İçeriğe geç

Ben ŞOK Sen A101

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Ben ŞOK Sen A101

Bölüm 1

🍁1. Bölüm🍁

"Beyza çabuk olsana geç kalacağız."

Ece'nin sözleri üzerine ofladım. Ve yataktan doğruldum.

"Daha 1 saat var Ece!"

Kapımın önünde durdu ve saçına geçireceği tel tokayı bana fırlattı.

"Erken gitsen bir şey kaybetmezsin. Hem şu üstüne baksana çok kirlisin."

İğrenerek söylediği sözlerin ciddi olmadığını biliyordum bu yüzden pek takmadım.

"Ben duşa gireceğim, hemde açım! Bana yemek yapsana."

Bunları söylerken yüzüme acınası bir bakış kondurdum. Gözlerini devirdi ve tahminen mutfağa gitti. Ece benim liseden beri arkadaşımdı. Şans dedikleri şeye inanmazdı ama liseden sonra aynı üniversiteyi kazanmamız bana göre büyük bir şanstı. Yetimdi Ece. Lise sondan sonra yetimhaneden ayrılması gerekiyordu. Bizde Ankara'daki hukuk üniversitesini kazandığımız için kendimize bir ev tutmaya karar verdik. Benim kardeşim gibiydi Ece. Ne zaman başım sıkışsa, ne zaman üzülsem onun yanına giderdim. Arada lisedeyken bizim eve de gelirdi böylelikle ailemle tanışmış oldu. Annem, babam, kız kardeşim ve ben Eceyi çok severdik. Bu nedenle babam Ece ile aynı evde kalmama izin vermişti. Bana göre annemin demesiyle hanım hanımcık, nazik ve yardım severdi. Benim aksime düşünerek adım atardı hep, ben kafama eseni yapmayı ve bir anlık sinirle her şeyi batırmakta ustaydım. Hep batırdığım işleri Ece düzeltirdi. Mutlu olması için çok küçük sebepler bile yeter ona. Ne zaman onu kırsam elime alırım lastik tokaları geçerim arakasına saçlarını örerim. Kısa sarı saçları var Ece'nin hele o saçları ben örersem keyfine diyecek bir şey olamaz. Şimdide beni sevgilisiyle tanıştırmaya götürüyor. Geç kalırız diye ödü kopuyor kızın. Nasıl geç kalalım? Bir türlü anlatamadım geç kalmayacağımızı. O kadar R1 almışım 2 dk bile sürmez gideceğimiz yere. Ha bu arada R1 demişken ben motor bağımlısıyım. Hani insanlar motorların tehlikeli olduğunu söylüyorlar ya sakın onlara inanmayın! Bizzat ben söylüyorum motor bir aşktır, hayattır motor. 'Motor alacak parayı nereden buldun?' veya 'Baba parası yemekte ustasın.' gibi diyen kişiler çok çıktı karşıma ama Ece şahidimdir hiçbir motoru babamın parasıyla almadım. Hep kendim çalışıp kazandım. Şimdide hem okuyorum hemde bir kitapçıda çalışıyorum. Aslında kuryelik yapmaya daha istekliydi motorumdan bir saniye bile ayrılmak istemiyordum ama Ece 'moto kuryelik sana yakışmaz koskoca SAVCI olacaksın sen!' dediğinden beri kitapçıda çalışıyorum. Benim 4 aşkım var. Bazılarınıza saçma gelecek ama söylüyorum.

1. Savcılık

2.Motorum

3.Kitaplar

4. Ailem

Bunlar benim ölesiye sevdiğim şeyler.

Tabii size bunları söylerken çoktan duştan çıktım ben. Ece bir anda odama girmesiyle elimden saç kurutma makinesini düşürdüm.

"Yemeğin hazır, hem ne kadar erken çıktın duştan. Üstünü de giydiğine göre saçlarını yapacağım."

