Denizdeydim,
Denizde dibe doğru batıyordum. O karanlık dip beni içine çekiyordu. Yüzeye çıkmaya çalıştım, yukarıya doğru kulaç attım, çırpındım ! Olmadı. Nefesim daralıyordu. Güneş ışığı kayboluyordu. Karanlık, karanlık beni içine çekiyordu.
Boğuluyordum.
Gözlerimi açtım, gürültülü bir ses geldi. Pencereye baktım, gün yeni yeni aydınlanıyordu.Yataktan hemen doğruldum. Sesler çoğalmaya başladı. Silah sesiydi. Birden fazlaydı. Yataktan hemen kalktım. Ne yapacağımı bilemedim. Banyoya saklanmak istedim. Banyoya gittim, siyah kapüşon hırka ve spor ayakkabılar burdaydı hemen giyindim. Hızlıca kapıya yöneldim. Kilitliydi.
"Kahretsin !"
Çatışma sesleri çoğalmıştı. Panik yaptım kimdi bunlar benim için mi geldiler yoksa başka bir şey miydi ?
Kaçmalıydım. Hem de bir an önce..
Şehire gidip yardım bulmalıydım.
Camları zorladım kapalıydı, açılmıyordu.
Balkon vardı onun kapısınıda zorladım o da kapalıydı. Psikopat her yeri kilitlemişti. Odanın köşesinde bir metal vazo içinde güller vardı, görmüştüm hemen oraya doğru gittim. Elime aldım gülleri attım. Başımı çevirdim, bir elimle yüzüme siper yaptım, gözlerimi kapadım. Diğer elimle metal vazoyu balkon kapısının camına attım cam kırıldı. Dikkatlice bir yerlerimi kesmeden balkona geçtim balkon mermerden yapılmaydı. Aşağıda kimse olup olmadığını bilmiyordum gizlice bakmaya çalıştım. Hızlı olmalıydım o pislik gelebilirdi. Baktım kimse yoktu ama her an gelebilirlerdi. Çatışmanın sesi kesilmiyordu. Kalbim hızlı atıyordu, korkuyordum.
Yerden üç metre yüksekteydim nasıl inicektim. Balkonun kenarına baktım, gül ağacı vardı. Arkasında siyah merdiven demirlikler gizliydi, farkettim.
Ne yapmalıydım, bu demirlere basarak insem. Ya düşersem...
Hemen odaya gittim. Kırmızı lanet çarşafları aldım, balkona koştum çarşafı birbirine bağladım sonra bir ucunu belime doladım. Diğer ucunu balkon kemerine bağladım, bu benim emliyet kemerimdi . Balkon kemeri mermerine basarak demirliğe uzanmaya, güllerin dallarında fırsat bulmaya çalıştım. Elbisemin eteğine takılıyordu.
"Lanet olsun ! Hemen çıkmalıyım buradan !"
Elimle demirlikleri yakaladım. Diğer ayağımla da basamağına bastım. Diğer elimi de attım, sendeledim.
"Ahh ! "
Gülün dikeni elime batmıştı acıyordu. Diğer ayağımı da güç bela attıktan sonra yavaşça inmeye başladım.
Aşağı inmeme yarım metre kalmıştı, topraklı zemine çimenin üstüne atladım. Elime baktım, hafif kanıyordu. Hemen belimdeki bağı çözdüm bahçenin ucuna koşmaya başladım.
Koşarak karşı tarafa taşlarla örülü bahçe duvarına geldim bir kapı yoktu.
"Nasıl çıkıcam buradan ?"
Bahçe duvarı bir tık yüksekti. Etrafıma bakındım. Arkamı döndüğümde yerde çimenlerin üstünde tahta bir merdiven vardı. Koşarak merdiveni aldım. Duvara dayadım. Basamakları çıkarken tepeye ulaştım, aşağıya baktım yüksek göründü, karşımda orman vardı.
"Hadi Derin ! Hadi yaparsın ! Atla !"
Arkamdan bir ses yükseldi, bağrıyordu, yankılanıyordu. O balkondaydı.
"DERİNNN !!! Kaçamazsın benden yakalayacağım, bulucağım seniii.. !"
