İçeriğe geç

BEN SANA YABANCIYIM

Bölüm 1 · 9 dk okuma

BEN SANA YABANCIYIM

Bölüm 1

TANITIM

BEN SANA YABANCIYIM

Dedeftif, önemli sorumlukuklar gerektiren ve herşeyin üstesinden gelmeyi başarmak demektir. Zorunluluk olur yaralanırsın, zorluk çekersin, başarısız da olabilirsin ama asla pes etmemelisin.

Pes etmek, yoktur eninde sonunda başaracaksın.

Luisa Amor Amerika'nın ünlü dedektiflerinden biri olan Luisa Amor yirmi altı yaşında genç bir dedektiftir.

Aslen Türk'tür ama Amerika'da büyümüştür, orada yaşamış bu yaşına kadar gelmişti. En büyük hayali dedektif olmaktı bunu başarmıştı.

Üç yıl içerisinde magazinler ve gazeteciler sayesinde ünlenmiş populerlik kazanmıştı. Bir sürü ödül almış ödül törenlerine katışmıştı. Yine bir ödül törenindeydi.

Ona göre sıkıcı olan ödül töreninde bir sürü kişi vardı, heyecan merak herşey üst üsteydi. Üzerine giydiği siyah dizlerinde biten askılıklı saten elbisesi onu çok güzel gösteriyordu.

Makyajı fazla ağır değildi, yemyeşil gözlerine yakışan yeşil makyajı onu olağanüstü gösteriyordu. Kumral dalgalı saçlarını topuz yapmıştı.

Bir hafta önce yakaladığı katil için ödül almaya gelmişti, gelmek istemedi ama bu magazin tarafından hoş karşılanmayacağı için gelmek zorundaydı.

İçinin daraldığını hissederek kırmızı şarabından bir yudum içti. Yanında pek sevmediği ama erkek arkadaşı olan Michael vardı.

Sevgili değillerdi ancak Michael'ın Luisa'dan hoşlandığı belliydi.

Luisa ise aşk ve sevgili sevmezdi, hep işinin başında olur kimseye güvenmezdi. Bir kere yaptığı hata yüzünden işinden olabilirdi.

Aşk ona göre değildi, hep sinirliydi. Sıkıcı hayatı hep sorgular işini severdi ancak işine karışan insanları sevmezdi.

Şarabından bir yudum daha alırken Michael'ın onu izlediğini gördü, "Birşey mi soracaksın?" diye sordu merakla. Michael gülümseyerek kafasını iki yana salladı.

Luisa buna önem vermeden gözlerini sahneye çevirdi, ödülünü alacak dördüncü kişiden sonra kendisiydi.

Herkes gülüyor eğleniyordu, ama aynı şey Luisa için geçerli değildi. Beşinci ödülünü alırken ilkteki kadar hevesli değildi, ama yinede gülümsemek zorundaydı.

O sırada kendisine doğru gelen yaklaşık otuzlu yaşında esmer bir kadın gördü, üzerinde ki kırmıza bordo elbise onu oldukca genç gösteriyordu. Dik yürüyor ve gülümsüyordu.

"Luisa'cığım nasılsın?" diyerek gelip Luisa'ya sarıldı, Luisa kadının adını bile bilmiyorken nasıl seslenmesi gerektiğini bilemiyordu.

Yardımına Michael yetişti, "Sofia ismi" dedi sadece Luisa'nın duyacağı şekilde. Luisa teşekkür eder gibi gözlerini kırpıştırdı.

"İyiyim teşekkür ederim siz nasılsınız Sofia Hanım?" kadın gülümseyerek ondan ayrıldı "Beyle geldik Luisa'cığım seni tebrik etmeye" Luisa bir kez daha teşekkür ettiğinde kadının kocası gelmişti.

Michael ona yardım ederken bu ânın bitmesini istiyordu.