Yanıma zıplaya zıplaya geldi ve elindeki saç kurutma makinesini yerine bırakıp tarakla saçımı taramaya başladı. Bende o saçımı daha kolay yapsın diye makyaj masasının sandalyesini dolap kapağındaki aynanın önüne koydum ve oturdum. Oldum olası makyaj masasında saçımın yapılmasından nefret ettim. Onun yerine aynalı dolap alıp aynasının önünde saçımı yapardım. Ece saçımı topladıktan sonra geri çekildi.

"Çok heyecanlıyım Beyza!!!"

Gülümsedim, ayağa kalktım, ona döndüm ve ellerimi omuzlarına koyarak

"Oy oy oy benim canım arkadaşım ilk sevgiliyle beni mi tanıştıracakmış. O kadar büyüdün mü çen."

Diyerek onunla dalga geçtim. Somurttu ve kollarımı üstünden çekerek geriye doğru birkaç adım attı. Kollarını da göğsünde bağladı ve sırıttı. Hayır kızım sırıtma lütfen. Sen sırıtınca benim durumum daha da kötüye gidiyor.

"Senden ne haber. Ayşe Sultan damat adayı elemelerini sonuçlandırdı mı?"

Bu sefer ben somurttu

"Kaç defa dedim ben sana EV-LEN-Mİ-CEM!"

"Benden sana bir kardeş tavsiyesi. Bence hayatının aşkını kısa sürede bul yoksa elalemin oğluyla evleneceksin."

Tek kaşımı kaldırdım

"Ne evlenirim kızım. Ben daha hayatının baharında 25 yaşında gencecik bir kızım."

"Annen seni evde kalmış kategorisinde görüyor ama. Yoksa niye koca adayı arasın."

Elimi uyarıcı tonda salladım

"Yavaş gel Ece yoksa o sevgilinle ölsem dahi tanışmam! "

Omuzlarımdan iterek sersemlememi sağladı ve oradan çıktı. Tahminen küsmüştü. Onun peşinden odadan çıktım. Hemen arkasında belirdim ve kollarımı beline doladım.

"Hemen alınma Ece. Haydi çıkalım."

Kollarımın arasından çıktı ve heyecanlı gözlerle bana bakmaya başladı.

"Gerçekten."

dediğim anda boynuna atladı.

"Sen dünyanın en iyi arkadaşısın!"

Onu kendimden uzaklaştırdım ve saate baktım.

"Kaçta buluşacaktık? "

"Akşam 9 da, noldu?"

" 9'a 10 dk var."

Hemen ince hırkasını alıp giymeye başladı. Üstünde siyah bir crop, altında siyah bir tayt vardı. Benim altımda se siyah bir eşofman, üstünde beyaz bir body vardı. Hemen bende hırkamı giydim ve motorun anahtarını kaptığım gibi evden çıktık. 3 bloktan oluşan bir sitede oturuyorduk. Otogara girince koşmamızı biraz olsun azalttık ve motorun yanına doğru yürümeye başladık.

"7 dk var."

Ece'nin sorusuna başımı sallayarak karşılık verdim.

"İlk gazlamayı senle yapacağım desene."

Omuz silkti. Bende o sırada motoru çalıştırmış Eceye kaskını atmıştım. Ece artçı koltuğuna yerleştiği nde bende yerime yerleştim ve otogardan çıktık.

"5 dk var."

Hızlandım ve son anda yanan kırmızı ışığı geride bıraktım. Ece ben hızlandıkça daha çık sarılıyordu.

3 dk kala buluşma yerindeydik. Motoru çektim ve üstünden indim. Kaskı çıkardığım gibi Eceye baktım, kız olduğu yerde duruyordu. Elimi kaskın camının önünde şıklattım.

"Beyza ben ölmedim dimi?"

Kahkaha attım.

"Niye fazla hızlı mı geldi. 150 de geldim kızım ya! "

Şakasına sitem etmiştim. Motordan indi, kaskı çıkardı ve benim arkama doğru koşmaya başladı. Arkamı döndüğümde Ece tahminen 1.90 boylarında, yapılı, kaslı, kumral birine sarılıyordu. Ama çocuğu boğacak derecede sarılıyordu.

