BEĞENMEYİ YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN
Gönül acılar çeker yeter dersin yetmez deyip canını tekrar yakar. Geri dönermi eski zaman? Eski neşe, mutluluk, aile, aşk, eski heyecan, kuşku geri döner mi? Ben diyeyim dönmez. Bir yıldırım gibi hayatıma girmişti Ateşoğlu ailesi işte o saatten sonra ben Eski neşemi, mutluluğumu, ailemi, aşkımı, heyecanımı, azcık olan kuşkumu kaybetmiştim ağlarken evime baktığımda anladım herşeyi.
Ve şimdi dönülmeyecek bir yoldaydım Hazar ile boşanmıştım soy adım tekrar Bozkaya olmuştu bir şey hariç kızımızın soy adı Ateşoğlu olacaktı. Annesi Sahra Bozkaya babası Hazar Ateş oğlu. Bu yolda giderken pişman olacakmıyım? bilemiyorum kesin cevabım yoktu.
"Sahra" Hayat 'ın seslenişi ile derin düşüncelerimden arınıp görümceme baktım.
"Efendim"
"İki kere seslendim duymadın"
"Öyle dalmışım"
"Sahra sence kız mı olur? Yoksa erkek mi?"
"Bilmem ama erkek diye düşünüyorum baksana karnın sivri"
"Kız erkek fark etmez ama kızımın olmasını çok istiyorum"
"Hayırlısı be Hayat. Ne zaman gideceksiniz?"
"Ahmet yarım saat içinde gilecekmiş"
"Anladım" Soğumuş çayıma baktım. Derin nefes verdim bir çay doldurmak benim için bir işkencey di. Yerden kalkmak oldukça zor olmaya başlamıştı. Şükür ki Sıraç sesimi duyup gelmişti önce Hayat'a sonrada bana baktı ardından gülmeye başladı.
"Ne gülüyorsun?" Dedim kaşlarımı çatarak.
"Valla öyle bir komik siniz ki" gülerken karnını tuttu Sıraç. n
Ne vardı ki halimizde? alt tarafı karnımız büyümüştü. Hayat ile göz göze geldik. Tekrar Sıraç'a baktığımda kaşlarımı çattım.
"Sıraç!" dedim sesimi hafif yükselterek.
"Valla yenge tam bir birinizi tamamla mışsınız"
"O nedemek? Abi" dedi Hayat masum masum abisinin dediğini dinliyordu saf görümcem.
"Yani abicim sen yarım ay. Yengem dolunay" Tekrar kahkaha atmaya başladı.
"Sıraç başlatma ayına!" diye yükseldim.
"Valla yarım ay. Dolunay sevdim ben bunu" Hayat ağlamaya başlamıştı sulu göz ağlama be yavrum benide şimdi ağlatıcak. Kahkahası ile salonu dolduran Sıraç 'a baktım. Ardından yanımdaki soğumuş tavşan kanı çayıma. Banada boşa Sahra demezler. Çayı elime alıp Hazarın üstüne savurdum o anki refleks ile kahkahası kesilip bağırmaya başladı.
"Yandım anam!" Gömleğine gelen çayı elini yelpaze yaparak sallıyordu ama salak hâlâ ayıkmadı çay soğuktu. İki dakika sonra durmuştu o an anladı çayın soğuk olduğunu bize gülen adama baktım beyaz gömleği çay içindeydi ve birazda kırmızıydı Eee boşa demlememişim tavşan kanı çayını.
"Hah! Kanlı ayımız sonunda teşrif etti" dedim Hayat'a göz kırparak. Hayat ağlamayı bırakıp gülmeye başladı. Sıraç 'ın yüz ifadesi benide güldürmüştü karnımı tutup kahkaha atmaya başladım.
"Çok pis gıcık oldum size şuan" Gülmekten göz yaşım akmıştı.
"Ee Kanlı ay beyciğimiz ne zaman batmaya başlarsınız dolunay çıkması gerek te" dedim alaycı bir tavırla. Sıraç en sert bakışı ile bana baktı Hayat kıkırdamaya ya yetiniyordu.
