İçeriğe geç

beni sev devamı

Bölüm 1 · 13 dk okuma

beni sev devamı

Bölüm 1

39.Bölüm (wattpedin kapanması ardından yarım kalan kitabın devamı)

"ENGELLER , DÜŞMANLAR , İNSANLAR

VE DAHA BİR ÇOK ZIRVALIK SEVDİĞİM "

97 GÜN ÖNCE

Çisem kan kırmızısı rujunu aynada sürerken Metehan kravatını bağlıyordu göz ucu ile Çiseme baktı çisem ile bakışları kesişene kadar baktı çisem dudaklarını iç içe geçirerek rujunu diğer dudaklarına yaydı sonra başını Metehan'a çevirdi

"Ne var"

"Ne yapıyorsun Çisem"

Çisem Makyaj çantasını indirip üstünde ki geceliği çıkartıp Südyen ile kaldı sonra bir kahkaha attı

"A-a ne var Mete ne bakıyorsun"

"Neden planını söylemiyorsun"

"Ne planı"

"Malum ezgi planı"

Çisem bir kahkaha attı

"Ben sadece onu değil tüm hayatını mahvedeceğim"

"Bunu nasıl yapmayı düşünüyorsun"

"Hani şu Semih var ya"

"Hani şu Ezginin kuzeni olan"

"Değil işte"

"Nasıl yani"

"Sana her şeyi anlatacağım Semih ve Ezgi ikisini de Mahvedeceğim...Sevdikleri ile birlikte"

✦

SEMİH KARAYEL

Gizemler vardır koca bir bilinmezlik olan gizemler kimsenin bilmediği en karanlığa gömdüğü kimi aşklar gizemlerle bitti kimi dostluklar gizemle başladı ah o gizemler...

Diyordu önümde ki kitap. bir an gözlerimin bunaldığını his ettim beynim başım ağrıyordu sabahın erken saatleriydi villada her kes uyuyordu bende kaç gündür beynimde o gün yaşadıklarımızı düşünüyorum ezgi bir şeyler yaşamıştı belliydi o kadar çok belliydi ki o adamla durduk yere evlenmemiş o kızla durduk yere düşman olmamıştı 'Babamı çaldı demişti kız' öyleyse ezgi evli bir adamla mı evlenmişti

Beynim bu düşünceler ile dolu iken bir anda mutfaktan bir ses geldi

"Ada sahillerinde bekliyorum Her zaman yollarını gözlüyorum Seni senden, güzelim, istiyorum Beni şad et, Şadiye, başım için"

Bu ses neden mutfaktan geliyordu bu sorunun cevabını öğrenmek için mutfağa gittim ve gördüğüm manzara ile şaşkınlıkla gülmeye başladım hülya ellerinde tabaklar bir o yana bir buna oynayarak kahvaltı hazırlıyordu

Bu kız neşemi yerime getiriyordu her seferinde

"Hülya kızım sen ne yapıyorsun"

Bana neşe ile döndü mutlulukta havalara uçacakmış gibi bir anda bana döndü

"Aman Semih abim ne yapayım bu günde ben kahvaltı hazırlayım dedim"

Dedi ve fırının üzerinden duran radyonun sesini daha çok açtı aynı zaman şarkının sözlerini kendi kendine tekrarlıyordu

" Nerede o mis gibi leylaklar? Sararıp solmak üzre yapraklar Bana mesken olunca topraklar Beni yâd et, güzelim, başın için"

Bir anda yanımda bir ses duydum

"Sen ne yapıyorsun burada!"

Diye bir bağırış duyulunca ben hızla yanımda duran kişiye döndüm hülyada radyoyu kapattı yanımızda ki kişi tabi ki Pera idi. Biz daha tepki vermeden pera içeriye girdi radyo yu eline alıp yere fırlattı ben gür bir bağırış sergiledi

"PERA NE YAPIYORSUN!"

"Yeter ya bıktım bu kızdan da senden de allahın bir gün bu evde rahat yok ya!"

"Pera sen ne dediğini farkında mısın kızın yanında!"

