İçeriğe geç

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 41 · 5 dk okuma

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 41

Bölüm 41:

Hazar sadece iki saatlik dışarı çıkmıştı. Sahra ile olan son konuşmasından sonra arabayı hızlı kullanmaya başladı ıssız yolda karşısına bir adam çıkıp çarpmıştı. Hazar ani frenle durduğunda öylece baka kalmıştı hızla arabadan inip çarptığı kişiye baktı sanırım iyiydi gözleri açıktı çünkü.

"İyimisin?"Dedi Hazar telaşlı bir şekilde.

"İyiyim. Sadece ayağım" Dedi adam ve inledi. Hazar adama yardım edip ayağa kaldırdı büyük ihtimalle kırığı vardı arabasına bindirip hastaneye götürdü gerekli işlemleri halletti hastanede çok oyalanmıştı Sahra odada tekti.

"Sizi evinize bırakayım"

"Zahmet olmasın" dedi adam mahçup bir şekilde. Hazar ayağı alçıda olan adama baktı onu bırakmak zorundaydı.

"Benim hatam. Benim yüzümden bu hale geldiniz sizi evinize bırakayım" Adam birşey diyemedi çünkü ayağı alçıdayken bir bok yapamazdı biliyordu o yüzden ısrar etmeden arabaya bindi.

"Bu satte ıssız yolda ne işin vardı?" Dedi Hazar adama bakarak.

"Sevdiğimle buluşmuştum."

"Bizim konağın oradan çıktın. Bize yakın galiba sevdiğin" Adam gülümsedi.

"Öyledir"

"Onula buluşmak için gittin sonucu alçı değermiy di?" Bir süre sessizlik oldu arabada adam alçılı ayağını oynatmak istedi ama yapmadı. Gülümseyerek Hazar'a baktı.

"Sevda..... Herşey için değer. Onun göz yaşı için yakmayacağım insan yok. Sevgi böyle birşey gülen yüzünü görmek için canını ortaya koyarsın o güzel yüzünü görmek için" Hazar o anda aklına gelen tek kişi karısı Sahra olmuştu o unun için dünyayı yakmışmıydı? hayır onun acının yaktı. Onun gülüşünü görmek için birşey yaptımı? Evet yaptı evini binlerce güller ile donattı. Sevda peki? O varmıydı?

"O kadar çok seviyorum diyorsun yani?" dedi Hazar adama yan bir bakış attı.

"Seviyorum kelimesi bile az. Sevgi dil ile anlatamayacak kadar fazladır ne kadar anlatsan da kanıtlayamazsın sevgidir bu aşktır. Bir bakmışsın bedenini kaplamış"

"Valla şuan merak ettim o şanslı kızı" Adam gülümsedi.

"Sizin var mı hayatınız da birisi?" Hazar hafif gülümsedi.

"Evliyim"

"Vay! Öndesin demek evlilik nasıl bir his? Yani sevdiğim ile evleneceğim evet ama evli kişinin ağzından duymak daha bir başka" Hazar susmuştu evliliğini nasıl anlata bilir diki? Sorunlardan evliliğini bile tadamadı.

"Yani eğer seviyorsan o evlilik güzel ilerler benim pek evlilik ilişki hakkında tavsiyem olmaz. Ben berdel ile evlendim töre yüzünden ama sana şunu diye bilirim şartlar ne olursa olsun sevdiğinin üzerine başka bir gül koklama onu sev say. Ailen bile karşı çıksa bırakma elini asla ağlatma canını acıtma hırsına yenik düşme "

" Senin karın çok mu ağladı? "

" Ağladı " Boğazına bir yumru oturdu gözünün önüne acı çektirdiği zamanlar geldi. Bir küçük kız çocuğu gibi hıçkırarak ağladığı gözlerinin önüne geldi o kadına el kaldırmıştı. Hazar hatırladıkça direksiyonu sıkmaya başladı çene kasları gerildi.

" Çocuğunuz var mı? "

"Sekiz aylık hamile karım" Ağzına almadığı kelimeyi ilk defa sahiplenerek söylemişti.

" Nasıl bir duygu baba olmak?" Hazar bunada sustu. O duyguya yaşamadı.... Yaşayamayacak ilk bebeğinin haberini aldığında kavgadan çıkmıştı Sahra haberi verdiğinde ilk defa o zaman karnına dokun bir daha dokunmadı. Bir bebeğini kendi yüzünden kaybetti diğerini ise tekme atışını bile hissedemedi. Doğduğunda ilk kendisi kucağına almayacak yumuşak elini tutup kızım deyip yanağından öpmeyecek o an Sahra Mardin de olmayacak. Yüreği sızladı Hazar'ın.

