İçeriğe geç

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 37 · 8 dk okuma

BERDEL'İN ZULMÜ

Bölüm 37

Bölüm 37:

BEĞENMEYİ YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN lütfen

Hazar Miran ile uğraşır iken bende mutfağa gittim eksik birşeyler kaldımı diye kontrol ettim. Tezgahın üzerinde gördüğüm sütlaçlar ile dona kalmıştım canım çekmişti mis gibi süt kokuyordu göz ucuyla etrafa baktım ardından hızlı adımlar ile bir kaşık alıp sıcak sütlacı alıp yemeye başladım.

"Imm! Ellerine sağlık valla kim yaptıysa hakkını vermiş" dedim tekrar sütlaçtan bir kaşık aldım. Bir kaşık daha alacak iken ağzıma doğru uzattığım kaşık öylece havada kalmıştı.

"Yenge!" Bu Kıvanç 'ın sesiydi başımı çevirip Kıvanç' a baktım elim hâlâ havadaydı.

"Sen... Sen benim sütlaçımı mı yedin?"

"Senin mi bunlar?" Dedim şaşkın şekilde.

"Karım ben istediğim için yaptı. Sen... Yenge daha ben ağzıma koymadım ama" Kıvanç bana bıkkınlık la bakar iken en masum bakışımı sundum. Yutkunarak elimde ki bir kaşık dolusu sütlaça baktım tekrar ağzıma atacak iken yine durdurdu.

"Sakın yeme!" diye çıkıştı görende insan yiyorum zannedecek.

"Sebep?"

"O benim çünkü" Abartma dercesine bir bakış attım.

"Yersen ölümü gör"

"Tövbe estağfurullah" dedim kınarcasına baktım. Kıvanç 'a bakarak koca kaşığı zevkle ağzıma götürdüm nispet yapar gibi son kaşığımın tadını çıkardım.

"Yenge ilk ben yiyecektim" dedi ağlayacakmış gibi bir yüz ifadesi ile kapıya sarıldı.

"Aaa ama abart istersen" dedim şaşkın şekilde. Boş kaseyi tezgaha bıraktım.

"Neler oluyor burada?" dedi Hazar. Sonra duvara sarılan kardeşini görünce şaşkın şekilde salak kardeşine baktı.

"Ne yapıyorsun? Lan" dedi kaşlarını havaya kaldırarak. Kıvanç işaret parmağı ile beni gösterdi.

"Senin karın olacak insan her gün karıma yaptırdığım şeyleri benden önce yiyor"

"Kıvanç ben mi istiyorum? yeğeninin canı çekiyor. Yolda gören insan seni yiyorum zannedecek"

"Yakında onuda yaparsın yenge hiç kuşkum yok"

"Seni karın yesin be! Tadın o kadar kötüdür ki yanımda durunca bile iştahım kaçtı"

"Bak tadımı bile tahmin ediyor abi al götür şu karını. Yeminle kapımı kitleyip uyuyacağım"

"Kıvanç saçmala alt tarafı bir kase sütlaç burada on tane daha var"

"Sence bana bırakacak mısın? Yemek masasından kalkana kadar sen bir tane bile bırakman adım kadar eminim"

"Valla bırakacam. Kıvanç" dedim en melul bakışımla.

"Söyle yenge" dedi bıkkın bir ses tonun da.

"Sana yarım yeter mi?" Dedim çekinerek. Kıvanç hüsrana uğramış gibi bir bakış atarken Hazar kahkaha attı evet güldü Zafer Babamın ölümünden sonra minik tebessüm den ötesini göstermeyen adam kahkaha atmıştı.

"Kıvanç aslanım ben sana gidip bir kamyon sütlaç alırım."

"Abi bana alacağına karına alsana. Ben karımın elinden yemek istiyorum"

"Amma mızmız yaptın ha. Oğlum bırak yesin ne istiyorsun hamile kadından?"

