Bölüm şarkısı: can kazaz; bunaca yıl
Keyifli okumalar
Yaşamak ve ölmek arasında ki o ince çizgide durmuş hayatın gidişatını izliyordum elimden hiçbirşey gelmiyordu ölücekmiyim yoksa yaşayacakmıyım diye düşündüm bir an; acaba ileride birgün adını bile daha dün öğrendiğim adamla mutlu olabilirmiydim, severmiydik birbirimizi. Kim bilir
Gözlerime vuran güneş ışığına daha fazla direnmeden yatakta doğruldum ayaklarımı yataktan sarkıtıp başımı elerimin arasına alarak şakaklarımı ovuşturdum. Ayağa kalktığım gibi yatağa oturmam bir olmuştu. Gözlerimi kırpıştırıp bu sefer daha sakin bir şekilde kalktım. Akdeniz anemisi nedeniyle her sabah uyandığımda başım dönüyor kalktığım gibi geri oturuyordum.
Sakin hareketlerle odanın içindeki banyoya ilerledim
Önce ılık suyla güzel bir duş aldım havluyu bedenime sarıp saçlarımı kuruttuktan sonra odaya geri döndüm bu evde sadece birkaç parça kıyafet vardı fazla düşünmeden elime gelen omuzları düşük koyu renk üzerinde küçük küçük renkli çiçeklerin olduğu bir elbise üzerime geçirdim saçlarımı tarayıp yukardan salaş bir topuz yapıp beyaz sporlarımıda geçirip odadan çıktım.

(Masal'ın elbisesi 👆)
Herkes kalkmış kahvaltı yapmaya başlamıştı elimdeki telefondan saate baktığımda 10.45' i gösteriyodu şaşkınlıkla merdivenlerden inip herkese günaydın diyerek masaya otuturdum birkaç gündür olduğu gibi yine iştahım yoktu eğer yemsem Annem ve babamın dırdırını çemeyeceğim için tabağıma birkaç parça bişey koyup yemeye başladım.
Ailecek büyük salonda oturmuş ağa bozuntusu ayriyeten müstakbel kocamı(!) bekliyorduk, neden çünkü gelinlik ve yatak odası takımı seçilecekmiş siz gidin seçin beni ne karıştırıyorsunuz sanki isteyerek evleniyoruz.
Kapıdan gelen korna sesiyle Annem, Duygu, Gökçe ve Duru ayaklandık Ozan abim zaten dışarıdaydı. Yaman abimin Arabasının anahtarını alıp kapıdan çıktık ben kimseye bakmadan Duru'nun elinden tutup arka koltuğa oturtum. Kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna biniceğim sırada bir çift ela gözle karşılaştım, o kadar yoğun bakıyordu ki ne hissetiğini anlayamamıştım tek seçebildiğim şey Nefretti. Ama bana değildi bu nefret arkama döndüğümde o nefretin sahibinin Abim olduğunu anlamam uzun sürmedi. Daha fazla beklemeden arabanın sürücü koltuğuna oturdum .
Ozan abim, annem ve Duygu bir arabayla. Ağa bozuntusu, Rojgül hanım, Beren , Berfu ve oğlu Karan bir arabayla , ben, Gökçe ve Duru bir arabayla gidicektik.
Uzun bir yolun ardından nihayet mağzaların olduğu yere ulaşmıştık arabayı uygun bir yer bulup parketikten sonra hepbirlikte indik.
Yürüdüğümüz yol boyunca birçok kişi Ağa bozuntusuna selam vermişti ama o sadece başını salamakla yetinmişti. Kaba adam ne olucak.
İlk olarak bir mobilya mağzasına girmiştik kimse karışmamış bize bırakmışlardı seçimi.
Gözlerimi mağzada gezdirdiğimde gözüme çarpan takımla oraya doğru ilerledim.
Yatak yerle bitişikti ve çok rahat gözüküyoru Ordu' daki odama benziyoru. Gözlerimi Sevgili kocama(!)
Bakınca oda bana döndü onaylayan bir bakış aldıktan sora çalışana işaret verip kasaya ilerledi bu kadar çabuk karar vereceğimi düşünmemiştim. Her insn gibi uykuya önem veren biriydim. Ordu'da bulamamıstım böyle bir yatak ama babam saolsun özel yaptırmıştık burda bulmak beni biraz şaşırtmıştı.