Sofia'nın kocasıyla da görüştükten sonra ayak üstü Sofia ile biraz sohbet etti. Normalde olsa kaçmak için Michael'dan yardım isterdi ancak kadının konuşma tarzını sevmişti.

"Burada sıkılıyor gibisin" Luisa anlamıştı kadının onu tanıdığını, utangaç şekilde kafasını aşağı yukarı salladı.

"Evet Sofia Hanım, aldığım beşinci ödül ama yinede çabuk bitsin isterdim." daha tören başlamadan sıkılıyordu.

Sofia'yı biri çağırınca tekrar Luisa'nı tebrik edip gitti, Luisa ise masaya geri döndüğünde Michael'ın güldüğünü gördü.

"Bir sorun mu var?" onunla da, herkesle olduğu gibi mesafeliydi. Michael bu mesafeyi aşmak istesede Luisa buna fırsat vermiyordu.

"Kadını tanımaman beni güldürdü" Luisa ona anlamaz bakışlar atmaya devam etti. "Tanımam mı gerekiyordu?"

"Evet" eline şarabı aldı, "Kadın ödül alacak dördüncü kişi, önemli bir gazetici"

Ödül töreninde herkes vardı. Ressamlar, polisler, gazeticiler, haberciler, modeller, müzisyenler ve dedektifler.

"Mesleği beni ilgilendirmez, ismini bilmem yeterliydi" şarabından bir yudum aldı, "Ayrıca ödül töreni bitince merkeze dönmem gerekiyor. Bu yüzden bitmesi lazım"

Sahneye bir adam çıktı yüzündeki yalancı gülümsemeyle eline mikrafonu alıp konuşmaya başladı.

"Ödül törenimize katıldığınız için teşekkür ederiz, bu gün ödül alacak beş kişiyi sahneye çağıracağım" kopan alkış tufanı Luisa'nın sinirini bozuyordu.

Adamı dinlemek bile istemiyordu, sadece gitmek istiyordu.

"İlk ödülü alan kişi, Amaya Wilson" tekrar alkış tufanı koptu. Herkes alkışlarken Luisa öylece bakıyordu.

"Dikkat çekmek istemezsin" Michael onu uyardığında mecburen alkışlıyormuş gibi ellerini birbirine çarptı.

Sahneye yirmilerin sonlarında esmer bir kız çıktı, yüzünde ki gerçek gülümsemeyle herkese baktı. Adam ödülünü ona takdim ederken hâlâ gülümsüyordu.

"Buyurun" diyerek adam mikrafonun önünden çekildi, kız gazeteciydi ve buna özel kendi sözleriyle konuştu.

Herkese teşekkür ettiğini söyledi.

Sonrasında Olivia Brown ve Emily Samith ödülü alan kişiler oldular, Olivia ve Amaya gazeteciydi fakat Emily ana haberciydi.

En sonda adam mikrafona yaklaştı, "Evet bu gecenin özel dedektifi, katili bulmak için görevlendirilen ve yirmi dört saat içinde polislerin bile bulamadığı katili bulan dedektifi ödülün sahibini açıklıyorum"

Michael Luisa'ya yaklaşarak hafif koluna dokundu. "Hazır mısın?" Luisa ona bakmak yerine sahneye bakıyordu.

Kafasını aşağı yukarı sallayarak "Hazırım" dedi.

"Luisa Amor!" tekrar alkış tufanı kopmuştu ve bazı kişilerin bakışları Luisa'ya dönmüştü.

Derin nefes alarak sâkinleşmeye çalıştı ardından adımlarını atarak sahneye doğru yürümeye başladı.

Onu gören konuklar tekrar alkışladılar kimiler soy ismini kimileri sadece ismini söylüyordu. Hiçkimseye bakmıyordu, sosyate insanların onun dedikodusunu yaptığını duyabiliyordu ancak umursamıyordu.

Nefesini vererek sahne'nin üç basamağını çıktı, sahneydeydi..