Sonunda çocuğun boynundan indi ve elinden tutarak zıplaya zıplaya benim yanıma doğru sürükledi. Gülümsedim ve Elimi sıkması için çocuğa uzattım.

"Ben Beyza."

Çocuk da gülümsedi.

"Bende Mert. "

Eceye baktım kız yerinde duramıyordu. Bu kadar sevineceğini tahmin etmemiştim. Ece yanımızda olan üstü kapalı çardağa doğru sürükledi Mert'i. Bende peşlerinden gitmeyi unutmamıştım. Hepimiz çardağa yerleşince konuşmayı başlattım.

"Nerede tanıştınız?"

Ece atladı.

"Sana dediğim bir kafe var ya. Orada test çözüyordum sonra benim karşıma oturdu. İlk başta sorgulasamda kafede hiç boş masa olmadığı için benim masama oturduğunu anladım. Sonra konuşmaya falan başladık, Sonrada birbirimize numaralarımızı verdik."

Böyle çeşitli şeyler söyledi ama hepsini aklımda tutacak değildim. İkinci soruya geçtim.

"Kaç yaşındasın? "

Bu seven Mert konuştu.

"27"

Kafamı tamam anlamında salladım.

"Nerelisin? "

Bu soruma gülmüştü.

"Nereli olduğunu ne yapacaksın?"

Ece atladı

"Beyza için nereli olduğun çok önemlidir. "

Mert kafasını Ece'den çekip bana baktığında

"İstanbul"

Göz devirdim.

"Ece bula bula istanbullu mu buldun Allah aşkına."

Ayağıma sertçe bastı. Mert afallamış görünüyordu.

"İstanbullu olmam ne alaka?"

"Benim için çok alaka."

Ece bana öldürücü bakışlar atıyordu.

"Sen nerelisin Beyza hanım?"

Ellerini masanın üstünde birleştirdi ve çok ciddi bir pozisyon aldı.

"Bartın"

Bu sefer o güldü.

"Şimdi düşün bakalım ben Eceye ,bula bula Bartınlı mı buldun, deseydim hoş olurmuydu? "

"İstanbul'u sevmem"

"İstanbul'u sevmen istanbul'luyu sevmeyeceğim anlamına gelmiyor. Hem sena kanım ısındı başka konulardan konuşmaya ne dersin?"

Arkadaşça sorduğu soruya kafamı sallayarak cevap verdim. Ece Mert'e sokulmuştu.

"Sen kaç yaşındasın Beyza? "

"25"

"Peki Eceyle ne zamandan beri arkadaşsınız?"

Düşünüyormuş gibi yaptım ve cevap verdim

"Lise 1 den beri"

Sorular böyle böyle devam etti. Konuşma ilerledikçe sarmaya başlamıştı. Meğersem mert kuryelik yapıyormuş bir yandan da mimarlık okuyormuş. İyi biri olduğuna beni sonunda inandırmıştı. Saat gece yarısına yaklaştığı için müsade isteyip kalktık. Motora binerken Ece

"Fazla hızlı gitmezsin dimi? "

"Hayır"

Kaskı taktım ve motora bindim.

"Sana bir şey diyeceğim ama bana kızmayacaksın?"

Yola çıkmıştık ama önceki sürülen olsa gerek bana sıkı sıkı sarılıyordu.

"Söyle kızmıyacağım."

Yorulmuştum ve yarın okul vardı.

"Ben A101 den oje alacaktım, yarın okula giderken sürecektim. Ama sana söylemeyi unuttum acaba..."

"Bu şimdi mi söylenir Ece! "

diye sitem ettim.

"Ama... Bulamaz mıyız açık bir A101 hem ojeler indirime girmiş."

Kırmızı ışıkta durmuştuk. Elimi kaskın camına vurdum.

"Bu saatte açık bir A101 bul bulabilirsen!"

"Lütfen"

'n' harfini uzatarak söylemişti.

"Tamam ama bir daha da böyle bir şey istemiyorum."

