Veli: Di... Yine atladım dimi?
Gökalp: Senle biz biraz arkadan gidelim de şu işi bir konuşalım.
Veli: Kızdın mı?
Gökalp: Kalk yolda anlarsın, kızıp kızmadığımı yavrum.
Cem: Veli göster, ama elletme erken daha!
Yuh! Benim abim yapmaz.
Çok emin olma bebeğim.
Hihhh.....
_______________________________________

Tüm aileler salondaki geniş koltuklarda yayılmış, keyifle sohbet ediyordu.
Gökalp yüzünde silinmeyen gülümsemesi ile geldiğinde Tuna'nın saçları arasına bir öpücük bırakıp, göz kırptı.
Tuna ikisini çok yakıştırıyordu ve sanırım bu akşam onlar için yepyeni bir yolun başlangıcıydı.
Noyan yanına gelip oturduğunda Tuna etrafında yabancı bakışlar atıyordu.
Tunam çok durgunsun sevgilim. Yarın için mi bu endişe?
Noyan senin evin, hayatında böyle mi?
Nasıl böyle mi, anlıyamadım aşkım?
Böyle işte lüks, ait olmadığımı yüzüme yüzüme vurur mu?
Tuna sevgilim, sen ait olduğun yerdesin zaten.
Karışmasaydım, yine sadece Tuna Şen olsaydım da beni severdin biliyorum, çünkü öyle sevdin beni.
Akıllı bıdığım, bir an korkuttun beni. Senin ait olduğun yer benim kalbim, kollarım.
Baksana Sacide annemler bile benden daha çabuk uyum sağladılar ortama.
Herşey çok yeni, onlara da kendinede zaman ver. Acele etme tek önemli olan sevildiğini bilmek.
Gökalp: Yarınki basın toplantısı için konuşalım diyor babamlar. Hadi Tunam gelin.
Ben gelmesem yorgunum, anlamıyorumda hem. Bahçeyi geze bilirmiyim?
Gökmen: Oğlum izin almak ne demek, bu ev senin. Çok soğuk üstüne montunu giy öyle çık.
Noyan ve Gökalp babalarının yanına giderken, Tuna'nın hüzünlü hali çok dokunmuştu Gökmen'e.
Sacide: Alışıcak Gökmen kolay değil.
Hatice: Sacide haklı git yanına, desteğine ihtiyacı var.
Gökmen: Belki yalnız kalmak istiyordur, rahatsız etmiyim?
Sacide: Git biz oturuyoruz dünürümle hadi.
Havuz başında suyu seyreden oğlunun yanına usulca yanaştı.
Dalmışım anne, su ne kadar güzel.

Gökmen: Rahatsız etmiyorum inşallah.
Sen mi? asla, ortam yabancı hissettiriyor.
Gökmen: Yeni diyedir belki, sık sık gelsen kokumu kokuna katsan öyle gelmezdi.
Hımmm yakışıklı ve seksi beyefendi evlisiniz hatırlatmak isterim.
Gökmen: Hahahaha yakışıklı öylemi küçük bey? Aldığım en güzel iltifat.
Gerçekler annecim, kokun tarifsiz. O hastanede gözün gözüme deydiğinde çok korktum.
Gökmen: Neden bitanem?
İçimde aitlik duygusunu uyandırdı. Oysa ben zaten bir yere aittim. Ben seni seviyorum bunu bil olur mu?
Gökmen: Tunammm... Seni çok çok seviyorum oğlum. Bu gece koynumda uyusan olur mu?
Annem kırılırsa,
Sacide: Kırılmam bitanem, biliyor annen kalbinin içini. Kal sabah hep birlikte geçersiniz toplantıya.
Seni çok seviyorum sultanım.
.
.
.
Geceyi onlarla geçireceğini öğrenince Harun ve Gökalp sevinçten göbek atmışlardı. Evet bildiğin denemişlerdi zıplamaktan öteye gidemesede Tuna için görsel bir şölendi.
Bende kalıyım, Tuna niye kalıyor ki?
Harun: Necati al şu arsız oğlunu götür evet yatır. Napçan damat aramıza mı yatıcan sende!
Noyan ağzını açıcaktıki sadece ahhh sesi çıktı dudaklarından. Hatice hanım çoktan çimdik atmıştı.
Noyan giderken sarıldı sevdiğine.
Yarın gitmeyelim işe, çiftliğe gidip hafta sonu için ayarlamaları yapalım sevgilim. İstersen kalırız da sabah ata binersin.
Güzel olur tabi de kalmak sıkıntı olabilir.
Burda kalıyorsun ya bana ne ya!
Noyan susar mısın? Birde ağla hayatım.
