•
Yemeğin sonrasında şirkete dönüşümüz daha sakindi. Kuvars'ın ilerleyen günlerde olan görüşmelerini , seyahatlerini not alıyor diğer önemli bilgileri kenarlara iliştiriyordum.
-"Bunu imzalatır mısın rica etsem ?"
Hande bir sürü kağıt yığınıyla uğraşırken ona yardımcı olmak adına uzattığı kağıdı aldım.
-"Tabi." dedim ve bir kaç adım uzağımda olan kapıya tıklattım. Ses gelmemişti.
Yeniden tıklattım ancak bu defa da gelmeyince şaşırdım. Çıkmış olsa görmemem imkansız olurdu.
Hande'yi göreceğim yere geçip seslendim.
-"Odasında yok. Ne zaman çıktı ?" diye sordum.
Başını kaldırıp baktı.
-"Çıkmadı. İç kısımda sigara odası var. Oradadır." diyince odaya girdim.
Koyu renklerin hakim olduğu odada bir kapı fark edince hızlı adımlarla ilerledim ve kapalı kapıya parmaklarımla vurdum.
Yine ses gelmeyişi endişelenmeme sebep olurken bu defa çekinmeden kapıyı açtım.
Enteresan derecede muhteşem bir odaydı.
Hayran kalarak odayı inceledim. Ardından gözüme Kuvars çarptı. Sehpada küllükte tüten sigarası olmasına rağmen o koltuğa uzanmış uyuyordu.
Yüzüme bir gülümseme yayıldı.
Yorgunluktan uyuya kalmıştı. Öyle güzel bir görüntüydü ki günlerce izleyebilirdim.
Başı yana düşmüş bir kolu ve bacağı koltuktan sarkıyordu.
Yanında kalan küçük boşluğa kalçamı yerleştirip düşmüş kolunu kaldırdım ve karnının üzerine koydum.
Düzenli nefesleriyle derin bir uykuda olduğunu belli ediyordu.
Parmaklarım resmen ona dokunmak için titrediğinde kendimi tutamadım. Yanaklarım alev ateş yanarken elimi santim santim yaklaştırdım ve sakalının kenarına yerleştirdim. Baş parmağımı yanağına nazikçe değdirdiğimde pürüzsüzlüğü karşısında gülümsemem büyüdü.
Kalbim sıkışıp dururken aynı anda nefes almak çok zordu.
Bir insana dokunmak böyle alt üst eder mi ?
Gülümsemeye devam ederken diğer kolumu dizime yaslayıp biraz daha eğildim. Kokusu artık daha yoğun ulaşıyordu.
Uyanmasından endişelendiğim için binbir güçlükle elimi çektim. Halbuki nasıl istiyordum yüzünü sevmeyi.
Olsun uzaktan severdim. Gözlerimle okşardım tenini.
Buradan da benim değil miydi ? Ellerim dokunmaktan korkuyordu , gözlerim bakmaktan değil.
İçerisinin o an soğuk olduğunu hissettim. Bir yerlerden esiyordu ancak nereden olduğunu kestiremiyordum. Sanırım havalandırma gibi bir şeydi.
Üşür müydü ? Pek sanmıyorum.
Gözlerim yine yüzüyle buluştu. Kocaman gövdesine koltuğun büyüklüğü küçük kalmıştı.
Uyanana kadar izlesem ne olurdu ki ?
Muhtemelen Hande peşimden gelirdi. Patronun odasında bu kadar zaman ne yaptığımı merak ederdi.
Ama gidemiyordum işte !
Ben bu adamı burada böyle bırakıp nasıl çıkarım ? Ayaklarım hareket etmez.
Ya benden başkası girip görse ? Benim gibi büyülense ?
Olmazdı.
Sessizce oflayıp bir kapıya bir Kuvars'a baktım. Kalkacakken aniden dönmesiyle koltuktan düşecektim.