Adama doğru yaklaştığında gülümsedi, adam ödülünü taktim ederek tebrik etti. Mecburen mikrafona yaklaştı.

"Herkese teşekkür ederim, bu ödülü almam da bana destek olan Michael'a da teşekkür ederim" herkesin bakışları Michael'a döndüğünde gülümsedi.

Birkaç cümle kurduktan sonra teşekkür etti tekrar ve alkışlandı, bu ödül onun için hiçbirşey ifade etmiyordu.

Masaya geri döndüğünde rahat nefes aldı, birazdan ödül töreni bitecek evine dönecekti.

* * *

Evine dönmüştü, ödül töreninin çıkışında magazin onu rahat bırakmasada Michael yardım etmişti.

Özel arabayla evine dönmüştü üzerini çıkarmış yatağına oturmuştu. Her gece olduğu gibi ayağa kalktı, insanlar sabah kahve içerken o kitab okurken gece içmeyi severdi.

Kendisine kahve dökdükten sonra koltuğa oturup eline bir kitab aldı, genellikle polisiye roman ya da dedektif roman okurdu.

Gerilim ve korku okumayıda bir o kadar severdi.

Annesini çocukken kaybetmiş babası ise onu terketmişti, çünkü kızının üzerinden tonlarca para kazanmış gitmişti.

Luisa hiç üzgün değildi, hatta ona teşekkür bile etmişti. Bu günlere gelmesi onun terk edip gitmesine sebep olmuştu ve Luisa hayatından memnundu.

Babası ona ulaşmaya çalışmıştı yaklaşık üç yıl önce, evet parası bitmişti. Kızını özlediğini farkedince evine gelmişti.

Luisa kabul etmedi, artık baba sevgisine ihtiyacı yoktu. Bir işi vardı ve yalancıların özellikle para gözlülerin onun hayatında yeri yoktu.

Babasının tükenmiş hâlini görmek onu gülümsetmişti, herşeye rağmen babasına para vermişti. Çünkü o pislik adamın kendisini rezil edeceğini biliyordu.

İşinden olmamak için babasına para verip göndermişti ikinci kez geldiğinde bu sefer kızına ulaşamamıştı. Çünkü Luisa buna izin vermedi Michael'a tembihledi ve onun sayesinde bir daha babasını görmedi.

Kitabı okurken bir anda telefonu çaldı, telefonunu aldığında merkezden gelen arama olduğunu görünce hemen eçtı.

"Buyurun efendim" dedi, normalde merkezden sadece acil aramalar gelirdi.

"Merhaba Luisa ilk önce tebrikler"

"Teşekkür ederim efendim, acil bir durum mu vardı?" tedirgin olmuştu, her aramada aynı şeyi hissederdi.

"Yarın erkenden gelmeni istiyorum seninle konuşmam gereken acil bir konu var" aklına herşey geldi, biri ölmüş olabilirdi.

"Şuan gelmem gerekiyorsa gelirim efendim"

"Hayır hayır, düşündüğün gibi birşey değil" duyduğu şeyle rahat nefes almıştı, "Bu gün dinlen yarın gelirsin"

"Peki efendim yarın erkenden geleceğim, iyi geceler."

"İyi geceler Luisa" telefonu kapattığında birkaç dakika ekrana öylesine baktı.

Ne olmuş olabilirdi? Düşündüğü gibi değilse âcil olan neydi?

Bunu sadece yarın öğrene bilirdi.

Kitabını kitaplığa koyarak ayağa kalktı, yatağına doğru yürüyüp yorganın altına girdi. Yarın yorucu bir gün olabilirdi bu yüzden uyuyup dinlenmeliydi.

Yatağının ucundaki lambayı kapattı ve gözlerini kapatarak uyumaya çalıştı.

Herşey güzel olacaktı.

* * *

Sabah erken saatlerde hazırlanmış evden çıkmıştı, yine özel arabayla merkeze doğru gidiyordu.

