•
Sabah gözlerimi açar açmaz yüzümdeki gülümsemeyle bu anın tadını çıkaracaktım ki uzun sürmedi.
Aklıma mağazaya Meyra hanımın gelecek olması düştü.
Nasıl da unutmuştum ?!
Dün akşam sohbet arasında gelip mücevher bakmak istediğini söyleyince bende yarın beklerim demiştim.
Kuvars'ın bedenime sarılı kollarının arasından çıkmak çok güçtü. Doğrulmadan önce dayanamayıp yanağını öptüm.
Çok güzel uyuyordu.
Onu uyandırmamaya çalışarak kolunu kaldırıyordum ki gözlerini açtı.
-"Nereye ?" diye sordu direk kaşlarını çatıp.
Ağır kaslı kolunu çekip sırt üstü döndü.
-"Kalkmam gerekiyor. Annen mağazaya gelecekti aklımdan çıkmış." dediğimde oflayıp kolumdan çekti.
-"Ya yavrum yat şuraya başlatma gitmesinden."
Kollarının arasınadaki sıcaklık aklımı çelerken mırıltıyla göğsüne girdim. Gitmemem için başıma kadar örtüyü çekip sıkıca sarıldı.
-"Beş dakika." dedim kısık sesle.
Burnumun ucunu boynuna sürttüğümde içime yeniden yaşam gelmiş gibi hissettim.
-"On."
Kıkırdayıp başımı kaldırdım ve yakışıklı yüzüne baktım. Gözleri kapalıyken gülümsüyordu. Tehlikeli yüzünde bu defa sevimli bir tebessüm vardı. Mutluydu. Benimle mutluydu.
-"Hadi." dedim ve kendimi tutmadan yanağını öptüm. Gülümsemesi devam edince geri çekilmeden diğer yanağını öptüm.
Sakalları yüzüme batarken ister istemez dudaklarım keyifle kıvrıldı.
-"Cık." Dudaklarının arasından çıkan sesle tekrar kıkırdadım ve yanağından çekilip dudaklarına yaklaştım.
Kalbimi ağzıma getiren dudaklar.
Can yakıcıydı.
Ama öptüm. Çekildim tekrar öptüm. Dudağını ısırıp geri bıraktığında nefesim her zaman olduğu gibi hızlanmıştı. Çok hızlı bir şekilde dudaklarıma yapışıp yatakta yer değiştirmemizi sağladı.
Kollarım kendiliğinden boynuna dolandığında bacaklarımın arasında yerini aldı. Dudaklarımı parçalarcasına öpüşü aklımı başımdan almıştı. Bütün kanım damarlarımda kaynayarak geziniyordu.
Nasıl git gide daha fazla dokunmasını istiyordum ? Nasıl utanmıyordum ?
Özellikle dün gece..tanrım !
Düşüncelerim öyle alevliydi ki kendimi inlerken buldum. Kasıkları bacaklarım arasına dayalı haldeyken gözlerimi kapattım ve kalçamı kaldırıp kendimi ona dayadım.
Boğazından yükselen hırıltı eşliğinde parmaklarını kalçama koyup acıtarak sıktı.
Sabah sabah uyanır uyanmaz gelen bir şehvet değildi. Gecenin yarım kalışıydı.
Dudaklarımdan sıyrılıp saçlarımın arasına gömüldü.
-"Kuvars.."
Başını kaldırdığı an gözlerinde gördüğüm o ifade ne söyleyeceğimi bana unutturmuştu. Boynunda olan ellerimle onu çektim ve her şeyi unutarak dudaklarına uzandım.
Dudaklarımızın birbirine değme sesi tutkunun harlanmasına neden oluyordu.
Nefes almak için dakikalar sonra ayrıldığımızda elleri aşağılara kaymış kalçamı tamamen kavramış haldeydi.
-"Güzelim...sana dayanamıyorum."
Nefeslerim öyle sıktı ki konuşmaya boşluk bulamıyordum.
Ancak muhtaç kaldığım dudaklarından bir kaç saniye bile ayrı kalmak istemediğim için uzanıp dudaklarına dudaklarımı sürttüm.
İsteğimi büyük bir vahşilikle kabul ettiği sırada elleri bedenimin her yerini sertçe okşuyordu. Bel boşluğumda olan sağ eli yavaşça südyenime ulaştı ve tık. Kopçasını açmasıyla kasıklarıma yer edinen sızı artmaya başladı.