O kadar yüksek sesle kavga ediyorduk ki hülya bu gürültü içerisinde sadece yaşlı gözlerle bakıyordu bir an dedi ki hülya gözleri dolarken

"Tamam ben gidiyorum evden gidiyorum"

Kolundan tuttum

"Sakın dur!"

Hülya olduğu yerde durdu sonra ben pera ya döndüm gidip kollarından sertçe tuttum ve kapıya kadar kolundan tutup kapıya kadar götürdüm çelik kapıyı hızla açıp onu dışarı attım hızın etkisiyle yere yuvarlanmıştı

"Ne yani gerçekten eşini evden mi kovuyorsun Semih"

"Seni evden kovmuyorum pera senden boşanıyorum"

Bana şaş şaş bakarken çelik kapıyı sertçe kapattım ve kapı gür bir gürültü çıkartmıştı mutfağa hafifçe ilerledim hülya yere çökmüş dizlerini göğüs gözlerini belirli bir noktaya dikmiş donuk bir şekilde duruyordu

Tam bir şey diyecektim ki telefonum çaldı pera arıyordu

"Alo Pera ne istiyorsunuz" Hayatımda asla böyle sertçe konuşmamıştım

"Eşyalarımı yolla" Dedin de küstahça tepe attı dedim ki dişlerimi sıka sıka konuştum

"Bekle yolluyorum"

Dedim ve hızla yatak odasında duran iki dolaptan pera'ya ait olan dolabı açtım ne kadar eşyası varsa takıları ile birlikten eve taşınırken getirdiği sarı büyük bavula kattım ama bavulun ağzını açık bırkatım balkonda doğru adımlarımı hiddetle atarken hülyada peşimden geliyordu balkona geldiğimizde ise pera yı aşağıda gördüm bağırıdım

"Pera!"

Pera gözlerini balkona diktiğinde anlamsızca baktı büyük ihtimalle elimde bavulla balkondan ne işim olduğunu sorguluyordur

"Al eşyaların!" dedim ve bir bavul eşyayı balkondan aşağı onun üzerine döktüm etrafa dehşetle bakıp eşyaları toplamaya çalışırken bavulu da sertçe attım sonra bir daha bağırdım

"Bir daha da atma adımını bu eve"

Tüm komşulara rezil olmuştu adeta her kesi gözü onun üzerindeydi ağlayarak uzaklaştı o gittikten sonra derin bir nefes verip yanımda ki hülya ya şaşkın şaşkın baktım oda yaşlı gözlerle dehşet içerisinde bakıyordu

"Benim yüzümden"

Diyerek fısıldadı ona doğru yanaştım dedim ki saçlarını okşamaya çalışırken

"Hayır.... Hayır senin yüzünden değil canım"

Dedi ki çatallaşmış sesi ile

"Semih abiciğim ben biraz dışarı çaka bilir miyim yanlız kalmak istiyorum"

"Tabi ki de canım git biraz kafanı toparla"

Dediğimde benim boynuma sarılıp yanaklarımdan öptü sonra hızla uzaklaştı...

✦

EZGİ SOYKAN

"Bakın gerçekten çok zor durumdayım Eleni Hanım sizin gibi yalancılara ayıracak vaktim yok"

Dedim karşımda ablam olduğu idda eden hanımefendiye bana gözlerini devirerek baktı sonra dedi ki

"21.07.1990 tarihinde evlendi annen ve baban ama bu tarihten bir gün önce baban benim anneme taciz etmiş ve o gün ben doğmuş ama baban annemi ortada bırakıp senin annen ile evlenmiş bunu duyan annem delirmiş ve şuan sinir ve ruh hastalıkları hastanesinde yatıyor"

"Bak size dediklerimi duymadığınız galiba-"

Sözümü yarım kesti ve cebinden bir fotoğraf çıkarttı fotoğrafta babamın gençliği ve yanında hiç bilmediğim bir kadın vardı

"Bu nedir... E-e yani babamın yanında ki bu kadın kimdir"

"Benim annem"

"Ne?!"