"Abi bu karın sade sütlacımı değil her ne yaptırıyorsam benden önce yiyor yeminle zayıfladım" Hazar gülerek kardeşinin ensesinden tutup dikledi.

"Hadi abicim yemek vakti. Git karnını doyur" Ensesinden tuttuğu gibi kapıya doğru itekledi Kıvanç ters bir bakış atıp ağzında birşeyler geveleyerek dışarı çıktı.

"Ne yemek istiyorsan bana söyle alalım. Bunun dırdırını çekmektense yapmayı tercih ederim" dedi Hazar ellerini cebine atıp bana baktı.

"Sen ve yapmak" dedim kaşlarımı havaya kaldırarak.

"Yapamam mı?"dedi tek kaşını kaldırıp. Dudağımı büzdüm.

"Bir ihtimal" Hazar tekrar gülüm sedi.

"Annem bizi bekliyor"

"Tamam" dedim. İçim yanmıştı önce suyumu içtim sonrada Hazar ile mutfaktan çıktım. Babam öldükten sonra Kıvanç fazla birşeyler yememeye başladı Defne de sevdiği yemekleri yapardı onunda hoşuna gittiği için artık karısından istiyordu yaptıklarını da ondan önce hep ben yardim ne yapıyım duramıyordum.

Miran sayesinde ev az çok şenleniyordu. Güneş anne bile hafif gülümseyen biliyor du torununa bu acı zamanda Miran herkesin dayanağı olmuştu. Hepimiz yerlerimiz de Güneş annenin ne diyeceğini bekliyorduk.

"Lafı uzatmayacağım" dedi Güneş anne. Derin bir nefes verdi "Artık aramızda Zafer Ağa yok ama bu evde hayalet gibi gezmemize sebep değil. Koca beş ay geçti herkes kendine geliyor sabah aynanda uyanılıyor aynı eskesi gibi kahvaltı edilecek. Erkekler işlerine gidecek kadınlar ev ile ilgilenecek akşam aynı şekil yemek masasına oturulacak birlikte oturulup sohpet edilip çay içilecek artık yüzü atık insan görmek istemiyorum herkes kendini toparlasın " Aslında haklıydı her zerresine herkes başına buyruk tu biri evde olmaz diğeri odasına kapanır.

" Haklısın anne"dedi Sıraç.

"Acı acımız ama bu şeklide yürümez herkeste aynı neşeyi istiyorum evde ses istiyorum anlaşıldımı? Artık evin ağasıda babası da Hazar. Hanım ağa iste evin en büyük gelini Sahra gebe olduğu için ona yardım edeceksiniz hepiniz doğumu yakındır. Sizde öyle veletler abinizin arkasında duracaksınız Ağa diye her boku onun üzerine yıkmayacaksınız." Güneş hanımdan hiç beklemediğim bir konuşmaydı.

" Başımızın üstünde yerin var sultanım biz ne zaman abimin üzerine bırakıp kaçtık? "dedi Sıraç.

" Sus! Eşek sıpası bir haftadır dosyaların duruyor şirkette toplantıya bile girmemişsin. Hazar bebeğinin kontrolünü bırakıp gitmek zorunda kaldı"

Sıraç bilmezcesine şaşmış bir yüz ifadesi yaptı.

" Ama o an bende bilmiyorumdur yoksa giderdim "

" Aynen akıllı oğlum bende öyle diyordum zaten "dedi Güneş Hanım. Hepimiz masada sessizce kıkırdamaya başladık. Bizimle bir Miran da gülümsedi.

" Ne o eşek sıpası hoşuna mı gitti nenenin bana sövmesi? "dedi Sıraç Miran'a bakarak.

" Bana niye küfür ediyorsun piç"dedi Abim.