Ağzımdan kaçan sessiz nida beni ele verirken saniyesinde ayaklarımın üstünde dengede durdum.
Kuvars kaşlarını çatıp gözlerini araladı.
Göz göze geldik içim ferahladı.
Beni görüp bakışları düzeldiğinde yeniden sırt üstü döndü ve kollarını geri atarak esnedi.
Utançtan dilim damağım kurumuştu. Galiba sonsuza dek utanacaktım.
-"Ne yapıyorsun ?" Uykulu boğuk sesiyle birlikte gözlerini ovaladı.
Kızar mıydı ? Yok canım.
Nefes nefese yerimde kıpırdandım.
-"Şey...ben...imza için." İş için geldim işi unuttum sende tutuklu kaldım mı diyeceğim ?
Elini indirip sağ omzunun üzerinde döndü. Bana kirpiklerinin altından aklımı başımdan alacak bir bakış attı.
-"Gel yanıma." dedi başını eğip.
Gözlerim anında büyüdü. Yok artık burada mı ?
-"Ne ? Olmaz." dedim hemen.
Elini yanındaki boşluğa vurdu.
-"Gel dedim kızım yorma beni."
-"Birisi gelir." diye mırıldandım. Hemde zaten yüreğim ağzımdayken yanına yatarsam bayılırım !
-"Sövdüreceksin beni şimdi."
Sinirli yanına dönmeye başladığını anladığımda ellerimi sıkıp dudaklarımı ısıra ısıra koltuğun ucuna oturdum.
Belimden çektiği gibi kolunun üzerine yattım. Burun buruna dururken elbisemin darlığı yüzünden hareket edemedim.
-"Yalnız olduğumuzda diğerleri gibi bana davranmayı kesebilirsin. Yakınlığını uyanıkken görmek istiyorum." Dudaklarından çıkan kelimelere odaklanmaya çalışsam bile her konuştuğunda yanağıma değdiği için aklım erimiş pamuk şeker gibi işlevsizdi.
Karnıma saplanan sancıyla kesik kesik nefesler alıp verdim.
-"Birisi gelecek." dedim.
Eğer bu halde gören olursa ömrüm boyunca bir daha çalışmayı düşünmem.
İç çekip yanağıma derin sert bir öpücük kondurdu.
-"Gelmez."
Gözlerimi kapatıp açtığımda dudaklarıyla dudaklarım çok yakın duruyordu.
Hayır tanrım ölemem !
-"Seni uyandırdım. Özür dilerim." Başımı hızlıca geri çekip ondan kaçırdığımda kalbim küt küt atıyordu.
Kapalı duran gözleri siyaha dönmüş şekilde geri açıldı. Koltuğun düğmeli kısmına başını yasladı ve gözlerimin içine baktı.
-"Uyurken kokunu almıştım zaten."
Kıpırdanan dudaklarıma engel olamayıp gülümsedim.
-"Uyumuyor muydun yoksa ?" diye sordum ve gülümsememek için dişlerimi dudağımın kenarına geçirdim.
Rahat bir pozisyona geçmek adına bacağımı hareket ettirmiştim ki vücudum boşluğa kaydı.
Az kalsın sehpa ile koltuk arasında yere düşecektim.
Ancak Kuvars çevikliğiyle sol kolunu attı ve kalçamı avuçladı..
Yüzümün domatesten patlıcana terfi ettiğini söyleyebilirim.
O ise hiç takılmadan hırıltılı bir nefesle bedenimi bedenine yasladı. Kaldığı yerden devam etti.
-"Gözlerim dalmış." dedi elini çekmeden.
Ee ben nerede kalmıştım ?
Parmakları fazla mı sıkıyor ?
Avuç içiyle mi sıkıyor yoksa ?
-"Sen neden gelmiştin ?"
Bilmem.
Dudaklarım kıpırdayamadı.
Bir de üstüne Kuvars gülümseyince şimdi bayılsam yeridir dedim.