Mağzadan çıkıp bu sefer çaprazındaki kuyumcuya girdik. Rojgül hanım koluma girerek beni altınların olduğu yere çekti sanki dünyanın en iğrenç şeyine bakarmış gibi yüzümü buruşturdum. Rojgül hanım birsürü altını önüme getirip seçmemi istedi altından nefret etiğim gibi bir de alarjim vardı. Annem beni büyük bir yükten kurtararak altınları seçmeye başladı.
Bizde yüzük seçmek için diğer tarafa ilerledik adamın önümüze çıkardığı altın yüzüklerle istemsizce yüzümü buruşturdum elimle kutuyu itekleyip.
"Gümüş yüzük olsun benimki altın istemiyorum."
Adam kafasını salayıp bu sefer gümüş olan yüzükleri çıkardı ama hepsi çok şatafatlıydı.
"Daha sade bir şey yok mu"
Diye sordum adama adam bana şaşkınca bakıp kafasını salayarak bir kutu daha çıkardı evet işte aradıklarım bunlardı. Elimi direk en sade en ince olanına uzatıp aldım ve parmağıma geçirdim harika tam olmuştu tekrar çıkarıp adama uzatım.
"Tamamdır bu olucak"
Kafamı Berhan'a çevirdiğimde o da bana bakıyordu ve yüzünde anlamlandıramadığım bir gülümseme vardı onu mutlu eden neydi şimdi. Kaşlarımı çatıp kolunu dürtüm. Gülümsemesi tebesüme dönüşmüştü.
"Ben seçtim sende seç artık çıkalım şurdan."
Yazar bakış açısı
Genç adam gözlerini alamamıştı kadının üzerinden. Kadında onu çeken farkllı birşey vardı neydi onu bu kadar farklı yapan, Güzeliği mi evet çok güzeldi masmavi gözleri, bembeyaz teni vardı ama genç adamı mest eden bu değildi. Hırçınlığı, haksızlığa karşı gelişi miydi Adaletli oluşumuydu yoksa merhametli oluşumıydu Abisi yaşasın diye kendini ateşe atışımıydı bu farklılık bilmiyordu ve korkuyordu. Bu kadına gönlünü kaptırmaktan değildi korkusu, canının yanöasından korkuyordu.
Dün apar topar gittiği yerde azılı düşmanıyla karşılaşmış ve genç adamı müstakbel karısıyla tehdit etmişti. Genç adam ilk defa korkmuştu ona birşey olmasından ölesiye korkmuştu.
Düşüncelerinden Genç kadının sesiyle arınıp onu dinledi.
"Ben seçtim sende seç artık çıkalım şurdan."
Kadını kafasıyla onaylayıp seçtiği yüzüğe baktı onun eşi olanı alıp parmağına geçirdi ölçüsü uyduğunda kuyumcuya uzatı. Yüzüklerine isimlerin yazılmasının ardından çıktılar sırada gelinlik ve dağmatlık kalmıştı.
Baya bir ilerledikten sonra nihayet gelinlik ve damatlık satan bir mağza bulmuşlardı. İçeri girdiklerinde Ayça hanım ilk damatlıkların seçilmesi konusunda ısrar etmiş ve onun isteğiyle kadınların hepsi mağzadaki koltuğa oturmuş damatları bekliyordu.
Bir tarafta mutlu birşekilde takım seçen bir çift, diğer yanda küplere binmek üzere olan bir kadın ve onun bu halini keyifle izleyen Genç ağa vardı.
"Eee yeter be hiçbirşeyi beğenmiyorsun ona hayır buna hayır kendin beğen o zaman."
Genç kadın dayanamamış ve ptlamıştı artık genç Ağa hala keyifle seyrediyordu kadının delirmiş hallerini.
Genç kadın adamın yüzüne yapışmış hülümsemeye şaşkınlıkla baktı bir yanı şaşkınlıkla bakarken bir yanı sinirden kuduruyordu. Ama bu hayranlığını gizleyememişti bir insan bu kadar güzel gülmemeliydi sonuçta kalp denen bişey vardı.
