Bir gül kurudukça unutulur. Peki Sahra? zaman ilerledikçe gidişi unutula bilecekmiydi? Ona zülüm yapan adam bebeğiyle bir onu unuta bilecekmiydi? Gülde bir canlıdır önce çok sevilir değer vermezsen kurur sonra kokusu gider ardından tek dokunuşla yok olur bir insanda böyledir değer vermezsen ruhu ölür, kendince canına kıymak ister, önce ölür sonra, kokusu gider, ardından toprağın altına gider. İnsanın gül ile arasındaki fark gül yaşamak için toprağa gömülür iken insan öldükten sonra toplağa gömülür. Hayat böyle birşey bir gül kadar değerin varsa bu dünyada yaşarsın bir gül kadar.
Şirin ile mutfakta çay hazırlar iken gözüm Sıraç'ı aradı ama yoktu
Hayat odasından dışarı adım atmadı onunla konuşmak istiyordum ne olursa olsun o benim görümcem di kız kardeşim gibiydi Şilan kadar oda benim için değerli ona olan biteni anlatmam en doğrusu.
"Şirin çayları doldurdum sen götür ben geliyorum"
"Nereye?"
"Hayat ile konuşacağım"
"Aman abimin gazabına uğramak istemiyorum"
"Uğraman merak etme beş dakika idare et gitmeden önce konuşayım"
"Tamam fazla idare etmem"
"Tamam canım" Çaydanlığı ocağın üstüne bırakıp mutfaktan çıktım. Sıra koca merdivenleri çıkmaktaydı Hayat'ın odası Hazar'ın odasının bir alt katında ki en sonuncu kolidordaydı. Yavaşça merdivenlerden çıkmaya başladım çok kısa ama bana uzun gelen merdivenler bittiğinde koca kolidorda Hayat'ın odasına doğru yürümeye başladım. Vardığımda kapının önünde durdum kapıyı çalmakla çalmamak arasında kaldım kendimi kötü hissettim bir iki saniyelik gözlerimi kapattım ardından tekrar açtım. "Hadi Sahra alt tarafı konuşacaksın" Kendimi motive ettikten sonra kapıyı tıklattım.
"Kim o?" Konuşmakta zorlansam bile sesimi duyacağı kadar yükselttim.
"Benim Sahra..... Gire bilirmiyim?"
"Gel" Sesi ağlamaklıydı. Kapıyı açıp yatakta ağlamaktan perişan olan kıza baktım bu Hayat olamazdı ellerimi bacaklarıma sürttüm ne yapamacağımı şaşırmış gibiydim nasıl dura bilirdim. Kapıyı sakince kapatıp yatağa doğru yürüdüm tam karşısında durdum.
"Nasılsın?" İlk sorduğum soru çok saçma ama konuya anca böyle gire bilirdim.
"Nasıl mı? Sence iyi gözüküyormuyum?" Acı içinde burnunu çekti derin nefes aldım nefesimi tutup herşeyi bir anda söyleyesim geldi yatağın ucuna nazikçe oturdum ellerimi önümde birleştirdim.
"Hayat özür dilerim...."
"Özür niye diliyorsun?"
"Bu durumda olman benim yüzümden eğer ki ben olmasa-" içlene içlene bir hâl olmuştu o sesine rağmen konuştu.
"Özür dileme.... Asıl dilemesi gereken benim. Benim yüzümden zarar gördün ben... Ben sana zarar geleceğini düşünmemiştim o anki sinirle herşeyi yaptım Buse yüzünden " daha fazla ağlamaya başlamıştı biraz daha yaklaştım hayatın elini tuttum.
"Ştt! Benden özür dileme Hayat. Eğer ben olmasaydım şuan koca..... Kocanla mutlu mesut yaşıyordun "
" Hayır Sahra bilmediğin çok şey var abimin de " Anlamsızca kaşlarımı çattım. Burada sinirden bana bağıran bir Hayat bekler iken benden özür dileyip bilmediğim daha fazla şeyler olduğunu söylüyordu.
" Ne demeye çalışıyorsun? "
" Buse o gün geldi.... Aklımızı çeldi Ahmet bana seni unuttuğunu söyler iken Buse sırf seninle abimi ayırmak için böyle bir yalan söylememi istedi ve o yalanda senin hamile olduğunu bilmiyordum. Annemin sana böyle davranacağını hiç bilmiyordum onun adında özür dilerim..... Ben sizin bir kutuda fotoğraflarınızı buldum Busede bunu görünce odayı o fotoğraflar ile kapladı bende Ahmet zannedip kavga çıkardım ondan sonra aramız açıldı Buse......Ahmetin aklınıda bir şekil çeldi sonrası bu işte "
Duyduklarım karşısında şaşmıştım ister istemez ağzım açık kalmıştı işte hiç bir kaba kuvvet bu kadını elimden alamazdı. O kadının ölümü benim elimden olacaktı.