-"Güzelim. Biraz kilo mu alsan diyorum ?" Parmaklarının sıklaşmasıyla gözlerim geriye açıldı ve göğsüne refleks olarak vurdum.
-"Gidiyorum ben." dememe rağmen benim bir santim kıpırdamama izin vermedi.
İçimde heyecandan depremler oluyordu.
-"Ciddiyim. Çok zayıfsın. Kemiklerini tutuyorum." Dudakları sonunda düz çizgi haline gelmişti.
Elini de çekse iyi olacaktım.
Sertçe yutkunup alnımı göğsüne yasladım. Yüzüne bakmadan daha rahattım.
-"Hep böyle değildim." diye mırıldandım.
Annem fiziğime dikkat etmemi söylediği için daima kontrol altındaydı. Ancak klinikte bu durum olmadı.
-"Neyse hallederiz. Biraz uyusam şöyle." Başını boynuma sokunca yüzüm boynuna denk geldi.
Bende çok isterim!
-"Gitmeliyim. Yalnız uyumalısın." Zar zor içim yana yana onu boynumdan kaldırdım.
-"Sikeyim böyle işi. Yanımızda dur diye istedik hale bak." Bu adamın ağzından küfür eksik olmuyor.
-"İmzan gerekiyor." dedim koltuktan kalkarken.
Elbisemi düzeltip saçlarımı elimle yokladım. Düzgündü.
-"Yok imza falan."
Huysuzluğu karşısında kıkırdayıp kenardan bir kalem çektim ve kağıdın üstüne bıraktım. Yattığı yerden doğrulduktan sonra eliyle saçlarını karıştırdı.
-"İmzalar mısınız Kuvars bey ? Hande bekliyor." diye rica ettim.
Burnunu kırıştırıp bana ters ters baktı. Sonra tabi imzaladı ve kağıdı öne itti.
-"Akşam şu evlerden birini seç de bir an önce halledelim." dedi doğrulduğum sırada.
Dövmelerin yakıştığı parmakları yeni bir sigara yakarken ellerini izlemeye devam ettim.
-"Yarın olsa ?"
Dudaklarında duran sigaranın iç gıdıklayıcı etkisiyle dilimi ısırdım. Kaşını kaldırıp sorarcasına baktı.
-"Neden ?"
Çok çok olağan şekilde söylediği bir kelime bile sanki uğraşılmış bir halde çıkıyordu. A dese etkileniyordum normal mi ?
Belki de o sesinin boğukluğu etkileyiciliği içime dokunuyordu.
-"Bu akşam...planım var yani seçmek için çok vaktim olacağını sanmıyorum."
Cümlemin sonunda sigaranın dumanını üflerken dudaklarından sinirli bir gülüş çıktı.
Başını eğdiği sıra dolgun alt dudağını büktü.
Korkutucuydu desem ?
-"Ne çabuk sosyalleşmişsin. Bravo. Gece planları yapılmaya başlanmış. Cihangir denen piçle mi ?"
Yüzüm aniden donuklaştı. Asabi yanı hiç kenara çekilmiyordu.
-"Defne ile. Ayrıca tanımadığın insanlar hakkında böyle konuşmamalısın." der demez imzaladığı kağıdı aldım ve oradan ayrıldım.
Durup durup kızacak bir şey buluyordu.
-"Kuvars bey meşguldü ancak imzalayabildi." dedim Hande'ye uzatırken.
-"Olsun çok teşekkür ederim."dedi.
Mesai bitimine bir kaç saat kaldığından Hande kulaktan kulağa ulaşan bilgiler doğrultusunda benden laf almaya çalışıyordu.
Her şey duyulduğu gibiydi daha fazla neden merak ediliyordu ki ?
-"Yeni bir başlangıç diyelim. Normal bir insan olarak." dedim son noktayı koyarak ve ayağa kalktım.
Kuvars odasından bağırarak çağırdığı için yanına gidiyordum. Açıkçası o sözlerinden sonra ona biraz kızgındım.
