Evet bir bölüm başlattım. Ne yazayım bilmiyorum.
Sanki boşlukta kalmışım gibi hissediyorum. Sanırım bir an gaza geldim. Aslında tam o gazla yazıcaktım ama birisi aradı. Sanırım beni gaza getiren dinlediğim müzik oldu. Müzik ne garip bir şey demi?
(Bizim kapalı dünyamız bizim kutumuz)
Müzik: Müzik aslında bir yol arkadaşı,bir yol,bir çıkış kapısı. Müzik biz bir kapalı kutudayken bize bir kapı aralar ve o kapının ardında uzun bir yol olur. Biz isteyince biten yol. Siz yolda ilerken birisi yani bir dost elinizi tutar. Siz yolda yürüdükçe hissettiğiniz duygu artar. Sizin her adımınızda o arkadaş sizin elinizi daha sıkı tutar. Siz her adım attığınızda o arkadaş duygularınızı daha iyi hisseder ve anlar. Siz ise ona duygularınızı açarsınız. O arkadaş siz o yolda yürüdüğünüz sürece ya sizi sadece dinler ya da ne yapmanız gerektiğini, yolu nasıl bitirmeniz gerektiğinizi anlatır. Neden mi mutsuz hissedence,mutlu hissedince,çığlık atasınız geldiğinde sizi dinler? Dost dedikleriniz gerektiğinde sizi dinler, derdinizi dinler,yol gösterir. Elbette müzik canlı bir şey değil ama bunları hissettirirken canlı olmasına gerek var mı? Ben şiirden anlamam ve yazmam. Eğer yazabiliyor olsaydım işte böyle anlatırdım.