" Sen neler diyorsun? Hayat "
" Herşey bu... Abime söyleyemedim söyleyecek yüzüm yok "
İki eliyle akan göz yaşlarını sildi.
"Neden?" Dedim yorgun bir şekilde.
"Ahmet... Çok kötü birşey yaptı"
"Ne..... Ne yaptı?" Hayat sakince yutkundu sonrada burnunu çekti elimi sıkıca tuttu daha ne felaket olabilirdi ki?
"Sana zamanında bir belge imzalatmış. Abimle bir zamanlar ortaktı en yakın arkadaşı oldukları için elinde bir dosya içinde abimin imzasıda vardı ikinizin imzasını kopyasını bir şekilde almış....... Sonrada"
"Sonrada ne Hayat?" korkarak sorduğum soru karşısında nefesimi tuttum.
"Anlaşmalı boşanma kağıdına ekletmiş. İmzanız olduğu için direk işleme girmiş...... Ahmetin arkadaşı boşanma avukatı olduğu için duruşmasız boşandırmış sizi" O an kulaklarımın duymamasını istedim kalbim yerinden çıkmıştı sanki. Göz yaşlarım akar iken dediklerini sindirmeye çalışıyordum.
"Ne saçmalıyorsun? Hayat" donuk çıkan sesimi bastırmaya çalışsam da bastıramıyordum.
"Korkuyorum yenge" karşımda küçük kız çocuğu gibi ağlayan kıza baktım.
"Ne.... Nezaman bunu yapmış?" gözümden her akan yaşa baktı Hayat. Benim kadar o da kırılmış boynu bükük bir gül fidanıydı.
"Bir hafta önce.... yenge gözü öfkeden hiç birşey görmüyor"
"Bunu Hazardan saklayamam" dedim ağlayarak.
"Yenge" ayağa kalkmak istediğimde elimi tutmasıyla oturmama sebep oldu.
"Yenge..... Abim duyarsa yaşatmaz"
"Hayat hem senin, hem benim ve Hazar 'ın hayatını yakmasına izin veremem. Bizim haberimiz olmadan...... Boşamak ne demek bu kadar mı karaktersiz" içimdeki öfke daha fazla büyümüştü.
"Abim yaşatmaz" Tekrar ağlamaya başladı. Karşısında sessizce öfkeden bende ağlıyordum. Buse ve Ahmet' in yaptıklarına mı? ağlıyordum yoksa Hazar ile boşanmam mı? Elimin tersiyle akan göz yaşlarımı sildim.
"Hayır..... Hayır Hayat bu olamaz kocam dediğim insanla bir haftadır boşanmış gözüküyoruz nikahımız düşmüş sen neyden bahsediyorsun? Seni ne hale getirmiş ne o nede Buse yaşamayacak" öfkeyle ayağa kalktığımda bileğimi tutmasıyla dediği kelime ile dona kalmıştım.
"Hamileyim"
"Ne!"
"Hamileyim işte bebeğimin babasız büyümesini mi istiyorsunuz?" Sinirden elimi alnıma götürdüm odada bir sağa bir sola volta atmaya başladım.
"Hayat......" Ağlamaklı sesimle ağlayan kadına seslendim."Bunu saklayamayız ben kocamı kaybedemem" Hayat tekrar göz yaşlarını silip kızarmış gözleriyle bana baktı.
"Bende bebeğimi ve bebeğimin babasını kaybedemem" Sesini yükseltmesiyle bir irkilmiştim bir adım geriye sendelediğim de felaketi yanımıza çağırdığımızın farkında değildik.
"Sen ne diyorsun Hayat!" kalın sesiyle konağı inleten adama baktık korku dolu gözlerimizle, duymaması gerekenler duymuştu. İşte şimdi.......... şimdi bir yaprak dökülmesi gibi bomlar yağacaktı konağa. Koca yıldırım çökmüştü kimse, kimseyi tutamazdım bu saatten sonra herşey duyulmuş.... Duymuştu öfkeyeden dönmüş gözlere baktık üç adama. Ateşle barut yan yana gelmez Derler ya işte tam olarak ateşi baruta sürüklemişti. Sırada o canı yakacak bomba patlamasındaydı kimin canı yanacaktı, kiminin canı alınacaktı, kimi ağlayacaktı, kimi yas tutacaktı.......
İleri bölümlerde Hazar ve Sahrayı neler bekliyor?
Ahmet ve Hayat bebeği için bir araya gelicek mi?
Buseye bu bölümden sonra ne olacak?
Ateş oğlu konağını neler bekliyor?
Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın 🌸


