İçeriğe geç

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 45 · 7 dk okuma

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 45

Bölüm 45:

Hayat bazen çok acımasızdır. Vurulmak istemediğin yerinden tam on ikiden vurur seni. Sahra tam kalbinden vurulmuştu önceden tek korkusu Hazar'ı sevmek iken şimdi ise Hazar ve Kızına bağlanmaktan korkuyordu her bahar aşkın bahtına bir ümit düşer sonra bir bakmışsın inceldiği yerinden kırılmaya başlamış. Sevse hayal diye geçer gider zanneder ama öyle olmuyor. Gözlerindeki yeşilliği ezbere bilir Hazar 'ın kendisini seveceği hayalden ibaret Sahra için aynı şekil Hazar' a da geçerli karısının onu sevmeyeceğini. Sevmediğini düşünüp bu yola girdi karşı çıkmadı o kadına ödemesi gereken bir hayat vardı ondan ayrı kalırsa onsuz kızı ile mutlu yaşacağını zannetti Hazar. Kendisi kızı ve karısı olmadan hayata bir şekil devam edeceğini düşündü ama yanıldı her an Sahra aklındaydı.... Her an Sahra'nın aklınday dı Hazar. İmkansız aşk bu olsa gerek.

Ayça'nın ağlaması evi inletirken yüz üstü göğsüme yaslayıp belini nazikçe ovalamaya başladım.

"Sancın var kızım biliyorum annem" dedim etrafta dolanarak kızımın sakinleşmesini bekliyordum. Başına bir buse kondurdum. Hâlâ ağlıyordu bir aylık olmuştu kızım kırkına kadar Keşanlıların konağında zorla kaldım Zuhal hanım bebeğimin kırkını çıkardıktan sonra Ahmet ve Hayat'ın evine yerleştim.

"Ağlama kuzum, ağlama annem bende ağlıyacağım şimdi ama" dedim ağlamaklı sesimle her ağladığında benimde ağlayasım geliyordu boğazımın tam ortasına yumru oturuyordu sanki.

"Susmadı mı?" dedi Hayat. Tam bir anne simasını bürünmüştü karnı daha fazla büyüdü güzelliğine güzellik atmıştı oğlu.

"Aşı vuruldu ya çekeceğimiz var bu gece"

"Desene uyku haram"

"Öyle" dedim ağlayan kızımın sırtını ovalamaya devam ettim. Ağlayarak titreyen dudaklarına baktım istemsizce dudaklarım büzüldü şuracıkta ağlaya bilirdim.

"Öyle yapma Sahra. Sen ver bana bakim" dedi Ahmet. Direk yanıma gelip ağlayan kızımı elimden aldı benim yaptığım gibi göğsünün üzerine yüz üstü yatırdı ayaklarını tutup kendine doğru yukarı çekti boşta kalan eliyle belini nazikçe tutup yavaşça bir sağa bir sola sallanmaya başladı.

"Sustu" dedim şaşkın şekilde. Hayat kıkırdadı Ahmet kızımın saçlarına bir buse kondurdu.

"Sancısı var Sahra ayaklarını onun karnına doğru hafif çekersen azda olsa ağrısını alır" O an Hayat 'a baktım kocasına hayran hayran bakıyordu. Hayat çok şanslıydı Ahmet gibi bir eşi vardı bebeği de şanslıydı Ahmet gibi bir babası olacaktı. Bu hayatta şanssız taraf hep benmiydim? Acımısızlık bu.

"Çok akıl verdin Ahmet bey. O zaman kızım sende, bende bir keyif kahvesi içeyim içmezsem patlayacağım" dedim gülümseyerek Hayat'a baktım.

"Emin ellerde" Dedi Ahmet. Merdivenlerden kızımla odaya çıkar iken Hayat'ın koluna girip mutfağa doğru ilerledik. Hayat sandalye çekip oturdu bende tezgaha doğru ilerleyip kahve fıncanı çıkardım.

"Hazır mısın?" dedi Hayat. Önce bir süre hareketsiz kaldım ardından cezveye kahve koydum.

"Hiç olmadığım kadar"

"Abime neden söylemedin?"

"Söylesem ne yapacaktı? Hayat" cezveyi tüpe koyup Hayat'a baktım kalçamı tezgaha yaslayıp kollarımı göğsümde birleştirdim.

