2. BÖLÜM
Saklanan Gerçek
Sabaha kadar uyuyamadım.
Annem ise tek kelime etmeden odasından çıkmıştı.
Telefonumu elimde tutuyor, ekrana tekrar tekrar bakıyordum.
Mesaj atan kişi çevrimdışıydı.
Ama aklımda tek bir soru vardı:
Annem ne saklıyordu?
Sabah olduğunda mutfağa indim.
Annem masada oturuyordu. Önünde kahvesi vardı ama içmiyordu.
“Anne.”
Başını kaldırdı.
“Efendim?”
“Dün geceki fotoğrafı konuşacağız.”
Bir süre sessiz kaldı.
“Lara, bunu kapatalım.”
“Hayır.”
Sesim ilk kez bu kadar kararlı çıkmıştı.
“Deniz hakkında ne biliyorsun?”
Annem derin bir nefes aldı.
“Deniz'in gitmesi sandığın gibi olmadı.”
Kalbim sıkıştı.
“Ne demek bu?”
“Bazen insanlar bir yere kendi isteğiyle gitmez.”
Sandalyeden kalktım.
“Bana yıllardır yalan mı söylediniz?”
“Yalan söylemek istemedim.”
“Ama söyledin!”
Annem gözlerini kapattı.
Tam o sırada kapı çaldı.
İkimiz de sustuk.
Annem bana baktı.
“Sen odana çık.”
“Kim geldi?”
“Lara, odana çık.”
Kapı tekrar çaldı.
Bu kez daha sert.
Annem yavaşça kapıya yürüdü.
Ben de arkasından gittim.
Kapıyı açtığında dışarıda kimse yoktu.
Sadece yerde küçük, siyah bir zarf vardı.
Annem zarfı görünce olduğu yerde kaldı.
“Bu ne?”
Cevap vermedi.
Zarfı yerden aldım.
Üzerinde sadece ismim yazıyordu:
LARA
Zarfı açtım.
İçinden küçük bir anahtar ve katlanmış bir kâğıt çıktı.
Kâğıdı açtığımda tek bir cümle yazıyordu:
“Deniz'in sana bıraktığı şeyi bul.”
Altında bir adres vardı.
Adresin karşısında ise saat yazıyordu:
18.30
Annem kâğıdı elimden çekti.
“Oraya gitmeyeceksin.”
“Orası neresi?”
“Lara…”
“Anne, söyle!”
Annem uzun süre sustu.
Sonunda fısıldadı:
“Deniz'in son görüldüğü yer.”
Elimdeki anahtara baktım.
“Bu neyin anahtarı?”
Annem cevap vermedi.
Ama yüzündeki korku bana cevaptan daha fazlasını anlatıyordu.
O gün saat 18.30'da oraya gidecektim.
Çünkü artık gerçeği öğrenmekten korkmuyordum.
Gerçeğin benden saklanmasından korkuyordum.