Kapısının önünde ayakta durdum.
-"Bir şey mi istediniz ?" diye sordum.
Önündeki dosyayı masanın altına koyup dirseklerini yasladı.
-"Asistanım olarak akşam ki kutlamaya benimle geleceksin."
Ah !
Tam bir inatçı !!
Yanak içlerimi ısırarak masasına doğru adımladıktan sonra kollarımı göğsümde bağladım. Böylelikle göğüslerim biraz yukarı taşmıştı ama çok takılmadım.
-"Kuvars bey mesai saatlerimi önceden konuşsaydık işe başlarken biraz seçici olurdum." dedim yalandan gülümserken.
Dişlerini sıktığını gerilen çenesinden anlıyordum.
-"Ben bitti dediğimde biter." dedi gayet net.
-"Neden böyle yapıyorsun ?" dedim tavrımı değiştirerek. Ayrıca kollarımı çözmüş iki yanıma bırakmıştım.
-"Defne'nin de çıkmasına izin vermiyorum. Sende benimle geliyorsun. Oldu mu ?"
Göğsüme dolan havayı yavaşça üfleyip dik tuttuğum başımı eğdim. Kiminle neyi tartışıyordum ki ? Kuvars ne isterse onu yapacaktı.
-"Tamam nasıl istersen. " dedikten sonra hayran olduğum gözlerine bir kere bile değmeden odasından ayrıldım.
Şirket yavaş yavaş boşalmaya başladığı saatte Hande vedalaşmış çıkmıştı.
Bende o sırada kabanımı giyiniyordum. Mutsuzdum. Yüzüm düşmüştü. İlk defa bir arkadaşımla plan yapmıştım. Onu da gerçekleştirememiştim.
Bir de bunu Defne'ye hala söyleyemedim. Muhtemelen en az benim kadar üzülecekti.
İç çektim ve çantamı aldım. Her şeyde olduğu gibi zamanlama yönünde de muhteşem olan Kuvars odasından çıkmıştı.
Tepki vermeden bekledim.
-"Defne'nin yanına eve mi geçeceksin ? Nereye bırakayım ?"
Nasıl ?
Şaşırdım.
Fikrini değiştiren neydi ?
-"İzin vermemiştin." dedim gözlerimi gözlerine dikip.
Telefonunu ceketinin iç cebine attı ve asansöre doğru ilerledi. Bende peşinden yürüdüm.
-"Vazgeçtim. Bencilce oldu biraz. İkinizde hayatı kaçırdığınız yerden yakalamaya çalışın. İhtiyacınız var. Sadece yanınızda Volkan olması şartıyla. Beni isteyeceğinizi sanmıyorum."
Tuhaf bir his içimi kapladı. Neydi bu böyle ?
-"Teşekkürler. " diye fısıldadım.
Halbuki hayatım onun sayesinde devam ediyordu. Ve onunla hiç olmadığım kadar iyiydim.
Otoparkta Defne'ye mesaj atmıştım. İlk önce akşam yemeği yiyelim dediği için ünlü bir restoranda sözleştik.
Kuvars'a da restoranın ismini söyledim. Orhan adrese sürerken Kuvars yanımda soğuk , buz gibiydi.
Dokunmak isteyip dokunamadım.
Gideceğimiz yere kadar da ellerimi dizlerime bastırıp sabit tuttum. Kapının önü gazeteciden geçilmiyordu. Her gelen arabanın etrafını sarıyorlardı. Tıpkı şuan olduğu gibi.
-"Görüşürüz. " dedim elim kapı kolundayken.
Dışarıdan patlayan flaşlar eşliğinde fazlaca gergindim.
-"Dikkatli ol." dedi yalnızca.
Orhan sayesinde daha rahat inebilmiştim. Gazetecilerle arama girip geçmemi sağladı.
Sürekli bir birliktelik var mı diye sorup duruyorlardı ve çevredeki insanların da ilgisini çekiyordu.