"Bir koca ve babanın yapması gerekeni. Karısının yanında durup kızına bakması" İstemsizce gülümsedim hiç olmayacak bir hayaldi bu çünkü. O kırk gün bana ölüm gibi gelmişti her gece salya sümük ağladım saatlerce aramasını bekledim. Bebeğim ağlarken onu beşiğinde tek bırakıp banyoya gidip kan kustum defalarca.

" Nerede peki? Sen bir koca veya baba göre biliyormusun? Hayır çünkü yok Hayat. Abin istese beni bulurdu bebeğini bulurdu ama bulmadı aramamayı tercih etti."

" Belki onunda kendine göre nedenleri vardır "dedi masum bakışıyla. Kahveyi fincana dikkatlice doldurduktan sonra masanın üzerine koyup Hayat'ın karşısına oturdum.

" Benimde nedenlerim var Hayat. Mesela yarın ameliyata girmem gibi o masada kalırsam.... "sustum burnumdan derin nefes verdim ve ekledim:"o zaman babasının yanına kızım gidecek. Eğer o masadan sağlam çıkarsam işte o zaman kızım ve benim için hayat yeniden başlayacak. Kızımı alıp buralardan gideceğim tüm aileyle irtibatımı keseceğim "

" Bizle belimi?"

"Sizle bile" Açık açık konuşuyordum. Bu saatten sonra eski Sahra yoktu sadece kızı için savaşan Sahra vardı.

"Seni ilk defa gözü kara görüyorum Sahra. Hem abimin yanında ağlarken gittiğinde mutlu olursun zannetmiştim de hıçkırıkların odamıza kadar geliyor ben değişen birşey göremiyorum" dedi Hayat. Kahve fincanımla bir süre oynadım konuşmadım. Kahvemden bir yudum alıp ellerimi masanın üzerine koyup birleştirdim ağlamak istemiyordum ama beni o kıvama getiriyorlardı.

" Ahmet seni konağa ilk bıraktığında ne hissettin?" Dedim. Hayat'ın gülümsemesi bir anda soldu.

"Berbart"

"Evde kavga ettiğinizde günlerce ağladın ne hissettiğin?"

"Hayal kırıklığı" diye cevapladı anında.

"Ahmet'i günlerce odada ağlayarak bekledin dimi?" Başıyla onayladı. Terleyen avuçlarımı peçete alıp sildim ardından sandalyeye sakince yasladındım.

"Ve beklemene değdi yanına gedi. Peki sana kendi ağzıyla def ol git dedimi? Hayır. Sana fazla bile kaldın dedimi? Hayır. Sana günlerce ne zaman diye sordumu? Hayır." Dirseklerime masaya tekrar yerleştirip Hayat'a yaklaştım. "Senin kocan senden ayrıyken başka kadın ile buluş tumu?" Hayat sessiz kaldı. Hafif gülümsedim gülümsemem ile göz yaşlarım benden izinsiz akmıştı. "Tabiki de hayır. Hazar bunların hepsini yaptı Hayat gözümün içine baka baka hemde. Karısı burada yaşamak için savaşırken kızı sancılardan tümgün ağlıyor. Bir baba ve koca olarak yanımızda durması gerekir iken hani nerede? Yok çünkü kendine başka bir yavuklu buldu "Akan göz yaşımı gülümseyerek sildim ve ayağa kalktım.

" Şimdi anlıyormusun neden günlerce kızım ile beraber ağladığımı. Benim arkamda kimse yok Hayat yaşamak zorundayım ve kızıma bakmalıyım."

Hayat masum bakışları üzerimdeyken mutfaktan çıktım.

" Of! Sahra bir kocanında sensiz harap olduğunu. Senin gidişin ve boşanmanın üzerine diğer ağaların buna karşı çıktığını abim sırf sana ölüm hüküm kararı çıkmasın diye bir aydır ağaların karşısına alıp çabalamasını bir bilsen keşke" dertli bir şekilde kahvesinden son bir yudumunu alıp ayağa kalktı Hayat. Kendisi de farkındaydı abisi ve yengesi birbirleri olmadan mutlu değiller ikiside acı çekiyordu ama yinede birbirlerini yanlış alıyorlardı. Mardin de karısına gelen hükmü kaldırsın diye çabalayan kocasını bilmiyordu Sahra. Hazar ise de İstanbulda hastalığıyla başa çıkmaya çalışan karısını bilmiyordu.

