İçeriğe geç

Benim Gerçeğim Bxi

Bölüm 42 · 5 dk okuma

Benim Gerçeğim Bxi

Bölüm 42

B. 42

Fotoğraflara dalmışız annecim yoksa seni unutmak mümkün mü? Çok acıktım çok.

Hatice: Sen geç başla oğlum. Noyan da gelmek üzeredir bekleme sakın kızarım.

Hı hı bekleyemem offff nefisss ellerine sağlık.

Noyan gelene kadar bir tabak mantıyı bitirmişti bile. Kapıdan girdiğinde ağzı yoğurt yüzünde tebessüm olan bebeğine aşkla baktı adam.

Hangi iyiliğimin mükafatısın çocuk?

_______________________________________



Tuna, iki tabak mantı, üzerine yarım kilo ekleri gömdükten sonra kocasının göğsünde erkenden sızıp kalmıştı.

Hatice: Yazık yavrum uyudu. Noyancım iki büklüm kaldı çocuk. Götür eski odana yatırı ver şimdi yolda akşam akşam kusmasın yediklerini.

Necatinin gözlerinin içi parlamıştı. Sabah oğulları ile kahvaltı yapma fikri aklına gelince.

Aslında iyi olur anne benimde babamla işle ilgili konuşmam gereken şeyler vardı. Dolapta kıyafetlerim duruyor mu?

Hatice: Tabi oğlum, hatta ben Tuna oğlum için pijamalar aldım tertemiz giydir yatır. Aaaa dur sen çık bir sürahiye şu doldurup getiriyorum. Çok hamur işi yedi gece yanar içi.

Necati: Sen yorulma Sultan'ım ben çıkartırım zaten çalışma odasında olucaz. Sen bize kahve yollarsın oraya.

Hatice: Oda'ya çalmadan girme hayatım bak çok ayıp.

Necati: Tamam Sultan'ım tasalanma sen.

Dediği gibi yapmış Noyan gel demeden açmamıştı kapıyı. Yatakta yan dönmüş mışıl mışıl uyuyan bebek yüzlü çocuğun şakaklarını öpüp utanarak çıkmıştı odadan.

.

.

.

Aradan ne kadar süre geçmişti Tuna da bilmiyordu ama uyanmış, deli gibi susamış, tamamen yabancı bir odada Noyansız uyanmıştı.

Gözleri dolan çocuk sessizce başladığı ağlamasına haykırarak eşinin adını eklemiş hıçkırıyordu.

Kapı öyle sert ve şiddetli açılmıştı ki Tuna gözlerini yumup bağırarak ağladı.

Noyan... Hıçk... Noyan nerdesin gel!

Tunam bebeğim burdayım aşkım aç gözlerini.

Tuna bulanık görsede onu sarmalayan kollar ve koku tanıdıktı.

Su susadım çok.... Burası evimiz değil ki! Sen.. Yoktun kötü rüya gördüm ben.

Baba su suyu uzatırmısın?

Necati: Hemen oğlum, al iç güzel oğlum. Bizim evimizde Noyanın eski odasındasın korkma.

Kana kana içtiği su yetmemiş yeniden uzatmıştı babasına bardağı. Doyunca ıslak dudaklarını eşi silmiş saçını okşuyordu.

Ben kabus gördüm babacım. Kusura bakmayın korkuttun hepinizi.

Hatice elindeki bir bardak ılık sütü oğlana uzatmış sırtını kontrol edince terlediğini anlamıştı.

Hatice: Dur dolaptan temiz üst veriyim değiştirin siz. Hasta olmasın oğlum, bu sütü iç mışıl mışıl uyursun yine.

Necati: Tunam huzursuz oldunsa sıkı giydirsin annen seni, Noyan seni kendi evinize götürsün istersen.

Olmaz! Sabah bana pankek yaparsın, yani yaparmısın babacım?

Aklı hala yemekte bebeğimin. Burdayız bu gece bu yaramaz o pankekleri yemeden rahat edemez.

Necati: Sen iste yeter Tunam. Şimdi yapsam çok hamur işi oldu dokunur Allâh korusun.

Hatice: Yok daha neler Necati! Hadi iç sütünü yat paşam sabah canın ne çekiyorsa yaparız yersin.

Noyan aşkım biz buraya mı yerleşsek? Yok yok yüz kilo olurum sen beni beğenmezsin. Ara ara gelelim, hımmm haftada 4 gün gelelim ama.

Yemek mi ben mi demeye korkuyorum güzelim. Bin kilo olsan yine seni severim.

Sen, hep sen, tek sen yanında yemeklerle sen kocam. Muahhh... Ohhh misss uykum geldi benim işin varsa git korkmam artık.

