İçeriğe geç

Benim hikayem

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Benim hikayem

Bölüm 1

1.bölüm

( bi hikayede hiç bir şey gerçek değildir hikayede geçen kurum ve kuruluşlar tamamen hayal ürünüdür)

( hikayenin çok iyi olmadığını biliyorum ilk hikayem onun için çok amatör bir hikaye şimdiden özür dilerim)

" ne zaman geleceksin, seni çok özledim"

" 2 gün sonra geleceğim inşallah ama görev uzaya da bilir" dedi telefonun ucundaki bu dünyadaki tek varlığım olan adam o son görev uzaya bilir lafı bir kez daha üzdü beni asker eşi olmak zordu ama çok gurur verici bir şeydi. " sana lahana dolması yapacağım sen çok severin, bir an önce gel bak gelmesen bi daha yapmam" telefonun ucundan bi kahka sesi geldi " tamam lahana dolması için geleceğim" dedi gülerek " ya sabır bak oğlum yapmam diyorum" biraz duraksadım gözümden bi yaş akarken " alp..." " efendim" dedi ama bunu derken o da benim gibi iç çekti çünkü ne diyeceğimi biliyordu " seni çok özledim" " bende seni bende seni çok özledim, gülüm..." içim yanıyordu Özlem'den ama onu da üzemezdim "neyse bak gel sana ne yapıyorum ben yahu giderken insan bi uyandırır, Allah'tan ben kendim kalktım yoksa sen hiç beni kaldırmazdın" diyerek konuyu dağıtmak için bi bahane buldum "eee gülüm çok güzel uyuyordun nası kıyayım uyandırmaya" çok seviyordum bu adamı ya nası karşıma çıkmıştı bu adam nası sevmişti beni " benim kapatmam gerek kendine dikkat et" " asıl sen kendine dikkat et" tam kapatacaktım ki " Leyla..." "alp..." derin bi iç çekti " seni çok seviyorum" " bende seni çok seviyorum çok dikkat et sağ salim gel olur mu?" "Sen istersinde olmaz mı leylam. Hadi kendine iyi bak kapatıyorum"ve kapattı içim yanıyordu Özlem'den telefonu koltuğa koyup uzun bi süre duvara bakıp Alp'i düşündüm.

2 gün sonra

Bu gün alp gelecekti sabah erkenden kalktım onun içim lahana sarmaya başladım aslında lahana dolması çok sevmezdim ama alp bayılıyordu, öğlene doğru kapı çaldı acaba alp mi diye heycanla kapıya gittim herşeyden habersizce, nerden bilebilirdim ki o kapıyı açmamla dünyamın başıma yıkılacağını kapıyı büyük bir mutlulukla açtım ama bu mutluluğum karşımdaki büyük rütbeli askerleri görene kadardı o an içime kor bir ateş düştü kalbimin ağrısını bi tek ben hissettim ağlamak istedim, kabullenmek istemedim gözümden bir yaş içimdeki ateşi söndürmek ister gibi düştü “alp…” diye fısıldadım ama devamını getiremedim, çünkü biliyordum alp artık yoktu benim alp'im artık geri gelmeyecekti, tam ben kendimden geçerken karşımdaki rütbeli asker beni sakinleştirmeye çalıştı " sakin olun lütfen" ama o bunları derken gözümün içine bakamıyordu, bedenim korkudan titriyordu birazdan duyacaklarıma hazır değildim "üzgünüm astsubay çavuş alp Aksoy şehit oldu" sonrası ise benim için feryat fikan.

5 yıl sonra

"kıdemli çavuş Mert Türköz"

"kıdemli çavuş yağız ak"

"astsubay çavuş Leyla Aksoy "

" astsubay kıdemli çavuş arda Mert"

" astsubay kıdemli başçavuş defne gök"

"astsubay kıdemli başçavuş yiğit Arslan"

" üsteğmen yakıp Özarslan, ben ve ekipim emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım"

" yeni bir göreviniz var çocuklar"

5 dk sonra...