Çatışma sesleri halâ devam ediyordu. Panik ve korku dolu gözlerle arkama baktım. Çok düşünmeden bahçe duvarından atladım. Dizlerimin üstüne düştüm.
"Ahh !!! Hayır ! "
Gözlerim yaşardı. Ellerim toprak, dizlerim ise yara bere içinde kanıyordu. Zorlukla ayağa kalktım ve topallayarak ormana doğru koşmaya başladım.

"Uyurken nefes alışverişi bile bana aitmiş gibi hissettiriyor. Saç telleri yastığa düzensizce dağılmış, dışarıdaki dünyadan tamamen bihaber, savunmasız... Onu bu kadar kusursuz ve çaresiz izlemek, içimdeki o açıklanamaz tatminsizliği yatıştıran tek şey. Dünyanın geri kalanı gürültülü ve kirli, ama benim yatağımın içi... burası benim mükemmel tasarımım. Yavaşça yanağına düşen o saç telini çekerken, uyanıp da gözlerini bana diktiğinde takınacağı o korku dolu ifadeyi görmek için sabırsızlanıyorum."
Yavaşça yataktan kalktı. Arkasını döndü.
"Şimdi sen uyu güzelim sana ellerimle kahvaltı hazırlamaya gidiyorum. Bana bağlanacaksın bırakamayacaksın beni.."
Saçlarını eline aldı kokladı. Yerdeki gömleği alıp, giyindi.
Ayağa kalktı kapıya yöneldi tekrar kapıyı kapatırken gözleri onun üstündeydi. Kapıyı kapattı, kilitledi.
Koridorda yürürken yanına hızla adamlarından biri geldi.
"Patron ! Patron !"
"Polis, baskın var !"
Kenan kaşları çatık sinirle..
"Ne ! Nasıl olur ? "
"Araca GPS konulmuş yeni farkettik her an burda olabilirler !"
Kenan dönerek,
"Hemen araçları hazırla gidiyoruz !"
Silah sesi duyuldu. Kenan yanında ki adamın belinden silah alarak merdivenlerden aşağı evin kapısına gizlenerek indi. Bahçeye avluya baktığında bazı adamları vurulmuştu bile ama çatışma halâ devam ediyordu. Bir adamı bahçe avlusundan eğilerek yanına geldi.
"Patron ! Çok kalabalıklar ! Bir an önce çıkmalıyız ! "
Kenan eğilerek ateş edilen yöne bakıyordu. Ateş edenler siyah çelik yelek giymişti. Ellerindeki silahlar, uzun namlulular, vardı. Özel tim olduğu belliydi. Keskin nişancılar etraftaydı.
"Lanet olsun !"
İki el ateş edilen yöne sıktı. Adamları teker teker vuruluyordu. Yanından mermiler geçiyordu. Her yer delik değişik olmuştu.
Camlar çerçeveler parçalanıyordu.
Emir verdiği adam yanına geldi.
" Patron her şey hazır arkadan çıkabiliriz !"
Kenan öfkeyle adamlara baktı.
"Sen adamlara söyle ben burdan çıkana kadar arkaya geçit vermesinler. Onları burada tutsunlar !"
"Tamam patron !"
Kenan tam yerinden ayrılıyordu ateş etmek için hazırlanırken karşıdan ona doğru gelen adamı farketti. Bu Aras'dı, saniyelik farkla mermiden kaçtı.
"S*KTİR ! S*KTiR !"
"Aras sensin ha ! Or*spu çocuğu !"
Diğer adamıyla merdivenlerden koşarak odaya çıktı. Odaya girdiğinde Derin yatakta, odada yoktu, banyoyu kontrol etti. Sonra balkona çıkan kapının camı kırılmış olduğunu gördü. Kapıdan geçti, balkon kemerine bağlı kırmızı çarşafı gördü, karşıya uzağa baktı. Kalbi öfkeden hızlı atıyordu.. Derin duvarın üstünde kaçıyordu.
"Derin ! Derin ! DERİNNN !!! Kaçamasın benden yakalayacağım, bulucağım seniii.. !"
Derinin geriye doğru bakışını gördü sonra duvardan atlayıp gözden kayboldu.
Öfkeden kuduruyordu. Adamına seslendi.
"GEL BURAYA !"
Adam geldi. Kafasına silah dayadı.