"Anla Ezgi ben senin ablanım Eleni jones"

Şaşkın şaşkın bakıyordum o zaman gerçekten de şuan karşımda babamın yasak aşkının meyvesi benim ise ablam mı vardı karşımda

"Bekleyin üstümü değiştirip geliyorum sen otur"

"Peki"

Dedim ve içeri gidip üstümde ki beyaz geceliği çıkartıp kendime gelmek için elimi yüzümü yıkadım uyandığımdan beri kahvaltı bile etmemmiş çok ağır şeyler yaşamıştım. Üstüme askılı eteği fırfırlı üstü gipeli viskon siyah üstünde mor küçük çiçekler olan bir elbise giyidim ve dışarı çıktım çıkmadan önce eve baktım hizmetli evi gayet temiz bir şekilde toplamış ve derlemişti. Dışarı çıktığımda Eleni beni bekliyordu kafamı eve doğru uzatarak

"Saliha bize iki kahve!" Diye bağırdım bu bağırışımı duyan Saliha şöyle karşılık verdi

"Peki efendim!"

Bende bahçede duran beyaz masanın etrafında duran iki tane beyaz sandalyelerden birine oturdum ve bir süre sonra Saliha kahvelerimizi getirdi

"Evet seni dinliyorum beni nasıl buldun"

"Benim annem kendimi bildim bileli Kıbrıs sinir ve ruh hastalıkları hastanesinde yatıyor nedenini hiç bilmiyordum beni katil zan ediyor nedeninin bana hiç açıklamadılar annen deli diyip geçtiler bir gün anneannem beni yanına çağırdı ve her şeyi anlattı"

"Sonra ne oldu"

"O günden beri seni araştırdım hatta takip ettim senin hakkında her şeyi biliyorum şuan"

Bir kahkaha attım gerçekten beni daha şimdi gören ablam benim hakkımda ne biliyor olabilir ki

"Mesela ne (?)" Dedim dalga geçer bir tonda

"Mesela semih karayeli tanıyor lisede ayrıldığınızı farklı şehirlere gittiğinizi senin annenin gözlerinin önünde kamyon çarptığı için seni yetimhaneye götürmeleri semihi unutmak için çisemin babası ile evlenişini ama babası olduğunu bilmeyişini ve bir çoğunu..."

Şok olmuş bir şekilde baktım gerçekten benle ilgili bunca şeyi nereden biliyordu tam bir şey diyecektim ki şok olacağım bir şey söylemedi

"Beyza ölmedi Ezgi"

"Ne!" Diye koca bir çığlık attım bu kadın cidden beni şoktan şoka sokuyordu ama dediği her şeye inanıyordum çünkü benim hakkımda bunca şeyi bilen bir insan yalan söyleme ihtimali yoktu

"Peki ona ne oldu" Dedim dedi ki sıkıntılı bir nefes vererek

"Mehmet hatimdağın çisemin babası olduğunu biliyordu ve mehmet onu hastanenin arka tarafından kaçırdı nereye götürdüğünü bilmiyorum"

"Peki Eleni neden bunca zaman karşıma çıkmadın"

"Seni öğrenmek istedim Ezgi seni tanımak istedim az önce çisemin yaptıklarını da biliyorum"

Başımı ağırca salladığımda o bir an ayaklandı

"Neyse ben kalkayım işlerim var"

"Peki" Dedim ve bende ayaklandım onla sıkıca sarıldıktan sonra dedim ki

"Bundan sonra görüşür müyüz"

"Eeee tabii"

Gülümsedi samimiyetle oda sıcacık gülümsedim oda gitti bende ağırca içeri gittim ve bir koltuğa oturup ayak ayak üst üste attım bir süre sonra mehmetin geldiğini ve elinde bir davetiye olduğunu gördüm

"O ne" dedim beni umursamadım

"Şirkette bir balo düzenledim tüm çalışanlar gelecek yeni ortaklar kaynaşsın diye"

"İyi düşünmüşsün"

Dedim ve davetiye ye derin derin baktım

✦

SEMİH KARAYEL

"İşte öyle" Dedi kederli bir şekilde karşımda ki tek dert ortağım olan Yasemin ve Erdeme erdem dedi ki 'Vah Vah' der gibi başını salladıktan sonra