" Pardon laf sana geliyordu dimi unutmuşum affola " dedi Sıraç sırıtarak. Yemeğimi yerken hafif gülümsüyorum ne kadar acı olursa olsun bu aile bir şekil gülmeyi başarıyordu. Yemek yenildikten sonra çaylar ile beraber salonda ailece oturuldu sohpet ler edildi.

Güneş anne pek katılmasada gülen çocuklarını izledi. Miran uykusu geldiği için mızmızlık yaparken saat epey geç olmuştu abimi ve Selin'i geçirdikten sonra herkes odalarına dağıldı merdivenlerden zorlada olsa çıktım. Odanın kapısı aralıklıydı direk itekleyip içeri girdim. Odada kimse yoktu giyinme odasına gidip pijama takımlarımı giydim saçlarımı gelişi güzel topladıktan sonra banyonun kapısına iki kere tıkladım ses çıkmadı.

"Buradayım" dedi Hazar arkamı dönüp gelen sese doğru baktım büyük ihtimalle balkondaydı. Minik adımlarla balkona doğru yürüdüm kapısının önünde durup Hazar'a baktım altında eşofmanı üzerinde hiç birşey yok elinde sigarası dertli bir şekilde gökyüzünü seyrediyordu. Aklıma o anda beş ay önce o kaosun içinde hastanede uyandığım an aklıma geldi.

Gözlerini yavaşça araladı Sahra başında sadece Defne vardı. Defneyi ağlarken o halde görünce kendini diklemek istedi ama sancısı o kadar belay dı ki kalkamadı.

"Defne ne oldu?" dedi Sahra korku içinde. En son gördüğü manzara kayın babasının kalp krizi geçirmesi, Hayat'ın kanlar içinde olması, Hazar ve Sıraç tan silah sesi gelmesi ve en son kendisini yerde buldu kendisinde kanlar içindeydi.

"Defne ne oldu dedim sana!" Bu sefer daha fazla sesini yükseltti hıçkıra hıçkıra ağlayan kadına baktı Sahra.

"Sahra babam" dedi ve sustu ağlaması konuşmasını engelliyordu.

"Defne beni çıldırtma babam ne? herkes iyimi?" Kendini ani hareket ederek diklemek istediğinde karnına feci bir sancı girdi acıdan inledi Sahra.

"Babam kalp krizinden..... Öldü Sahra" Ağlayan kadına donmuş şekilde baktı Sahra. Gözünden bir damla yaş süzüldü ama bağırmadı.

"Ne demek öldü? Dalgamı geçiyorsunuz benimle" dedi Sahra sakince sesi titriyordu.

"Hayır Sahra kurtaramadılar babamızı..... Gitti artık hayatımızda yok"

"Sen nediyorsun be!" Sahranın ani çıkışmasıyla Defne irkildi. Odanın kapısı açıldı içeri ilk doktor ardından kan çanağına dönmüş gözleriyle Kıvanç ve Hazar girdi sulu gözleriyle baktı herkese Sahra.

"Hazar" dedi Ağlayarak boğazına yumruk oturmuş gibi sıktı kendini Sahra konuşamadı. "Doğrumu? Babam..." dedi ve Ağlamaya başladı sessizce ağlıyordu Sahra.

"Tekrardan başınız sağolsun" dedi Doktor. Sahra başını kaldırıp doktora baktı. "Hayat hanım ve bebeği iyi odada sakinleştirici verildi uyuyor."

Sahra ilk aldığı haberden kendini unutmuştu ki bebek deyince aklına karnındaki yavrusu geldi burnunu çekerek konuştu genç kadın.

"Peki.... Bebeğim o nasıl?" dedi Sahra. Hazar başını sağa çevirip göz yaşlarını sildi.

"Sahra hanım geldiğinizde çok kan kaybetmiştiniz. Önceki kan kaybınız daha fazla olmuştu-"

"Sadede gel!" diye bağırdı genç kadın.

"Üzgünüm bir bebeği kurtaramadık" Göz yaşları oluk oluk akarken doktorun dediklerini idrak etmeye çalıştı Sahra.