Genç kadın silkelenip kendine geldi kaşlarını çatarak dirseğini adamın karnına geçirdi ama hiç etki etmemişti. Tam arkasını dönüp gideceği sırada genç adamın kolunu tutmasıyla durdu.
"Tamam dur seç hadi bir iki tane deneyeyim."
Genç kadın bir kez daha dumura uğradı ses tonu hem sert hem kibardı. Genç adam ise karşısındaki kadının ne düşündüğünü merak ediyordu.
Masal bakışlarını çekip tekrar takımlara odaklandı beğendiği koyu lacivert takımı ve iki tane de siyah takımı adamın eline tutuşturup kabine doğru iteledikten sonra annesinin yanına oturdu daha doğrusu sıkıştı eğer gidip Duygu ve Gökçe'nin yanına otursaydı onların imalı laflarından kurtulamayacaktı.
Nihayet damatlıklar seçilmişti sırada gelinlikler kalmıştı.
"Neden bizde gelemiyoruz gelinlik bakmaya."
Herkes hülerken Masal abisinin lafına göz devirmişti Ayça ve Rojgül hanım damatlara düğünden önce gelinliği görmek uğursuzluk getirir diyerek yolamaya çalışmıştı ama Ozan Erdem yine yapacağını yapıp isyan baytaklarını çekmişti.
"Oğlum uzatmada git işte beni daha fazla delirtme, düğünden önce görmek uğursuzluk getirir anla da."
Sinirlenince hafif şiveye bağlayarak konuşmuştu Ayça hanım Ozan omuzlarını silkip
"Banane o zaman dağmatları görmekte uğursuzluk getirir siz niye gördünüz."
Bu sefer herkes kahkahalarla gülerken Masal yüzündeki tebesümle öne çıkıp annesinin yanında durdu.
"Anne bak kaç kere dedim siz bunu hastahanede karıştırmısınız diye daha çok geç değilken hadi gidip gerçek abimi bulalım zaten bu, bu kafayla fazla yaşamaz."
herkez kahkahalarla gülmeye devam ederken Ozan kaşlarını çatıp kardeşinin kafasına hafifçe vurdu.
"Sen sus kız karışmış mış sen kendine bak."
Masal gözlerini devirip abisinin kulağına yaklaşıp.
"Bence git abi eğer gitmesen Anneme dedemizden yadigar kalan vazoyu senin kırdığını suçu Duru'ya atığını söylerim düğün iptal olur.
Ozan hafifçe yutkunup kardeşine yalvaran gözlerle bakmaya başladı. Masal tek kaşını kaldırıp tehtit vari bir şekilde bakmaya başladı. Ozan başını annesine çevirip.
" Neyse benim önemli bir işim vardı onu unutmuşum hemen halledip gelirim siz takılın böyle."
Bir hışımla kapıdan çıkıp gözden kayboldu. Bütün bakışlar Masal'a dönerken omuzkarını silkip üst kata çıktı.
Genç hanımlar dikkatle gelinliklere bakarken kararsız kalmışlardı. Beren askıda duran koları tamamen dantel işlemeli gelinliği görevliden denemek için istemişti .
Masal birkaç gelinlik denemişti ama hiçbiri içine sinmemişti, hala kararsızlıkla bakarken düşünceliydi bir yanı zorla evleniyorsun seç birini derken diğer yanı ilk kez evelniyorsun ve ilk kez giyiceksin diyordu.
Genç kadın oflayarak arkasını döndüğünde gözüne çarpan bembeyza omuzları düşün ve ince dantel ve taşlarla işlenmiş olan gelinliğin yanına doğru ilerledi .
İşte buydu hayalindeki gelinlik tam anlamıyla buydu
Görevliden indirmesini istedikten sonra kabine girmişti.
Beren gelinliğini almış otururken tüm kadınlarla sohpete başlamıştı. Kabinin kapısı açıldıkatan sonra içeri adeta bir kuş gibi süzülen genç kadın ile bütün gözler ona odaklandı. Herkes hayran bir biçimde kadına bakarken Ayça hanımın gözleri dolmuştu. Masal tek kızıydı onu bu şekilde evlendirmek hiç istememişti ama kızı inat etmiş durumu annnesi ve babasına bağlamıştı "sizde babamla zorla evledirilmişsiniz anne ve şimdi birbirinize sırıl sıklam aşıksınız belki bizde sizin gibi oluruz" diyip tüm lafları ağzına tıkmıştı annesinin.
