"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı ilerleyip fotoğrafı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi..... ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına bir lokma bile atmıyordu. Eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı, bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı.
Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu, yemek yemiyordu, su içmiyordu, odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun" Bir süre sustu Hazar. Sahra cümlelerini tek tek yutturmuştu ona haklıydı hak etmiyordu ama bu evden gitmesine gerekli birşey değildi.
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sana çok zulüm ettim ağlattım hayatınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var?"
"Hazar çık git hayatımdan! Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!"
"Kapıdan anca kefeninle çıkarsın! "
"Ben zaten gelinliğe benzer beyaz kefe giydim inan bana gerçeğini giymek bana koymaz" Titreyen sesini bastırmak istedi ama bastıramadı göz yaşarıyla konuştu genç kadın.
"Hiç mi üzülmüyorsun?"
"Niye üzüleceğim? Sana mı? Düğünümde benim yerime sevgilisi ile dans eden adama mı üzüleceğim? Gözümün önünde sevgilisiyle öpüşen adama mı üzüleyim? Aylarca bana zulüm eden adama mı üzüleyim? Söylesene! Hayatımı maf eden adam için mi üzüleceğim!"
"Bu konaktan gitmek çok mu gitmek istiyorsun!" Sahranın yüzüne doğru eğilerek sesini yükseldi.
"Evet!" Sahra aynı şekil yaklaşıp sesini yükseltti dudakları birbirine değmek üzereydi ki Hazar öfkeyle kendini dikledi.
"Git Sahra! Defol git! Ama bu bebek doğmadan önce git eğer bu bebek ben varken doğarsa işte. Ozaman bebeğin olmadan bu konağı terk etmek zorunda kalırsın" Sahra o an hayal kırıklığına uğradı kocası ona gitme dememişti. Durdurmamıştı gitmiyorsun deyip ortalığı yıkmamıştı. Gitmesi için çabalıyordu.
"Son kararın bu mu?" dedi Sahra içlenerek.
"Evet Sahra ne halin varsa gör. Hangi siktiğimin yerine gitmek istiyorsan git! Git ki sessiz yaşamayı öğreneyim! " Kapıyı hızlı kapatı gitmişti odadan Hazar. Karısı onu en kötü gününde bırakıp gitmek istediğini söylemişti.
İdil eliyle karnımı okşadı sulu gözlerimle arkadaşıma baktım.
"Dünden razıymış İdil" Ağlamaya başladığımda İdil başımı tutup göğsüne yasladı bir anne gibi saçlarımı okşadı.
"İkiniz için en iyisi belki budur Sahra. Eğer kaderinizde varsa dünya ikiye ayrılsa bile birleşirsiniz"
********
Güne ağlamakla başladım. İstanbuldaydım yeni bir hayat yeni bir başlangıç. Benim yeni başlangıcım ne zaman olacak bilmiyorum ama ya sonum olacaktı yada gerçek bir başlangıcım. Şerwan Ağanın evindeydim Keşanlılar konağında Ahmet ve Hayat gelene kadar bir süre burada kalıcaktım.
"Sahra" dedi İdil bana bakarak bakışlarımı tabaktan çekip arkadaşıma baktım.
"Hadi ama iki lokmada olsa atıştır dün akşamda yemedin"
"Aç değilim. Şerwan Ağa iznin olursa kalka bilirmiyim?"
"O nedemek kızım sofradan kalkmak için izin niye alıyorsun?"
Unutmuştum Ateşoğlu konağın daki katı kurallar burada yoktu. Hafif bir tebessümle ayağa kalktım. Karnımı tutup odama çıktım hamile olduğum için birinci katta ki odayı bana hazırlattılar. Odaya girdiğimde kapıyı açık bıraktım erkekler şirkete gidecekti evde tek üç kadın ve hizmetçiler ile kalıcaktık.