"Dolunay yerinden kalkmayı becerirse evet" dedi Sinirli bir şekilde. Elimi Sıraç 'a doğru uzattım.
"O zaman kaldır kanlı biladerim" Hayat tekrar gülerken gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Hazar mızırsızca elim tutup kaldırdı o an içeri Defne ve Ahmet girdi ilk baktıkları kişi Sıraç olmuştu.
"Ne bu halin Sıraç dayak mı yedin?" dedi Ahmet.
"Yok Kanlı ay oldu" dedi Hayat gülerek. Defne de dayanamayıp gülmeye başladı. Ahmet kolunu Sıraç 'ın omzuna koydu.
"Oğlum sana elli defa dedim hamile kadınlarla uğraşılmaz baş edemezsin bak seni nasıl kanlı aya benzetmişler" Sıraç sus dercesine bakış atarken gülmeye devam ettik. Kapıdan çıkmadan önce Sıraç'a baktım.
"Kanlı biraderim bardağımı alabilirmiyim?" Sıraç bana ters bir bakış atıp yerdeki bardağı almak için eğildi hızla eline alıp bana uzattı.
"O içindeki dolunay bir çıksın. Sıraç diye beni arıyacaksın"
"Aynen canım bende öyle diyordum" Tam gidecek iken tekrar durdum.
"Ha evet belki seni çok ararım Sıraç" dedim ciddi bir şekilde. Sıraç sırıttı.
"Gördünüz mü? Ben olmasam hali perişan" Başımı sağ omzuma hafif eğip sırıtan kayın biladerime baktım.
"Ne yazık ki doğru be Kaynım. Senden iyi bakıcı olur lütfen numaranı bir kenara yaz ki unutmayayım."dedim Gülümseyerek. Sıraç'ın sırıtması bir anda soldu Ahmet, Defne ve Hayat tekrar gülerken Sıraç' ın kulakları kıpkırmızı olmuştu." Ulan sana laflarını yedirir bunlar kapa çeneni "dedi Ahmet gülerek. Sıraç'ın ensesine bir tane şaplattı.
*******
Ahmet ve Hayat hastaneye gitmek için hazırlanırken bende kendi odama gittim çok çabuk yoruluyordum. Derin nefes verip yatağa yavaşça oturdum ayaklarım ağrıyordu sırt ağrım feci vardı üstüne mide yanmam beni bitiriyor du karnımda bebek değil canavar taşıyordum sanki.
Uzanmak için yatağa ayaklarımı uzattım o an kapı açıldı gelen kişiye baktım Şirin kafasını içeri doğru sarkıtmış bana bakıyordu.
"Abim burada mı?"
"Yok gel" dedim elim ile gir işareti yaparak. Şirin içeri girip kapıyı kapattı hızlı adımlarla gelip ayak ucuma oturdu.
" Nasıl oldun?" dedi Ne konu hakkın konuşacağını çok iyi biliyordum.
"İyiyim"
"Ağrın varmı? Mide yanman?"
"Hayır yok"
"Ayakların ağrıyormu? Çok ağrın vardır. Baş ağrın varmı? Haskane-" Derin nefes verip konuşmasını böldüm.
"Söyle Şirin. Ne için geldiğini biliyorum çıkar ağzındaki baklayı" Şirin parmaklarını stresten çıtlattı ardından üzgün bakışlarını sundu.
"Ne zaman?" dedi umutsuzca.
"En yakın zamanda" dedim yutkunarak.
"Abim?" diye sordu. Başımı olumlu anlamda salladım.
"Biliyor" Parmağımdaki yüzağümle oynamaya başladım. Şirin elimi tuttu benim kadar oda üzgündü ne kader çaktırmamaya çalışsamda anlıyordu. Gözlerindeki yalvarışları gördüm ama ne fayda bu yola bir defa girdim geri dönüşü olmayan bir yol.
"Hâlâ senin kararına kalan birşey yenge yapma" Gözlerim dolmaya başlamıştı.
"Neyi yapmayım Şirin? Sence benim elimde olan birşey mi? Böyle hayat yürütülür mü?"
"Ya.... Yenge tamam haklısın ama abim o peki ne olacak? Bebeğiniz?"
