Yıl:2018
Yaz aylarıydı güneş tenimi kavuracak kadar sıcaktı arkadaşlarımla çarşamba günü lise okul çıkışı eve yürüyorduk dersler çok yorucuydu, ama günün tüm stresi bu kısa yürüyüşle son buluyordu sanki. Herkes evlerine dağıldıktan sonra üniversite sınavına çalışmak için kütüphanede toplanacaktık eve vardığımda annemin yaptığı nefis yemek kokuları burnuma geldi, çantamı odama atıp hızlıca annemin yanına ilerledim, kütüphaneye gideceğimi unutmamış olacak ki poğaça ve kurabiye yapmıştı, yanına gittim ve yanağına kocaman bir öpücük kondurdum ve şöyle dedim; "benim annem neler yapmış ya mis gibi kokuyor", o ise "bugün kütüphaneye gitmeyecek misin? o yüzden hazırladım." Dedi ve devam etti "Güzel olmuşlar mı baksana tatlarına" benim de zaten canıma minnetti "hemen sultanım sen iste" deyip ağzıma un kurabiyesini attım. "nefis olmuş bayıldım ellerine sağlık" dedim o kadar güzel olmuşlardı ki hepsini yemek istedim "sen kaplara koyar mısın? ben üstümü değiştireceğim sonrada çıkarım" deyip hareketlendim.
Kütüphaneye pazartesi çarşamba ve cuma günleri gidiyorduk ve gelen herkes en az bir tane yiyecek getiriyordu hem çalışıp hem atıştırmalıkları yiyor sonrada eve geçiyorduk.
Ben odama doğru yürürken "tamam canım bende birazdan çıkarım zaten" dedi annem.
Babam çalışmayıp, sadece annemin parasıyla aldığı içkilerle sarhoş bir şekilde eve gelen bir insan, alkolik kısacası. Bu alışkanlığına ben 15 yaşımdayken başladı, o zamana kadar küçük bir manavda çalışıyordu ve çok iyi bir babaydı. Annem ise bu olacaklardan habersiz ben yedi yaşlarımdayken düğününden kalan altınlarıyla ve çevresinden, ailesinden aldığı borçlarla bir güzellik merkezi açtı, şu an bayağı işliyor ve biz geçimimizi oradan sağlıyoruz.
Üstüme bir kazak altıma ise bir eşofman geçirip saçlarımı at kuyruğu topladım, annemin hazırladığı çantayı ve birkaç test kitabını alıp evden çıktım.
Kütüphaneye vardığımda Asel ve Miray da oradaydı ve tabii Miray’ın sevgilisi Özgür da öyle, masaya yaklaştığımda; "bunun ne işi var? sen niye geldin lan" dedim evet insanlarla aram hiç iyi değildir kimseye güvenemiyorum hele Tunç dan, sonra
"gelmek istedi bende gel dedim Bade ya, kızma" dedi Miray, ona kıyamadığımdan;
"tamam tamam sorun değil" dedim ve masaya oturdum, Miray ve Özgürün yaklaşık üç senelik bir ilişkileri vardı, bulunduğumuz kütüphanede tanışmışlardı, aynı zamanda aynı okuldaydık.
Kütüphanede çalışmamız bittiğinde evlere gitmek için yolda yürürken yarın hafta sonu olduğundan Asel, Miray, Özgür ve ben eğlence parkına gitmeye karar verdik ve evlere dağıldık. Daha sonra ise Özgür neredeyse üç dört yaşlarımdan beri tanıdığım çocukluk arkadaşım Bora ve onun arkadaşları Berk ve Yağızı da davet etti Özgür ve Bora lise arkadaşlarıydı araları çok iyi olduğundan, onlar da bu daveti kabul ettiler.
Ben eğlence parkına en son babamla gitmiştim, sonu rezil bitmişti, o yüzden pek de hoşlanmazdım böyle yerlerden ama yine de kıramadım bizimkileri, zaten üç beş oyuncağa binip evlere gidecektik, eve geldiğimde annem evden çıkmıştı, hemen odama geçtim. Hazırlanmaya başladığımda altıma bir kot şort, üzerime de kısa kollu uzun bir tişört giydim. Siyah saçlarımı yandan ördüm ve aynayla bakıştım 1.68 boylarında ideal kiloda güzel bir fiziğe sahip bir kızdım, yeşil gözlerim beyaz tenimle oldukça göz önünde duruyordu, kendime bakmayı bırakıp sırt çantama birkaç bir şey atıp evden çıktım. Ama bir sorun vardı ben yüksekten çok korkardım hem de BAYILACAK KADAR...
