İçeriğe geç

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 44 · 5 dk okuma

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 44

Bölüm 44:

"Sahra hanım gerekli tahliller yapıldı sonuçlarınız bu dosyada." dedi Doktor. Derin bir nefes verdim Hakan'a baktım. Kızımı İdil'e verdim arabada Cihan ile bekliyorlardı.

"Sonuç? Kan-Kanser kaçıncı evre" dedim titreyen sesim ile.

"Gırtlak kanserlerinin üç evresi vardır. Birinci evre. İkinci evre ve üçüncü evre sizinki ise üçüncü çevreden oluşmaktadır. Daha büyük bir boyuta dönüşmüş olan tümör, tiroit bezinin iç kısmına ya da gırtlağın üst kısmına doğru büyüyebilir. Daha fazlası olabilir ve riskleri artar. " korku dolu gözlerimle Hakan'a baktım sorun yok dercesine bana baktı.

" Peki yaşama şansım? "

" Bakın şimdi Sahra hanım. Bu hastalık sizde Bayadır var ve hiç fark etmemişsin, küçük kanser bezesi şu ana denk tümör olup gırtlak kısmınızda büyüyor. Ameliyatınız ağız içinden yapılacak lazer operasyonu ile gırtlağının yarısını kaplayan tümör den kurtulmaya çalışacağız ve çok riskli yeni doğum yaptınız kan değerleriniz çok düşük bedeniniz bu yüklü ameliyatı kaldıra bilecek mi? " göğüs kafesim sıkışıyordu ellerim titriyordu ölüm ile burun burunaydım.

" Masada kalma oranı? "Dedim.

" Sahra"dedi Hakan sorma dercesine. Dinlemedim doktora baktım.

"Yüzde seksen" odada derin bir sessizlik oluştu. Akan göz yaşımı sildim titreyen sesimi bastırmaya çalıştım.

"Tamam Yapın ameliyatı"

"Sahra ne diyorsun sen?" Dedi Hakan.

"Bir ay sonra ameliyat olmaya hazırmısınız? size risklerini açık açık söyledim" dedi doktor.

"Hazırım" dedim göz yaşımı silerken.

"Sahra! Masadan kalkma şansın yüzde yirmi ölmek mi istiyorsun?!" Bana bakarak sesini yükseltti Hakan.

"Zaten öleceğim bir anlamı varmı Hakan!" aynı şekil sesimi yükselttim. Ağlamam fazlalaşmıştı. Ellerim6ile yüzümü kapattım.

"Tamam ağlama hadi gidelim kızın seni bekliyor" dedi Hakan. Hıçkırıklarımı susturmaya çalışarak ayağa kalktım odadan çıktık. Sadece o bir ay sürecinde kızım ile vakit geçirmek ameliyata girmeden önce sonkez onu koklamak, öpmek eğerki ölürsem babasının evine göndereceğime yemin içmiştim sadece öldüğümde ben yaşarken yüzünü bile göremezler.

Arabaya bindiğimde bebeğimi kucağıma aldım mis kokusunu içime çektim. Minik mırıltısı bile kulağa hoş geliyordu.

"Mırıltını yesinler senin" Dedi İdil gülümseyerek şuan bana birşey belli etmek istemiyor ama evde sorguya çekecek belliydi. Hakan ile doktorun odasında konuşmamız dan sonra arabaya sinirli bir şekilde bindi.

"Annesinin gülü, minik kızım" baş parmağım ile yumuşak yanağını okşadım.

"Sonuç nedir?" Dedi İdil bir anda. Ayçadan bakışlarımı çevirip İdil'e baktım. Hakan omuz hizasından bize bakar iken Cihan dikiz aynasından gözlerini bize kenetlendi.

"Sonuç bir ay sonra İdil" dedim.

"Olacakmısın?"

"Evet"

"Yaşama oranın?"

"Yü-Yüzde yirmi" dedim kekelelerek.

"Sahra saçmalama olmuyorsun ameliyat mameliyat. Gerekirse yurt dışına gideriz hayır bu oran..... Hayır izin vermem"

"Senden izin isteyen olmadı İdil. Ha ameliyatta ölmüşüm ha burada. Ameliyatta en azından iki şansım var ya öleceğim ya sonsuza dek yaşayacağım. Ameliyat olmasam eriyip gideceğim kızıma bakmayacağım sen hiç kan kustun mu? Hayır sen ağrı çektin mi? Hayır ameliyat olmazsam ben yaşayamam İdil. Hazardan niye ayrıldım sence? Bu nalet hastalığım yüzümden benim ölümümle onun canını yakmayayım diye. Ben bunları göze almışken bana gelipte ameliyat olamazsın demeyin ben bunun için hayatımı... Kızımın hayatını, ailesini geride bırakıp geldim. Kızım babasını göremedi niye? Annesinin hastalığı yüzünden "

" O zaman neden ilk öğrendiğinde kaçamadın? "dedi Hakan.

