İçeriğe geç

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 36 · 3 dk okuma

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 36

🕚İyi Falan Değilim🕚

Hızla düşüncelerimden sıyrıldım. Dolan gözlerimden süzülen yaşları ellerimin tersiyle silip oturduğum koltuktan fırladım. Koşa koşa kapıyı açtım.

Boydan boya olan iki geniş, uzun cam dolayısıyla dolunay evresinde olan ayın ışığı içeriyi bayağı aydınlatıyordu. Onu hemen görebildim.

Ae Ran nefes nefeseydi. Uyuyakaldığı tekli koltuğun kollarını elleriyle sıkı sıkı kavramış ve sıkıyordu.

Gözleri fal taşı gibi açılmış ve hemen karşısındaki mutfak dolaplarına dalmıştı.

Yanına gittim. Önünde diz çöküp ellerimi dizlerinin üzerine yerleştirdim.

"İyi misin?!" diye sordum.

Titrek titrek nefesler alıp gözlerini ağır ağır yumdu. Elleri gevşedi. Kuvvetle sıktığı koltuk kollarından ellerini çekti.

Gözlerini açıp aşağısında kalan bana baktı.

"İ-iyiyim. Ya da hayır. Değilim. İyi falan değilim. Ben... Değilim."

Hızlı hızlı nefes alışverişleri bir türlü azalmak bilmemişti. Titrek nefes alışverişleri devam ediyordu. Öyle ki her konuştuğu harfleri bile titriyordu.

İyi olmadığı çok belliydi.

Hemen arkamdaki sehpanın üzerinde bulunan sürahiyi sağ elime aldım. Yanında bulunan bardağı da sol elime alarak hızla su doldurdum. Ae Ran'a uzattım.

Suyu titreyen elleriyle aldı. Ağır ağır yudumladı. Bitirince bardağı elinden alıp yeniden sehpanın üzerine bıraktım.

"Neyin var? Kabus mu gördün? Her ne gördüysen... Bayağı etkilenmiş gibi görünüyorsun."

Gözlerini gözlerime çıkardı. Dudakları da titremeye başladı. O andan sonra gözleri ağır ağır doldu. Ağlamadan önce sesli sesli iç çekmeye başladı. Göğsü bu iç çekişlerle bir inip bir kalkmaya başladı.

"H-Hyunjin diye bağırdığını işittim. Onunla mı ilgili?"

Yalnızca gözlerime baktı. Ama ne bakma? Öyle bir baktı ki ne anlatmak isteyip de söyleyemiyorsa sanki hepsini birden anlamış gibi oldum.

"Tamam. Şimdi konuşamıyorsun, seni anlıyorum. Zorlama kendini."

Üst üste devamlı yutkundu. Birkaç dakika boyunca ikimiz de sessiz kaldık. Sonrasında Ae Ran gözlerindeki yaşları titreyen ellerinin tersiyle sildi. Sesli sesli akan burnunu çekti.

Ağzını araladı. Ağzından derin bir nefes alıp titrek titrek yeniden verdi. Bu işlemi üst üste 7-8 defa tekrar ettirdi. Ta ki nefesinde dahi hüküm süren o titreyiş geçene kadar.

Gözlerini yeniden gözlerime indirdi. Dolu olan gözlerinin içindeki damlalar bile resmen titriyor ve hareket ediyordu. Ae Ran güzeldi. Ağlayınca bile gözlerinin içinde kalıp akamayan gözyaşları bulundukları yeri parıl parıl parıldatıyordu.

Normalde kahverengi olan gözleri ağladığı için simsiyah duruyor ve tıpkı karanlık bir gökyüzüne benziyordu. O karanlık gökyüzünü ise arşı gece çökünce süsleyen parlak yıldızlar gibi gözyaşları aydınlatıyordu.

"Merak etme. Biraz daha iyiyim."

"Bir şey ister misin? Hemen yerine getireyim."

"Sadece-" dedi ve sustu. Hemen ardından kestiği sözünü devam ettirdi.

"Sadece biraz sana... İçimi döksem olur mu?"

Ona sıcak bir tebessüm gönderdim.

"Elbette. Beni bir çöp tenekesi gibi görebilirsin. İçinde seni rahatsız eden ne varsa atmaktan çekinme lütfen."

O da bana buruk bir tebessüm gönderdi.

"Ben... Çok uzun zaman önce korkmayı bıraktım. Korku denen şeyin nasıl bir şey olduğunu bile unutmuştum. Ama şimdi... Şimdi hatırlattı bana kendisini. Geri döndü."

Bir kere daha yutkundu. Kuruyan dudaklarını ıslatıp devam etti.

"Canımı acıta acıta 'İşte ben buyum, beni hatırladın mı?' diyor ve pişkin pişkin sırıtarak beynime hücum ediyor! Beynim bu hücuma karşı gelemiyor. Daha doğrusu direnmek istemiyor ve teslim oluyor. Kapılarını aralıyor. Korku da beynimin her bir hücresine sızıp yayılıyor, tüm bedenimi kontrolü altına alıyor!"

"Beynin neden kapılarını o korkuya araladı? Ona, korkuya teslim olmasını sağlatan sebep ne?"

Sesindeki titreme geçti zannediyorduk ama meğer saklanmış. Ae Ran'ın dudaklarından dökülen tek kelimelik isimle birlikte titreme saklandığı yerden meydana çıktı.

"Hyunjin."

Bölüm sonu

3 yorum