"Annem tekme atmaz oldun." dedim karnımı okşayarak ağlamamak için dudaklarımı birbirine bastırdım. "Babanı mı özledin?" o an tekme attı göz yaşım akarken gülümsedim. "Şimdiden babacı olduysan yandık" dedim gülümseyerek. Burnumu çektim Şerwan Ağa benim için herşeyi düşünmüştü gerekli hastane işlemleri yapılmıştı bebek eşyaları ben yokken alınmış zıbınından tut duş lifine kadar alınmış. Kapı tıklanınca arkamı dönüp gelene baktım Hakan evin en büyük oğlu Hakan Ağa gelmişti.
"Gire bilirmiyim?"
"Tabi gel" dedim gülümseyerek akan göz yaşımı sildim.
"Bu yumurcak seni sürekli ağlatırsa daha doğmadan konağı seller basar uyarmadı deme" Dedi Hakan gülümseyerek. Gülmüştüm akan burnumu çektim.
"Ahmet ve Hayat ne zaman geliyor muş öğrene bildin mi?"
"Evet bu gece yola çıkacaklarmış"
"Ha-Hazar?" Dedim yutkunarak. Hakan gözlerimin içine baktı.
"Konağa gelmemiş."
"Hâlâ mı?"
"Hâlâ. Seni arıyor olmasın?"
"Hayır. Kendi defol git diyen adam beni niye arasın?. Kendi böyle istemişti"
"Doktor ile konuştuk"
"Ne diyor?" Dedim. Korkuyordum bana birşey olup kızımın ortada kalmasından korkuyordum.
"Yarın gidip konuşacağız Sahra seni muayene etmeden birşey diyemeyeceğini söyledi" Anladım dercesine başımı salladım. Hakan odadan çıktıktan sonra minik adımlarla kapıya ilerleyip kapıyı kapattım.
Sırtımı kapıya yasladım içim acıyordu kalbim buruk tu. Göz yaşlarım oluk oluk akarken gözlerimi kapattım başımı kapıya yasladım dudaklarım titriyordu. Öyle bir istiyor dum ki şu kapıdan girip çatık kaşlarıyla koyu yeşil gözleriyle beni süzmesini. "Allahım sen bana yardım et ayakta dura bileyim bebeğim için" yorgun adımlarımla yatağa doğru ilerledim karnımı tutup yavaşça oturdum. Parmağımdaki yüzüğe baktım artık yoktu.... Yoktuk.
BEĞENMEYİ YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN.
Bazıları bölümlerde sıkıntı çıkıyor tekrar tekrar kopyalıyor ve düzeltilmiyor. Direk diğer bölüme geçip okuya bilirsiniz.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükselttim.... Ağladım
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükselttim.... Ağladım... Haykırdım busefer susmadım.
" Buradan anca kefenin
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükselttim.... Ağladım... Haykırdım busefer susmadım.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına dinlmede
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiloru
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi?
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmad
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk ba
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim"
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"İyi
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım "
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzınden6söz
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip e
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip kırıp dökeceğine yükselerek git demişti bir kere bile sebebini sormamıştı.
İdil eli ile karnım
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip kırıp dökeceğine yükselerek git demişti bir kere bile sebebini sormamıştı.
İdil eli ile karnımı okşadı sulu gözlerimle arkadaşıma baktım.
"Dünden razıymış İdil" ağ
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip kırıp dökeceğine yükselerek git demişti bir kere bile sebebini sormamıştı.
İdil eli ile karnımı okşadı sulu gözlerimle arkadaşıma baktım.
"Dünden razıymış İdil" ağlamaya başladığımda İdil başımı tutup göğsüne yasladı. Saçlarımı bir anne gibi okşadı.
"Ağlama kuzum ikiniz için en hayırlısı buydu"
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip kırıp dökeceğine yükselerek git demişti bir kere bile sebebini sormamıştı.
İdil eli ile karnımı okşadı sulu gözlerimle arkadaşıma baktım.
"Dünden razıymış İdil" ağlamaya başladığımda İdil başımı tutup göğsüne yasladı. Saçlarımı bir anne gibi okşadı.