"Abin beni bu zamana kadar hiç düşün dümü? Şirin" Sustu birşey diyemedi. Kelimelerini tek tek yuttu kimse birşey diyemiyor du kararımda kesindim.
"Ama... Nasıl? Yenge" Sulu gözleriyle yapma dercesine bir bakış attı. Başımı tavana diktim ağlamak istemiyordum.
"Ağlama Şirin"
"Ağlatma o zaman. Senin kardeşin değilmiyim ben?"
"O nedemek Şirin kardeşimsin tabi senin canın benim canın demek"
"O zaman vaz geçin. Abim senin kararına saygı duyduğu için bir kelime ettirmiyor. Konuş abimle vaz geçin" Akan göz yaşımı sildim.
"Olmaz Şirinim zorlama buraya kadar."
"Sevmiyor musun?" Bu ani soruyu beklemiyordum.
"Ne-Neyi?"
"Abimi.... Kocanı..... Bebeğinin babasını. Azda olsa sevmiyor musun? Kalbinde ona yer yokmu? Hoşlantı bile mi?"
"Olsa ne yazar. Olmasa ne yazar"
"Olsa çok şey yazar Yenge"
"Yazmaz" dedim titreyen sesimle. Bana kendi söyledi kendi açıkladı abin olmaz dedi diyemedim. Bu yolu tek kendim seçmedim abin izin vermeyeceğine direk izin verdi diyemedim.
"Ben sana süt getireyim mide yanmanı alır" Ayağa kalkar iken göz yaşlarını sildi. Başımla onayladım. Gönülsüzce odadan çıkar Görümceme baktım. Ellerim ile yüzümü kapattım akan göz yaşlarımı sildim.
"Bu yolu tek ben seçmedim" dedim kendi kendime. Şirin sütü getirdikten sonra direk odadan çıktı bu sefer benimle konuşmadı üzgündü ama alışması gerekti. Sütümü içtikten sonra üzerimi değiştirdim biraz sonra evin yeni üyesinin cinsiyeti belli olacaktı. Kapı tıkalanınca yönümü kapıya çevirdim.
"Gir" dedim. Kapı açıldığında Zelda içeri girdi.
"Hanımım sizi görmek isteyen birisi var"
"Kim o?"
"Yakın arkadaşınız mış"
"Tamam geliyorum arka bahçeye geçsin"
"Tabi hanımım" Zelda odadan çıktıktan sonra saçlarımı taradım. Şişik karnıma doktorun verdiği kaşıntı ilacını sürdüm. Feci şekilde kaşınıyor du ve kaşıdığımda karnımda çatlakların oluşacağını söyledi doktor o kötü görüntünün bedenimde olmaması için sürüyordum.
Tişörtüm ile karnımı kapattıktan sonra aşağıya indim. Hava oldukça soğuktu çıkmadan önce hırkam ile üzerimi örttüm özellikle karın bölgemi. Arka bahçeye doğru ilerlediğimde hiç beklemediğim kişi ile karşılaştım.
"Sahra" dedi Heyecanlı bir şekilde.
"İdil" dedim şaşkın şekilde. Hızlı adımlarla yanıma gelip sıkıca sarıldı bana.
"Seni hangi rüzgar attı buraya?" Dedim gülümseyerek.
"Abimin evlilik alışverişi için geldik buraya birkaç işimiz vardı seni göreyim dedim de bu halle beklemiyordum." Şaşkın şekilde karnımı gösterdi.
"Oturalım mı?"Dedim. İdil elimden tutup onun yardımıyla oturdum ardından yanıma geçip oturduk elimi sıkıca tuttu.
" Sahra. Ne bu kızım Daha düne kadar Ahmet ile sevgiliyken bir baktım evlendin onu geçtim Ahmette evlendi üstüne senin görümcenle yetmedi ışık hızıyla resmen hamile kalmışsın ardından Ahmetin karısı ne bu? Kızım" Evet İdil'im hayatımın özetini çok güzel geçtiğin için sana teşekkür ederim bal peteğim.
"Sesini fazla yükseltme" dedim uyarırcasına.