Utançtan başımı yerden kaldıramadım.
Kuvars zaten göz önünde bir iş adamıydı. Benimde tanınmamam mümkün olmadığı için sabaha farklı haberlerle gündeme gelecektik.
Sıkıntıyla oflayarak restorandan içeri girdim.
Defne deniz manzaralı bir masada beni bekliyordu. Oturduğum gibi yemek sipariş verirken Kuvars'ın davranışını anlatıyordum.
-"Kıskandı tabiki. Ayrıca abim baskın bir karakter. Sözünü geçirmek istiyordur. Ama sana kıyamadığı için geçiremiyor ve kendi kendine sinirleniyor. Muhtemelen bu durumu sık sık yaşayacaksınız."
Karşımda eğlenip gülüyor olmasının aksine ben mutsuzdum.
Kuvars'ın o soğuk yüzü gözümün önünde durduğundan dolayı keyfim kaçmıştı.
-"Bilmiyorum. İlk kez böyle bir plan yaptığımız için çıkmak istedim. Yoksa biliyorsun dışarıda olmak gibi bir alışkanlığım yok." dedim kısık ve modu düşük sesimle.
Omuzlarını silkti.
-"İstersen abimi arayalım. O da bizimle olsun. Yoksa senin yüzün gülmeyecek."
Ağzımdaki lokmayı yutup yüzünü inceledim. Söylediğini gerçekten istiyor mu diye ?
-"Yok sen şimdi bir plan yaptın. İkimizin hayatında hem ilk hemde ortak bir anımız olacak. " dedim.
İkimizde tereddüt ederek ama bir yandan isteyerek restorandan ayrıldık ve Cihangir'in söylediği mekana geldik. Kapıda Kuvars'ın söylediği gibi Volkan denen adam peşimize takıldı.
İsmimizi verip girdiğimiz bir çok mekandan farklı olarak burası gecenin en hareketli yeriymiş gibiydi.
İnsanlar o kadar güzel eğlenip gülüyorlardı ki onlara özenmiştim. Sanki Defne ile ikimizden başka herkes bu hayatı yaşıyordu.
Bizse hapsedildiğimiz altın parmaklıklar arasında yaşadığımız dünyaya dünya diyorduk. Ta ki bu hayatı görene kadar. Sanırım şehrin öteki yüzü çok çok iyiydi.
Korumaların çevirdiği giriş kapısına biraz bile yaklaşamayan magazin ekibi uzaktan çekim yapmaya çalışırken Defne ile hızlı adımlar attık. Çoktan kalabalığın arasına karışmıştık.
-"Buyrun efendim." dedi bize eşlik eden kulüp çalışanı.
Durduğumuz yerde diğer insanlardan ayrılan ayrı bir özel bölüm vardı. Bar kısmının karşısında kalıyordu ve sol taraf dans pistiydi. Dj kabini orada olunca kalabalığın esaslı bölümü oradaydı.
Kalın ipi takıldığı yerden kaldırdı ve kenara koydu. Arkamızdan geçen bir grupla fazla temas edince irkilerek öne kaydım.
Açıkçası gözüm korkmuyor değildi.
-"Ya aslında şey..."
Defne'nin söylenmesiyle başımı ona çevirdim. Hala ayakta duruyor oturmuyorduk.
Bana gözleriyle bir şeyler anlatmak istedi. Galiba aynı şeyi düşünüyorduk.
-"Şu tarafta mı dursaydık ?" diyince gülümsedim.
Bende bu fikri istesem bile kalabalıktan korkuyordum. Ancak yapmalıydık.
-"Defne hanım burada olmanız daha uygun efendim." dedi Volkan yüzü gerilince.
Sanırım insanların arasına karışmamızı istemiyordu.
-"Burada oturacaksak evdeki koltukta otururduk." Defne'nin böyle ters bir tepki vermesi karşısında hem şaşırdım hemde güldüm.
Hiç beklemiyordum.