Asla utanmıyor beni tutkuyla sevişini yoğun şekilde hissetmeye çalışıyordum.
Gözleri gözlerime değdi. Dudaklarımızı ayırmış , sessizce izin istiyordu.
Avucunda olan kalçamı sabırsızlıkla oynattığımda kendime aşırı derecede şaşırıyordum. Başımı kaldırıp sımsıcak olmuş boynunu öptüm. Nemlenmiş dudaklarım karşısında boğuk bir inleme sundu.
5 dakika mı demiştim ?
Bir saniye geçmeden ağırdan alarak südyen askımı aşağı çekti. Aynı anda nefesim de çekiliyordu.
Böylesine ilerlemeye hazır mıydım ? Tanrım asla dur demezdim ! Çıldırıyordum. Daha fazla dokunsun daha fazla izi kalsın istiyordum.
-"Off..." Kuvars'ın dudaklarını ısırıp derin bir of çekişi ile gözlerimi kapattım. Öyle derinden içlenmişti ki yaşadığım tutkunun haddi hesabı yoktu.
Tepkisinin sebebi ise çektiği askımdan açıkta kalan tek göğsümdü. Hissettiğim ürpermeden dolayı göğüs uçlarım belirginleşmişti ve tamamen gözünün önünde duruyordu.
Sıcak nefesi iyice yakınımdaydı. Diğer askıyı da indirdiği gibi artık işlevsiz kalan südyenimi üzerimden almıştı.
Yavaşça gözlerimi açtım. Siyaha dönen gözleriyle göğüslerimi inceliyordu. Kendinden geçmiş gibiydi soyutlanmıştı.
Dilini önce dudağında gezdirdi ardından bir hamlede göğüs ucumu yaladı.
Tepeden tırnağa titredim. Bir hayli titredim ! Zevkten ölünür müydü ?
Kalbim nasıl atacağını şaşırmış göğüs kafesimi sallandırıyordu.
-"Rüya mısın sen ?" Başını kaldırmadan fısıldayıp diğer göğsüme döndü. Ucuyla birlikte başını bastırarak ağzına aldığında titreyerek yüksek sesle inledim.
Başım yastıkların arasında geri kayarken Kuvars eliyle belimi sabitleyip göğsümü delirten bir yavaşlıkla emiyordu. Her dil darbesinde her seferinde inledim. Dudaklarının işkencesi yetmiyormuş gibi sertleşmiş ucunu çekiştiriyor dilini sürtüyordu.
Elimin ne zaman ensesine gittiğinin farkında değildim ancak onu kendime bastırırken buldum. Bacağımı beline sarmış belimi yukarı kaldırmış halde sadece inliyordum.
Dakikalar sonra hunharca emdiği göğsümü bırakıp son kez ıslak bir öpüşle yeniden diğerine döndü.
Vajinamda amansız bir ağrı vardı. Hayatımda ilk defa bunu hissediyordum. Tam olarak neresiydi bilmiyorum ama zevkten sızlıyordu.
Önceden düşünsem kıpkırmızı kesileceğim şeyleri şuan hiç utanmadan canlı canlı yaşıyordum.
Kuvars sıcak dudakları ile kavradığı göğsümü ısırdığında kendime geldim. Acıyla zevkle karışık inlediğim gibi tırnaklarımı ensesine geçirdim.
Bir göğsümde içimi eriten dudakları diğerinde keyif süren parmakları derken komodinde duran telefonun çalmaya başlaması bir oldu.
Duymamışçasına devam ediyordu. Ancak benim dikkatim dağılmıştı.
-"Kuvars." diye mırıldanıp elimi yanağına koydum.
Yanaklarım yavaş yavaş kan toplarken onu zorla omzundan ittirdim.
-"Amına koyduğumun telefonu çalacak zamanı buldu !"
Gözlerimi büyüten küfürüyle birlikte üzerimden eğilişini izledim. Bir hışımla telefonunu alıp açtı.
-"Ne var lan ?!"
Sanki az önceki naif tutkulu adam o değilmiş gibi öyle gürlemişti ki irkilmeden edemedim.
-"Kapat Orhan kapat. " Bir yandan küfür ederken kapattı.
Hızlı şekilde örtüyü göğüslerime çektim ve doğruldum. Tamamen dağılmıştım.
-"Kaçma."
Belimden çekmesiyle küçük bir çığlık atıp kucağına düştüm. Sırtım göğsüne yaslıyken eğilip boynumu öptü.
-"Hazırlanmam lazım."
