Cem: Kardom... Kim ne yaptı?
Cemmmm hayatım koca bir yanılsamadan ibaretmiş.
Bir birine sarılan ikilinin fotoğrafları çoktan Noyan'ın telefonuna gitmişti bile. Tuna kardeşinin kollarında ruhunu özgür bırakmış ağlıyordu.
Noyan öfke ile telefonu masaya koyduğunda aklında tek soru vardı.
Hanzadeler Tunasını neden ağlatmıştı?
_______________________________________
Cem perişan haldeki arkadaşının daha fazla içmesine izin vermedi. Ertesi gün haftasonu olsada yeterince dağıtmıştı kendini.
Cem ve Tuna çocukluk arkadaşıydı. Yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi. Bir tek meslek seçiminde ayrı düşmüştü yolları. Tuna Mimarlık seçerken, Cem Polis Akademisinden başkomiser çıkmıştı.
Cem'in annesi Bebekken Tuna'yı emzirmiş birde süt kardeşi olmuşlardı. Gelen yıl Sinop'a yerleşip Cem'i Sacide teyzesine emanet etmişlerdi.
Sacide Hanımın tek hayali oğlunun mutlu bir yuva kurması ve Ahiretliğinin yanına köye yerleşmekti.
Cem Tuna'yı misafir odası olan odaya taşımış güzelce üzerini örtüp gidip yatmıştı.
Sabah Tuna'nın borozan sesi ile güne merhaba demişti zavallı Cem.
Cemmmm.... Cemmmm acıktım. Ekmek al gel yavrum ya.
Cem: Tuna! it herif! Senin duygu durumu bozukluğun olabilir mi? Hani gece hayatın altüst olmuş bitmiştin? Lan depresyondaki adam acıkır mı lan? Hem, hem yavrum ne lan?
Yavrum bugün anneyim ben! Kahvaltı hazır koş ekmek al gel pepe. Biri küçük olmasın yetmiyor ayı yavruma.
Cem tövbe çeke çeke tuvalete gitmişti ki ardından seslendi Tunası.
Ağla ağla ölelim mi? Üzüldük bitti gitti. Sucukların altını sen gelince açarım.
Bu ikilinin de arkadaşlıkları tıpkı kendileri gibi tuhaftı işte. Cem kapıdan çıkarken sigaradını yaktı. Tuna sigaraya tahammül edemezdi, Cem de yanında içmezdi kardeşinin.
Bakkala giderken köşedeki son model Mercedes'i ikinci kez gördüğüne emindi. Cebinden söylenerek telefonu çıkarttı. İlk çalışta açıldı telefon.
Cem: Bir plaka vericem soruştur kimin. 34..... 567 kes öğren hızlı hadi koçum.
Ümit: Selamun aleyküm Cem oğlum, erkencisin seninki uyutmadı dimi gene.
Cem: Aleyküm selam Ümit abim. Akşamda demlendik ha, sabah alarmı kurulu saat gibi dikildi acıkmış sıpa sevaptır doyuralım.
Ümit: Eee kardeşlik kolay değil oğlum. Başka bişi var mı?
Cem: İki tane Malbora birde şu sütlü çikolatalardan abim. Unutunca içinden canavar çıkıyor.
Parayı ödeyip bir kaç kişi ile selamlaşıp eve doğru giderken telefonu çaldı. Arayan yardımcısıydı.
Cem: Söyle Veli he... Oha... Yok önemli değil lan. Veli sıkarım bacağına komiserim lan korum kendimi. Hadi eyvallah iyi mesailer.
.
.
.
Çayını höpürdete höpürdete içen Adama yüzünü buluşturarak baktı. Hemde ona hayırdır ifadesi atınca ofkayıp yemeğine geri döndü.
Cem: Dün arada kaynadı Şu Noyan ne iş?
Bişi işi yok anlattım ya bir anda ilgisi olduğunu söyledi falan.
Cem: Akşam kapıda bir araba vardı. Aynı araba kapıda, araştırdım Noyanın şirketine kayıtlı çıktı. Bu herif tekin değil ne ayak oğlum takip filan!