"Hemen açacak mısınız boşanma davasını"

"Evet hemen yarın açıyorum"

"O Kabul etti mi bari"

"Konuştuk etti"

Aramızda bir süre sessizlik olduktan sonra yasemin konuştu

"Hülya kötü etkilenmiştir"

"Onu hiç sorma yasemin zaten yalnız kalmak istiyorum dedi çıktı gitti evden"

"Ne diyorsun semih gardaş onu bulmalı bide moralini yerine getirmeli şimdi"

"Aslında bunun için bir fırsat var"

"Öylemi nedir"

"Bu akşam şirketin balosu var malum Mehmet herifi yapıyor"

Buna cevabı Erdem verdi

"Şu ezginin kırk yaşında piskopat kocası mı"

"Evet"

"Siz ezgi ile ne yaptınız bir plan buldunuz mu"

"Hayır ne yapacağımızı bilmiyoruz"

Bir an sessizlik oldu dedi ki Yasemin

"Erdem"

"Efendim bebeğim"

Yaseminin güller açan suratı bir anda düştü ve Erdemin ağzına tokat çarptı

"Lan yavruma zor katlanıyoruz bu gelmiş diyor ki Bebeğim"

Bende erdemde bir kahkaha attık sonra yasemin ile birlikte hepimiz ciddileştik bu sefer derin ve uzun bir sessizlik oldu sonra dedi ki erdem

"Aşkım sen ne diyecektin"

"Diyecektim ki acaba bizde mi gitsek o baloya hem ezgiyi de görmüş oluruz "

Tam erdem bir şey diyeceği zaman dedim ki

"Hayırlı olsun davetlimsiniz"

İkiside şaşkın şaşkın bakarken aniden kapı çaldı ve yasemin kapıyı açmaya koştu ben ve erdem de salondaydık bir süre sonra salon kapısından içeri giren kişiyi görünce şaşırdık

Hülya ve yanında bilmediğimiz bir genç...

✦

"Hımm demek ki sen hülyanın sevgilisisin"

Dedim karşımda adının yusuf olduğunu daha az önce öğrendiğim gence şüpheli ve keskin bakışlar atıyor bir yandan da bıyığımı okşuyordum kimdi acaba kimin nesiydi acaba bu çocuk. bu sırada hülya ve yusuf bana tırsık bakışlarla bakıyordu bir anda yasemin kulağıma yaklaşıp dedi ki

"Allah aşkına semih neden ortamda durduk yere gerginlik yaratıyorsun"

Onlara fark etmeden bende fısıldadım

"Gerginlik falan değil yasemin sadece şüphe ediyorum"

Tam ben bir şey diyecekken erdem sesli ve neşeli bir şekilde ortamı yumuşatmak istercesine elini yaseminin beline kattı

"Aşkım haydi biz mutfağa gidip bir şeyler hazırlayalım"

Yasemin de hızla başını aşağı yukarı salladı ve ayağa kalkıp hızla uzaklaştılar onlar gittikten sonra salonda üç kişi kalmıştık

Ben , Yusuf ve Hülya

Ortamın gerginliği ve sessizliği herkesi sarıp sarmalıyor iken ben bir anda çıkışarak

"Tamam peki bu gün olan kötü olaylardan sonra da ikinizde şirketiniz tarafında yapılan baloya katılabilir siniz"

✦

EZGİ SOYKAN

Akşam olmuştu balo hazırlıklarım bitmişti elbisemi giymiş takımı takmıştım ama Mehmet benle birlikte salona girmeyecekti anlamamıştım nedenini sorduğumda geçiştirmişti ve bir görüşmesi olduğunu söylemişti. Aynanın karşısına geçip son kez kendime baktım