"Bu görev küçük bir görev" ekranda bi kadın fotoğrafı belirdi, kadın kahve saçlı bembeyaz tenliydi " bu fotoğraftaki kadın Fatma ateş 10 Eylül günü te#öristler tarafından kaçırıldı göreviniz bu kadını kurtarmak şu anda ırağın kuzeyinde bir evde tutuyorlar evin olduğu bölgeden yaklaşık 6 km ileride bir araziye helikopter ile iniş yapacaksınız, önünüzdeki kağıtta kadının bilgileri ve fotoğrafı var bu yüzü iyi ezberleyin"

"Emredersiniz komutanım"

Komutanın bu gün söylediği göreve yarın akşam doğru gidecektik lojmandaki evime gelip kendime atıştırmadık bir şeyler hazırladım ve onları yedim hayat ne garipti 5 yıl önceki benle şimdiki ben arasında o kadar fark vardı ki eskiden neşeliydim şimdi ise duygusuz bir ruh gibiydim. Yemeğimi yedikten sonra duşa girdim soğuk bir duş o kadar iyi gelmişti ki sonrasında hemen yatmıştım. Sabah 6'da kalkıp duş aldım sonrasında askeriye ye gidip biraz atış yaptım sonrasında biraz daha askeriyede zaman geçirdim akşama doğru tüm hazırlıklarımızı tamamlayıp herşeyimizi son kez kontrol ettik ve saat gelmişti gitme vaktiydi, herkes tek tek helikoptere binerken kafamı gök yüzüne kaldıp gök yüzüne baktım ve 5 yıldır bi an bile unutmadığım adamı düşündüm alp Aksoy...

Helikoptere bindikten sonra artık herşeyi düşünmeyi bıraktım kafamı dağıtmamalıydım dalgın olmamalıydım tek bir hattam herkesin ölümüne sebepi olabilirdi, yüzümü tek tek ekip arkadaşlarımın yüzüne çevirdim onları inceledim çocukları, eşleri vardı onları bekleyen bende bir zamanlar o eşlerden biriydim, belki yarın yoktuk bu meslek böyleydi bizim bir saniyemizin bile garantisi yoktu, dışardan havalı görünürdü kimse zorluklarını görmezdi görmezden gelirdi çoğunu.

Yaklaşık 4 saat sonra helikopterle varacağımız yere geldik bu dakikadan sonra duyguya yer yoktu helikopterden indikten sonra yürümeye başladık. Yaklaşık 1,5 saat yürüdükten sonra it yavrularının olduğu yere vardık herkes yerini aldı kadını kamp alanında çadırda sakladıklarını düşünüyorduk mağara ve çadırlar vardı ama mağara küçüktü büyük ihtimalle orada toplantılarını yapıyorlardı ne toplantısı yapamıyorlarsa olmayan ülkelerinin neyse ilk atışı keskin nişancı yaptı sonrası ise savaş alanı ortalık biraz sakinleştirirken sonra yavaş yavaş kamp alanına girmeye başladık, tek tek kamplara girip içlerine bakıyorduk kaplardan birine doğru giderken arkamda soğuk bir namlu dayandı " son duanı et p|ç" dişimi sıkıp ağzımın içinden bi küfür yuvarladım çabuk düşünmeliydim eğilirken arkamı dönük karnına vurdum hafifçe öne eğildiğinde bundan fırsat bulup silahını alıp savurdum bi anda karnıma attığı tekmeyle hafif sersemlesemde toparladım tam bana bıçağını çıkardığında bi silah sesi yükseldi ,silah sesinin geldiği yüne baktığımda Mert'i gördüm eyvallah anlamında kafamı sallayıp "eyvallah" dedim sonra geri kamplara bakmaya başladık,

telsizden defne kadını bulduğunu bildirdi bütün kampları temizledik kadına baktığımda çok korkmuş duruyordu kıyafetleri yırtılmış kumlar bulaşmıştı, bakmadığımız sadece mağara kalmıştı benimle beraber 3 kişi mağara girdi mağaraya girdiğimiz an iki yer vardı tam da tahmin ettiğimiz gibi burada belgeler telsizler vardı belgeleri toplayıp sakladık bu bilgiler işimize yarayabilirdi. İşimiz bittiğiniz üstlere bildirdik ve 3 saat sonra helikopterle geri döndük.