İçtiği çay boğazına kaçan Tuna öksürüyordu. Cem kalkıp sırtına vurup rahatlattı.
Cem: Ağzına içicen onu ağzına!
Öyle birden diyince öhöö öhöö. Niye takip ettiriyor beni? Acaba Hanzadeleri mi öğrendi?
Cem: He müneccim boku yemiş. Oğlum sen yeni öğrendin, o nerden bilsin senin Hanzade şehzadesi olduğunu.
Tuna duyduğu şeyle bir anda gerçekliğe döndü. O gerçektende Bir Hanzadeydi. Annesine babasına nasıl bu durumu izah edeceğini düşünüyordu.
Cem: Bozma lan moralini şakasına dedim, demem bir daha.
Cem annem çok üzülücek, nasıl diycem?
Cem: Senin suçun günahın yok. Değişen bir durumda yok. Sultanım az ağlar sonra normale döner.
Sende yanımda olursun dimi yavrum?
Cem: Bok olurum bok. De hadi yine yavrum de.
Demedim abim, demem. Büyüksün yücesin ağam. Ben ettim sen etme ağam.
Cem: Ha şöyle adam ol, almıyım ayağımın altına. Gül lan hep gül. Hadi toparlanalım gidip diyelim, ana zengin olduk diye.
Zevzek....
İkili şakalaşarak masayı, bulaşıkları toparlayıp dışarı çıkmışlardı. Tuna gergindi ve ailesini bu durumun üzmesini istemiyordu.
Çocuk: Tuna abi lotoyu mu tutturdunuz? Piyango mu çıktı?
Ne alaka oğlum, üç kıçı açık maymun yaşıyoruz mahallede.
Çocuk: Kapınızın önünde bir sürü arabalar, gözlüklü abiler dolu.
Cem ve Tuna kısa kısacık bir an bakışıp koşmaya başlamışlardı.
Hayır hayır yapmamışlardır. Yapmaya hakları yoktu! Ben ben demeliydim, Cem annem Cem!
Cem: iki lafa yıkılmaz anan korkma. Sakın ol gidip öğrenelim. Tuna Şşşttt bak bana kardeşim. Tuna derin nefes al oğlum bu halini görse inme iner kadına.
Cem ama ben...
Konuşmadı Cem sarılıp sakinleştirdiğide telefonu çaldı Tuna'nın. Arayan annesiydi sakince açıp kulağına götürdü.
Sacide: Tunam misa-fir misafirler var. Gelmen gerek oğlum.
Anne...
Sacide: Tunammm gel lütfen gel.
Annem sokağın başındayım geldim annem. Hiç üzülme geldim.
Koruma: Tuna Bey bizde sizi almak için geliyorduk. Aileniz içerde sizi bekliyor.
Cem: Almak derken koçum?
Cem hadi annem, annem bekliyor.
Anahtarları ile girdiklerinde başı yerde düşüncelere dalmış Doğan Beyi, gözleri nemli Sacide Hanımı görmek Tuna'ya hiç iyi gelmemişti.
Harun: Hoşgeldin Tuna oğlum.
Baba... Babam niye başın yerde? Baba bak bana oğluna bak! Ben senin oğlunum sadece senin. O kağıtta ne yazdığının bir önemi yok. Kalbimde adınız yazıyor. Yoksa istemiyor musun artık oğlunu?
Doğan yerinden kalkıp sıkıca sarıldı oğluna.
Doğan: Sıpam benim! benim oğlumsun sen, benim.
Harun beye hitaben Cem konuştu.
Cem: Bu yaptığınız hiç etik değildi. Şimdi ailenizi de alıp burdan gidin.
Harun: Siz ne hakla beni kovuyorsunuz. O benim oğlum istersem zorla...
Cem polis kimliğini gösterek kapıyı işaret etti. Bu siktir git belanı benden bulma demekti.
Gökmen: Harun kapa çeneni! Özür dilerim sizden çok özür dilerim Sacide Hanım, Tunam.
Lütfen gidin evimizden, lütfen.
Bölüm Sonu.....
Harun gıcık bence uyuz öyle mi yapılır? 🤭
Yeni bölümde görüşmek üzere 👋