Bir polis merkezinde çalışıyordu ve bu Amerika'da ünlü bir şirketti. Komiserinin ona ne söyleyeceğini merak ediyordu.

Yeni bir iş olabilirdi.

Araba polis merkezinin önünde durduğunda indi, çantasını eline alarak polis merkezinden içeriye girdi. Bazı tanıdık kişilere günaydın dedikten sonra ona doğru gelen Lucas'ı gördü.

"Günaydın Luisa nasılsın?" Lucas polis arkadaşıydı. Dört yıldır burada çalışıyordu ve Lucas ona hep yardım etmişti. Kendisinden iki yaş büyüktü.

"Günaydın Lucas iyiyim teşekkür ederim, komiserim çağırmış ne diyeceğini biliyor musun?" diye sorduğunda Lucas duraksamıştı.

"Hayır bilmiyorum ama önemli birşey olsaydı bizi de söylerdi, herhalde sana özel birşey. Odasında seni bekliyor"

Luisa teşekkür edip zaman kaybetmeden baş komiserin odasına yöneldi. Kapıyı tıklatıp gir komutunu alınca yavaşca kapıyı açtı ve içeri girdi.

"Günaydın efendim" komiser Robert ayağa kalktı, "Sanada günaydın Luisa Amor"

Luisa masanın önünde ki koltuklardan birine otururken tedirgin hissediyordu. "Efendim önemli birşey olmadı değil mi?" komiser Robert kendine hass gülümsemeyle yerine oturdu.

Çekmeceden bir dosya çıkardı ve Luisa'ya baktı.

"Yeni bir iş teklifin var"

Luisa şaşkınlıkla baktı, şuana kadar komiserinin söylediklerini yapardı. Genellikle teklif almazdı ama şuan bu onu şaşırtmıştı.

"Ne teklifi efendim?" diye sordu merakla.

"Teklif Türkiye'den" Luisa'nın gözleri şaşkınlıkla açıldı. Türkiye mi?

"En son dört yıl önce gitmiştim," diye mırıldandı, dört yıl önce bir aylığına Türkiye'de kalmıştı. Türkce biliyordu orada Eylül isminde bir arkadaşı bile vardı.

"Evet bir mafya örgütünü çökertmek için senden yardım istediler. Kabul ediyor musun?" Luisa kısa süreliğine düşündü.

Arkadaşı Eylül vardı, ve Türkiye.

Yeşil gözlerini etrafta gezdirdi kabul etmeli miydi?

Türkiye'ye gidecek ve bir işe başlayacaktı, önemli bir işti yıllar bile sürebilirdi çünkü bir mafya örgütünü çökertmek sandığı kadar kolay değildi.

Bu bir katili bulmaya benzemezdi, içlerine sızıp bilgiler toplamak deliller bulmaktı. Resmen ajanlık teklif etmişlerdi.

"Merak etme, orada sana gereken bilgileri vereceklerdir ve ayrıca korumaların bile olacaktır. Sana birşey olmasına izin vermezler" Luisa kabul etmek zorundaydı eğer komiseri buna uygun görüyorsa böyle olmalıydı.

"Peki efendim, siz nasıl uygun görürseniz"

Komiser Robert gülümsedi, "Kabul edeceğini bilmiyordum, akşam sekizde uçağın var. Şimdiden hazırlanmaya başlamalısın"

"Tamam efendim" diyerek ayağa kalktı.

Odadan çıkarken hâlâ düşünceliydi, bunu başarabilecek miydi? Ya bir hata yaparsa? Kendisine olan güveni hiç yoktu.

"Luisa!" Lucas'ın sesini duyunca düşüncelerinden çıktı. Arkasını döndüğünde onu gördü.

"Komiser sana ne söyledi? Yeni görev mi var?" Luisa kafasını aşağı yukarı salladı.