Yarın benimsin bitti gitti.
İyi akşamlar dileyip herkes arabalara binmişti. Gökalp kendinden 10 cm kısa kardeşine arkasımdan sarılmış, ellerini boynuna dolamıştı.
Gökalp: Gerçekten burdasın sonunda. Baba hiç anlamam bu gece bende yanınızda yatıcam!
Şimdi Tuna üzerinde Gökalp abisinin ona biraz büyük gelen pijaması ile dikiliyordu. Üç aile ferdi ona yenilecek lezzetli bir yemeğe bakar gibi bakıyordu.
Beni yiyecekmişsiniz gibi bakmayı kesermisiniz? Tüylerim diken diken oldu.
Harun: Tunam çok mutlu ettin bizi oğlum.
Gökalp: Annem mi, babam mı?
Ne? İkisi de! İkisini ayıramam ki abim. İkisini de seviyorum çünkü.
Hepsi gülerken Tuna anlamsız bakışlar atıyordu onlara.
Gökmen: İlahi bebeğim, bizde seni çok seviyoruz. Hangimizle yatıcağını sordu ille de sana sarılıcak ya bu büyük eşek.
Gökalp: Abiyim ben! Benim hakkım ona sarılmak.
Şey babam küsmezse annemin kokusunu merak ediyorum. Söz sonraki sefer seninle uyurum babacım.
Harun gözyaşlarını daha fazla tutamadı. Tuna'yı koltukta yanına çağırdığında çok üzgündü çocuk.
Harun Oğlunun kucağına çekip kokusunu doya doya içine çekti.
Harun: ince ruhlum benim. Küsmem oğlum ama az seveyim seni öyle yatalım.
Abicim kıskadırmak gibi olucak ama, en çok beni seviyorlar ha!
Gökalp: Lan taht oyunları ha şehzadem? Kolla kendini muahhh. Çünkü bende en çok seni seviyorum.
Sabah erkenden uyanan Gökmen koynunda uyuyan güzellikleri seyrederken eşi de uyanıp onun bu keyfine eşlik etti.
Gökmen: Tunammm, Gökalp hadi oğluşlarım kalkın bugün çok işimiz var.
Anne 5 dakika daha yaaaaa.
Gökalp: anneeeee.... Onun dediğinden.
Harun: Hanzade ailesi kalkın bakalım!
Hanzade! Çok mu uyudum ben? Bu yataksa benim yattığım ne arkadaş? İlk fırsatta maaşımla bundan alıcam kendime.
Gökalp: Yavru kuş ona maaşın yetmez. Bu babamın popişi kıymetli Fransa'dan getirtti bunu. Ben alırım sana aslan kardeşim.
Harun: Ben alırım hayta sana mı kaldı almak?
Gökmen: Günaydın Tunam.
Günaydın annem, ben ne giycem basın toplantısında?
Harun: Özel olarak dikildi kıyafetlerimiz, Doğan abilerin ki de yollandı evinize.
Babam... Şey Doğan babam kızar, keşke yapmasaydın.
Harun: Dün sordum oda oğlumuza yakışır takım giyeriz dedi. Bedenlerimiz aynı oğlum benim takımlardan seçti. Ödünç olarak yani, seni onları üzücek bişi yapmam oğlum. Tamam ilk tanışmamız hoş olmadı ama.
Anne babam hep böyle alıngan mıdır? Kesin ona çektim kesin!
Harun beyin yüzünde güller açtırmıştı yine Tunası.
Kahvaltı sofrasına oturduklarında Tuna şöyle bir göz gezdirmiş, sonrada gülümsemişti. Klasik bir kahvalrı masası vardı önünde.
Gökmen: Neye bakındın annem, söyle hemen yaparım ben.
Havyar... Havyar yok.
Harun: İğyy şey özür dilerim oğlum hemen aldırtacağım şöföre.
Yok babam hahahaha korkmuştum sabahları havyar, antin kuntin yemekler yiyorsanız diye de.
Gökalp: Sosyeteyi çok yalnış tanıtıyorlar babam, çok yanlış.
Sen doğru tanıtıtsın kral sıkıntı yok. Veli eniştemden mahallenin kültürünü kaparsın artık.
Harun: Veli?
Gökmen: Damat mı geliyor? Gökalp çabuk anlatıyorsun.
Gökalp: Hain dondom kardeşim. Sakin olalım Hanzadeler herşey çok yeni gelişmelerde sizlerle gerekli bilgi aktarımı yapılıcaktır. Kalk duşa küçük kuş!
Upsss abicik abicik... Veli Veli puhahahaha.....
Bölüm Sonu....
Yeni bölümde görüşmek üzere👋