" İlk öğrendiğimde Dört aylıktım ameliyat ile olacağını söylediler bebeğim varken yapamazdım. Ondan sonra zaten Zafer babam öldü Hazar'ı tek bırakmamak için orada kaldım diğer bebeğimi düşük ile kaybettim ama onun altında bu hastalığım yatıyor. Benim bebeğim hastalığım yüzünden düştü hergün kan kusuyordum. Stres çok yapınca düşük yaptım o an karar verdim Hazar dan ayrılma kararı aldım. Babası öldüğünde ayağıma yatıp küçük çocuklar gibi ağladı nededi biliyormusunuz? "Bir ölüm daha kaldıramam" dedi. Onu kendimle sınamamak için vaz geçtim. Zaten kendide onu istiyordu oldu. Bu ameliyat bir ay sonra olacak itiraz duymak istemiyorum " göz yaşımı silerken kızım ağlamaya başladı poposuna hafif vurup piş pişlemeye başladım. Herşeyi göze almışken asla vazgeçkeyecektim Hazar benden ve bebeğinde vaz geçti bende yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.

Araba Keşanlıların konağında durduğunda zılgıt sesleri geliyordu şaşkın bir yüz ifadesiyle İdil'e baktım.

"Şerwan Ağanın işi" dedi Gülümseyerek. Cihan arabadan inip kapımı açtı adımımı arabadan dışarı attığımda kucağımda bebeğimle Keşanlıların kapısının önünde duruyordum zılgıt çalan bir sürü kadın bir köşede kesilen kurban misafirler. Dediği gibi konakta şenlik vardı. O an Ateşoğlu konağında bu duyguyu yaşamak isterdim yanımda İdil, Cihan ve Hakan ile değil. Yanımda Hazar, Kıvanç ve Defne ile konağa girmek isterdim dudak büktüm sensizliğime Hazar. Belki yanımda yoktu ama onun varlığı ve kızı vardı.

"Hadi geçelim" Dedi Hakan başımı onaylarcasına salladım. İçeri geçtiğimizde Şerwan Ağa evi eşi Zuhal hanım gülümseyerek yanımıza geldiler.

"Hoş gelmiş miniğimiz" dedi Şerwan Ağa gülümseyerek bizi karşılayan adama baktım.

"Babanın ailesi veya baban olmasa bile aileni sana aratmayacak amcalara sahipsin kızım" dedim kulağına eğilerek minik mırıltısı ile onayladı diye sayıyorum.

"Ayakta kalma kızım geç otur" dedi Zuhal hanım havluyu net göre bileceğim yere geçip oturdum. Herkes mutluydu ailem olmayan insanlar benim ve bebeğim için mutluydu.

"Hadi Kaya bey sıva kollarınıda görelim kurban kesme hürmetlerini" Dedi Hakan.

"Ayıp ediyorsun amca oğlu" dedi Kaya gülümseyerek. Ceketini çıkarıp İdil'e verdi siyah gömleğinin kol düğmelerini açıp kıvırdı. Adama işaret edip büyük bıçağı eline aldı ilk elindeki bıçağı biledi ardından Cihan ve Kadir'e çenesi ile kurbanı tutmaları için işaret etti. Cihan ve Kadir kurbanı ayaklarından tutup yere yatırdı. Kaya diz çöküp kurbanın kafasını tuttu bıçağı boynunda yavaşça sürterek duasını etti. Ardından koyunun boynuna bıçağı dayayıp kesti fışkıran kan ile gözlerimi bir süreliğine kapattım.

"Bizde böyle kurbanları adamlardan çok bizim yiğitler keser" dedi Zuhal hanım. Kaya ayağa kalkıp elinin tersiyle burnunu kaşıdı eli ve üzeri kan olmuştu karizmasıda bir o kadarda vardı koca bordo bereli kaslı iri yapılı esmer komutan ona tutulmayanda ne bileyim acaba sevdiği varmıydı? Varsa o şanslı kızı görmek çok isterdim.

"Hadi amca oğlu çok izledin sıyırma sende" dedi Kaya bıçağı Hakan'a verip. İçeri geçti büyük ihtimalle üzerini değiştirecekti. İdil eline zılgıt aldı çalıp oynamaya başladı gülümseyip arkadaşımı seyrettim.

"Çekirge gibi oynuyorsun İdil" dedi Cihan gülerek. İdil Cihan'a ters bir bakış attı.

"Şu elimdekini kafanda patlatırsam o zaman çekirgeyi sana göstereceğim Cihan" dedi İdil. Çekirdek dedim içimden istemsizce yüzümde gülümseme oluşmuştu evde çekirge çekirge deyip dolaşıyordu Hazar. Gülümseyerek kızıma baktım minik pembe dudakları minicik saçları küçük, gıdığı bu benim ve Hazar'ın bebeğimiydi?

Bölüm sonu

10 yorum