"İlk duyduğunda dünyalar senin oluyor. Karının hamilelik sürecinde onun aşermesi, dakikada sebepsiz yere ağlaması, kahkahası aylar geçtikçe karnının büyümesi ve paytak paytak yürümesi her anı güzel özellikle cinsiyeti öğrenildiğinde"

"Cinsiyeti nedir? Çok soru sordum kusura bakma"dedi edam ve önüne döndü. Hazar hafif gülümsedi.

"Kız"

"Adını düşündünüz mü?" Onada birşey diyemedi karısıyla oturup bebeğinin anısını çıkaramadı ki. Karısı yanındayken karnını okşayıp isim düşünmek bile ona çok uzaktı. Kızının ismini Sahra koyacaktı sadece annesi yanında olacaktı çünkü.

"Daha düşünmedik" dedi Hazar yutkunarak. Araba durduğunda önce kendi indi adamın kolunun altına girip arabadan indirdi. Evine bıraktıktan sonra arabasına tekrar bindi ışıklarda durunca bir kız çocuğu camına beliri verdi.

"Abi alır mısın?" Hazar ilk kız çocuğuna ardından elindeki güllere baktı anında Sahra aklına geldi bu kadın neden aklına sürekli geliyordu? iki dakika onu düşünmeden yapamıyordu. Hazar cebindeki parayı çıkardı.

"Ver bakalım güzelinden ver ama" Parayı uzattığında minik kız gülümsedi. Güllerin bakıp en kırmızı renkli olan gülü Hazar 'a verdi. Hazar güle baktı ardından kokladı.

"Sahra gibi kokuyorsun" Dedi güle bakıp gülümsedi nazikçe yan koltuğa gülü bırakıp aracı sürmeye devam etti. O an telefonu çaldı saat epey geç olmuştu. Arayan Kıvanç tı.

"Alo"

"Abi" Sıraç'ın sesi endişeli gelince kaşlarını çattı Hazar.

"Birşey mi oldu?"

"Abi Yengem yok" Ani fren yapıp durdurdu arabayı öylece baka kalmıştı gitmişmiydi yani? bu kadar çabuk mu?

"Emin misin?" dedi tereddüt içinde.

"Evet abi konağın her yerine baktık korumalar çıktığın görmüş ama sen emir verdiğin için durdurmamış"

"Doğru" dedi acı içinde kendi bu emri vermişti. Dafol git demişti. Az bile kaldın deyip kadının yüzüne vurmuştu.

"Abi hamile yengem hadi birşey olursa? arayalım".

"Hayır!" Dedi Hazar sesini yükselterek. "Kimse aramayacak sormayacak!"

"Abi biliyorsun bu bir duyulursa diğer ağalar-"

"Bu benim kararım Kıvanç diğer ağaların nedediği umurumda değil toplanılır gereken söylerim!" Kıvanç 'ın yüzüne kapattı telefonu sinirden köpürmek üzereydi az önce aklından çıkmak bilmeyen kadın gitmişti ve dediği gibi hiç ummadığın anda haberi olmadan gitmişti. Gitmek bu kadar mı kolaydı? Kolay olsaydı Hazar niye gitmedi? O konakta kaldı?

Arabayı tekrar çalıştırıp herzaman gittiği yere gitti arabadan hızlıca inip yan koltuktaki gülü aldı. Kumsala doğru hızlı adımlar ile yürüdü gülün dikenleri eline batıyordu ve avucunun içini kanatıyordu.

"Bu kadar çabuk mu vazgeçtin lan!" Bağırmaya başladı "Kolaymıydı çekip gitmek?" Elindeki güle baktı onu Sahraya verme düşüncesiyle o arabayı kullanıyordu bir kere olsun o gülen yüzünü görmek için sürüyordu o arabayı. "Güllerinde aynı senin gibi Sahra! Dikeni batıp kaynatıyor!" dizlerinin üzerine düştü göz yaşları oluk oluk akarken boşta kalan elini yumruk yapıp kuma sertçe vurdu.

"En kötü günümde bana bunu mu yaptın? Hiç mi şansımız yoktu! Benden bu kadar mı nefret ediyordun?! Babam veda etmeden gitti sende mi veda etmeden gittin? ... Bir hoşçakal demeden" defalarca elini kuma vurdu hırsını alamadı. Diğer elindeki gülü sıkıca tutuyor eli kanasa bile bırakmıyordu avucunda akan kan kuma dalıyordu. Uzandı sakin değildi üzgündü elinde karısına götüreceği gül vardı ama karısı gitmişti.

Bölüm sonu

10 yorum