"Ya.... Allah için bana neler olduğunu anlatır mısın? Kaç aydır kendimi yiyorum burada babam bile seni merak etti" Sakin olması için elini tuttum çünkü şimdi anlatacaklarım ile çığlık atmasını istemiyordum.
İdil ile Üniversitede tanıştık ama bana karşı arkadaştan öteydi ailesi de öyle abileri, olsun akrabaları olsun beni hep kendi ailelerinden biri olarak gördüler. Olan biteni kısaca özetli bir şekilde anlatmaya başladım yeri geldi ağladım. Yeri geldi ağlarken güldüm en acı kısma geldiğimde biraz duraklamıştım bebeğimin ölümü..... Aslında her anım acı ama en kötüsü bu olsa gerek bu sefer benimle bir İdil de ağlamaya başladı.
"İşte böyle İdil" Dedim iç çektim. İdil sulu gözleriyle bana baktı.
"Sen nasıl dayandın bunlara? Sahra. Senin yerinde başka bir kadın olsa canına kıyardı"
"Kıymak istedim ama karnımdaki varken yapmak istemedim."
"Bir fark oldumu peki? Karnındaki yüzünden ölmek istemedin ama bak karnında olacak bebeğin yok"
"Sen beni cinayete mi sürüklüyorsun şimdi?" dedim Gülümseyerek. İdil de gülmeye başladı evet şuan dedikleri biraz saçmaydı.
"Hâlâ sana birşeyler yapıyormu?" Başımı hayır anlamında salladım.
"Yani Arkadaşım ne diyeyim Hazar evet o kadar şeyin içinde sana iyi davranmış en güzel zaaflarını ortaya koymuş senin altına gül bahçesi sermiş yeri geldimi ufak çaplı kaçamaklı özürlü öpücükler falan da yani zulümler..... Tam bir sinir hastası senin kocan "
" Biraz öyledir " Dedim İdil şaşmış gözleriyle bana bakarken Kara gözlerine baktım bal peteğimin onu o kadar çok özlemiştim ki. Beline kadar gelen kumral saçları, beyaz teni, kara kaşı ve kara gözüyle ortalığı yakıp yıkıyordu.
" Sana şimdi tek soru soracağım ama buna düzgün cevap ver."
"Tamam"
"Hazar'ı seviyor musun?" İşte en korktuğum soru Hazar'ı seviyormuyum? Karışık duygular içindeydim bir yanım ondan nefret ediyorken diğer yanım etmiyor. Sevmesem bunca zaman yanında dururmuydum? Sevsem bu yola girmezmiydim? Bu soruya hâlâ cevap veremiyordum.
Beynim ve kalbim aynanda yürümüyor ikilem arasında kalıyordum
Kalbim diyor ki 'Hadi ama Sahra bebeğiniz olacak hâlâ nasıl sevmezsin'
Beynim diyor ki'Sana o kadar zulüm etti. Gözünün önünde sevgilisiyle öpüştü ve seni sevse bu yola girmene izin vermezdi o seni sevmiyor iken sen niye onu sevesin ' Evet güzellerim benim siz beni gerçekten çok yoruyorsunuz.
Cevap vermek istemiyordum ama vermekte zorundaydım tam konuşacakken hiç yılmadığım biri geldi yanımıza.
"Yenge ben senin bekçinmiyim? Hadi herkes içeride bebeğin cinsiyeti belli olmuş" dedi Sıraç arkasında bıraktığı İdil'im görmedi ama İdil ona öylece baka kalmıştı.
"Birisini gönderseydin gel arkamda köpek ol demiyoruz Sıraç"
"Hah! Bide köpek olduk. O zaman kocanla konuş sana bir hizmetçi ayarlasın ne bu be Kıvanç evli diye bana mı seni fırlatıyorlar?"
"Sıraç yürü git bak terliği yersin şimdi. Hem kim diyorki eker kal git bul kız evlendirelim" Sıraç güldü.
"Beni çeken birisini bulamadım be yenge. Bir an korkuyorum valla abim gibi Buseye benzer bir kız bulacağımdan yeminle korkuyorum. Aşk.... Benden çok uzak bir üç kelime" O an idil'in Sıraç'a olan bakışları nı gördüm aptal çocuk arkanı niye hâlâ dönmüyorsun.
