kalk lan birde yatıyor"
"Ne yapayım? Nöbet mi tutayım?"
"Yok bizde misafirlere nöbet tutturma gibi bir geleneğimiz yok."
"İyi o zaman siktir git Hazar kızın zaten tümgün uyutmadı bari burada kafa dinliyeyim"
"Lan kalk siktirme belanı şimdi. Gidiyoruz"
"Nereye?" Bak şimdi " Dedi Hazar işaret parmağı ile kapının olduğu yeri gösterdi Kaya ise onun gösterdiği yere aval aval baktı." Şuradan gittik mi sürat köprüsü varmış oraya gidiyoruz kardeşim. Lan kalk beni deli etme İstanbula gidiyoruz " Kaya tek hamlede kendini düzeltip kalçasını üzerine oturdu.
"Gidecen yani? Ben inatlaşacağını düşünmüştüm"
"Aşkta gurur olmaz diyen sen değilmiydin. Sikmişim gruru karımı ve kızımı alıp geleceğim şu hükümde karımın üzerinden kalkar"
"Ha şimdi karın oldu? Bir aydır neyin di?" Hazar eline aldığı yastığı tekrar Kaya ya doğru fırlattı. Kaya yastığı havada yakalayıp ayağa kalktı deri ceketini giyip telefonunu cebine attı.
"Kaya bir an düşünüyorum iki yılda iki üç cümle konuşan sen bana gelince maşallah bül bül oldun anasını satıyım" Kaya istemsizce kahkaha attı.
"Hoşuma gidiyorsun oğlum ne yapalım" Hazar ters bir bakış atıp ceketini eline aldı ardından evden çıktılar. Arabalarına doğru yürürken Kaya aklına takılan soruları tekrar sormaya devam etti.
"Hazar Dicle ne olacak?" Hazar gözlerini bir süre kapatıp derin nefes verdi.
"Birşey olmiyacak babasının evine gidecek. Nergis yapacağını yaptı haberimiz olmadan kendi yiğenini bana yamamaya çalışıyor kızda istemiyor zaten sevdiği varmış kimsede takmıyordu o iş boş. Zaten her nereye baksam, aklımda şu taş kalbimde Sahra varken başka kadına bakmak kişiliğime yakışmaz. Bilirsin bir kere sevdalandık mı sümük gibi yapışırız"
"Buse?"
"Sadece yılların hatası onun yüzünden iki kaybım oldu umurumda bile değil aslında o kalbimde değildi sevmemişim sadece ben onu kalbimde olduğunu zannettim asıl kalbime sineni Sahra olduğunu o gittiğinde anladım"
"Akıllanmana sevindim" Hazar Kaya'nın ensesine bir tane yapıştırdı.
"Siktir git Kaya" Kaya tekrar kahkaha atıp iki side arabalarına bindi.
*****
Saatler geçmek bilmiyor. Ayça beşiğinde mışıl mışıl uyur iken öylece etrafa baktım. Herkes uyanmıştı onlar kahvaltı eder iken ben odada kızımla kalmayı tercih ettim. Biraz sonra hastaneye gidecektik ayağa kalkıp kızımın yanına gittim yanaklarını, göğsünü, ellerini kokusunu içime çeke çeke öptüm. Kapı açılma sesini duyunca bakışlarımı kapı yönününe çevirdim.
"Sahra hazır mısın?"
"Hazarım" dedim İdil'e bakar iken. İdil köşede duran eşya çantamı aldı kızım konakta kalıcaktı Zuhal hanıma emanet ettim kızımı. Hayat o karnıyla benim mızır kızıma bakmayacağı için Şerwan Ağa ve Zuhal hanım kızıma bakmak istedi geri kalan ev ahilesi benimle gelicek ti.
Ya onlarla bir sağ salim çıkacaktım yada onlar enim cenazemi çıkaracaktı.
Uyuyan kızıma son kez bakıp kokusunu içime çeke çeke öptüm. "Uslu dur olur mu annem. Zuhal teyzeni üzme geleceğim" üzerini hafif örtüp odadan çıktım
Herkes avludaydı Zuhal hanım titreyen dudaklarıyla bana baktı sonrada sıkıca sarıldı.
"İyi olacaksın kızım"
"İnşallah. Kızım sana emanet Zuhal hanım"
"Gözün arkada kalmasın kızım" Başımı onaylarcasına salladım. İdil ve Hakan bana baktı gitme vaktiydi konağın kapısına doğru ilerledim başımı çevirip benim odamın penceresine baktım kızım o odadaydı ve ben gidiyordum. İstemsizce gözümden bir damla yaş süzüldü ardından konaktan çıktıp arabaya bindim.
"Sakın kötü şeyler düşünme sağ salim çıkacaksın" dedi İdil bana morel verircesine.
"Hayırlısı İdil. Herşey o hastanede belli olacak" titreyen dudaklarımı birbirine bastırdım akan göz yaşımı elimin tersiyle sildim. Hastaneye gidene kadar kalbim küt küt attı kalbim sıkışıyor du içim yanıyordu daralıyordum.
*******
Hazar ve Kaya hâlâ yoldaydılar bir petrolda durdular. Kaya arabadan indiğinde Hazar ardından kendi arabasından indi.
"Ameliyata girdimi?" dedi Hazar endişeli bir şekilde. İçindeki his onu yiyip bitirecek ti.
"Daha girmemiş. Hakan ile konuştum şimdi yola çıkmışlar biraz sonra varırlar"
"Birşey olmaz dimi?"