"Burdaki adamlar nerde ha ! Siz evi böyle mi koruyorsunuz ?"
Adam korkudan ne yapacağına bilemedi başına eğdi.
Kenan dişlerini sıktı.
"Hemen burdan çıkıyoruz ! Dışardaki, şehirdeki adamlara söyle, Derin'nin peşine düşsünler !"
Ön bahçede çatışma sürerken merdivenden aşağı indiler, arka kapıdan, bahçeye ordan gizli kapıdan, çıkarak ormanlık yola parkedilmiş araca binirek uzaklaştılar.

Ormanda koşmaya devam ediyordum. Ağaçların arasından dallara çarpa çarpa geçiyordum.Toprak ayağımın altında ben koştukça kayıyordu. Hava aydınlanıyordu. Şehir tepenin aşağısında kalıyordu.Oraya gidip bir karakol polis bulmalıydım. Nefes nefese kaldım, dizlerim acıyordu. Elimi ağacın gövdesine dayadım, soluklandım etrafıma baktım arabayla geldiğim yönü şehirin nerde olduğunu tahmin etmeye çalıştım. Sonra şehrin ışıkları gördüm.Tam koşmaya hazırlanırken, Bir ses duydum. Acı çeken bir insan gibiydi biraz ilerleyince yerde yatan siyah yelekli adamları gördüm. Sanırım polisti ama emin değildim. Yavaşça yanlarına gidirek ne olduğu anlayacaktım. Arkadan koşma sesleri duydum. Koktum beni arıyorlardı. Yanlarına gidemedim, tepeden aşağı koşmaya devam ettim.
"Kahretsin ! Ne telefon, kimlik hiç bir şeyim yok !"
Nefes nefeseydim peşimdelerdi. Ne yapacağımı bilemedim bir yerlere saklanmalıydım. Koşuyordum.
Bir sokağa girdim. Bir kafe de müzik sesi vardı açıktı, oraya giricektim. Adamlardan arkamdaydı panikle kafenin karşısında demir parmaklı kapılı eski bir yapı bina vardı. Kapı itttim açıldı, içeri girdim, kapıyı kapatıp merdivenden aşağı indim. Biraz orda sesizce bekledim. Kalbim hızlı atıyordu nefes nefeseydim. Kapının önüne geldiler duyuyordum, ben karanlıkta kalıyordum. Beni görmemeleri için dua ettim. Nefesimi tuttum. O sırada kafede türkçe şarkı çalmaya başladı...
"Sağım solum çıkmaz sokak,
Baharlar çok uzak bana..
Ne çok haklıydın, dünde saklıydın,
Yarınların yalan..
Sordum seni hep yağmura, yıldızlara, aya,
Gezdim tozdum, belki uyarsın diye durgun dalgalara..
Ceza gibi..
Histerili ruh hâlim,
Bu son değil..
Ne zamandır sendeyim.."
Şarkıyla beraber başım dönmeye başladı, duvarlara tutunarak karanlıkta acıyan dizlerimin üstüne çöktüm. Adamlar beni arıyordu. Kalbim hızlı çarpıyordu. Sonra bir şey hatırladım. Bir çift yeşil göz. Kahverengi saçlar, gülüşü ikimiz evet ikimiz yağmur altındaydık. Kalbim kalbim çarpıyordu. Sarılıyorduk. Ben ? Ben bir şey söylemiştim. Neydi ?
Birden olduğum ana karanlık da durduğum yere geri geldim. Ayağa kalkmaya çalıştım. Şaşkın ve donuk haldeydim dışarıya çıkmak için merdivenlerden yavaşça çıkıyordum. Beynim durmuştu, düşünemiyordum. Dışarıya çıktım. Bir el beni belimden tutup tekrar içeri çekti, kapıyı kapattı. Yüzümü avuçlarının arasına aldı. Ellerine baktım, algılamaya çalışıyordum.
Kulağım çınlıyordu inceden duyuyordum, bana sesleniyordu.
"Derin.. ! Derin.. !"
Sonra sonra yeşil gözlerini gördüm.
"DERİN ! DERİN ! Bana bak ! Duyuyor musun ?İyi misin ? "
Öylece baktım, sıkıca boynuna sarıldım.