-"ASEEEĞĞLLLLL ALLAH BELANI VERMESİN ASEEELLLL BUNEEE LAAAANNN"
-"ANANI ASEL ÇOK SEVİYOM ASEL"
-"AANNEEEE"
"Bade bir sus kızım ya altı üstü gondol" dedi özgür...
Sen çok biliyon şerefsiz.
Kimseyi dinlemeden bağırmaya devam ettim
-"YA KOPARRSSAAAAAĞĞĞĞĞĞ"
-"MİRAAAAYYYYY"
"NNNEEEEEEEĞĞĞĞĞĞĞ" diyerek eşlik etti Miray.
-"ÖLÜYOĞĞĞĞĞĞĞMMMMMM"
"BENDEĞĞĞĞĞĞĞĞĞ"
"ya arkadaşlar mal mısınız Miray bir daha bindirme şunları ya" dedi özgür de bir yandan, sanki Miray bağırmıyordu...
-"GERİZEKALI BEYİNSİZ SANA MI SORCAM LAAAAAĞĞNNN ANAANNIIĞĞĞĞ" diye bağırdım bu seferde
-"EŞHEDÜENLAAAAAAA"
Baygınlık...
Gözümü açtığımda başımda sağlık ekipleri vardı yemin ederim sual meleği falan sandım, zaten en son uçuyordum e olabilirdi yani...
Canım sağlıkçılar sağ olsun ayılttılar beni, sonra da bizimkilerle bayılmayacağımı düşündükleri oyuncağa doğru ilerledik dıscovery... ‘ya arkadaşlar akıl var mantık var gondolda bayılan bunda ne yapar’ dedim dinlemediler, ‘ayrıca ben bayıldım hani tekrar niye bineyim’ dedim bu sefer de; ‘bunda bayılmazsın’ dediler. Vallahi ben onlara dedim herhalde üstlerine işerim bu sefer beni ilgilendirmez. Bu arada Bora, Berk ve Yağız bunlara binmek istemediler, akıllılar tabii.
Oyuncağa bindik başlarda iyiydi sonra bir döndü bir besmele çektim, hızlandı... hızlandı... kendimi öyle bir kasıyordum ki bağırmamak için sonra Miray’ın çığlığını duyunca salıverdim kendimi.
-"BU SEFER SENİN ALLAH BELANI VERSİĞĞNN ÖÖZZGGÜÜÜÜRRR"
-"VERECĞİN FİKRİDEEEEE SENİ DEEEEEE"
-"AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA"
-"MİRAAAAAYYYYY"
Miray da aynı tondaki çığlığıyla "NEEEĞĞĞĞĞĞ"
-"HAKKINI HELAL ETTTTT"
“NİYEEEEEEEE"
-"GALİBA KORKUDAN ALTIMA YAAAPPCAAAAĞĞĞMMM" çişim gelmişti ama...
“LAAN YAPMAA BANYO EDERİZ VALLA"
Diye bağrışırken Allahtan ben altıma yapmadan oyuncak durdu...
Zorla birçok oyuncağa daha bindirildikten sonra en sona ise hız trenini bırakmıştık. Başım... çatlıyordu çantamdan bir ağrı kesici alıp içtim. Biraz kafa dinleyelim diye çimlerin üzerine oturmuştuk ben ve Asel yan yana ayaklarımızı uzatarak oturuyorduk, Bora tam önümdeydi, Berk ve Yağız da bağdaş kurmuş Boranın yanında oturuyorlardı.
Özgür de çaprazıma aynı şekilde oturmuştu ve Miray onun kucağına yatmıştı, her şeyi çektiğim gibi küçük fotoğraf makinemle bu görüntüyü de çektim, orada laf lafı açtı konuştuk... konuştuk... Derin bir nefes verdiğimde saate baktım saat akşamın sekizi olmuştu "bir an önce son oyuncağa da binip kalkalım saat sekiz" dedim ve telefonum çaldı. Arayan:
-valide sultaağğnnn-
-"alo efenim bebişim"
"ne yapıyorsun kızım nasıl gidiyor"
-"iyi gidiyor valide sultan son oyuncağa da binip geleceğim eve, geçe kalmam"
“Selam söyle herkese”
- “söylerim annem”
" tamam annem onu sorayım diye aradım hadi ben tutmayım görüşürüz"
-"görüşürüz bebişim"
Telefonu kapattıktan sonra “annemin selamı var herkese” dedim ve onlar da annemin selamını alınca ayaklandım ve diğerleri de aynı şekilde ayaklandı, oyuncağa doğru yürümeye başladık.