******

Hasvet Ağa elini masaya sertçe vurdu. "Bu nedemek tir? Hazar Ağa. Ben iki yıl önce bu hüküm yüzünden kızımı kaybettim ve bu hükmü siz onayladınız ve şimdi buraya gelmiş bu hüküm olmayacak diyorsunuz" Hazar ellerini yumruk yaptı bu olay çok fazla uzamıştı.

"Senin kızın kocasının izni olmadan başka bir adamın yanına kaçtı yetmedi ondan çocuk yaptı Hasvet Ağa. Ben karım ile anlaşmalı boşandım tüm ailenin haberi varken benim karım ile senin kızını sakın bir araya atma"

"Peki Dicle kızım ne olacaktır?" dedi Salih Ağa. Nergis hanım yapacağını yapmıştı Salih Ağanın evine gidip aklıca Dicle kızını Hazar'a yamalayacaktı kendi işine geleceği için Hazar ile evlenmesi için elinden geleni yapıyordu. Hazar bu durumun içinde Nergis ile uğraşmak istemediği için sadece hüküm kararı ile uğraşıyordu.

"Dicle kızını Nergis hanım getirdi Salih Ağa kimsenin haberi olmadan. O konuyu kendi yiğinenle kes. Ne Dicle bu evliliği istiyor nede ben kızınız hayatını boş yere yakmayın"

"Hükmü tek şartla bırakırız" Dedi Kalender Ağa. Hazar pür dikkat konuşan ağalara baktı.

"Nedir?" dedi Güneş Hanım.

"Eğer bu hüküm kalkacaksa kızını ve karını yanına tekrar alırsın. Burada töre böyle Hazar Ağa kimse değiştiremez. Buradan gelinlikle giren kefeniyle çıkar. Bu son toplantıdır Hazar Ağa Vandan bir aydır şu hüküm yüzünden gelip gidiyorum bu hüküm yüzünden onca kadın ve adamlar öldü buraya gelmiş anlaşmalı boşandım diye bir kenara kestirip atamazsın " Hazar burnundan derin nefes verdi. Bir aydır karısı için çabalıyordu Hazar her türlü yolu denedi ama olmadı son kararı vermişlerdi bu konağa gelecekti peki Sahra gelmek isteyecekmiydi?

" Tamam. Madem öyle diyorsunuz haklısınızdır. Sahra gelinim ve torunum en kısa zamanda tekrar buraya gelecektir. Ama birinizin ona zarar vermeye çalıştığını duyarsam o zaman gerçek hükmü ben başlatırım" dedi Güneş Hanım oğlunun hali ortadaydı. Kendini öne sürerek konuşmuştu.

"Sadece bir ay. Bir ay mühlet size benim kızım toprağın altında hâlâ ciğerim yanar evde torunum ağlar buraya gelmiş hüküm kalksın diye uğraşıyorsunuz. Ya buraya gelecek yada ölecek buda son karanamızdır" dedi Hasvet Ağa. Hazar Hasvet ağaya ölümcül bir bakış atarken Güneş Hanım oğlunun bacağını tuttu Hazar bu her an ne yapacağı belli olmuyordu. Ağalar konaktan çıktıktan sonra Dicle, Hazar ve Güneş Hanım öylece avluda oturdukları yerde kaldı.

"Anne bu asla olmayacak" dedi Hazar dişlerini sıkarak.

"Olmak zorunda oğlum. Koca bir ay geçti hüküm kararı değişmiyor bu topraklarda yaşıyorsan bunları göze alacaksın" Hazar iki elini yüzüne atıp sabır çekercesine bıkkınlık la sıvazladı yüzünü.

"Ona yine aynı acıyı yaşatamam. Kendi gitmek istedi beni en kötü günüm de bu kararı yüzüme vura vura söyledi. Şimdi ona git demişken gidip tekrar benimle geliyormusun mu diyeceğim?" boğazına yumru oturdu Hazar'ın. Onsuz yaşaya bilir zannetti ama olmuyordu her nereye baksa gözü ela gözlü karısını arıyordu karnındaki kızı burnunda tütüyordu. Günlerce odada Sahra yok diye uyumamışlığı bile oldu yokluğu ona koymuştu hemde okkalı bir şekilde.

Bölüm sonu

14 yorum