-"Benimde...ama boşver."
Kıkırdayarak kucağından zorla kalktım.
-"Annene ayıp olacak. İstiyorsan sen yat." dedim ve yüzüme gelen saçlarımı geri ittim.
Yatakta kayarak ayaklarını yere değdirirken yüzünün yakışıklılığına hayran kalmıştım.
Sabah sabah böyle iyi olunmaz ki !
-"Tamam git." Göz kırptığında dönecektim ki pat diye örtüyü elimden çekti.
-"Ya Kuvars !"
Anında ellerimle göğüslerimi kapattım.
Gülerek geri yattı ve ellerinin başının altına koydu.
-"Şahane bir manzara. "
-"Utanmaz." dedim ama alttan alttan sırıtarak odadan kaçtım.
Banyoya girdiğimde elimi indirdim. Ardından suyun sıcaklığını ayarlayıp hızlı bir duş aldım. Saçlarımı kurutma makinesiyle düzgünce kuruttuğumda kendi düzlüğüne kavuşmuştu.
Dolaptan bir havlu aldım ve vücuduma sardım. İçeri geçerken salonda olmayan Kuvars belli ki hala yataktaydı. Bu defa tedirgin olmadan emin adımlarla yürüdüm.
-"Neden hala yatıyorsun ?" diye sordum.
Yerdeki çantaya eğilirken havlu açılmasın diye sıkıca tutuyordum.
-"Çıkmanı bekledim güzelim." dedi ve telefonunu bırakıp yataktan kalktı.
Bende iç çamaşır ve kıyafet alıp doğruldum. Yanımdan geçmeden saçlarımın arasına ve yanaklarıma öpücükler kondurup başka bir şey yapmadan gitti. Muhtemelen utandırmak istemediği için yanımdan ayrılmıştı.
O banyoya girince bende rahatça giyindim.
Ancak evden alırken hiç dikkat etmeden normal bir takım olarak aldığım kıyafetimde fazlaca dekolte olduğunu fark ettim.
Böyle bir eteği giyemezdim. Ve ne yapacaktım ? Başka kıyafet almamıştım.
Düşünmeyi sonraya bırakıp makyaj çantamla giysi odasına girdim. Odanın içi buram buram erkeksi kokuyla doluydu.
Gülümseyerek dolap kapaklarında olan aynalardan birinin önünde durdum. Daha rahat olmak için ayakkabılarımı çıkartıp makyajıma başladım.
Yaklaşık on dakikanın sonrasında ben hala makyaja devam ederken Kuvars göründü. Saçını kuruladığı havluyu indirir indirmez gözleri bende durdu.
-"Bu ne sikim bir kıyafet ?!"
Tepkisine gülmemek için dudaklarımı ısırıp aynaya geri döndüm.
-"Ne var ki ?" dedim onun biraz daha sinir etmek için.
-"Ne mi var ? Haklısın yok ! Çıkart şunu kızım." dedi ve dolaba yöneldi.
-"Eşofmanla gidemem. Mecburen çıkacağım." dedim ve rujumu sürüp çekildim.
Dönmüştüm ki havlusunu açmasıyla çığlık çığlığa gözlerimi kapattım.
-"Ya ne yapıyorsun ya ?!!" dedim ayaklarımı yere vurup.
Ben şimdi o sımsıkı kalçasını nasıl gözümden silip bir gün geçireceğim ?!! Çok seksiydi !!
-"Pardon farkında değilim refleks olarak." dedi ama hiç inandırıcı gelmedi.
-"Giyindin mi ?" diye sordum hala gözlerim kapalıyken.
-"Bir saniye."
Bekleyip açtığımda giydiği boxerı düzeltiyordu. Kalbim ağzımda atarken makyaj çantamla birlikte hemen oradan uzaklaştım.
-"Onu çıkarmadan burdan çıkmayacağız !"
Arkamdan seslenince nefesimi üfledim.
-"Tamam geçerken mağazadan kıyafet alırım. Değiştiririm." dedim aynı zamanda kendi rahatlığım içinde.
-"Otelin mağazasından isteriz. "
Beni böyle çıkarmamakta kararlıydı.
Sessizce koltuğa oturup bekledim.
Dakikalar sonra çıktığında soğuk bir su ihtiyacı duydum. Boğazım kurumuştu.
Öyle nefes kesiciydi ki.
Lacivert , üzerine tam oturan takımıyla tek kelimeyle şahaneydi. Bana göz ucuyla bakıp telefonuna uzanırken yalnızca onu izliyordum.
