İçeriğe geç

Ben olmedim

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Ben olmedim

Bölüm 1

Ben olmedim

Gecenin karanlığı, kasabanın üzerine çökmüş, soğuk rüzgarın uğultusu ağaçları döverken, eski bir mezarlıkta yalnız bir çığlık yankılandı. "Ben ölemedim!" diye haykırdı genç bir kız, adeta karanlığın derinliklerinden fışkırarak. O, Elif'ti; daha on altı yaşında, hayat dolu bir ruh. Ama şimdi, bir bedenin içinde hapsolmuş, ruhu huzur bulamayan bir hayalet gibi, hayatta kalmanın anlamını sorguluyordu. Elif, gözlerini açtığında, tanıdık ama bir o kadar da yabancı olan mezar taşlarını gördü. "Neden buradayım?" diye düşündü, kalbi hala atarken. Etrafında, çürümüş yaprakların hışırtısı ve ay ışığının solgun parıltısı vardı. Bir an için, hayatın ona bir şans daha verdiğini düşündü. Ama bu, kabullenemediği bir gerçeğin üzerine örtülen bir örtüydü. Kardeşi Ali, Elif'in kaybolduğu günden beri kendini kaybetmişti. Gözleri, bir yıpranmış fotoğraf kadar solgun ve üzgün görünüyordu. O, Elif'i bulmak için her yolu denemişti, ama ondan geriye kalan tek şey, anılar ve hayalet gibi bir varlıkydı. Ali, ablasının sıcak gülüşünü hatırlarken, Elif’in mezarının başında oturup ona seslenip duruyordu: "Lütfen geri dön, seni özlüyorum!" Bir gece, mezarlığın karanlık köşelerinden birinde, Elif'in ruhu, Ali’nin sesini duydu. "Ben buradayım, ama bunu kabullenemem," diye fısıldadı. Kendi varlığını kanıtlamak için bir plan yapmaya karar verdi. Ali’nin yaşadığı derin acıyı dindirmek, onu kendine çekmek için bir yol bulmalıydı. Ama bu, ruhunun parçalara ayrılmasına neden olacak bir tehlikeydi. Ali, bir gece mezarlığa gittiğinde, Elif’in ruhunu görmek için bir mum yaktı. "Beni duyabiliyor musun, abla?" diye sordu. O an, Elif’in ruhu, karanlığın içinden yavaşça belirdi. Ama Ali’yi görmek, onun acısını daha da derinleştiriyordu. "Beni bırak!" diye haykırdı Elif. "Ölmeyi istemiyorum, ama hayatın da yükünü taşımak istemiyorum!" Elif, bir yandan Ali’nin gözlerindeki umudu görürken, diğer yandan kendi varlığının ne kadar acı verici olduğunu anladı. Kendi hayaletli hâli, Ali’nin hayatını karartıyordu. "Beni unut!" dedi, sesi yankılanırken. Ama Ali, Elif’in ruhunu bırakmak istemiyordu; bir türlü, ablasının ölümünü kabullenemiyordu. Sonunda, Elif, ruhunu Ali’ye bağlayan zinciri kırmak zorundaydı. Kendi varlığını kabullenmek, karanlıkla yüzleşmek ve geçmişe veda etmek zorundaydı. Ali’nin gözyaşları, Elif’in kalbinde bir yara açtı; ama bu, onun özgürleşmesini sağlayacak bir adım olacaktı. "Kendini bırak, beni bırak…" dedi Elif, son bir kez. Ve bir anda, ruhu karanlığa karıştı. Ali, mezarın başında çökmüş bir halde kalakaldı. "Seni asla unutmayacağım," dedi, gözyaşlarıyla, ama ablasının ruhunun huzur bulduğunu biliyordu. Elif, artık özgürdü. Kendi ölümünü kabullenmişti ve hayat, belki de yeniden başlamıştı. Ama Ali, onun anısıyla yaşayacak ve her gece, o karanlık mezarlıkta Elif’i düşleyecekti. Bir hayaletin hikayesi böylece sona ererken, karanlık bir sır, kasabanın derinliklerinde yankılanmaya devam etti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.