Üstüme sırttan fermuarlı atlas kumaş beyaz straplez yaka yırtmaşlı midi boy siyah bir abiye elbise giymiş boynumda boğazımı sarmalayan yuvarlak bir ince kolye kalın ve dolgun dudaklarımı ortaya çıkartan kan kırmızısı bir ruj ve kan kırmızısı oje sürmüştüm ayakkabı olarak beyaz bir topuklu ayakkabı giymişti ayakkabının uçlarında fiyonklar vardı elimde de beyaz inciden küçük bir çanta vardı

Odamdan çıkıp kapıda beni bekleyen şoföre gitmemiz için işaret edip arabaya bindim yolda giderken şehrin karanlığını izledim içimde semihi yine göreceğim heyecanı vardı onla sürekli gizliden gizliye mesajlaşıyorduk pere ile boşanıyordu belki de kendini kurtarıyordu ama ya ben... Beni nasıl kurtaracaktı ki. Bu düşünceler içerisinde kavrulurken şoför kapımı açtı ve dedi ki

"Ezgi hanım geldik"

"Mehmet yok mu tek mi gireceğim salona"

Tam bir şey diyeceği zaman yandan bir ses geldi

"Ben size eşlik edebilirim madam"

Müptelası olan adamın yani semihin sesini duyunca hızlıca arabadan indim ve yalnız olmadığını fark ettim yanında asla unutmamın mümkün olmadığı o yüzeler erdem ve yasemin semihi unutmuştum ve direkt erdem ve yaseminin boynuna sarıldı gözlerimi yaşarmış ağlamaya başlamıştı onlarda öyleydi yasemin beni hafiften geri ittiğinde dedi ki

"A-a neden bu gün ağlıyorsunuz bak kavuştuk işte"

Kederle gülümsedim erdem gibi sonra yasemini baştan aşağı süzdüm üstünde siyah düşük omuz yırtmaçlı uzun abiye elbise giymişti erdem ve Semih siyah takım elbise giymişti ama ikisi de aşırı yakışıklı gözüküyordu özelikle semihin kol kasları ve karın kasları ortaya çıkmış ve süper mega bir yakışıklılık sergilemişti aynı şekilde Erdem de ama yanlarında yirmi beş yaşlarında bir kız ve erkek vardı tam kim olduklarını soracağım zaman Semih konuştu

"Ezgi bunlar benim manevi kızım hülya ve sevgilisi yusuf"

Kızıl saçlı kızı sıcacık gülümsedim demek ki manevi kızı varmış semihin o artık benimde kızım sayılırdı hülya demek ki ismi çok güzelmiş hülyayı süzdüğümde üstüne sırt dekolteli otanik şık siyah bohem elbise giymişti yanında ki çocukta takım elbise giymişti

"Merhaba Ezgi abla seninle tanıştım sonunda Semih abi gençlik yıllarında çok güzel bahis etmişti"

Ona sıcacık gülümsedim acaba nasıl bahis etmişti Yusuf ile de tanıştıktan sonra bana yaklaştı

"Madam eğer eşiniz yoksa kuzenime eşlik edebilirim"

Öyle bir ima ile söylemişti ki bunu sadece ben ve yanında kiler anlamıştı gülümsedi ve kollarına girdim birlikte balo salonuna geldik ve yuvarlak geniş bir masaya oturduk yasemin dedi ki oturduktan sonra

"Ezgi biliyor musun ben hamileyim"

"Ne!?"

Dedim şaşkınlık ve Sevinç içinde küçüklüğümün tek arkadaşı hamile miydi ona kalkıp sevinçle sarıldı bir süre sonra mehmet hatimdağ gelmiş ve masya oturmuş mecburen hepsi ile tanışmıştı ama tam yan masamızda beklenmeyen bir misafir vardı

Çisem hatimdağ

"Mehmet bu kızın burada ne işi var"

Semihte kaşlarını çatmıştı Mehmet ise gayet rahat bir tavırla

"A-a aşkım kızım sonuçta gelebilir"

"O kızın varya... Şimdi insanların yanında ağzımı açtırma"

Mehmet hafifçe yaklaşıp

"Açarsan ne olur" Dediğinde tehditkar bir biçimde semih araya girdi

"Hey tamam"

