İçeriğe geç

Ben Ve Sen

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Ben Ve Sen

Bölüm 1

Giriş

Nefret , öfke , reddetme , pişmanlık , sevgi , mutluluk... birçok duygu. Bazı insanlar bu duygularla ne yapacağını bilemez. Kafası karışır. Kendisini bir boşlukta gibi hisseder. Bu kişiler diğer insanlardan farklı olarak çok düşünür. Beyinleri sürekli dolu ve boğuktur. Kendilerini ifade edemezler çunku nasıl yapıldığına dair hiçbir fikirleri yoktur. Onlara herhangi bir hediye alındığında nasıl tepki vermeleri gerektiğine dair bir fikirleri yoktur. Mutlumu olmalı? heycanlimi? yoksa utangaç ve mütavazimi? Kafaları karışır. Nefes alış verişlerini düzenleyemez. O anda kafasından birçok düşünce geçer ama hiçbirini ifade edemez. Sadece teşekkür etmekle yetinirler. Buda diyer insanlar için onları nankör, duygusuz yada hiçbirseyin değerini bilmez birisi yapar. Sırf duygularını gosteremedikleri için cani olurlar. Sizcede ironik değilmi? Yaşadığımız bu dünyada asıl cani olanların bizler adına konuşması? Can sıkıcı , sinir bozucu...

Kendi hayal gücünüzle kurduğunuz bir dünya, gerçeklesmeyecek hayaller.. Bazen sadece yatıp saatlerce o dünya içerisinde kaybolmak, kendini herkesten soyutlayıp gizem , aşk , macera ve duygularla dolup taşan o muhteşem göz alıcı dünyada kendinle bir olmak. Herşeyin avucunun içinde oluşunun verdiği o güzel has.. Sadece sana ait olan bu dünyada her duyguyu her macerayi iliklerine kadar hissedebilmek. Gerçek dünyanın acımasızlığından birkaç saniye dahi olsa kaçabilmek.. kendin olabilmek...

Bazen insan kendisini bazı olaylar için sorumlu tutar. Bu insani bir davranış olmasına rağmen bizim gibiler bunu kendilerine vazife haline getirmiştir. Kendisini denge noktası gibi görürler. Onların duygularından taviz vermesi imkansizdir. Ne kadar kabullenmeselerde kendilerini ailenin temel taşı olduğunu düşünürler. Bir cenga hayal edin. Hepiniz hayatınızda birkez dahi olsun cenga nın ne olduğunu duymuş veya cenga oynamışsınızdır. Cenga 3 er 3 er üst üste bir sağa bir sola olmak uzere yukarı kadar döşenen taşlardan oluşur. Oyunun asıl amacı taşların yıkılmamasına özen gostererek en fazla taşa sahip olmaktır. Oyunun sonlarına doğru artık çekilebilcek herhangi bir taş kalmaz. Herhangi bir oynamada tüm oyun sıfırlanabilir. Bu tek bir taşa bakar. En ufak bir hatada tüm emeklerinizin boşa gitmesi an meselesidir. İşte bu tarz insanlar kendisini cengadaki o kritik taş gibi hisseder. Tek bir dokunuş , tek bir duygu belirtisi.. Tüm aileyi kaosa çekecek bir hata. Bu yüzden onlar ne kadar zor durumda olurlarsa olsunlar önce sonuçları düşünürler. Çevresindekilere gelebilcek olan herhangi bir tehlike. Kotü bir olayda sakin kalmaları ve olayı idare etmeleri gerekir. Şaklabanlık yaparak herkesi sakinlestirmeleri, bu sirada kendi duygularinıda dizginlemelilerdir. Coğu zaman bu onları cani birisiymişcesine gostersede yaptiklari tek sey iclerindeki firtinayi baskalarina belli etmemektir.

İnsanlar çoğu zaman çok acımasız olabiliyor. Özellikle akranlarına karşı. Hemde eğer 13-17 yaş aralığındaysanız. Eminim çoğunuz akran zorbaliğına uğradi veya uğrattı. İnsanlarda hep kendisinden güçsüz olanı ezme iç güdüsü vardır. Bu doğuştan gelen bir özellik. İç güdülerimizle yaşar, onlari kabul ederiz. Sadece bazıları bu iç güdüyü bastırmayı, dizginleyemi erken yaşta ögrenmiş oluyor. Bazıları ise asla öğrenemiyor. İnsan çıkarcı bir varlıktır. Ne kadar çoğumuz bunu kabul etmesede illaki birkez dahi olsa kendi yararımıza olan birşey için başkasını ezmiş ,kötülemiş , kandırmışızdır. Bizim gibiler her iki tarafta olmakdanda çekinsede içten içe zarar verme eğilimindedirler. Genelde zorbalığa uğramaz çünkü herkese karşı yarattiklari farkli kimliklerle insanları ve hatta kendilerini kandırmayı başarmış ve nötur olarak hayata devam edebilmeyi becermiş kişilerdir. Herkesle iyi anlaşsa dahi hepsinden bir çıkar gözetler ama bunu kabullenmek istemeyiz. Bu konuyu biraz daha açıkca anlatacak olursam söyle bir örnek verirdim ; Sevmediğin bir kişi hayal et. Yapdığı şeyleri onaylamadığın , düşüncelerine katilmadiğin bir kişi. Bu kişiyi ne kadar sevmesende o kişiye karşı iyi , anlayişli, yardim sever olursun. Çünkü birgün birşey olduğunda onun arkanda olmasına ihtiyacin vardir. Bir insan tek başına bir hiçtir. Yaşamına devam edebilmesi için bir topluma ihtiyaç duyar. Yoksa aksi taktirde yok olup gider.

Sevgi.. Göreceli bir kelime. Kişiden kişiye farklilik gosterir. Bazıları için hayatlarının vazgeçilemez bir parçasıyken bazıları için peri masalından farksızdır. Aşk bazıları için kış zamanı giydikleri fovori kazak gibiyken bazıları için karın sıcak çıkdığı anda erimesi, yok olması kadar basit birşey. Bazıları için unutulmaz, başlarına gelen en guzel şeydir. Bizler için bu durum daha karmaşıkdır. Normal insanlara kiyasla daha falza şüphelerimiz vardır. Ha yanlış anlamayın sakın. Karşı taraf için değil bu kendimize duyduğumuz bir şupheden farksiz. Birinin bizim gibi birisini sevebilme ihtimali bize çok saçma , gerçek dışı, bir peri masalından farksız geliyor. Bu yüzden sevmekten korkarız. Bağlanmaktan , birisi için önemli biri olmakdan korkarız. Sürekli aklımızdan geçen sorular kalbimizde birer boşluk , katlanılmaz bir aciya neden olur. Sadece o kisi dusunmek bile kusmak istememize sebebiyet verir. Ama tiksintiden dolayi değil. Bu sanki daha çok şey bir fovori yiyeceginizi gereginden fazla tükettiğinizde gelen kusma isteği gibi. Buna rağmen yediklerinizden asla pismanlık duymayiz. Sevmek bize acı versede hepimizin istediği birşey. Ve çogumuz icin korkutucu, utanç verici gelsede aslında hayatta en falza ihtiyaç duyduğumuz şeylerden birisi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.