İçeriğe geç

BENİM GEÇMİŞİM

Bölüm 3 · 3 dk okuma

BENİM GEÇMİŞİM

Bölüm 3

Bölüm 3

Dışarıda hava soğuktu. Burcu ve ben sahile doğru iniyor, bir yandan da sohbet ediyorduk. "Sen aileni hiç hatırlamıyor musun? " diye sordum. Yüzüme baktı. Sadece gözlerimin içine... Hiç bir şey hatırlayamadığını o an anladım. Benimle ortalama olarak aynı şeyleri yaşamıştı. O da küçük yaşında ailesiz kalmıştı...

Yavaş yavaş kasaba arşivine girdik. Ailelerimizi kaybettiğimiz yılın kayıtlarına bakacaktık. Arşivin ayrı köşelerine dağıldık.

Hemen bir rafı karıştırmaya başladım. Tek tek raftan dosyları alıyor, birkaç sayfasını okuyup işime yarar mı diye kontrol ediyordum. İşime yarayanları arşivin ortasındaki masaya taşıyordum. Ailenin hangi yılda yaşadığını da bilmediğim için işim iyice zorlaşıyordu. Burcu ise rastgele bir rafı seçti ve dosyaları kontrol etmeye başladı.

Sadece bir saat olmuştu ama masanın üstünde sayamadığım kadar çok dosya vardı. Üstelik bu sadece benim bulduğum dosyalardı. Burcuya doğru seslendim. Ve elinde tek bir tane dosya ile geldi. "Ne yani tek bir tane mi dosya seçtin? " Elindeki dosya sadece tek bir sayfa kağıt içeriyordu. Tabi onun ailesinin kaç yılında yaşadığı belliydi. Benim işim daha zordu daha kaç yaşında olduğum, kaç yılında doğduğum ve hatta ailemin ne zaman kaybolduğunu bilmiyordum. "Bu kadar dosyayı nasıl okuyacağız? " Masanın altından bir taşıma arabası gibi bi şey çıkardım. Dosyaları teker teker arabanın içine yerleştirdim. Burcu ise hala dosyaya bakıyordu. İçinde ne yazdığını merak ediyordum ama söylemeye pek niyetli değil gibiydi. Akşam okurken söyler diye sormadım. Arşivin kapısından çıktık. Benim elimde dasyaları taşıdığım araba, Burcu'da ise tek bir tane dosya vardı. Evime doğru gidiyorduk. "Buralarda market yada kırtasiye türü bir şey var mı? " Market tamam da kırtasiye yoktu. "Market şu tarafta." diye yolu gösterdim. Marketin kapısının önünde durduk. İçeri dalarcasına girdi. Ben elimde arabayla içeri giremeyeceğim için kapıda bekledim. Arabadan bir dosya aldım ve okumaya başladım. Bir aileden bahsediyordu. Fakat 5 yıl önce taşınmış. Çocukları yokmuş ki zaten. Bu dosyayı ayırdım. Tam o sırada Burcu marketten çıktı. Elimde bir sürü farklı renklerde etiketler vardı. Burcu hemen açıklamaya girişti. "Kırmızı etiket liler önemli ve bize kesin yardımı dokunacak dosyalara, sarı etiket liler işe yarayabilecek olanlara ve son olarak yeşil olanlar ise ihtiyacımız olmayan ve arşive geri iade edilecek dosyalara yapıştırılacak. " Gayet mantıklı bir fikir gibi gözüküyordu. Yeşil etiketlerden bir tanesini alıp az önce okuduğum dosyaya yapıştırdım. "Ailenin çocuğu yokmuş. " Başıyla onayladı ve yürümeye başladı. İstikamet evimdi.

Eve ulaştığımızda saat akşam sekize geliyordu. Dosyaların dolu olduğu arabayı salona götürdüm ve şömineden uzak bir yere koydum. (Ne olur ne olmaz!)Şömineyi yaktım ve dosyalardan bir tanesini elime aldım. Burcu da bir tane dosya alıp koltuğa gömülmüştü. Etiketleri masanın üstüne yaymıştım. Koltuğuma oturup dosyama odaklanmaya başladım. Tam o sırada kafamı kaldırıp Burcu ya döndüm. "Şuan ortalama kaç yaşındasın? Yılları karşılaştırıcam da. " dedim. "25" diye cevapladı. Şuanki yıldan yirmi beşi çıkardım ve ona göre dosyalara bakmaya başladım. Burcunun yanılma payını da hesaba katarak kesin işimize yaramayacak çocuğu olmayan, yılları tutmayan yada çocuğu olsa da şuan yaşayanları eledik. Elimizde 50 den fazla yeşil etiketli dosya, bir tane sarı ve bir tane kırmızı renkli dosya vardı. O kırmızı renkli dosya ise arşivden beri Burcunun elinden bırakmadığı o dosyaydı. Sarı renkli dosya ise benimle ilgili olabilecek bir dosyaydı. Dosyanın içinde şuan ortalama yirmi beş otuz yaşlarında olabilecek bir erkek çocuğu kaybı vakası vardı. Çocukla ilgili pek fotoğraf yoktu. Bu yüzden araştırma yapacaktık. Kırmızı etiketli dosyada ise ne yazdığını pek bilmiyordum. Geriye okunması gereken bi bu kadar daha dosya vardı. Elime bir dosya daha aldım. "Burcu sen burada doğmuştun dimi? " Burcudan ses çıkmadı. "Burcu? " Olduğu yerde uyuyakalmıştı. Haklıydı da. Bütün gün koşturup durmuştu. İyi bile dayanmıştı. Ona bir tane örtü getirdim. Kendime de öyle. Önce onun, sonra kendi üstüme örttüm. Uyuya kalırsam üşütüp hasta olmak istemiyordum. Ve tahmin ettiğim gibi de oldu. Burcudan hemen sonra bende uyumuşum.

Yavaş yavaş gözlerimi araladım. "Günaydın uykucu kankam. " Burcu çoktan uyanmış olmalıydı ki benimle dalga geçiyordu. Ayağa kalktım ve şakasına hafif sırıtarak "Sen de dün gece dosya okurken uyudun ama. " Yüzüne bir gülümseme yayıldı ve mutfak tarafına geçti. Hemen peşinden gittim ve harika bir masayla karşılaştım. "Muhteşem! "

(...)

Bölüm sonu

1 yorum