Yanımdaki Miray ve özgürün kavgalarıyla başımı o yöne çevirdim Miray’ın bir erkeğe baktığıyla ilgili saçma sapan bir lafta bulunmuştu Özgür ve şimdi de Miray onun ağzına ediyordu yürü bebeğim ben arkandayım…
O sırada Asel M Berk ve Bora da sohbet içindelerdi
Her şey normal ilerliyordu, arada ben de sohbete katılıp Bora ile uğraşıyordum, derken burnumda bir sıcaklık... sıcaktan olsa gerek şimdi de burnum kanıyordu, şu insanlar benden ne çekti be… burnuma tutunup başımı aşağı eğdim, Asel ve Miray "Bade" diye bağırarak yanıma geldiler Miray çantasını peçete bulmak için karıştırırken Bora belimden tutarak “badem? İyi misin? niye kanadı burnun?" deyip cebindeki peçeteyi çıkartıp burnuma tuttu.
"teşekkür ederim Bora iyiyim, ama neden kanadı bilmiyorum"
“Ya kızım dikkat etsene kendine ya ne nazlı çıktın sende, rezil ettin günümüzü” dedi Özgür. Ay sanki ben dedim burnuma kana diye mala bak. Ama bir konuda haklıydı, günlerini rezil etmiştim.
“Özür dilerim, böyle olmasını istemezdim, zaten geç oldu ben eve gideyim artık iyi eğlenceler” dedim ve boranın elindeki peçeteyi alıp gidecektim ki, Boranın kafam kadar eli buna izin vermedi, ben hareket etmeye çalıştıkça, onun belimdeki eli beni daha sıkı tutuyordu. Kulağına doğru “borazan bırakır mısın beni canım, zaten insanların gününü mahvettim, bide seninle uğraşmak istemiyorum” dedim. Ama Bora sadece suratıma bakıp otuz iki diş sırıtıyordu, kafamı Miray ve Asel’e çevirdiğim de onlar da sırıtıyordu, ama onların niyet çok farklıydı. Kafamı Boraya çevirip ona bağırmaya niyetiydim ama Bora beni sırtımdan ittirerek yürütmeye başladı ve “üzgünüm Badem” dedi bana bakarak ve yüzünü Özgüre çevirip “kimseye rahatsızlık verdiğin yok, herkes kendi işine baksın, sıkılanlar gidebilir” ve tekrar bana bakarak devam etti “ama sen sıkılmadın, o yüzden kalıyorsun” …
Sadece mal gibi Boranın suratına baka kaldım anlatmaya gerek yok çünkü görüyorsunuz BU ÇOCUK BÜYÜMÜŞTÜ “oy yerim seni benn sen beni mi koruyorsun Borazanımmmm yerim lan seni” deyip kolunu ısırdım, o ise gülmekle beni yumruklamak arası gidip gelirken sadece gülüp kafa bir tane yapıştırmayı seçti ve kulağıma eğilip şöyle dedi “bir kere de beni rezil etmesen olmaz demi, ayrıca sırtım da büyüdü bakmak ister misin, dokunmak yasak ama” öğğğğ mala bak ne bakarım ne dokunurum senin sırtına, kusacağım yemin ederim. “Bana bak canım benim seni gerçekten rezil etmemi istemiyorsan şu elini çek yoksa vallahi rezil ederim seni” dedim o da cevap olarak “çekmiyorum hadi bakalım en fazla ne yapabilirsin ki” eheheh erkekleri hafife almayacaksın aslan. Parkın ortasında Borayı işaret ederek “BORA DONUNA SIÇMIŞ” diye bağırıp son hızımla koşmaya başladım… ama çocuk ayı gibi diye tekrar alt yazı geçmek istiyorum.
