İyi günler sadece iyidir"
Okulun bitmesine 4 ders kalmıştı.Hiçbir dersime odaklanamamıştım.
"Meriç seni biriyle tanıştırmak istiyorum"dedi Güz
"Tamam geliyorum" diye mırıldandım.Güz bana gülümseyip sınıf kapısına doğru ilerledi.Bende onun peşinden ilerledim.Koridorları geçip,
Merdivenleri indik.
"Nereye gidiyoruz" diye sordum
"Kantine" diye sorumu yanıtladı.
Ben ona sorduğumda kantinin önündeydik içeriye doğru ilerledik. Güz'ün gözlerini birini arıyordu sanırım beni tanıştırmak istediği kişiyi,en sonunda aradığı kişiyi bulduğunda benim elimi tutarak peşinden sürüklemeye başladı.
Kantinde ki masalardan birine oturan kestane saçlı bir çocuğun yanı başında durduk.
"Hoşgeldin Güz ve sende hoşgeldin yeni kız oturmak ister misiniz?" diye sakince sordu.
"Hoşbulduk tabiki de isteriz demi" dedi bana dönerek Güz
İkisinin gözleri bana dönünce "tabiki isteriz" diye cevap verdim etraftaki masalarda duran iki boş sandalyeyi çekip oturduk.onlar konuşurken telefonumu elime alıp Whatsapp'a girdim.Annemden sesli mesaj vardı.telefonumun sesini açıp ses kaydının başlatma tuşuna tıkladım ve telefonumu kulağıma götürdüm.
"Okulun nasıl geçiyor Meriç? "Annemin bunu sorması çok normaldi sanırım bana göre annemi çok bekletmeden yazma bölümüne girip" çok güzel geçiyor şimdiden arkadaşlarım oldu "diye cevap yazdım şimdi bu size çocukça gelebilir ama annemle aramızda öyle bir bağ vardı ki bana 'büyüsen bile bana çocuk gibi cevap ver' demişti.
Ben telefona baktığım sırada kafamı kaldırıp Güz ve diğer çocuğun bakışlarının beni izlediğini gördüm.
"Ne oldu?" diye mırıldandım.
"Ne mi oldu ben seni tanışman için birine getiriyorum ama sen telefona bakıyorsun!" diye Güz beni azarladığı sırada telefonumu cebe atıp onlara katıldım.
"Tamam hata bende üzgünüm" dedim
Kestane saçlı çocuk tebessüm ederek "merhaba ben Ege"dedi
" merhaba bende Meriç"diye mırıldandım.
"Güzel isim" dedi "memnun oldum."
"Bende memnun oldum."dedim
İçimden bir his iyi anlaşacağımızı söylüyordu. mutluydum okulum güzel geçiyordu.Kötü değil.
Acaba mutluluğum ne zaman bozulacaktı veya bozulacak miydi? Korkum yoktu dert etmiyordum.Alışkındım icimden diyordum." bir gün gelicek bu okuldaki olan içimdeki ışığı karanlığa bulayacak kişi kim olucaktı? Çünkü biliyordum diğer okuldaki gibi içimdeki ışık karanlığın içinde ışık vermezdi.
Masada oturmuş hem onları dinliyor arada sohbetlerine katılarak düşüncelerimle konuşuyordum.En sonunda kaçıncı teneffüs olduğunu bilmiyorum ama ders zili çalmıştı.
Kantinin kapısından çıkıp sınıfa doğru ilerledik Efe'nin sınıfı merdivenlerin karşısında olduğu için onu bırakıp sınıfımıza çıktık.
Neredeyse ders başlamıştı.Hoca kapıda bizi görünce yüzden kızgın bir ifade yerlestirdi.
"Bugünlük affediyorum bidaha olmasın geçebilirsiniz" dedi
Özür dileyip yerlerimize geçtik.ders matematikdi, ögretmenin adı Songül Karlı'idi.
Hocayı sevmiştim sanırım bugün dinlediğim ve en sevdiğim öğretmen buydu.Defterime notlar alırken bir kaç kızın bana baktığını sezdim kafamı defterinden kaldırıp bana bakanları bulma isteğiyle gözlerimi sınıfta dolaştırdım.
En sonunda en önde oturan iki kızı gördüm bana bakıp not almaya devam ediyorlardı
Defterimin arka sayfalarından bir kağıt kopardım."önde oturan şu iki kız kim"diye yazdım. Sonra buruşturup Güz'ün sırasına attım.Bir kaç dakika not almaya devam ettiğimde Güzel kağıdı bana doğru yavaşta fırlattı.Kağıdı açıp okumaya başladım."onlar hayatta göreceğin en kötü insanlar Meriç " yazıyordu.İşte başlıyorduk kötü günlerim başlıyordu karanlık dağılmaya başlıyordu...