"Ağlama kuzum ikiniz için en hayırlısı buydu" Yol boyunca ağladım.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip kırıp dökeceğine yükselerek git demişti bir kere bile sebebini sormamıştı.
İdil eli ile karnımı okşadı sulu gözlerimle arkadaşıma baktım.
"Dünden razıymış İdil" ağlamaya başladığımda İdil başımı tutup göğsüne yasladı. Saçlarımı bir anne gibi okşadı.
"Ağlama kuzum ikiniz için en hayırlısı buydu" Yol boyunca ağladım.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip kırıp dökeceğine yükselerek git demişti bir kere bile sebebini sormamıştı.
İdil eli ile karnımı okşadı sulu gözlerimle arkadaşıma baktım.
"Dünden razıymış İdil" ağlamaya başladığımda İdil başımı tutup göğsüne yasladı. Saçlarımı bir anne gibi okşadı.
"Ağlama kuzum ikiniz için en hayırlısı buydu" Yol boyunca ağladım.
"Demek fazla bile kaldım ha!" Odada bağırmaya başladım. "Ne halim varsa onu göreyim!" Valizimi alıp eşyalarımı doldurmaya başladım akan göz yaşlarımı sildim. "Gidiyorum lan! Al işte istediğin oluyor!" Valizi sertçe kapattım gücüm tükenmişti o sinir anında valizi yere fırlattım yatağa tutunup destek aldım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Allah belanı versin Hazar." Telefonum çalınca burnumu çektim arayan kişiye baktım İdil arıyordu titreyen sesimle cevap verdim.
"Alo"
"Kapıdayız"
"Ta-Tamam geliyorum" dedim ağlayarak telefonu kapattım. Ayağa kalkıp fırlattığım valizi aldım içlene içlene ağlıyordum komidinin üzerindeki fotoğrafa baktım. Hazar'ın fotoğrafıydı elime aldım.
"Ahım olsun ki ne benim yüzümü nede çocuğunun yüzünü görmeyeceksin Hazar" fotoğrafı yere fırlattım çerçeve ve camı kırılmıştı camların üzerinden geçip valizimi aldım kapıyı açtım gitmeden önce son kez odaya baktım en son bu odada bu karar alınmıştı göz yaşımı silip kapıyı kapattım.
Herkes yatıyordu kimsenin haberi yok aynı Hazar'ın dediği gibi haberi olmadan hiç ummadığı anda gidiyordum. Çıkıyordum hayatından. İdil kapının önünde beni bekliyordu beni görünce elimdeki valizi aldı adamlarından biri elinden alıp bagaja koydu elini omzuma koyup okşadı arabaya binmeden önce konağa son kez baktım.
"Gidiyorum işte Hazar mutlumusun?" Akan göz yaşımı silip arabaya bindim herşeyi mi ruhumu bile bu konakta bırakıp gidiyordum sadece bebeği için ayakta durmaya çalışan bir anne olacaktım yaşaya bildiğim kadar çocuğuma sahip çıkacaktım.
Zafer Ağa öleli yedi gün olmuştu konakta ölüm sessizliği vardı. Sahra odasından çıkmıyordu ağzına biryokma bile atmıyordu eli sürekli karnındaydı öfkeliydi bir anne olarak çocuğunu koruyamamıştı bir kız çocuğu olarak babasını koruyamamıştı. Kapı açıldığında hiç o yöne bakmadı duvara bakıp ağlıyordu Hazar tam karşısında durdu gözleri ağlamaktan kızarmıştı dik omuzları düşmüştü babası ölmüştü hâlâ içi buruktu.
"Sahra" dedi Hazar yumuşak ses tonunda. Sahra tepki vermedi cansız mankenden bir farkı yoktu Hazar'ın yüzüne bakmıyordu yemek yemiyordu su içmiyordu ilaç almıyordu odadan çıkmıyordu. Elinde eriyip giden karısını görünce daha fazla sinirleniyordu Hazar.
"Sahra kalk yemeğini ye" Sahra yine tepki vermedi. Hazar hızlı adımlarla karısının yanına gidip iki kolundan sıkıca tutup sarstı.