Bana sarıldı ve

"Canım arkadaşım! "

Dedi. Yolumuzu en yakın A101 e çevirdim. A101 şansımıza kapanmamıştı. Motoru marketin önüne çektim ve Ece'nin inmesi için bekledim. Ama kız inmiyorsun sadece bana sarılmasını çekmişti.

"Ne bekliyorsun Ece? "

"Sen gitsen.. Iı ben gitmiyim. Sen bana bordo renkli bir oje al yeter."

İneceği benzemiyordu bende eve daha fazla geçinmek istemediğim için motordan indim ve A101 ın içine girdim. Ojeler A101 ın kasa tarafındaydı. Öğelerin yanına geldiğimde 3 çeşit bordo olduğunu gördüm. Kaskı çıkarma ihtiyacı duymamıştım hemen motorun yanına gideceğim için. En kötü bordoyu aldım ve sıraya girdim. Önünde şansıma 2 kişi vardı ve hemen sıra bana gelebilmişti. Patayı ödeyip çıktım, ojeyi Eceye verdiğimde

"Ama ya.. Ben bunu istemiyorum. Başka bir renk yok muydu?"

Tekrar içeri girim ve en açık olan bordoyu aldım. Önümde 3 kişi vardı. Bu sefer sıra daha uzun sürmüştü ve benim sirimi çıkarıcak derecede uzundu. Ama ben sırada beklerken benim motorunun yanına bir motor daha çekildi ve A101 in içine girdi. Sıra sonunda bana gelmişti. Parayı tekrardan ödedim ve çıktım motorun yanına geldiğimde Ece

"Ama buda çok açık.. "

Dedi. Kendini acındırmak istiyordu ama beni bu sıra hemde saatin geç olması yeterince sinirlendirmişti.

"Hangi renk istiyorsan git al, beni niye işin içine sokuyorsun! "

Son kez A101 ın içine girdim. Orta bordo olan ojeyi alıp sıraya geçtim. Önümde benim motorumun yanına motorunu çekmiş olan çocuk duruyordu. Onunda kafasında kask vardı. Şansıma sadece o önümdeydi. Ama bir türlü kasiyerle kavgaları son bulmamıştı. Artık dayanamadım ve araya girdim.

"Bakın arkadaşım dışarıda. Buraya sırf bir oje için 3. defa girdim ve artık eve gitmem lazım. Lütfen artık şu kavganıza bir son verin."

Kafasında kask olan çocuk bana baktı. Oda Mert e benziyordu. 1.90 boylarında, yapılı ve kaslıydı. Aslında benim fiziğim de hiç fena değildi, ama Ece ve sınıf arkadaşlarım mükemmel bir fiziğe sahip olduğunu söylerlerdi hep.

"Kasiyere söylede sorduğum soruya cevap versin! "

Sesi tok ve gürdü. Kafamı kasiyere adama yönelttim.

"Gitsin gösterdiğim yere baksın bir ben kaldım zaten!"

Bu şekilde tartışma son bulmayacaktı.

"Sen nereyi soruyorsun?"

Kasklı çocuk konuştu.

"Saç bakım ürünlerinin yerini sordum ama bir türlü cevap alamadım."

Kavgalarının ve tartışmalarının tek nedeni bu muydu!

"Çikolataların olduğu yerin solunda kalıyor ve müsadenizle."

dedim ve ojenin parasını ödeyip çıktım. Bu sefer Ece bir şey dememişti ve eve sesiz bir şekilde gelmiştik. Saati 00 eriştik eve geldiğim anda saçımı açtım pijamalarımı giydim ve yatağa uzandım. Benim için yorucu bir gece olmuştu. Kendimi uykuya bırakmadan önce düşündüğümse yarın nasıl kalkacağımdı.

Evet çizgi studio da ilk yazım.

Daha önceden bir yazma deneyimim yok bu yüzden hata çokluğu olabilir.

Olabildiğincehızlı bölüm atmaya çalışacağım.

Tahminen gece 1 gibi bölüm atarım.

Hepinize iyi geceler...

(Beyzanın pijaması)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.