"Eee cinsiyet nedir?" dedi Güneş Hanım. Ahmet ve Hayat göz göze gelip gülümsedi.
"Hadiyin ama" dedi Şirin heyecanlı bir şekilde. Bir köşede İdil ve ben durup mutlu aile kablosunu seyrediyorduk. Hazar ve Kıvanç tam karşımızda yan yana duruyorlardı. İdil kulağıma eğildi.
"Sahra bu Hazar Ağanın yanın da ki adam kim?" İdil'e bakıp gülümsedim.
"O mu? Dangalağın teki" İdil kaşlarını havaya kaldırarak bana baktı ki bu dediğimi Sıraç anlamışcasına bana bir bakış attı.
"Sahra adam akıllı cevap ver işte"
"Sıraç Hazar'ın kardeşi evin üçüncü erkek çocuğu"
"Peki şu kadın?" Çenesiyle Nergis hanımı gösterdi.
"O Nergis hanım Sıraç ve Hayat'ın annesi"
"Na-Nasıl yani?"
"Yani Hazar ve Kıvanç ikiz. Bir küçükleri Selin en küçükleri ise Şirin Güneş hanımın çocukları"
"Yani Nergis hanım kuma"
"Aynen öyle"
"Anladım" Bakışlarımızı tekrar Hayat'a çevirdik.
"Hazırsanız diyorum ama önce birşey demek istiyorum" dedi Hayat.
"Hayat söyle artık" dedi Sıraç bıkkın bir şekilde.
"Sus boyu sıçasıca" dedi Nergis hanım.
"Hayda her azarı ben niye yiyorum? burada iki tane daha erkek var" Kıvanç güldü.
"Çünkü çenesi düşük olan sesin be kardeşim. Seni alan kadına Allah yardım etsin"
"Amin" dedim gülümseyerek o an Hazar ile göz göze geldim. Gülümsemem solduğunda kendimi toparlayıp bakış açımı değiştirdim.
"Biliyorum çok şeyler yaşadık iyisiyle kötüsüyle.... Eğer izniniz olursa dokuz ay sonra bebeğimizin ismini Zafer atmak istiyoruz" Hayat Ahmet'in elini sıkıca tuttu hepimiz öylece durmuştuk kimse ses çıkarmadı. Güneş hanımın gözleri doldu ardından ayağa kalktı.
"Güzel gözlü kızım sen istersinde olmaz mı? Adı gibi Zafer dolu yüreği olsun" Hayat ağlayarak annesine sarıldı. Hayat ve Ahmet herkes ile tek tek sarılırken sıra ben ve İdil'e geldi Hayat'a sıkıca sarıldım.
"Allah kucağına sağlıkla almayı nasip etsin"
"Amin Yenge... Amin" Hayat İdil'e sarılırken Ahmet öylece bana baktı gülümseyip sıkıca sarıldı.
"Tebrik ederim" dedim gülümseyerek.
"Sağol Sahra." Gözlerim dolmuştu. "Dediğimi unutma kapım sana her zaman açık" başımı onaylarcasına salladım. Tüm düşmanlıklar beş ay öncesinde kalmıştı dün gibi hatırlıyorum Hastanedeydim Ahmet ile en son orada sakince konuştuk.
Kapıyı çalıp içeri girdi Ahmet. Bitkin halde yatan Sahrayı beklemiyordu. Sahra onu görünce bakışlarını gelen adama kenetledi Ahmet yanına vardığında ilk sorusunu yönelt mişti.
"Nasıl sın?" Sahra akan göz yaşını sildi.
"Bir acılı anne nasılsa o kadarım" Ahmet anladım dercesine başını salladı hâlâ kendini suçlu buluyor du Busenin dediklerine kanmasaydı bunlar olmayacaktı.
"Özür dilerim" dedi Ahmet başını eğdi. Sulu gözleriyle adam baktı acı içinde kadın.
"Özürle herşey geçmiyor Ahmet." Ahmet Sahranın yanına oturdu. Kıyamadığı ela gözlere baktı ela gözlerinden eser kalmamıştı. Pamuk gibi beyaz tenine baktı solmuştu. Gül kokusunu içine çekmek istedi kokusu yoktu. Sahra yoktu karşısında bambaşka bir kadın vardı.
" Benim yüzümden oldu herşey"
"Neden yaptın?" dedi Sahra ağlayarak.
"Seni öyle görünce evrim döndü Sahra. Kıyamadığım kadına bir bir kıydılar baksana haline sen bumusun? Yeminle nişanda seninle konuştuktan sonra senden vaz geçmek istedim geçmeyide başardım " Sahra acı içinde gülümsedi.
"Demekki hızlı vazgeçe biliyor muşsun"
"Sende geçmedin mi?"