Tişörtümün arka yakasından beni çektiren bir adet Borazan, bize gülmeye devam eden Miray ve Asel bir de gülerlerse kafalarının bedenlerine veda edeceğini bilen Murat Berk ve Özgür ile son bineceğimiz oyuncaktaydık. inat edip binmeyeceğimi söyleyince Boracığım çok sevgilerini ileten bakışlarıyla ufacık bakmasıyla önüme dönmem bir oldu, zaten katil suratı var adamda, bir de saçım başım dağınık, kıyafetler desen ondan beter, acı verici bir şekilde (onun da öyle) oracıkta esirdim.
Ben ve Miray binmeyelim diye sızlanıyorduk. O sırada Asel ise bana yan taraftan Yağızın ne kadar yakışıklı olduğundan bahsediyordu, YAHU BEN ESİRİM ESİR KURTARIN BENİ ama yok kurtaran olmadı. Yağızın 1,70 civarında boyu vardı kumral tenli, kumral saçlı, ela gözlere sahip birisiydi, kendisi de 1.50 boyunda, siyah saçlı, kahverengi gözlü, orta kilolarda çok minnoş birisiydi.
Muhtemelen Berk ve Yağız bizden bir ya da iki yaş büyüklerdi, liseli gibi durmuyorlardı, merakımdan sol tarafımdaki Boraya;
"kaç yaşındalar" dedim, o ise kalın sesiyle
" on sekiz"
- “he seninle aynı yaştalar yani”
“hı hı” dedi sert bir surat ifadesiyle, aman aman cevap ver ölürsün öküz.
- “hı hı ne be, insan gibi bir şey sorduk borazan bey, centilmen ol biraz” dedim suratımı asarak
“Cevap vermek istemem için seni ilgilendiren bir şey sorman lazım badem, niye merak ediyorsun ki yani” dedi düz bir sesle, hiçbir duygusu yok şu bebenin yemin ediyorum, odun odun.
“Bir kere borazan bey, siz ba-” diyordum ki lafımı kesip
"onlar kaç yaşındalar" diye sordu, Asel ve Mirayı isim olarak bilse de yüz yüze hiç tanışmamışlardı
"Hepimiz on sekiz yaşındayız" dedim, hemen de sus zaten mal, hani sövecektin borazana? Senin şu sinirin bir şu bebeye işlemiyor he.
Diliyle dişinin arasında bir şeyler dedi ama anlamadım
-"Efendim?"
"Yok bir şey"
-"Peki öyle olsun... o zaman..., Nerede tanıştınız "
“Dershanede” dedi yine düz bir sesle, uzun cevaplar vermesi için canının istemesi lazımdı beyefendinin.
Bu soruların ardından "anladım" dedim ve kafamı aşağı eğip, beklemeye devam ettim.
Asel kulağıma eğilip;
"Ben Yağızla binimmmiii nolluuurr" dedi
Ben ise şaşkınlıkla "ölsem o katil suratlı filintayla aynı koltuğa oturmam, ben bayılınca bayılmamdan faydalanıp kellemi kesebilir" dedim. Adamda ciddi ciddi katil tipi vardı ama... sadece onun değil üçünün de suratı korkunç korkunçtu. Bora 1.79 boylarında siyah saçlı siyah gözlü esmer tenli birisiydi ha bir de sağ yanağında kocaman gamzesi vardı pis filinta yakışıklıydı he.
Bunun üzerine Asel ise
"Ya hadiii kırma beni" dedi. Ben gene kıyamadım... minik boyuyla, bide bana o masum bakışlarını atınca dayanamıyordum.
"İyi... tamam" dedim istemeyerek
O sırada Yağız yavaş adımlarla yanımıza geldi
"Asel benimle binebilir mi acaba, eğer seninle binmeyecekse" dedi bana doğru
"Tabi isterse" dedi bu sefer de Asel'e bakarak
Tam ağzımı açacaktım ki, Asel heyecanla;
"Olur tabi neden olmasın, onunla binmiyorum zaten" dedi, kız ben şok... ciddi ciddi satıldım şu anda...
Trenin arka koltukları dolmuştu, tabi akıllı insanlar, öne binenler ağzı gözü yamuk bir şekilde inince korktular tabi.
Asel ve Yağız da en ön koltuğun bir arkasına oturunca, bize de en ön kaldı...
Sıçtık... sıçtık... sıçtık... rezil olacaksın Bade binme güzelim vaz geç, yol yakınken dönelim hadi.
Bindim...
Yanımdaki filinta halinden memnun görünüyordu, ben ise heyecan ve korkudan altıma yapmak üzereydim, o sırada arkamdan bir ses;
"Badeciğim nasılsın? bayılma tamam mı? tutamam buradan seni, boynun falan kırılmasın sonra"
Hah Asel çok teşekkürler, bunu da sok kafama tam olsun, zaten demirlerin kırılma ihtimali, rayların kopma ihtimali, düşme ihtimalim, kemerin açılma ihtimalini aştım, bide bu kalmıştı onu da söyledin tam oldu...
"ne" dedim korkuyla bağırarak
"Boynum mu... Kırılmaz lan... Kırılmaz herhalde... Bayılmam canım... Niye bayılayım” dedim ve ardından pis pis sırıtarak “Hem bayılırsam şu öldürebilir beni" dedim Borayı göstererek.
Dedim... demez olaydım, kemerler bir anda kapandı ve tren hareket etti, içimden ne kadar bildiğim dua varsa okudum, hepsini birbirine kata kata hem de.
Tren yukarı doğru tırmanmaya başladığında nefesimi tuttum ve Boraya bakıp "bayılırsam kafamı tutar mısın... bide beni öldürmezsin demi" dedim, ortamı şakaya vurmaya çalışarak, o ise dudağına hafif bir gülüş yerleştirip
"Kafanı tutarım ama öldürmem diyemem" dedi ve tren hızla aşağı indiğinde korkuyla gözlerimi kapatıp yanımdaki şahsın göğsüne Alnımı yasladım.
"Ölüyorum yarabbi kurtar" diye bağırmaya başladığım sırada, kocaman bir el kafama dokundu ve daha çok baskı uyguladı.
"Bayılmadım öldürme vallahi bayılmadım çek elini" dedim, geri zekalı, sanki adam seni gerçekten öldürecek.
"Merak etme kafan kırılmasın diye tutuyorum seni, öldürmem"
Borazanım sen öldürmezsin diyemem de elinin ağırlığı beni öldürür be ayı.
Tren durduğunda ben hala Boranın göğsüne kafamı yaslı tutuyordum. O elini yavaşça çekti ve ben de aynı şekilde doğruldum, hiçbir şey demeden hızlı bir şekilde trenden indim, midem çok bulanıyordu... Mirayların yanına vardığımızda bir yere oturmak istediğimi söyledim onlarda ilerdeki bir bankı gösterip "siz gidin biz içecek alıp geliyoruz" dediler, ben hızlı adımlarla gidip banka oturdum. Asel ve Yağız da köşede bir şeyler konuşuyorlardı, gerçekten çok hasta hissediyordum. Başımı aşağı indirip gözlerimi kapadığım sırada kalın bir ses "iyi misin" Dedi,
Bu Boraydı.
"İyiyim" dedim "sadece... Biraz hasta hissediyorum"
"Bekle sana su alıp geleyim" dedi ve büfelerin olduğu tarafa doğru gitti. Birkaç dakika geçtikten sonra, çevreme bakarken çaprazımda birbirine sarılmış bir çift gördüm. Tam çok tatlılar diyordum ki, o çiftin Tunç ve sevgilisi Yaren olduğunu gördüm. Tunç kısaca bana ortaokul son sınıfta taciz eden bir pislikti, ona öylece korkuyla bakarken beni gördü. "aa şeftali" diyerek sevgilisinin omuzuna kolunu atarak yanıma doğru yürüdü.
"Nasılsın"
-"İyiyim tunç sen nasılsın"
"Çok iyiyim, müthişim" dedi sırıtarak
-"Ne güzel" dedim. Sahte bir gülümsemeyle
" Tanıştırayım Bade bu sevgilim yaren" dedi yareni göstererek
-Elimi uzattım " memnun oldum"
Elimi sıktı "buda Bade sınıf arkadaşıydık diğer adı da şeftali yanaklarından dolayı" dedi
O sırada Bora geldi "al bakalım badem" dedi suyu uzatarak, suyu alıp
" Çok teşekkür ederim borazan" Bora ona Borazan dememden ötürü ufak bir kahkaha atarak tunçların olduğu tarafa doğru baktığında kahkahası bir anda kesildi.
"Ne işin var burada" dedi ürkütücü bir sesle. Tunç'a dediğini düşünmüştüm ama Yaren;
"Sevgilimle geldim gelemez miyim? sana ne ben ayrıldım senden" dedi iğrenç derecede ince sesiyle.
Bora ise "sana neden ve kimle geldiğini sormadım, benim çevremdekilerin yanında ne işin var diye sordum" dedi. Yarenin cevap vermesini beklemeden Tunç sert bir sesle "sen kimsin lan hayırdır? şeftali bu kim?" hiç büyümemiş... salak şimdi dayak yiyeceksin
"Senle konuşmuyorum kıvırcık, ayrıca şeftali mi?" dedi Bora, aşağılar bir ses tonuyla, Tunç ise "yanındaki kızın adı şeftali şerefsiz" dedi. Ve tam Boranın tepesinde atlayacaktı ki Yaren "eski sevgilim" dediği anda Tunç olduğu yerde kala kaldı, ne olduğunu anlayamamıştım ve şok geçiriyordum Boranın eski sevgilisi bana taciz eden kansızla sevgiliydi şu an, bu kadar tesadüf olamazdı...
Bora kocaman bir kahkaha attığında " demek beni aldattığını biliyor" dedi. Ay kız ben bayılacağım şimdi, bu ne pembe dizilere döndük vallahi.
"evet, seninle sevgiliyken Tunç bana çıkma teklifi ettiğinde, biraz beklerse sevgilimden ayrılıp onunla olabileceğimi söyledim, o ise; bekleyemeyeceğini hemen onunla çıkmamı ve benim seninle o şekilde ayrılmamızı teklif etti, ben de kabul ettim" vay anasını sayın seyirciler...
Tunç ise şok içinde bir Boraya bir yarene bakıp "cidden aldattığı kişi buysa daha hoşuma gider" deyip üstüne tekrar atılacaktı ki bu sefer de arkadan "ne oluyor lan orda" diyerek sert adımlarla yanımıza gelen Yağızın sesi onu durdurdu Miray ve Özgür hızlı adımlarla bize doğru yöneldiler ve Murat da hızlı adımlarla yanımıza geldi. O sırada Asel ve Miray 'hay anasını" deyip benim yanıma geldiler.
Asel durur mu durmaz hemen Tunç'a sert bir Tokat yapıştırıp "niye geldin lan kızın yanına? şerefsiz" dedi. Yaren sinirlenip iğrenç sesiyle "ne yapıyorsun ya" deyip Asel'in üzerine yürüyordu ki, Miray Yarenin saçlarına arkadan yapışıp aşağı doğru çekti ve Yaren yere yapıştı. "sen karışma Yaren yellozu" dedi. Murat ve Yağız ya durun ne bu hemen kavga havaları bir durun falan dedi ama nafile. Ben hem halsizlikten hem de şoktan hareket dahi edemiyordum...
NOLUYOOOO NOLUYOOOOO NEREDEYİM BEN AMAAA
Tunç sinirle Asel'in kolunu kavrayıp sıktı Asel acıyla "bırak kolumu yoksa ben senin kolunu kırar bir yerine montalarım beyinsiz" dedi sakin bir sesle.
Tam o sırada Yağız Tunç'un suratına öyle bir yumruk çaktı ki, Tunç'un burnundan kırılma sesi geldi ve acıyla inleyip burnunu kavradı, Asel şok içinde Yağıza baktı, hiçbir şey diyemedi, ne denenebilir ki BRAVO.
Bora olanları gülerek izliyordu, ben ise korkulu gözlerle Tunç'a bakıyordum, daha sonra kafamı Boraya çevirdiğimde beni izlediğini gördüm. Hala o gülümsemesi suratındaydı ama bu tüm sefer dişleri ortadaydı ve hem de benimki ile aynı yerde sol yanağında kocaman gamzesiyle.
Yavaş adımlarla yanıma gelip elini bana doğru uzattı, tereddüt etmeden elini kavradım ve beni çekip ayağa kaldırdı. Bana "sen bu piçi nereden tanıyorsun ve sana neden şeftali diyor" dedi sakin bir sesle ve devam etti
"affedersin sinirliyim de" dedi küfür bile sayılmayan küfürü için,
Oy filinta borazanım, sen sinirliysen ben neyim şu anda? sorun değil, sorun değil.
"Yok estağfurullah" dedim ve devam ettim "bu konuları konuşmak istemiyorum sana sonra kendimi hazır hissettiğimde söylerim. Şeftali demesinin sebebi de yanaklarımın kırmızı ve tombik olmasıymış öyle diyor" dedim.
Anladım der gibi başını sallayıp "onu dövebilir miyim" diye sordu bana... ve “gerçi niye soruyorsam” demesiyle Tunç’a öyle sert bir yumruk çaktı ki, vallahi Tunç felç kandı sandım... e adam bu kasları boşa yapmamış demek ki. o sırada Yaren sinirlenip "ne yapıyorsun ya sen yüzsüz" dedi, aşağılar bir tavırla, gülüp onun yüzüne baktım “canım… bak sen nasıl birine bulaştığını bilmiyorsun, cırlama, pişman olursun bak” dedim. O ise "o kadar çirkinsin ki sana bakmazmış zaten, ve şimdide gelmiş seni reddetti diye ona vuruyorsun aşağılık" dedi, kim bilir Tunç ona ne anlatmıştı… “bak canım o bana taciz etti ne saçmalıyorsun, kendine gel” sinirle ağzımdan çıkan cümleyle herkes bana döndüğüne, Bora daha da sinirlenip Tunç’a art arda yumruklar indirmeye başladı, o sırada Yaren “tunç öyle bir şey yapmaz, kesin sen istedin orospu” Ona bir adım atıp çenesinden kavradım, kendime yaklaştırıp "bana bak , laflarına dikkat et, belli ki Tunç şerefsizi seni kandırmış, ama milletin hayatını bilmeden yargılama hakkını kimse sana vermedi canım, anladın mı beni? ayrıca orospu ben miyim yoksa biri ile sevgiliyken başkasının çıkma teklifini kabul edip seni seven birisini aldatan sen mi? benimle konuşmadan önce laflarına dikkat et çitlembik kırılmayasın" deyip sert bir şekilde çenesini bıraktım ve sonra banka tekrardan oturdum Bora aferin der gibi baktıktan sonra geri döndü. Döndüğü anda yüzündeki gülümsemesi yok oldu ve sağlam yeri kalmayan Tunç'u sertçe yere bıraktı o sırada Miray ve Asel de Yareni yoluyorlardı... Ve Özgür Yareni Mirayların elinden kurtarmaya çalışıyordu. Miray Yareni bırakıp anlam veremeyen bakışlarını Özgüre çevirdiğinde Özgür Yareni kucakladığı gibi onlardan uzak bir yere götürdü. Miray ise arkalarından giderken “özgür ne yapıyorsun sen ya?” dedi Özgür ise Miray’ın yüzüne dahi bakmadan, “Miray bu yaptığınız insanlık değil kızın haline bak” dedi, Miray ise “ya senin sevgilin ben miyim o mu ya” dedi ve sessizlik... Tunç dahil herkes o tarafa şok içinde bakarken Miray “ha anladım… mutluluklar dilerim” dedi ve hızlı adımlarla bize doğru yöneldi. Yapboz parçaları Miray’ın kafasında oturmuştu belli ki, ama ben hala anlamış değildim, bu Yaren de neymiş be.
Ben ve Asel hızla kalkıp Miray’ın yanına yürüyorduk ki Miray eliyle dur işareti yaparak bizi durdurdu ve şöyle dedi “eve gidelim mi… lütfen… Bade bugün sizde kalmak istiyorum” derken banktaki çantasını aldı ve lunaparkın çıkışına doğru yürümeye başladı Tunç dahil herkes şoktayken kısa bir sessizlik oldu herkes birbirine baktı, Tunç fırsattan istifaden hızla kalkıp koşabildiği kadar hızlı koşmaya başladı ama Tunç şu an kimsenin umurunda değildi. Ben de banka uzanıp çantamı aldığımda evlere dağılmak için ana yola doğru yürümeye başladık daha sonra yağız arabasıyla bizi bırakma teklifi etti. Ben binmek istemiyordum çünkü evim yakındı
Bora motorunu alıp geldiğinde simsiyah bir motoru vardı. Bora o sırada;
"binmek ister misin badem?" Dedi
"Yok ben almayayım sağ ol korkarım ben"
"Peki sen bilirsin" dedi ve Berk ile ilgili bir şeyler konuşmaya başladı. Ben motora binmekten feci korkardım hızlı ve yüksek şeyler işte fobim arkadaşım niye anlamıyorsunuz. Asel yağızın arabasına binmeye yalvarsa da buna izin vermedim ve onlara veda ettik
"görüşürüz borazan teşekkür ederim her şey için"
"Ne demek badem asıl ben çok eğlendim, hele o kafa tutma mevzuunda"
" Derken?"
"Şakayık gibiydi" dedi ve yanımdan hızla uzaklaştı
Ha? Şakayık ne lan çiçek olan mı? pişt. Kardeşim..., Lan..., bir dakika ne çiçek ben mi, Allah'ım bir dakika bayılacağım ne saçma bir cümle ya, iltifat falan mı etti acaba, uf benim beynim basmaz borazan ne olur söyle.
Keşke içinden değil de dışından söyleseydin dedi iç sesim...
Çoktan uzaklaşmışlardı bile. Kızlarla eve doğru yürümeye başladık Asel'i evine bıraktık. Gidene kadar Yağıza sarılamadım diye zırlayıp durdu. Numarasını alamadım diye de ağladı es geçmeyelim. Bizde Mirayla bizim eve geçtik...
Evden içeri girdiğimizde annemle selamlaşıp benim odama geçtik, Miraya prensesli pijamalarımdan birini verdim, kendime de civcivli pijamamı çıkarıp giydim, sonra bir mesaj
Minnakım: bende geliyorum ulan kapıyı aç
-Tamam aşkım açarım gel
Minnakım: timammm
Birkaç dakika sonra Asel geldi baya bir dedikodu yaptık, sonra ona da prensesli pijamalarımdan verdim, biz tam sohbete dalmışken Miraya özgürden bir mesaj geldi.
Ayrılalım...
Miray sinirle ayaklandı
"Şerefsiz hala sevgili olduğumuzu kim söyledi" dedi ve söylediği şeylerin aynısını yazdı
O ise seni aldatıyordum diye yanıtladı...
Miray hüngür hüngür ağlamaya başladı. Sıçtık der gibi Asel'e baktım ve telefonu Miray’ın elinden alıp özgüre;
"ağzına sıçtım senin Özgür kaç Özgür o Yarenle aldatıyorsun değil mi Mirayı ben biliyorum sana neler yapacağım bekle sen" tek kısa cevap geldi sadece
"Evet Yarenle aldatıyorum"
Vallahi bu Yaren var ya... Özgürü Miray’ın telefonundan engellendim.
İki saat sonra
"Bebeğim iyisin demi"
"İyiyim iyiyim şok oldum sadece dile kolay senelerim geçti onla benim, neden? bunu bana nasıl yaptı? anlayamıyorum ki"
"Erkek milleti aşkım ne yaparsın" dedi Asel
Ve "erkeklere güven olmaz, hepsi aynı ama bence Yağızım değildi" dedi.
Bir saat sonra
"Tamam anneee kızlara yastık verdim, sen de uyu hadi"
"Tamamdır başka bir eksik kalmadı demi"
"Kalmadı gel hadi"
Bizim kızlara yer yatağı açmıştım Allah'tan odam genişti, ikisi de yere sığmıştı.
Kısa süre sonra hepimiz teker teker uykuya daldık…
MERHABALAR BEN GAMZELİ BİR YAZAR NASILSINIZ UMARIM ÇOK ÇOK İYİSİNİZDİR, ÇÜNKÜ BEN ÇOK İYİYİM, BU KİTABIMI YAKLAŞIK 14 YAŞIMDA YAZMIŞTIM VE TAMAMLAMAMIŞTIM SONRASINDA 15 YAŞIMDAYKEN SANIRIM, YAZDIM VE YAYINLADIM. FAKAT SONRASINDA OKULDAN VE O ZAMANLAR YAŞADIKLARIMDAN DOLAYI KİTABI KALDIRDIM, ŞİMDİ 17 YAŞIMDAYIM VE İŞTE BURADAYIM, YİNE OKULUM VAR EVET HATTA SENEYE ÜNİVERSİTE SINAVINA GİRECEĞİM FAKAT AKSAKLIK DA OLSA BÖLÜMLERİ ATACAĞIM. TANIŞTIĞIMIZA MEMNUN OLDUM. BİR SONRAKİ BÖLÜMDE GÖRÜŞÜRÜZ ÖPTÜMMM.