-"Seni görmeden geçemedim affet."
O an belime dokunan eller ve kulağıma değen nefesle yüreğim ağzıma gelmişti. Ancak sesi ayırt etmem uzun sürmedi.
Elim göğsümde arkamdan yaklaşan Cihangir'e doğru döndüm.
-"Ödüm koptu." dedim derin bir nefes alıp.
Gülümsedi.
-"Üzgünüm. Yüzüne renk gelmiş senin buna sevindim." diyerek gülümsemeye devam etti.
-"Hayırdır birader ?"
Aramıza dağ gibi çöken Volkan , Cihangir'le burun buruna yükselirken bana sırtı kalmıştı.
-"Arkadaşım." Küçük parmaklarımla geniş sırtına dokundum.
Ancak hala dik dik bakıyordu. Kuvars'ın yanında durmaktan ona benzemişti.
Cihangir umursamadan onunla ilgilenmedi. Aklıma Defne geldiğinde geri adım attım ve arkamdan çıkıp görünmesini sağladım.
-"Bahsetmiştim. Defne , Cihangir." diye tanıttım.
Defne'nin doğru düzgün yüzüne bakmadığına emindim. Erkeklere karşı neler hissettiğini çok yakından biliyordum.
-"Memnun oldum." Cihangir elini uzatmıştı. Öylece bekliyordum. Bir kaç saniye daha geçmişti tam tutmayacağını düşünüyordum ki tuttu. Ancak yine çok oralı olmamıştı. Sadece nezaketen elini sıkmıştı.
-"Bende." dedi çekinceli sesiyle.
-"Ee hadi oturmuyor musunuz ?" diye sordu.
Bende ona oturmak istemediğimizi söyleyince Volkan'ın uyarılarını göz ardı ederek Cihangir'in peşine takıldık. Dj'in tam önünde bir yer bizim için aralanmıştı. Yüksek masanın etrafında durmamız beni daha rahat hissettirirken diğer yanım Kuvars'ı düşünüp mutsuz oluyordu.
-"Ben içki içmek istiyorum. " Defne'nin kulağıma fısıldadığı cümle ile gözlerimi büyüttüm.
-"Ne ?" diyerek ona döndüm.
Dudağını büktü.
-"Merak ediyorum." diyince bir şey diyemedim.
-"Ya sarhoş olursan ?" diye sordum.
Dudaklarını ısırıp gülümsedi.
-"Yalnızca tadım !"
Aklıma girmesini çok iyi biliyordu. Ancak gecenin sonuçlarını şimdiden ön göremediğimiz için bir işe girmiştik.
Cihangir büyük bir zevkle masanın üzerine çeşit çeşit alkol istemişti.
Daha önce gördüğüm görmediğim onlarca çeşit vardı. Defne ilk başta rengini beğendiği bir alkole uzanınca Cihangir elinden kaptı.
-"O olmaz ağır gelir." dedi ve kendi önüne koydu.
Volkan ikimizin arasında aşağı eğildiği an onu unuttuğumu fark ettim.
-"Kuvars beye sormadan içmemenizi rica ediyorum. " dedi dişlerinin arasından.
-"Abimin kızacağını sanmıyorum. "
Defne'ye buna sen inanıyor musun dercesine baktım. Küçük bir çocuğun yaramazlık yapışı gibi sırıtarak küçük bardağı kafasına dikti.
Ancak yanlışlarımız bununla sınırlı kalmayarak beni de kendine alet etti. Zar zor içtiğim ilk bardaktan sonra şeytanın ele geçirdiği hislerimize dur diyemedik.
Boğazımın yanması Kuvars'ın gazabının yanında bir hiç olarak kalacaktı.
•••
Günaydın millet 🌸
Aralıklarla yazıp yazıp sonunda bitirebildiğim bölümü ancak yetiştirdim.
Nasıl buldunuz ?
Sarhoş kızlarımızın halini bir sonraki bölümde göreceğiz !