Kar beyazı gömleğinin yakasını kapatıp elinde şimdi fark ettiğim kutuyu masaya bıraktı.
Bana işaret edince ayağa kalktım.
-"Nerdesin ?"
Telefonla konuştuğu için soru sormadan kutuyu açtım. İçinde yaka zinciri vardı.
-"Mağazadan Loya için düzgün kapalı bir kıyafet al gönder."
Ufak bir tebessümle kutusundan çıkarttığım zinciri iki yakanın ucuna özenle taktım. Refleks olarak parmaklarım gömlek yakasına gittiğinde teninin sıcaklığıyla içim ısındı.
-"Derhal."
Aramayı sonlandırır sonlandırmaz uzanıp yanağını öptüm. Çok güzel kokuyordu.
-"Şirkete mi gideceksin ?" diye sorduğumda dikkati bütünüyle dudaklarıma kaymıştı.
İki eliyle belimi tuttuğu gibi bedenine yaslayıp yanağımı sıcacık bir şekilde öptü.
-"Evet ama önce karnını doyuralım." dedi ve diğer yanağımı uzun uzun öpüp geri çekildi.
Huzurla kapattığım gözlerimi gülümseyerek geri açtım. İçimde kalmasın diyerek uzandım ve boynuna sarıldım. Ayağımda topuklular olmasa onun boyuna yetişemeyeceğim çok açıktı.
Sanki yanında ben küçülüyor o da git gide heybetine heybet katıyordu.
-"Bir şey soracağım." dedim yanağımı göğsüne yasladığım sırada.
Belimde olan parmaklarını sırtıma doğru uzatıp daha sıkı sarıldı.
-"Sor bebeğim."
-"Sen bu yoğunlukta bu vücuda nasıl sahip oluyorsun ?" diye sordum bir yandan elimi ceketinin sardığı kaslı kolunda gezdirirken.
Kıpırdanan göğsü güldüğünü belli ederken boynuma dudaklarını bastırdı. Çekilmeden burnunu saçlarımın dibinde gezdirdi ve uzun bir soluk aldı.
-"Yoksa hoşuna gitmiyor mu ?" Sesinin tonuna bile içim gidiyorken bu da soru muydu ?
Boynumdan yukarıya hücum eden sıcaklıkla birlikte utanç hissediyordum ama gülmeden edemedim. Biraz daha göğsüne sokulup boyun girintisine yüzümü yerleştirdim.
-"Gidiyor ama sen çok dikkat çekiyorsun." diye mırıldandım.
İç çekişiyle birlikte yeniden boynumu öpüp başını kaldırdı. Bir adım geri çekilince toparlanıp ona baktım.
-"Dikkatini çekmek istediğim birisi var. O da şuan kollarımda."
Sırıtmamak için dudaklarımı kemirdiğim anda beni bu durumdan kurtaran asansörden gelen ses oldu.
Kuvars ellerini belimden çözüp o yöne ilerledi. Asansör gelmiş kapısı açılmıştı.
Orhan içinden çıkmadan iki karton çantayı uzattı.
-"Arabayı hazırla geliyoruz. " dedi Kuvars çantaları alırken.
-"Tamam patron. "
Kapı kapanınca Kuvars çantaları bana verdi. Bende bir şey söylemeden yatak odasına girip kapıyı kapattım. Üzerimdekileri çıkartıp yatağa bıraktıktan sonra çantadan çıkan şık bluzu , pantolonu , aksesuarları ve ten rengi deri tek bant topukluları ayağıma geçirdim.
Çok iyi seçimler !
Kıyafetlerimi çantaya koyup kenara bıraktım. Burada kalmaları sorun olmaz diye düşünerek odadan çıktım.
-"Bundan sonra sizin otelden alışveriş yapacağım." dedim çantaya telefonumla cüzdanımı koyarken.
Masaya kalçasını yaslamış halde beni baştan aşağı süzdü. Kısık gözleri kalbime çarpıntı yaşatıyordu.
-"En azından kapalı." dedi kısık tonda. Sonra kalkıp elimi sıkıca kavradı.
Asansöre girdiğimizde aynadan yansımamızı izledim. Yakışıklı yüzüne gülümsemeden duramadığım için başımı ona çevirdim ve omzuna yaslandım.
-"Yorma kendini olur mu ?" diye sordum.
-"Olur bebeğim." diyip saçlarıma öpücük kondurdu.