"Bir bebeği kurtaramadık diyor" dedi Sahra sinirden gülerek. Hazara baktı ela gözleri göz yaşına bulanmıştı.

"Hazar.... Ne diyor bu? Bizim zaten bir bebeğimiz var nasıl sade biri kurtarılıyor?" Göz yaşlarını sildi Sahra "Konuşsanıza!" Dedi Haykırarak.

Hazar karısının yanına gitti yanına oturup ellerini tuttu. Önce akan göz yaşlarını sildi ardından yeşil kızarmış gözleriyle ela gözlere baktı.

"İkizler miş....... Düşük yaptın bebeklerden biri rahmine sıkı tutulur iken o an ki şokla bebek düşmüş hastaneye geldiğimizde çok geçti müdahaleye rağmen..... Kurtaramadılar bir bebeğimizi kurtaramadılar" dedi Hazar ağlayarak. Saha tekrar sustu biraz sonra sinir krizine gireceğini çok iyi biliyordu sustu... Sustu.. Sustu taki nereye kadar.

"Sen.... Sen ne diyorsun? Bebeğim nasıl ölür!"

"Sahra yapma" dedi Hazar yalvarırcasına. Sahra durmadı çırpındı kalkmak istedi kalkamadı.

"Bebeğin öldü birisini kurtardık ne demek?" dedi ağlayarak Hazar'ın kollarında çırpınıyordu boşta kalan eliyle kolundaki serumu bir çırpıda çıkardı.

"Sahra dur" dedi Hazar. Durmadı Sahra haykırdı bir anne gibi haykırdı yavrusunu kaybetmişti.

"Ne dur! Ne dur! Bebeğimi kaybettim ben Hazar bebeğimi!" Elini yumruk yapıp Hazar'ın göğsüne vurdu. "Niye kurtarmadın?" tekrar vurdu. "Bebeğine niye sahip çıkmadın?" bir kere daha sertçe vurdu. "Niye bunu yaptın Hazar!" Tekrar vurdu. "Neden! Neden! Acı çekmemi istiyorsun? Bir kere beni mutlu gör be adam!" Tekrar vurdu. Hazar hiç birşey yapmadı acı içinde karısını izledi ne sesi çıktı nede o na vurmasını engelledi."Bebeğim gitti Hazar" Sert yumrukları yumuşamaya başladı Sahranın başının Hazar'ın göğsüne yasladı. Hazar karısına sıkıca sarıldı başına bir buse kondurdu. "Bebeğim.... Babam" güçsüzce Hazar'ın omzuna yumruk attı. İçlenerek başını dikledi Sahra ela gözlerini kocasının gözlerine baktı.

"Ben hiç mutlu olamıyacak mıyım? Hazar" Hazar sadece ela gözlere bakmakla yetindi. Ne dese haklıydı hayatını zindana çevirmişti gülüp eğlenen Sahradan eser kalmamıştı. Hemşirenin verdiği sakinleştirici Sahranın susmasına sebep olmuştu bitkince başını yastığa yasladı gözleri kapalı ama göz yaşı var ve tek sayıkladığı bebeğiydi.

Düşüncelerimden arınıp deren nefes verdim. Yatmam en iyisi olacaktı dışarıda az çok diyaloğa girdiğim Hazar ile odada iki yabancı gibiydik çok karışık bir durumun içindeydik bir gülüyorsak iki saat sonra yüz yüze gelmek istemiyorduk. Arada sırada sadece bebek için sohpet ederdik ardından yatardık. Hazar arkasını dönerdi bende..... bir yatakta iki yabancıydık. Her zaman yaptığımı yapıcaktım arkamı dönüp yatıcaktım öylede yaptım yatağa uzanıp arkamı döndüm o anda göz yaşlarım oluk oluk aktı.

Bölüm sonu

10 yorum