Benim tek işim sensin bebeğim. Hadi yatmadan tuvalette gidelim güzel uykundan uyanma.

Ayyyy evet sıkıştım koş... Koşmadan böyle prenses prenses yürüyerek gideyim ben.

Aferin benim akıllı prensesime.

.

.

.

Noyan yüzünde gezinen ıslak dudakların varlığına şükrederek uyandı. Belinden sarılıp göğsüne çektiği sevdiğini öpücüklere boğdu.

Günaydın babacık.

Günaydın bebeğim, erkencisin bugün.

Utkumu çok güzel aldım çünkü kocacım. Bugün seni şirketten alsam nasıl olur?

Alma hiç gitmiyim ne olur ki şirket benim? Nereye kaçırıcaksın beni?

Hahaha olmaz hafta sonu zaten erken kaçırırım söz. Havalar misss gibi çiftliğe gitsek, yani sende istersen. Başka yerde olur sevgilim.

Yok güzelim çiftlik şahane fikir. Hayvanlar sana çok iyi geliyor. Hem yakın yorulmuyoruz bayıldım bu fikre.

Hadi o zaman hazırlanalım kahvaltıya.

Duş alıcam bebeğim sen almıycaksan sakin sakin in salona.

Yok gece aldım terledim diye şimdi iniyorum sende acele et.

Sizi seviyorum bebeklerim.

Bizde seni aşkım.

Giyinmiş çıkıcaktı ki telefonu çaldı. Arayan abisiydi, keyifli bir sesle açtı telefonu.

Gökalp: Abisinin gülü günaydın.

Günaydın abicim, bu ne neşe?

Gökalp: Valla iki haftaya sevdiğimle evleniyorum, Tunam çok heyecanlıyım oğlum. Annemleri havalimanına bıraktım şirkete dönüyorum.

Aaa hayırdır nereye gittiler?

Gökalp: Hayriyi ziyarete gittiler. Doktor düğüne katılıcak kadar iyi olduğunu, bir kaç gün için izin verebileceğini söyleyince tutamadım burda. Çok güzel bir haber oğlum kardeşlerimde düğünümde olucak.

Çok... Çok güzel haber abicim. Sacide annemler ondan meşkuldü heralde iki gündür konuşamadım.

Gökalp: Heralde abicim öpüyorum seni minik yeğenimide görüşürüz abim.

Görüşürüz abicim.

Tuna kendi kendine telkin veriyordu. Kıskanmasını gerektirecek bişi yoktu. Bir öz diğeri büyüten ailesiydi. Tıpkı Hayrininde oldukları gibi.

Silkelenip kendine geldi. Bu kadar dram yeterdi. Noyanı düşünmeli ve bu haftasonuna odaklanmalıydı.

Belinde havlu ile ona endişe ile bakıyordu şimdi sevdiği.

Abim aradı hihihi konuşmaya daldım inmeyi unuttum aşkım.

Noyanın yüzündeki bariz rahatlama ile zorluklarla yutkundu. Kimse onu sevmese istemese bile bu adama sahipti. Ve artık sadece onun ve çocuğu için yaşıyacaktı.

Acıkmış gibi bir halin var ama yemeğe değil sanki.

Hımmm ben kocama hep açım amaaaaa..... İştahımı çiftliğe saklıyorum. Ben iniyorum bu sefer gerçekten.

Tamam güzelim benim.

Kapıyı ardından kapattığında içini yine hüzün kaplamıştı. Bir anda çokça sevilip terk edilme hissi yaşıyordu. Bununla baş etmeyi öğrenmeliydi.

Telefonuna gelen mesajla yüzü yeniden gülümsedi.

Gökmen: Bebeğim benim uyuyorsun diye aramadım, biz Almanya'ya gidiyoruz iki günlüğüne Sacidelerle gelicez Hayri için güzel gelişmeler var. Uyanınca yaz bitanem aklım sizde. Babam çok çok çok öpüyor benim gibi. İstediğin bişi olursa da söyle muahhh çok özledim şimdiden oğluşum.

Seni seviyorum annem.

Yazıp gönderdi, bir mesaj bütün karamsarlığını alıp götürmüştü.

Yavrum aaaa hala burdasın! Tunam ne oluyor?

Hahahaha bu seferde Gökmen annemdi aşkım. Benim suçum yok ki.

Tatlı tatlı nazlanarak indiler el ele merdivenleri. Masada onları gülümseyerek bekleyenlerin varlığına bir kez daha şükretti. Birazda utandı Hayriyi kıskandığı için.

Bölüm Sonu....

Yanlış anlaşılmasın Hayri düzeliyor, kimse Tuna'yı dışlamış değil. Düğün telaşı derken biraz ihmal edildi küçük bebek 😘

Yeni bölümde görüşmek üzere 👋

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.