Dedi ve ikimizde gerginlikle sakinleşti bir süre sonra balo salonunda çiftler için anons yaptılar bizim masamızda ki çiftler dahil tüm çiftler dansa kalkmıştı

"Mehmet beni dansa kaldırmayacak mısın"

"Semih bey belki kuzeninizi dansa kaldırmak istersiniz"

Semih beklenmedik bir şekilde ayağa kalktı ve dedi ki

"Hay Hay efendim"

Beni yerimden kaldırdığında ona şaşkınlıkla bakıyordum

"Ne yapıyorsun"

"Dans edeceğiz"

Dedi ve biz balo salonunun ortasına geldiğimizde gülden karaböceğin sesi yankılandı semihin bir elini belim dolamış diğer eliyle benim elimi de birleştirmişti benim boşta kalmış elimle de semihin belimi tuttuğu elin dirseğini tutuyordum ve şarkı başladım

"Biliyorum evlisin Seni bekliyor yuvan Ayrılıp gitmelisin Daha geçmeden zaman Aşkı bulduk zamansız Ne yapsak da faydasız Kavuşmamız imkansız Dayan, yüreğim, dayan Biliyorum evlisin Seni bekliyor yuvan Ayrılıp gitmelisin Daha geçmeden zaman",

Bu şarkı ile birbirimize derin derin

bakıyorduk benim gözlerim hafifte yaşarmış semih beni kendi etrafında döndürüp bedenine geri yapıştırırken şarkı devam etti

"Aşkı bulduk zamansızNe yapsak da faydasızKavuşmamız imkansızDayan, yüreğim, dayan Kahrolmadan ikimiz Bitmeli bu sevgimiz Bu bizim kaderimiz Dayan, yüreğim, dayan Unutma ki evlisin Yuvana dönmelisin Sen artık gitmelisin Vakit çok geç olmadan"

Adeta dansa kendimizi kaptırmıştık salonu turluyorduk ve şarkı devam ediyordu kendimizi gecenin karanlığı ile birlikte kendimize dansa ve müziğe kaptırdım...

✦

Balonun ertesi günü erkenden kalkmış bu gün yaseminlere gitmek için söz vermiştim mehmet onları pek umursamamıştı arkadaşlarım olduklarını söylemiştim semihte oraya gelecekti orada onla plan düşünecek bolca da sevgimizi tatmin edecektim onlara kahvaltıya gidiyordum o yüzden evden hiç kahvaltı yapmamıştım

Üstüme Bağlamalı blazer ceket bol paça pantolon takımı giymişti elime de mavi bir çanta almıştım gözlerimde lüks büyük beyaz bir gözlük takmıştım. Şoför ile değil yürüyerek gelmiştim yanımda kimse olmasın istemiştim

Kapıyı çaldım ve açan yasemin oldu

"Hoş geldin canım dostum" Dedi ve bana sıkıca sarıldı bende ona sarıldım sora erdemi gördüm

"Hoş geldin Ezgiş"

Gülümsedim

"Hoş bulduk erdiş"

Oda gülümse hülya da oradaydı

"Hoş geldin Ezgi abla"

"Hoş bulduk hayatım"

Dedi ve yanaklarından şefkat ile öptüm bu kızı ama gözüm birini görmemişti

Semih karayel

Koltuğa otururken

"Semih nerede"

Erdem dedi ki

"Gelir birazdan"

Dedi ve hepimiz oturduk sohbet o kadar akıcı başlayıp o kadar akıcı devam etti ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık bir sür sonra zil tekrar çaldı Yasemin ayakandı

"Bakayım ben semihtir herhalde"

gülümsedim ve kalktı

Yazar dilinde

Yasemin kapıyı açınca karşısında asker üniformalı bir adam gördü adam dev gibi bir adamdı ama amma yaşlıydı en az elli üç yaşlarında bir adamdı şaşırdı böyle bir adam beklemiyordum ama adamın siması çok tanıdık geliyordu dedi ki

"Buyurun amcacım kim bakmıştınız"

"Yasemin... Yasemin yılmaz"

"Buyurun benim siz kimdiniz"

"Ben... Senin babanım Yasemin"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.