"Seninle beni kıyaslama. Ben zorunlu evlendim. Sen?" Ahmet birşey demedi Hayat onun için canına kıymak istedi ailesinin ısrarıyla kabul etmişti evinde büyük kavga çıktı evlenmemek için ısrar ettiğinde annesi kalp krizi geçirdi o an yenik düştü Ahmet kabul etti.
" Bilmediğin o kadar çok şey var ki Sahra anlımıza yazıldı bir kere bu Kara yazı. Sözümü tutamadım biliyorum elimden Allah kahretsin ki birşey gelmiyor."
"Hayat'ı sev Ahmet bebeğinin annesini sev ona ilgi duy. İkimizin gözünde sadece geçmiş olsun geçmişi şimdiki hayata sürükleyemez sin"
"Sen öyle deyince vaz geçtim. O nasıl mutlu oluyorsa bende mutlu olacağım dedim. Hayattan hoşlanmaya başladım. Aynı senin bakışların var biliyormusun gözümün önüne ondan bir kız çocuğumuz olması bile geldi öyle hoşlantıydı taki Busenin oyunlarına kadar aramız açıldı onun yapmadığı hatayı o yapmış gibi Buse öne atmıştı sana zarar geldiği için ona kızdım. Buse beni doldurdu yenik düştüm acı çekmene dayanamadım onun elinden seni almak istedim hayatını kurtarmak istedim boşandırdım sizi belki boşanınca yakandan düşer diye. Ama hayatımda Hayat varken seni almayı hiç düşünmedim nişanlandıktan sonra bu düşünceyi silip attım seni sevdim ama evlendiğim kadına ihanet edemem. "Sahra akan göz yaşını sildi.
" En azından birimiz mutlu ve seviliyor "dedi gülümseyerek. Gülümsemesi solmuştu ağlamaya başladığında sıkıca sarıldı Ahmet Sahraya.
" Çok acıyor Ahmet. "
" Geçti tamam"
"Geçmiyor. Bitti diyorum tekrar acı çekiyorum"
"Yapma böyle Sahra. Hazar eski Hazar değil Hem babasını kaybetti hem bebeğini o şuan kendinde değilken ona bunu yapma ben çektim ona çektirme" İçlenerek baktı Ahmet'in gözlerine başını hayır anlamında salladı genç kadın.
"Sence ben isteyerek mi bunu istedim? Ahmet zorundayım.... En çok zoruma giden hayır dememesiydi onayladı ve çekti gitti"
"Niye zorundasın? Sahra"
"Ahmet..... Artık biz bir geçmişiz ne sen beni seviyorsun nede ben seni ikimiz evliyiz daha doğrusu siz ve bebeğiniz olacak"
"Evet Sahra ama bu yaptığım hata yüzünden bunu yapman Hazar'a haksızlık"
"Değil. Tek kendim karar vermedim oda istedi"
"Israr eden sensin be kadın"
"Israretmemi isteyen oydu"
"Neden?" dedi yorgun bir ses ile. Akan göz yaşlarını sildim.
"Yardımına ihtiyacım var sadece Hayat sen ve ben bileceğiz"
"Başımın üzerinde yerin var Sahra"
O konuşmadan sonra Ahmet ile herşeyi geride bıraktık. Ona anlattıktan sonra birşey diyemedi onayladı. Sadece gülümsedim mutlu olmayı hak ediyordu ikiside.
"Teşekkür ederim" dedim kısık bir sesle ağlamamak için cümlelerimi yuttum. Yeşil gözlere kenetledi bakışlarım öyle bakıyordu ki içindeki duyguları anlıyamıyordum. Yutkundum koyu yeşil gözlere doya doya bakmak isterdim ama uçurumun kenarına ikimiz birbirimizi itekledik.
Gözlerimi bakışlarından kaçırdım biraz daha bakarsam ağlıyacaktım neden bu duygular içindeydim? Hazar ile her yanana geldiğimde, göz göze geldiğimde yanına gitme istediğim olduğuna rağmen gidemem beni kahrediyordu alışmıştım bu adama bir köşemde fidan olmuştu o fidanı büyütmek istiyormuydum? Bilemiyorum.
"Sahra kızım" dedi Güneş Hanım.
"Efendim anne" Çenesiyle İdil'i gösterdi.
"Yanındaki güzel kızımız da kimdir?"
"İdil İstanbula yaşıyor Keşanlıların kızı"
"Aa! Sen Şerwan Keşanlının kızımısın?" dedi Şirin şaşkın şekilde.
"Evet" dedi İdil çekinerek. Kendisi tam bir İstanbul Ağa kızıydı hakkınıda veriyordu.
"Siz nereden tanışıyorsunuz?" diye sordu Defne bana bakarak.
"Üniversitede aynı sınıftaydık aynı bölümü okuyorduk"
"Geçin oturun kızım ayakta niye duruyorsunuz?"
"Sağolun ama benim gitmem gerek" dedi İdil mahçup bir şekilde.