Asansörden çıkışımızda ise Kuvars elimi sıkıca tutuyordu. Bütün çalışanlarla birlikte gelen müşteriler dahil olmak üzere herkesin gözü üzerimizdeydi.
Bununla sebepsiz yere gurur duydum.
Yanımda mükemmel bir adam vardı. Ona hayran olanlar kadar benimde hayranlığım vardı.
Ve elini tutuyordum.
Otelin restoranında yaptığımız kahvaltının ardından arabaya binip mağazanın önüne gelme süremiz ne yazık ki kısacıktı. Bu üzücüydü.
Orhan kapıyı açmış beklerken Kuvars'a dönüp uzandım ve yanağına dudaklarımı bastırdım.
Aynı sıcaklıkla belime sarılmış boynumu öpmüştü.
-"Seni özleyeceğim sevgilim." Utana sıkıla gülümseyerek kulağına fısıldadıktan sonra arabadan indim.
Yüzünde manidar ancak içimi kıpır kıpır eden gülümsemesiyle arkamdan bakakaldı.
'
Günün devam eden bölümünde Meyra hanım gelmiş gitmişti. Çizim yapmak için kendimi rahat hissetmediğimden dolayı mağazada çok durmadan çıktım.
Bir araba yerine yürümeyi tercih ettim. Yolda attığım emin adımlar özgürlüğe çıkıyordu.
Aldığım nefes yaşadığımı hatırlatıyor uzun zamandır boğmuyordu beni. Ne büyük nimetti değil mi ?
Artık ayaklarımın üzerine basabiliyordum. Ne kimseye muhtaçtım ne de başımı ezen birileri vardı. Mutluydum. Bütün hayatımın sonunda artık mutluydum.
Omuzlarımdan kalkan yük yerini sarılan kollara bırakmıştı.
Kendime izin verdiğim bugün de sahile gitmeye karar vermiştim. Biraz yürüdükten sonra sahil uzak olduğu için taksi çevirip bindim.
İndiğimde banklardan birine oturdum. Ilık hava yüzüme vurdukça aldığım nefes daha bir anlamlı geliyordu.
Çok geçmeden telefonum çalmaya başladı.
Cihangir arıyordu.
-"Efendim Cihangir ?" diyerek açtım.
-"Güzelim ne var ne yok ? Sesini iyi duydum." diyince gülümsedim.
-"İyiyim seni sormalı nasılsın ?" diye sordum.
-"İyiyim bende sabah geldim. Annemin yanındaydım. Ama sana başka bir şey söyleyeceğim." dedi konuyu değişerek.
Merak edince dikleştim.
-"Dinliyorum." dedim.
-"Şirket olarak bu sıralar rahatladık. Bende çalışanlar biraz nefes alsın diye plan yaptım. Haftasonu için kulübeler kiraladım. Kamp gibi diyelim. Kumsal , ateş , müzik eğlenceli olur. Sende geleceksin. Sormuyorum bak farkındaysan."
Anlattığı plan duyduğum gibi çok hoşuma gitmişti. Hiç dahil olmadığım yaşamadığım bir etkinlikti.
-"Kulağa çok hoş geliyor !" dedim büyük bir hevesle.
-"O zaman cuma sabahı seni kaçırıyorum. Hazırlanırsın. Kalın bir şeyler al soğuk olur."
-"Tamam olur."
-"Görüşürüz o zaman."
-"Görüşürüz- ah şey Cihangir ?" Son anda aklımda beliren düşünceyle kapatmadım.
-"Efendim ?"
-"Şey...Defne'yi de davet etsem olur mu ? Onun da eğlenmesini isterim." Eh arkadaşlar bugünler için yok mudur ?
-"Olur güzelim. İstersen senin şu soğuk duvar olan herifi de çağırabilirsin."
Üslubuna karşılık kıkırdayıp son kez vedalaştım ve kapattım.
Sırada ayrılmamızın üstünden çok geçmemesine rağmen burnumda tüten sevgilimi görmeye gitmek vardı !
•••
İyi geceler millet 🌸
Umarım keyifler iyidir. Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz ? Araları git gide daha sıcak oluyor. Eğer birden olsaydı Loya gibi bir karaktere oturmazdı. Ayrıca Kuvars da sıcakkanlı bir adam değil.
Sıradaki bölümde kıskançlıklarını ele alayım diyorum ne dersiniz ?
Veya olmasını hayal ettiğiniz bir durum varsa seve seve yer veririm biliyorsunuz ❤
Yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederim.