"Beni iyi dinle Noah . Bu hem senin hem de çetemiz için çok önemli bir görev ve tek bir hata payın bile yok." dedi sertçe."Merak etme David bugüne kadar tek bir hata bile yapmadım." dedim kendimden emin şekilde. "Yapman gereken şehrin doğu sınırında bulunan ve bizim de düşmanlarımızdan biri olan Los Halcones çetesinin içine sızıp bilgi toplamak ve sıradaki hamlelerini bilmek." bir an duraksadı ve masasındaki kağıda bir şeyler yazıp bana verdi "Burda bulunman gereken kritik sokaklar ve önemli kişiler yazıyor." Kağıdı aldım ve birkaç saniye göz atıp cebime koydum. "Normalde seni Sam götürecekti ama oraya plakası tanıdık olmayan bir arabayla girmek çok dikkat çeker bunun yerine otobüsle gideceksin maalesef." dedi yalancı bir üzüntüyle."Sorun değil eski hayatımdan alışığım otobüslere." dedim ve David'in odasından çıktım, uzun rutubet ve paslı demir kokan dar koridordan geçip binadan çıktım. Öglen olmasına rağmen hava kapkaranlıkdı. Elimi cebimdeki kağıda attım ve cebimden çıkarıp sokak isimlerini ve çetenin önemli üyelerinin ismini okumaya başladım.SOKAK İSİMLERİCallejón de la Cruz Avenida OrientePasaje HerreraCalle del ÁlamoCalle San MarcosÖNEMLİ ÜYELERRafael “El Halcón” Morales–Çete lideri–Diego LuisJoséMateoBurnuma gelen toprak kokusu ile birlikte kağıdın üzerindeki José yazısının yağmur damladı ve kağıdı geri cebime koyup şapkamı örttüm. Yağmur üzerime yavaş yavaş yağarken evime doğru koşmaya başladım. Yağmur durmuştu ben de evime gelmiştim. Eve girdim ve üzerimdeki ıslak kıyafetleri çıkarıp kendimi kuruladım, üzerime de yeni, dikkat çekmeyecek, masum birinin giyebileceği sade şeyler giydim ve birde mont giyip evden geri çıkarak en yakındaki otobüs durağına gittim. Otobüse bindiğimde artık diğer insanlar gibi normal birisi gibi gözüktüğümü fark ettim ama kişiliğim hakkında aynısını diyemeyeceğim, kim bilir belki de onlar da benim gibi normal gözüken ama gözüktükleri gibi olmayan kişilerdir. Otobüs sonunda doğu sınırına yakın olan durakta durdu ve indim. İçeriye sızmıştım artık, normal biri gibi gözüken anormal biri olarak. Cebimden telefonumu çıkarıp David'e "İçerdeyim patron. İlk olarak nereye gideceğim ? " diye mesaj yazdım. Yavaş yavaş yürümeye başladım cevap beklerken, buradaki sokaklar bizim sokaklarımıza göre daha karanlık ve kirliydi. Sonunda önüme eski bir bank çıktı ve oturdum biraz dinlenmek için. Yoldan geçen birkaç genci çaktırmadan izlemeye başladım, koşar adımlarla bir yere yetişmeye çalışıyor gibi duruyorlardı yeterince uzaklaştıklarında kafamı çevirip başka yöne bakmaya başladım. Sokağa yeni giren birisine bakıyordum ki telefonumdan gelen bildirim sesi ile irkildim ve tekrar telefonumu çıkarıp David'in mesajına baktım "İyi iş Noah. İlk gideceğin yer Callejón de la Cruz. Kimseyle göz teması dahi kurma ölmeni istemem." Son cümleyi okurken içimde bir sıkıntı oldu ve dona kaldım tam bu sırada önümde birisi duruyordu, kafamı kaldırıp baktım. Hafif kahverengi saçlı , uzun boylu, beyaz tenli ve simsiyah giyinmiş birisiydi. Yüzüme bakıp "Senin gibi birisi için burası biraz fazla tehlikeli" dedi kafamı biraz daha kaldırdım ve gözlerinin içine baktım yemyeşildi gözleri, biraz daha inceledim yüzünü ve boynunu saran siyah dövmeler adeta bembeyaz teniyle gece ve ayı anımsatmıştı bana. Dediğini hatırladım ve tekrar gözlerinin içine bakıp "Sorun değil biraz dinlenmek için oturmuştum sadece birazdan otobüse binip gidicem." inanacağını düşünerek yalan söyledim. Hafifçe sırıttı "Basit yalanlarına inanmayacak kadar büyüğüm. Seni buralarda ilk kez görüyorum kimin elemanısın ? " Yakalandığımı düşündüm "Hiç kimsenin adamı falan değilim, ne demek istiyorsun bana ?" dedim biraz sinirli şekilde ama o sakince cebinden çakmak ve sigara çıkardı ve bana uzattı "Normalde kimseye vermem ama alabilirsin " dedi ve bir dal almak için elimi uzatım, elimdeki dalı dudaklarımın arasına yerleştirdim. Çakmağı almak için tekrar uzandım ama elini geri çekti "Şştt" dedi alçak bir sesle "ben yakarım" dedi ve çakmağı tekrar bana yaklaştırdı. Gözleri dikkatle yüzüme bakıyordu sigarayı yakarken. Sigaramı yakıp geri uzaklaştı ve ellerini tekrar cebine atıp kendisine de bir sigara çıkardı. Sigarayı dudaklarının arasına koyup yaktı ve çakmağı cebine geri koydu. Yanıma eğildi "İzninle oturabilir miyim?" dedi hafifçe, oturması için yana kaydım. Sigarasından bir duman alıp konuşmaya başladı "Kabalık ettiysem üzgünüm, adım José " İsmini söylediğinde kafamda adeta şimşek çaktı, yoksa bu aradığım kişi miydi ? Ben de sigaradan bir duman aldım "Ben de Noah sigara için de sağol " José'nin telefonuna bir bildirim düştü. Yüzü bir anlığına ciddileşti. Ve bana dönüp "Los Antorcheros çetesi bu bölgeye ajan göndermiş ve saldırmayı planlıyorlarmış. Bu bölgede geceyi güvenle geçirebileceğin bir yer var mı?" dedi beni koruma içgüdüsüyle ama bilmiyordu ki bahsettiği ajan bendim. O anda aklımdan birkaç sene önce her sokağı yakıp yıktığımız anılar geçti. "Yine mi her sokağı yakacaklar yani? Ve hayır sanarım bu geceye kadar evime dönemeyebilirim." dedim masumca. "İstersen bu gecelik misafirim olabilirsin." İşte buydu elime çok büyük bir koz geçmişti, bunu çok iyi ve hatasız şekilde kullanmalıydım."Cidden mi ? Çok sağol gerçekten. Ve bu arada o pisliklerden de nefret ediyorum, tek amaçları sokakları yakıp yıkmak." O anda cidden ateşle oynuyordum. Tabi bu ateşle düşmanımı da yakabilirdim.José elindeki sigarayı sinirli şekilde yere fırlattı sonra da benimkini alıp yere fırlattı. Ceketinin cebinden bir hançeri çıkarıp bana gösterdi ve "Onlardan herhangi biri bizi yakmaya çalışırsa o ateşi kendi kanlarıyla söndürürüm." Bunu duyduğumda boğazım düğümlendi. Tehlikenin ne kadar yakınında olduğumu tekrar hatırladım. José hançeri geri cebine koydu. Bir anda bileğimden tutup yürümeye başladık. Yürüyüşünde bile gerginliği ve siniri hissediliyordu. Sokaklardaki kirler ve uyuşt*rucu kokusu artmak yerine azalmaya başlamıştı. Demekki José çeteden ayrı bir yerde yaşıyordu. José birden yolun ortasında durdu ve bileğimi bıraktı. Telefonunu çıkarıp birisine mesaj yazmaya başladı. Mesaj yazdığı kişinin ismi Mateo'ydu muhtemelen bu da listede ismi olan kişinin ta kendisiydi. José yazdığı cümleleri benden gizlemeye çalışmıyordu."Los Antorcheros bizi yakmak için tekrar gelmiş. Sokaklarda ajanlar ve gizlenmiş çete üyeleri olabilir. Dikkatli ol sana zarar gelmesini istemem." yazıyordu mesajda. José tekrar bileğimi tuttu bu sefer daha sıkıydı. Adımları gittikçe hızlanıyordu ve tabi bileğimi tutuşu da sıkılaşıyordu. Sonunda adımları yavaşladı ve şehrin şartlarına göre iyi bir evin önünde durdu. Bileğimi tutmayı bıraktı, elini cebine atıp eski ve paslı bir anahtar çıkardı. Anahtar kapıya zar zor girmişti. Kapı açıldığında "Buyur " diyerek bana öncelik verdi. Eve ilk adımımı attığım anda bir çete üyesinin değil de bir ressamın evine girmişim gibi hissettim. Duvarlarda birbirinden güzel ve rengarenk tablo vardı. José onları incelediğimi fark ederek yanıma geldi "Sanarım dikkatini çekti, dış görünüşüm pek de kendimi yansıtmıyor farkındayım." diyerek sırıttı. "İstersen seni de çizebilirim tablolara yakışabilecek bir yüzün var cidden." dedi ve yüzümü inceler gibi bakmaya başladı. O kadar utanmıştım ki yüzümün kıpkırmızı olduguna emindim. "Lütfen kızarma, tuvale bir domates çizmek istemiyorum." dedi ve kahkaha atmaya başladı. "Şaka yapıyorum" dedi. "Aç mısın?" diye sordu "Yani pek değil" dedim utangaç şekilde. "Çekinmene gerek yok mutfağa gel" dedi ve mutfağa doğru giderken ben de peşinden geldim. Mutfak dolabının kapağını açıp mısır gevreği aldı ve tabaklara koyup üzerine de buzdolabından süt alıp ekledi. "Farkındayım biraz sağlıksız ve fakir bir menü ama bu seferlik idare et." dedi kıkırdayarak. Masaya oturup beraber mısır gevreklerimizi yemeye başladık. "Ne kadar garip değil mi? Bir yabancının evindesin ve beraber mısır gevreği yiyorsun." dedi sanki kendisini sorguya çeker gibi ama haklıydı. Belki de şuan buraya kadar beni bilerek çekti ve benim işimi burada bitirecekti. "Evet, farkındayım garip ama hayatın kendisi de çok normal değil." "Haklısın." "Noah biraz kendinden bahsetsene." Noah. Kendi ismimi ilk kez onun ağzından duymuştumKalbim hızlanmaya başladı. Aklım birbirine karıştı. "Ben... yani şey... Noah işte... dahası yok" dedim kekeleyerek."Yani yaşın falan anlamında sormuştum." sesi o kadar sakinlestiriciydi ki. Sözleri gerginliğim azalttı ve sonunda doğru düzgün konuşabildim. "Yani ismim Noah Almeida. Yaşım da 18 sanarım sen benden daha büyüksün." "Benim de yaşım 21 sanarım abin sayılacak kadar büyüğüm" kıkırdadı. "Evet sanarım öyle abi " dedim sırıtarak. Bu sırada ikimizde gevreklerimizi bitirdik. José ayağa kalkıp iki tabağı da alıp masaya koydu. Geri salona doğru yürümeden önce bana eliyle gel işareti yaptı. "Seni çizeyim mi?" diye sordu nazikçe. "Yani eğer istiyorsan tabi olur." diyerek kabul ettim. "O zaman kanepeye otur geliyorum hemen." dedi ve dedigi gibi kanepeye oturdum. O da odanın kösesindeki büyük bir dolabın kapağıni açtı. Çekmecenin içinden tuvalini, boyalarını ve fırçalarını alıp geri geldi ve karşımdaki yere oturdu. "İstediğin şekilde durabilirsin." dedi. "Ben pek poz vermeyi beceremem ama" dedim nasıl duracağımı bilmeyerek. "Sadece rahat olduğun şekilde dur." dedi ama ben put gibi durdum ve bu rahat bile değildi. Yavaş yavaş uykum geldi ve gözlerim kısılmaya başladı. José kanepenin üzerindeki battaniyeyi bana göstererek "İstersen uyu sen uyurken bitiririm." dedi ve ben de dediği gibi battaniyeyi alıp uzandım. O kadar çok uykum vardı ki uzandığım gibi uykuya daldım. Gece yarısı uyandım ve José önümdeki kanepede üstü açık şekilde uyuyordu. İstesem o anda onun işini tamamen bitirebilirdim ama o kadar vicdansız ve iğrenç birisi değildim. Bunun yerine kendi battaniyemi üzerimden alıp onun üzerine örttüm. Resmi de bitirmişti. Beni o kadar güzel çizmişti ki kendimi ilk kez bu kadar güzel görmüştüm. Her bir fırça darbesi beni güzelleştirmişti adeta. Geri kanepeye yatıp üstüm açık şekilde uykuya dalmaya çalıştım. Son bir kez gözlerimi açıp önümdeki manzaraya baktım. Önümde dövmeli ve korkunç görünümlü olan düşmanım mışıl mışıl uyuyordu ve yine önümde düşmanım tarafından çizilmiş bir sanat eseri vardı. Duvarlar da yine aynı düşman tarafından çizilmiş sanat eserleriyle doluydu.
Bölüm 1
Meşalenin Portresi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.