"Olurmu öyle kızım yemek yemeden bırakmam seni oturun bakayım" Güneş Hanım emrini vermişti bize de yapmak düşüyordu İdil'in yardımıyla koltuğa oturdum İdilde çekinerek yanıma oturdu biraz daha yaklaşsa içime girecek.
"Duyduğuma göre Keşanlılardan kız almak biraz zormuş" Bomba soruyu güzel eltim patlamıştı bakışlarım direk Sıraç'a kaydı kaşları çatık bir şekilde oturuyordu.
"Yani öyle derler" dedi İdil.
"Kaç kardeşsiniz?" dedi Şirin meraklı Melahat.
"Altı"
"Kaç kız? Kaç erkek?"
"Kızım ne saçma sorular soruyorsun?" dedi Güneş Hanım.
"Dur anne ya"
"Sorun değil. Beş erkek bir kız" Şirinin gözleri açıldı.
"Yuh!" Dedi Sıraç tüm bakışlar ona dönünce salak salak bize baktı.
"O abiler varken sana sevda zorbe kızım" dedi Defne. İdil gülümsedi o konuşma sırasında karnımdaki canavar ile cebelleşiyordum tekmeleri canımı acıkmaya başlamıştı.
"Yok yani zor değil yeter ki sevdiğimi söyleyeyim karşı çıkmazlar"
"Ee evin tek göz bebeği kırmazlar. Mesela bende desem ki sevdiğim var" dedi Şirin ve Abilerine yan bir bakış attı.
"O lavuğun topuğuna sıkarım" dedi Hazar. Şirin al gör dercesine bir bakış attı İdil'e
"İşte böyle" dedi Bıkkınca İdil gülmeye başladı.
"Ne zaman gidiyorsunuz?" Dedim arkadaşıma dönerek.
"Bu Gece geç vakitte yola çıkacağız"
"Keşke biraz daha kalsaydınız"
"Abimle tek geldim iki gün sonra düğün var. Gelinliğe ve fistanları almaya geldik"
"Anladım" dedim. Elimi karnımın üzerine koydum bir dur be çocuğum baban ne zaman yakınımda olsa o ayakların durmuyor canımı acıtıyorsun. Acaba Hazar da bebeğini hissetmek istermiydi? en son karnıma dokunduğunda minicik bir mercimek kadardı şimdi büyüdü ve babası onu hissedemiyecek kadar uzakta. Uzun konuşmadan sonra emekler yenildi sofra toplanırken İdil ile dışarı çıktık İdil'i yolcu ettim.
"Tekrar görüşelim olurmu?"
"Tabi şu düğün ayağı bitsin gelirim"
"Görüşürüz"
"Görüşürüz canım kendine ve bebeğine iyi bak" dedi İdil arabaya bindiğinde açık camdan bakıp el salladı. Arkamı döndüğümde adamın göğsüne çarpmıştım acı içinde inledim ardından alnımı ovdum.
"Sende ne varmış be insan değil demir"
"Önüne baksan canın acımaz" duyduğum ses ile alnımı ovalamayı bırakıp yeşil gözlere baktım. Ona sarılma istediği çık git aklımdan.
"Sende sessizce arkamda durmasaydın"
"Ben mi durdum? Sen kapının önünde durduğun için olabilir mi çekilmeni bekledim"
"Seslene bilirdin"
"Bu seferde irkilirdin" durmuştum doğru söylemişti. Korkup irkilirdim kenarıyla çekilip geçmesi için yol verdim.
"Gide bilirsin" bakışlarımı ondan çekip yere baktım.
"İstediğin birşey var mı?"
"Hayır"
"Ağrın?"
"Hayır"
"Aç mısın?"
"Yeni sofradan kalktık" Derin bir nefes aldı ellerini cebine attıktan sonra bana baktı.
"Kararın?"
"Ne kararı?"
"Beş ay önce verdiğin karar"
"En son kesin kararı sen verdin Hazar Ağa ikimizde aynı şeyi istiyoruz"
"Ne zaman?"
"En yakın zamanda"
"İyi benim haberim olmadan yap"
"Arkama adam takma"
"Arkana adam taksam Haberim olmadan yap demem. Hata sana gitm-" diyecek iken sustu. "Fazla bile durdun" dedi o an içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Gözlerim doldu.
"Öyle oldu eğer çok istiyorsan hızlandırırım. Nasıl olsa bekar adamın yanında bir kadının ne işi olsun"
"Ben öyle birşey demedim!" sesini yükseltti.
"Onu ima ettin!" Bende sesimi yükselttim.
"Kendin istedin Sahra!"
"Sen karar verdin Hazar!" Akan göz yaşımı sildim boğazım kitleniyordu.
"Ne halin varsa gör!"
"Çok sağol!" dedim ikimiz aynanda arkamızı dönüp ilerlemeye başladık o arabasına binerken ben içeri geçtim adam beni çıldırtmak istiyordu ne diyeceksen de işte ne geveliyorsun hödük adam.