"Ço...çok güzel olmuşsun kızım"
Ayça hanımın ağlamaklı sesi Masal'ın da gözlerini doldurdu.
"Haya piyemses dibi omuşsun."
Etraftaki kasfetli havayı dağıtan Duru'nun cıvıltılı sesiyle hepsi gülümsemeye başladı. Gelinliğin eteğinin çekilmesiye başını aşağı eğen Masal minik Erdenet'le karşılaştı karan küçük eleriyele aşağı eğilmesini işaret etiğinde genç kadın gülümseyerek eğildi.
"Bem şenle evençem sende benimyen eveniymisin."
Kadınların kahkahaları mağzayı doldururken Masal ve Berfu şşkınca bakıyorlardı Berfu hızla oğlunu kendine çevirip.
"Oğlum sen kimden öğreniyorsun bu lafları."
Karan yanağını kaşıyarak dudaklarını düzdü.
"Amjamdan"
Masal'da herkes gibi gülmeye başladığında uzanıp Karan'ın yanağını öptü.
"Sen büyü ben amcanı boşayım seninle evlenicem tamam mı."
Karan gülerek yerinde zıplamaya başladı. Son olarak kaftanlarını da aldıktan sonra Nihayet tüm alışveriş bittmiş . Akşama isteme merasimi olduğu için fazla oyalanmadan eve dönmeye karar vermişlerdi.
Genç kadın odasına çıkıp paketleri bir kenara koyup kutudaki gelinliğini çıkarıp odadaki dolabın kapağına astı aynı şeyi kaftanı için de yaptıktan sonra fazla oyalanmadan hızlı bir duşa girdi.
Banyoda işini haletikten sonra saçlarınıda kurutup tekrar odaya döndü yatağın üzerindeki koyu yeşil kolarında yırtmaç olan kısa elbiseyi alıp üzerine geçirip makyaj masasına oturdu. Gökçenin yardımıyla saçlarına şekil verdikten sonra hafif bir makyaj yaptı.
Saat baya bir ilerlemiş ve beklenen misafirler gelmişti. Masal'ın aklı sürekli Eren'deydi nasıl bir tepki vereceğini hala bilemiyordu.
İki aile birbiri ile kaynaşmış koyu bir sohpete başlamıştı. Hanımlar bir yandan düğün ile konuşup fikir alışverişi yapıyordu beyler ise iş üzerine kunu açmış onu yürütüyorlardı.
Genç ağa gözlerini müstakbel karısına odaklamış düşünceli halini seyre dalmıştı. Gözlerinde garip bir ifade vardı ve genç adam o ifadeyi çözemiyordu.
Bir girdaba yakalanmışçasına baktı kadına
Genç kız başını kaldırınca kasvetli elalarla karşılaşmayı beklemiyordu. Gözlerindeki ifadeyi hala çözememişti. Öyle bir inattı ki ne o çekiyordu bakışlarını nede genç adam etrafındaki insanlar silikleşmiş ortamda sadece ikisi varmış gibi bakıyorkardı birbirlerine. Çalan kapı ile gözlerini kaçırıp ayağa kalktı genç kız yavaş adımlarla kapıya ilerleyip açtı.
Zaman durmuş, yüreğindeki korku damarlarından kana karışmıştı adeta öyle ki hızla akmaya başlamıştı bedeni titreemişti genç kadının gözleri dolu bir şekilde dudaklarından tek bir kelime döküldü.
"Eren"
(Öncelikle bu hafta içerisinde Bingöl helikopter kazasında şehit düşen kahraman askerlerimize Allahtan rahmet yakınlarına baş sağlığı ve yaralı askerlerimize acil şifa diliyorum başın sağolsun Türkiye'm)
(8 mart Dünya kadınlar günümüz kutlu olsun)
Evet bu bölümün de sonuna geldik umarım beğenirsiniz
Soru.
Sizce neler olucak Eren beyimiz geldi nasıl bir tepki verice düşüncelerinizi paylaşın lütfen.