"Sana boş yere dangalak demiyorum ya Sıraç aç şu gözlerini bir bakmışsın talih kuşu Aşk ile kalbine konuşmuş" Sıraç tekrar güldü o an Arkasını dönünce ona bakan arkadaşımı gördü gülümsemesi bir anda soldu İdil inatçı kızdı bakışlarını karşı taraf taki kişi çekmese asla kendi çekmez di ki beni şaşırttı ilk gözlerini kaçıran o oldu ve yanakları kızardı.
İdil sen beni kalpten mi götürmek istiyorsun. Sıraç hâlâ kıza bön bön bakıyordu ayağa kalkıp omzuna bir tane şaplattım.
"Ne dikiliyorsun çekilde gidelim" Omuz hizasından bana baktı Sıraç. İdil'e başıyla selam verdikten sonra ışık hızıyla yanımızdan ayrıldı tabi İdil hanım hâlâ donuktu.
"Gidelim mi?"
"Tamam" İdil kalkınca içeriye geçtik sıra evin yeni üyesinin cinsiyetindeydi.
Bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım beğenmişsinizdir.
Bu bölümden sonra Hazar ve Sahrayı neler bekliyor?
Hayat ve Ahmet 'in bebeğinin cinsiyeti sizce nedir?
Sıraç ve İdil ikilisinden olur mu?
Aşağıdaki bölüm aynı tekrar kopyalanmış sorun da çözülmüyor o yüzden Bu taraftan sonrasına ilermenize gerek yok aşağısı aynı yarın yeni bölümü paylaşacağım.
Gönül acılar çeker yeter dersin yetmez deyip canını tekrar yakar. Kaderime bir fırtına gibi çökmüştü Ateş oğlu ailesi
Gönül acılar çeker yeter dersin yetmez deyip canını tekrar yakar. Kaderime bir fırtına gibi çökmüştü Ateş oğlu ailesi. Erkenden kahvaltı edildikten sonraevin erkekleri şirkete gitti gereken işleri Şirin ve Defne yaptıktan sonra hep birlikte kahvelerimizi alıp salona geçtik.
Gönül acılar çeker yeter dersin yetmez deyip canını tekrar yakar. Kaderime bir fırtına gibi çökmüştü Ateş oğlu ailesi. Erkenden kahvaltı edildikten sonraevin erkekleri şirkete gitti gereken işleri Şirin ve Defne yaptıktan sonra hep birlikte kahvelerimizi alıp salona geçtik.
"Cinsiyeti için ne zaman gideceksiniz? Hayat" dedi Şirin.
"Ahmet yarım saat sonra gelicekmiş"
"Sence?"
Gönül acılar çeker yeter dersin yetmez deyip canını tekrar yakar. Kaderime bir fırtına gibi çökmüştü Ateş oğlu ailesi. Erkenden kahvaltı edildikten sonraevin erkekleri şirkete gitti gereken işleri Şirin ve Defne yaptıktan sonra hep birlikte kahvelerimizi alıp salona geçtik.
"Cinsiyeti için ne zaman gideceksiniz? Hayat" dedi Şirin.
"Ahmet yarım saat sonra gelicekmiş"
"Sence?" Şirin hepimize bakış attı.
"Bence kız" dedi Defne.
"Erkek" dedim kahvemden bir yudum aldım
Gönül acılar çeker yeter dersin yetmez deyip canını tekrar yakar. Kaderime bir fırtına gibi çökmüştü Ateş oğlu ailesi. Erkenden kahvaltı edildikten sonraevin erkekleri şirkete gitti gereken işleri Şirin ve Defne yaptıktan sonra hep birlikte kahvelerimizi alıp salona geçtik.
"Cinsiyeti için ne zaman gideceksiniz? Hayat" dedi Şirin.
"Ahmet yarım saat sonra gelicekmiş"
"Sence?" Şirin hepimize bakış attı.
"Bence kız" dedi Defne.
"Erkek" dedim kahvemden bir yudum aldım.
"Bende erkek hissediyorum" dedi Hayat karnını okşayarak