"Allahın izniyle olmaz kardeşim"
"Kendime o kadar çok kızıyorum ki onunla hastaneye gitmediğime. Gittiğimde bile kendi acımın derdinde olduğum için bir kere bile doktora neyi var diye sormamıştım eğer sorsaydım böyle olmazdı"
"Son pişmanlık neye yarar. Hadi geç kalmadan gidelim az yolumuz kaldı" Hazar derin nefes verip arabasına geri bindi. Eğer karısına birşey olursa kendini asla affetmeyeceğini çok iyi biliyordu.
*****
Araba hastanenin kapısının önünde durdu. O an kalbim daha fazla hızlandı. Hakan'a baktım sorun yok dercesine bir bakış attı omzumdan tutup birlikte içeri girdik. Önce doktorun odasına gidip gerekenleri konuştuk ardından bana ayrılan odaya geçtim. Sadece İdil ve ben vardım. Hazırlanmam gerekiyor du.
"Bunları giymen lazım" dedi İdil. Bir süre elindeki hastane eşyalarına baktım mavi bir elbise gibi bir eşya.
"Ben kendim giyerim" dedim boğuk sesimle İdil'in elindeki eşyayı alıp banyoya gittim. Sessizce ağlayıp eşyalarımı çıkardım ardından bana verilenleri giydim. Aynadan kendime baktım çökmüştüm mavi bir hasta eşyasını içindeydim suyu açıp yüzümü yıkadım dik durmalıydım. Kapının tıklanması ile durdum.
"Sahra gitmemiz gerek" Evet gidiyordum zaten İdil hatırlatmana ne gerek vardı şimdi. Havlu ile yüzümü kuruladıktan sonra banyodan çıktım birkaç hemşire odada öylece bana bakıyordu. Koluma damar yolu açıldı gerekli tedavileri kontrollerim yapıldı gitme vaktiydi. Sedyeye geçip uzandım bas basya gidiyordum İdil elimi ameliyat haneye kadar bırakmadı. Taki o kapı açılma sesi gelene kadar.
"Korkma biz buradayız" dedi İdil en son duyduğum ses arkadaşımındı ölmekten korkmuyordum. Kızım ve Hazar'ı bensiz bırakmaktan korkuyordum.
*****
Hazar ve Kaya hastaneye sonunda gelmişti koşar adımlarla görevlilerden ameliyathane yerini öğrendiler adımlarını hızlandırdılar ameliyathane kapısının önünde tanıdık yüzler vardı. Ahmet kardeşi Hayat vardı diğer tarafta İdil, Cihan, Hakan, Kadir, Mete, Bekir vardı karısı ameliyat 'a girmişti. Sulu gözleri ile ona bakan kardeşine baktı Hazar.
"Abi" dedi Hayat titreyen sesiyle. Koşup abisine sıkıca sarıldı Hazar kız kardeşinin saçlarına bir buse kondurdu. Hayat abisinin gelmesine sevinmişti tek dileği yengesinin bu ameliyat tan sağ salim çıkıp abisi ile olan arasını düzeltmesi.
"Kaç saat oldu ameliyata gireli?" dedi Hazar nefes nefese.
"Bir saat. Hâlâ neden çıkmadı bizde bilmiyoruz "dedi Hakan. Hazar öylece ameliyathane kapısına baktı.
" Allahın izniyle birşey olmiyacak sağ salim çıkacak karın "dedi Hakan. Hazar'a bakarak. Hazar denileni duymadı kulakları çınlıyordu kalbi sızlıyordu içinde karamsar bir duygu vardı. Karısını kaybetme korkusu vardı Hazar da.
*******
Ameliyat olduk ça riskli ama bir okadar da iyi geçiyordu gerekli tümörü temizlemeye devam etti doktor. Zafer Ağa öldüğünde çocuklarına.... Karısına veda edemedi. Acı böyle birşey mi? Ömür boyunca yanında yaşayacağın zannettiğin insanın sonsuza dek gitmesi ondan geriye kalan sadece bir toprak olması.
Sahra yanında olduğu insanlara veda etmişti içten içe kızını son kez görecekmiş gibi tüm gece ağlayıp kokusunu içine sine sine çekti sonumuydu bu?
"Durum nedir" dedi Doktor Rıdvan tümör parçasını çıkarırken. Hemşire tümörü doktorun elinden aldı.
"Sıtabil" Dedi Hemşire Zena. Rıdvan'ın yüzünde istemsizce tebessüm oluştu.
"Güzel." Parçaladığı son tümör parçasını da alıp hemşireye verdi Rıdvan. Yeniden çekilip asistanlarına baktı. "Hastayı kapata bilirsiniz. İyi iş çıkardınız" Asistanları istemsizce gülümsedi Rıdvan yerini asistanlarına vermek için geriye adım atacak iken.
Hiç ummadıkları birşey oldu Sahranın normal olan tüm değerlerini gösteren alet düz çizgi olmuştu. Monitörden yükselen sesle herkes öylece kaldı. Kesintisiz, upuzun ber ses.....
Kalbi durmuştu.
"Rana şok cihazını getir!" Hemşire şok cihazını hızlı bir şekilde hazırlar iken Rıdvan kalp masajı pozisyonuna geçip Sahra'nın göğsüne bastırmaya başladı. Peş peşe kalp masajı yaptı.Lakin durum değişmedi. Uzun kesintisiz çizgi ve kulak yırtan ses devam etti. Durmadı Rıdvan devam etti.
"Hadi Sahra seni bekleyen ailen var şuan olmaz" Sahra'nın tüm değerlerini gösteren düz çizgi sesi tüm ameliyathaneyi inletiyordu. Doktor Sahranın yaşaması için çabalıyordu kalbi durmuştu çünkü. Evde onu bekleyen bir bebeği vardı. Kapının önünde onu ve kızını almak için bekleyen kocası vardı. Kapının ardında onu yeni bekleyen hayatı vardı.





