Alarm çaldığında hemen kalktım. Ertelemedim. Ertelemek, düşünmek demekti. Düşünmeye vaktim yoktu. Perdeleri açtım. Gün ışığı odaya doldu. Ne çok şey yapabiliyor bu ışık; her şeyi aynı anda hem görünür kılıyor hem de önemsizleştiriyor. Dün yokmuş gibi. Ben de öyle yaptım. Dün yokmuş gibi. Banyoda aynanın karşısında durdum. Yüzüm normaldi. Gözlerim de. İnsanlar “yorgun” dediklerinde neyi kastederler bilmiyorum; ben kendimde farklı bir şey görmedim. Saçımı topladım. Dişlerimi fırçaladım. Hareketlerim ezberdi. Ezber olan şeylerde hata yapılmaz. Mutfağa geçtim. Kahveyi aynı fincana koydum. Ölçüyü kaçırmadım. Taşırmadım. Küçük taşkınlıklar bile günün düzenini bozabiliyor. Buna izin veremezdim. Telefonum masadaydı. Bildirim yoktu. Olmasını beklediğim bir şey de yoktu zaten. Yine de ekranı kilitledim. Bakmak, bir şey beklediğimi düşündürürdü. Beklemek zayıflık gibi geliyor bana. Hazırlanırken içimden hiçbir şey geçmedi. Bu hâli seviyorum. Düşünmeyince daha hızlı oluyorum. Hızlı olunca da insanlar memnun kalıyor. Memnuniyet sessizlik getiriyor. Sessizlik güvenli. Evden çıkarken kapıyı iki kere kilitledim. Kontrol ettim. Dönüp bir daha baktım. Her şey yerli yerindeydi. İçeride bırakmam gereken hiçbir şey kalmamıştı. Sokak kalabalıktı. İnsanlar acele ediyordu. Aynı yere giden yüzlerce farklı hayat… Kimse kimsenin yüzüne uzun uzun bakmıyordu. Bu da hoşuma gitti. Göz teması sorumluluk doğurur. Otobüste cam kenarına oturdum. Dışarıyı izledim. Düşünmeden. Bir binayı, bir ağacı, kırmızı ışıkta duran arabaları. Hayat devam ediyordu. Benim katkım olmadan da. Yanıma oturan kadın bana gülümsedi. Karşılık verdim. Kısa sürdü. Uzatmadım. İnsanlarla aramda hep görünmez bir mesafe vardır. Yaklaşınca rahatsız olurum, uzaklaşınca suçlu hissederim. Ortası en iyisi. Gittiğim yerde “günaydın” dedim. Sesim düzgündü. Tonum ayarında. Gözlerim kaçmadı. Sorular soruldu. Cevaplar verdim. Gerektiği kadar. Daha fazlası israf. “İyi misin?” dediler. “İyiyim,” dedim. Bu kelimeyi söylerken duraksamadım. Çünkü duraksarsan, insanlar devamını ister. Devam edecek bir şeyim yoktu. Bir iş yapmam istendi. Yaptım. Düzgün. Hatasız. Detaylara dikkat ederek. Detaylar beni korur. Büyük şeyler risklidir; küçük şeyler güvenlidir. Saat ilerledi. Acıktığımı fark ettim ama önemsemedim. Yemek, zaman kaybı gibi geliyor bazen. Yine de yedim. Normal bir porsiyon. Normal bir hız. Kimsenin dikkatini çekmeyecek kadar. Birileri güldü. Sesler yükseldi. Ben de gülümsedim. Gülmenin yerini iyi bilirim. Gerektiğinde. Gerektiği kadar. Bir an, biri bana uzun uzun baktı. Neden bilmiyorum. Belki hiçbir şey. Belki sadece bana öyle geldi. Gözlerimi kaçırmadım ama bir şey de sormadım. Sorular işleri karmaşıklaştırır. Gün içinde kendime ait tek bir an bile yoktu. Ama bu zaten beklediğim bir şey değildi. Kendine ait anlar, hazırlıksız yakalar insanı. Ben hazırlıklı olmayı severim. Akşamüstüne doğru yorgunluk çöktü. Ama bunu bedenime söylemedim. Söylersem inanır. İnanan beden durur. Durmak bana göre değil. Çıkarken “yarın görüşürüz” dediler. “Görüşürüz,” dedim. Yolda yürürken omuzlarım dikti. Adımlarım kararlıydı. Kim olduğumu bilen biri gibi. İnsanlar öyle zannediyor. Ben de bozmadım. Eve vardığımda anahtarı sessizce çevirdim. Işığı açtım. Her şey yerindeydi. Sabah bıraktığım gibi. Gün de öyleydi. Olması gerektiği gibi. Çantamı bıraktım. Ayakkabılarımı çıkardım. Derin bir nefes almadım. Buna gerek yoktu. Gün bitmişti. Ben de bitirmiştim. Bugün güçlüydüm. Sakin. Kontrollü. Yani olması gerektiği gibiydim. Ve bu, herkes için yeterliydi.
Bölüm 2
Gündüz I ~ Herkesin Gördüğü Hal
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.