Siyah ve Beyaz birbirinin zıttı olan iki renk. Ve en önemlisi de biri iyiyi biri kötüyü çağrıştırıyor olsa bile aslında ilk akla gelmesi gereken net olmalarıdır. Hayatın aksine. Hayat daha çok gridir. Binlerce tonu olup biraz siyah, biraz beyaz ekleyerek kendimizin belirleyebileceği bir tuval olarakta görebiliriz. Bu tuvalin arka planını ne kadar koyu bir gri yaparsan üzerinde oluşacak en küçük bir mutluluk rengi kendisini belli etmekte hiç zorlanmayacaktır. Bakın zıtlıklar yine başladı. Hani siyah kötüydü? Siyah karanlığı temsil ediyordu? Bak gördün mü? Siyahta mutluluğu bulmak daha kolay oldu. Tabi beyazı da kötülemiş olmayalım sonuçta o hep mutlu sadece daha çok mutlu olmak için daha büyük güzellikler gerekecek. Bir kitapta okumuştum “bitirilecek ne kadar çok acı var.” diyordu yazar. İşte tuvalin bizi en çok etkileyen kısmı da burası. Acıların bitirilecek mi? Biriktirilecek mi? olması. Belki bitirip kurtulduk demek rahatlatır insanı diye düşünürüz ancak acıları biriktirip onlarla yaşamak değil midir hayat? Sırtımızda taşıdığımız acıların, ödediğimiz bedellerin ve belki de hayattan beklentilerin hepsini biriktirelim. Bunlar tuvalimizi koyulaştıracak olanlar. Koyulaşsınki mutluluklarımız küçük şeylerle renklenebilsin. Bir çocuğun gülümsemesi, bir ağacın gölgesi, açan bir çiçek, belki düşen bir yaprak… Hayatımıza renk katabilsin. Hayallerimiz büyük, mutluluk sebeplerimiz küçük olsun. İşte ben buyum büyük hayallerin sahibi, küçük mutlulukların aşığı. Bir tuvale küçük fırçalar vurmayı seven. Bir çocuğa gülümseyip gününü güzelleştiren. Bazılarına göre Polyana, bazılarına göre depresif. Karanlıkta kalan yalnızlığımla, dünyamdaki kalabalığı yöneten, yaşanmışlıklarını ve yaşayabileceklerini tuvale aktarmaya çalışan belki basit, belki girift, herkese ve her şeye rağmen renkleri seven, karanlıkta kalanım. Ben zıtlıkların varlığında uçları sevenim.
Bölüm 1
Ben Kimim?
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.