"Var ama bana var" Lucas ne demek istediğini anlamamıştı. "Daha açık konuşur musun?"

"Yani Türkiye'ye gidiyorum" Lucas'ın gözleri şaşkınlıkla açıldı. "Ciddi misin? Neden gidiyorsun?"

"Bir mafya örgütünü çökertmek için benden yardım istiyorlar, komiserim bunu uygun gördüyse işi kabul etmeliydim"

Lucas gülümsedi "Sen bunu başarabilirsin sana inanıyorum, komiserim neyi uygun görüyorsa o iyidir." nefesini aldı "Bende Türkiye'ye gitmek isterdim en son beş altı yıl önce gittim sanırım. Doğru düzgün gezemedim bile, neyse seni tutmayayım hazırlanmaya bak ama benimle iletişimi kesme"

Luisa güldü, "Olur mu hiç?" Lucas'tan abi sıcaklığını alıyordu, abisi gibi görüyordu. Bir adım ileri atıp sarıldı, Lucas gülümseyerek saçlarını karıştırdı.

"Her gün sana mesaj atarım,"

"Bak bu çok iyi olur birde Türk kızıyla aramı yaparsın ha?" bu sefer sesli gülmüştü. "Neden olmasın?"

* * *

Eve geri döndüğünde valiz hazırladı, ne zaman geri döneceğini bilmiyordu.

O sırada telefonu çalınca komidinin üzerinden aldığında Türkiye'den arkadaşı Eylül'ün aradığını gördü. Telefonu açarak hoperlöre aldı.

"Luisa nasılsın?" arkadaşının sesini duymak ona iyi hissettirdi. "İyiyim, sana güzel haberim var."

"Harbi mi? Nedir?" Eylül onunla ingilizce konuşuyordu.

"Türkiye'ye geliyorum"

"Luisa sen ciddi misin? Çok mutlu oldum ya" Luisa arkadaşının heyecanlı sesini kıkırdadı.

Kısaca ona olayı anlattı, neden geleceğini herşeyi anlattı. Eylül bazı herlerde şaşırsada sevinçliydi çünkü arkadaşı dört yıl sonra geliyordu.

Eylül'le konuşmayı bitirdikten sonra Michael'a haber vermesi gerekti. Onu aramak yerine herşeyi anlatan kısa bir mesaj yazdı.

Mesaja akşam bakacaktır çünkü telefonunu pek kullanmazdı, o mesaja baktığında Luisa uçakta olmuş olacaktı.

Bavuluna gerekli tüm eşyalarını yerleştirdi, küçük çantasına telefonunu koydu.

Akşam üzere dörtte çıkacaktı.

* * *

Herşey aniden gerçekleşmişti, ilk önce havalimanına gelmişti. Onun için komiseri bilet almıştı, şimdiyse uçaktaydı.

Onun için nasıl olacaktı bilmiyordu Türkiye de zorluk çekeceğini biliyordu özellikle Türkce konuşmakta. Aksanı vardı hemde baya ama Eylül ona öğretirdi.

İşi zorluk olacaktı ama komiseri söylemişti yardım edeceklerini. Yinede tedirgindi, rahatlamak için muzik dinlemeye karar verdi.

"Geliyorum Türkiye, umarım başarırım" bunu Türkce söylemişti, bundan sonra Türkce konuşmaya başlayacaktı onun için zor olacağını bilsede.

Luisa Amor bunu da başaracaktı.

Evettttt heyecanlıyım bu okuduğunuz tanıtım ilk bölümü yakın zamanda gelecektir umarım okurken sıkılmamışsınızdır.

Ben yazarken heyecanlıydım, umarım sevmişsinizdir teşekkürler! ❤️❤️❤️❤️

Bölüm sonu

1 yorum

  • Heyecanlı bir bölüm oldu. Geniş ve geçmiş zamana dikkat etmen dileğiyle

    1Yanıt