Lojmandaki evime geldiğimde o kadar yorgundum ki ama önce duş almam gerekti kendimi kirli hissediyordum. Duştan çıktıktan sonra aynada kendime baktım ellerimde insanların kanı vardı biz bu vatan için kendinden vaz geçenlerdik neden böyle olmak zorundaydı neden birilerinin bu dünyada bir bedel ödemesi gerekiyordu, ben kendimden vaz geçeli çok olmuştu ben bu hayatı kendim için yaşamıyordum. Derin bir nefes alıp gözümü kapattım gözümü açtıktan sonra odama gidip üstümü değiştirdim çok açıkmıştım ama bir şeyler hazırlamaya çok üşendiğim için dışardan yemek söyledim. Yaklaşık 20 dk sonra telefonum çaldı" alo"

" ben çavuş Cemil Karabulut şu an da komutanlığın kapısında nöbetçiyim komutanım bir kurye siparişiniz olduğunu söyledi siz mi söylediniz?"

" evet ben söyledim"

" tamamdır komutanım yanlız komutanım şey"

"Ne"

" kuryeyi içeri almam yasak" sanki ben bilmiyordum Alah'ım ya yüzümü sabır dilercesine sıvazlayıp " tamam gelip alırım" diyip yüzüme kapatım üff şimdi hiç gidemezdim telefonumu elime alıp Mert'i aradım" buyurun komutanım"

" mert şimdi nöbet kulübesine gidiyorsun orada bana ait bi şey var gidip getiriyorsun bu bi emirdir"

" anlamadım komutanım"

"Neyini anlamadın oğlum nöbet kulübesine gidip bana ait olan şeyi alıp bana getireceksin, evdeyim hadi" hiç beklemeden yüzüne kapatım ee çömez olmak zordu ne yapalım. 5 dk sonra kapım çaldı, yemeğim geldiği için büyük bir keyifle kapıya doğru yürüdüm kapıyı açtıktan sonra karşımda nefes nefese olan Mert vardı Zafer bayrağı gibi dönerimi havaya kaldırmıştı "komut... deyip sustu biraz soluklanıp " komutanım getirdim" dedi gözümü devirip dönerimi aldım tam kapıyı kapatıcakken Mert " yanlız komutanım çok güzel koktu canım çekit valla" " ee sende git al" deyip yüzüne kapattım büyük bi keyifle dönerimi açıp yerken vicdanım izin vermedi gidip Mert' te de döner söyledim dönerimi yedikten sonra televizyon izlerken gene kulübedeki nöbetçi aradı" komutanım şey size gene sipariş var"

" tamam" deyip yüzüne kapatım sanrasında Mert'i arayıp kulübede ona ait bişey olduğunu söyledim bu günlük bu kadar iyilik yeterdi, biraz daha televizyon izledikten sonra yattım.

Sabah kalktıktan sonda 1 saat koşu yaptık ardından biraz atış yaparken askerlerden biri gelip albayın beni çağırdığını söyledi şimdi ise albay’ın yanındaydım “ buyurun beni emretmişsiniz albayım”

“ gel Leyla seninle konuşacaklarım var” deyip karşısındaki tekli koltuğu işaret etti, içimde tuhaf bi his vardı. Tekli koltuğa oturup albaya “ benimle konuşmak istediğiniz konu nedir “

“ tayin’in çıktı leyle yeni timin börü timi” börü timi dediği an alnımı çattım börü timi… ama Nası olur “börü timi?” Bunu soru sorar gibi söylemiştim “ evet börü timi, börü timinin albayı seni özellikle timinde istiyor” Gözümü kapatıp “ ne zaman gidiyorum peki” dedim “ 3 gün sonra”

“ herşey için teşekkürler Albay’ım”

“ yokun açık oldun Leyla Aksoy…”

Son…

( başta da dediğim gibi çok amatör bir hikaye lütfen anlayışla karşılayın)

( aslında Wattpad’ ten yazıyorum ama son olaylardan dolayı buradan yazmak zorunda kaldım ama Wattpad’ te de aynı hikayeyi yayınlayacağım)

Sizce Leyla börü timini tanıyor mu?

Bölüm sonu

2 yorum