"Sahra! Kendine gel! Karnında bebeğin var!" Sahra durgun bakışlarını kocasına çevirdi.
"Artık yok.... Karnımda bebeğim yok koruyamadım"
"Ne istiyorsun? Sahra hepimiz üzgünüz acımız var senin yaptığın şımarıklık" Sahra acı içinde gülümsedi.
"Senin pis sinirin olmasaydı bunlar olmiyacak tı. Ne babamı kaybedecektik nede bebeğimi"
"Bebeğimizi"
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun"
" Sahra karnında bir çocuğumuz daha var hastaneden yeni çıktın gözünü seveyim yapma böyle. Tamam sene çok zulüm ettim ağlattım hattınızı siktim biliyorum ama böyle yapma karnındakinin ne günahı var"
"Hazar çık git hayatımdan. Ben kararımı verdim burada yaşamayacağım bebeğime bu Nalet konakta büyütmeyeceğim!" Sesimi yükseltti.. Ağladı... Haykırdı busefer susmadı.
" Buradan anca kefenin çıkar Sahra"
"Ben zaten gelinlik görümünlü kefen giymişim. Gerçeğini giymek bana koymaz"
"Sahra" dedi Yalvarırcasına Hazar.Sahra dinlemedi ağladı ama susmadı.
"İstemiyorum Hazar bitsin biz olamayız..... Biz yokuz. Yalvarırım bırak beni kendi hayatımıza bakalım"
"Hiç mi? Üzülmüyorsun?"
"Hayır. Bana bunca ay zulüm eden adama niye üzüleyim kendi düğünümde benim yerime sevgisiyle dans eden adama niye üzüleyim. Karısının önünde sevgilisiyle öpüşen adama ben niye üzüleyim. Hayatımı zindana çeviren adam sensin Hazar bana bunları yapmışken bana vicdan dan mı bahsediyorsun? " Hazar başını aşağıya eğdi Bağırmadı sustu sinirlenmedi.
" Ne istiyorsun? "
" Defolup gitmek sizden uzakta yaşamak "
" Tamam. Bu kapıdan bir daha gidersen geri gelemezsin Sahra " Sahra donuk bir şekilde baka kalmıştı yeşil gözleri hayır dememişti kabul etmişti.
"Gelmeyeceğim ölümün ucunda olsam bile gelmeyeceğim" Ben ölüyorum Hazar diyemedi Sahra kendinden soğutmaya devam etti eğer az ömrü kaldıysa bunu kızıyla güzel anıları ile yaşamak istiyordu kocasının evinde acı çekerek değil.
"Madem istiyorsun git! Defolup git! Gelme! Aklın varsa şu karnındaki çocuğun doğumunu bana gösterme eğer o bebek ben varken doğarsa işte o zaman bebeğin olmadan gitmek zorunda kalırsın!" Hazar hayal kırıklığına uğramıştı babası ve bebeğini kaybettiği günlerde karısı onu terk etmek istiyordu hemde sonsuza dek. Sinirli bir şekilde ayağa kalktı Hazar tekrar ağlayan karısına baktı.
" Son kararın mı? "dedi Sahra.
" Son kararım bebek doğmadan git. Git ki ikinizi rahat bırakayım siz olmadan yaşayayım " Son cümlesini de söyleyip gitmişti Hazar. Nereden bile bilir diki bu konuşmadan aylar sonra kız çocuğunun olduğunu öğreneceğin içi cayır cayır yansada insanın ağzından söz bir kere çıkardı. Bir kişi daha hayal kırıklığına uğradı Sahra kocası ona hayır gitmeyeceksin deyip kırıp dökeceğine yükselerek git demişti bir kere bile sebebini sormamıştı.
İdil eli ile karnımı okşadı sulu gözlerimle arkadaşıma baktım.
"Dünden razıymış İdil" ağlamaya başladığımda İdil başımı tutup göğsüne yasladı. Saçlarımı bir anne gibi okşadı.
"Ağlama kuzum ikiniz için en hayırlısı buydu" Yol boyunca ağladım.