İçeriğe geç

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 34 · 2 dk okuma

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 34

🕚Hem de Çok Ciddi🕚

Aslında ben, eğitimimi daha çok mühendislik üzerine aldım. Makine mühendisliği. Yeni şeyler tasarlar,yeni teknolojik aletler üretebilirim. Ama bunun haricinde bana basit gelen bu tarz programlar ve hackerlıkla da uğraşabilirim. Siber güvenlik sevdiğim bir alan. Her türlü teknolojik aletin dilinden anlarım.

Ben toparlanırken bu odada bulunanlar ayaküstü hazırlıklarını tamamlayıp yapacakları operasyon üzerine konuşmaya devam ettiler.

Arada bir gözlerim onları buldu. Kulaklarım da onlardaydı. Ağızlarından çıkan her kelimeyi dikkatle dinliyordum.

Bilgisayara dair her şeyi toparlayıp çantasına yerleştirdim. En son çantanın fermuarını çekerken Minho komiser sol bileğimi tuttu.

Bir an beklemediğim için hafif irkilerek başımı kaldırdım. Gözleri anında gözlerimi buldu.

Doğruldum. Elini bileğimden çekti. Bir şey söylemek istediğini anlayabilerek gözlerine bakmayı sürdürdüm. Konuşmasını bekledim.

Çok geçmeden kollarını birbirine bağladı. Derin bir nefes alıp verdi.

"Seninle daha sonra ciddi bir şekilde konuşmamız gerekiyor Kang Mi Roo."

Kaşlarım hafiften çatıldı. Yüzüne anlamsızca bakarken o, bastıra bastıra sözlerinin devamını getirdi.

"Hem de çok ciddi."

Hiçbir şey anlayamadım. Nedense biraz ürperdim ve kendisinden hafiften korkunca gözlerim istemsizce şarjörünü dolduran Felix'i buldu.

Minho komiser başını sağa yatırdı ve bana bakmaya devam etti. Dikkatimi üzerine çekti.

Gözlerim yeniden onu buldu. Gözlerine bakmaktan korkup titrek bakışlarımı devamlı kaçırınca beni anlamış gibi söze girdi.

"Her korktuğunda gözün onu aramasın. Bunu bir alışkanlık hâline getirme. O bir polis, sen de şimdilik yalnızca kurtarması gereken bir sivilsin. Daha fazlası olamazsın. O da her zaman senin gibi sıradan bir sivilin yanında olamaz. Ne demek istediğimi anlıyor musun?"

Söyledikleri her ne kadar doğru olsa da benim canımı bayağı yaktı. Burun direğim bir anlığına sızlar sızlamaz anında gözlerim doldu ve ben buna mani olamadım. Boğazım düğümlendi.

Güçlükle yutkunup acıta acıta o düğümü göndermeye çalışsam da beceremedim. Yalnızca acısına biraz daha acı ekledim. O düğümü yok edemedim.

Minho komiser hâlâ yüzüme cevap bekleyen bakışlarla bakmaya devam edince anladığımı belirtircesine başımı aşağı yukarı salladım.

Sözlerine devam etti.

"Güzel. Bu arada... Benden korkmana gerek yok. Hatta korkacağın en son kişi ben olabilirim. Bana, bu ekibe ve hatta tüm polislere de en az Felix'e güvendiğin kadar güvenebilirsin. Ona resmen bağlandın ama bu alışkanlık bağını koparmalısın. Çünkü konuşmamız... Felix'in olmadığı bir yerde olacak ve sonraki hayatında da yanında Felix olmayacak. Buna hazırlıklı ol."

Bağladığı kollarını çözdü. Gözlerini devirip arkasına döndü. Ekibin olduğu kısma bakıp sesini yükseltti.

"Hazırsanız çıkalım millet!"

Herkesten ayrı sesler çıktı. Onları biraz öncesine kadar dikkatle dinleyen kulaklarıma ağızlarından çıkan kelimeler bu sefer yalnızca uğultu şeklinde ulaştı. Onları net duyamadım.

Birkaç defa üst üste yutkundum. Gözlerimi yumdum. Çakılıp kaldığım yerde derin derin nefesler alıp vermeye başladım.

Birisi omzuma kolunu atınca yumduğum gözlerimi açtım. Dokunuşundan bile bu kişinin Felix olduğunu anında anlayabilmiştim.

Başımı sağa çevirdim. Yüzüne baktım. Gülümseyen yüzüyle başını yatırdı ve yüzüme alçaktan bakmaya başladı. Neşe içerisinde parıldayan güzel gözleri gözlerimi buldu. Omzumdaki elinin baskısını biraz daha artırdı.

"Hadi Mi Roo, gidelim."

Ona da yalnızca başımı aşağı yukarı salladım. Bilgisayar çantasını elime alır almaz Felix, omzuma attığı koluyla beni ilerletti. Diğerlerinin arkasında bu şekilde ilerleyip merkezden çıktık.

Bölüm sonu

7 yorum