İçeriğe geç

BENİM KURDUM

Bölüm 1 · 2 dk okuma

BENİM KURDUM

Bölüm 1

1. BÖLÜM: YENİ ODA ARKADAŞI

Üniversite kampüsü ilkbaharın serin havasını taşırken, Leontius'un valizi kampüsün taş döşemelerinde sesizce ilerliyordu. Üzerine siyah kapüşonlu, içinde ise kendini saklayan, geri planda durmayı tercih eden bir alfa yatıyordu. Ama o diğerlerinden farklıydı. Çünkü Leontius taşıyıcı bir alfaydı -- ve bunu bilen çok az kişi vardı.

Küçüklüğünden beri, bu gerçeği kendine bile itiraf etmek zor olmuştu. Herkes güçlü, yönlendirici, baskın bir alfa beklerdi. Ama onun içinde başka bir şey vardı. Nazik ama derin bir güç. Kendi bedenine ait olan ama başkalarının karar verdiği kuralara sığmayan bir varlık.

3B numaralı odanın önünde durduğunda çantasını yere bıraktı. Parmaklarıyla anahtarı çevirdi, derin bir nefes aldı. Burası, dört yılını geçireceği yeni hayatın başlangıcıydı.

Kapıyı açtığında karşılaştığı görüntü, bir romanın başlangıç sahnesi gibiydi.

Geniş omuzlu, siyah saçlı bir genç adam pencerenin önünde oturuyordu. Kolları tişörtün kollarından dışarı taşıyor, güneş solgun tenini altın gibi parlatıyordu. Dışarıdan gelen eşitinin etkisiyle hafifçe hareket eden tül perde, onun çevresinde kutsal br aura gibi dans ediyordu.

Lucent

Koku önce geldi. Yoğun, orman kokusu gibi... bir kamp ateşinde kavrulmuş reçineyi andıran bir şey. Leontius'un midesi hafifçe burkuldu. Bu kokuyu daha önce hiç almamıştı. Bedeninde bir yerler... istemsizce tepki verdi. Boğazı kurudu.

Lucent başını kaldırdı. Göz göze geldiklerinde Leontius'un içinde geçen ilk şey şu oldu:

"O bir enigma... ve çok baskın biri"

Ama sonra Lucent'in altın rengi gözleri hafifçe yumuşadı. Sanki karşısındakini korkutmak istememiş gibiydi. Hafif bir tebessümle doğruldu.

"sen 3B misin?" diye sordu Lucent.

Leontius sessizce başını salladı. "Leontius. Edebiyat bölümü."

Lucent elini uzattı. "Lucent. Spor bursluyum. Memnun oldum."

Leontius tokalaşmadı. Bunun nedenini kendisi bile bilmiyordu. Belki dokunursa... bağları çözülürdü. Belki bir şeyler uyanırdı.

Lucent geri çekilmedi. Yavaşça başını sallayıp yatağına döndü. "Benim içi sorun yok. Sesiz biriysen daha iyi. Gürültüden nefret ederim."

"Ben de."

Lucent gülümsedi. "O zaman iyi anlaşacağız."

Dakikalar birbirini izledi. Leontius eşyalarını yerleştirirken, Lucent sesizce onu süsüyordu. Bakışları saldırgan değildi, ama dikkatliydi. Sanki karşısındakini taımaya çalışıyor, ama buna kendine bile izin vermiyordu.

"Sen alfasın, değil mi?" diye sordu Lucent bir süre sonra.

Leontius'un omuzları istemsizce gerildi. Soruyu duyduğunda içinden binlerce cevap geçti. Ama sonunda sadece başını eğip "Evet," diyebildi.

Lucet'in sesi yumuşadı. "Taşıyıcısın."

Bu söz, Leontius'un içinde bir noktaya saplandı. Gözleri büyüdü. "Nereden bildin?"

"Ben bir enigmayım. Hatırlıyor musun? Koku farklı. Baskılanmış, ama hissediliyor. Sakin ol. Sana zarar vermem."

Leontius'un içi ilk kez biraz ısındı. Duyduğu sözler bir tehdit gibi değil, bir güvence gibi gelmişti.

"Kimse bilmez," dedi Leo sessizce. "Ve bilmesini istemem."

Lucent başını yavaşça salladı. "Sırrın bende güvende. Ama dürüst olayım, senin gibi birini daha önce hiç görmedim."

Leontius başını çevirip ona baktı. "Ne demek istiyorsun?"

Lucent, gözlerini kaçırmadan, sanki çok normal bir şey söylüyormuş gibi cevapladı: "İlk kez birine baktığımda dizlerim titredi."

Sessizlik.

Leontius kalbinin hızlandığını hissetti. Cümle, içinde yankılandı. Kalbinde, boğazında, karnında.

"Seninle ilgili bir şey... fazlasıyla tanıdık," dedi Lucent fısıltıyla. "Sanki rüyamda kokunu tanımışım gibi."

Leontius hızla ayağa kalktı. "Ben biraz dışarı çıkacağım."

Lucent gülümsedi. "Dışarı çık, ama geri dön."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.