İçeriğe geç

BEN ÖLMEDEN ÖNCE

Bölüm 1 · 4 dk okuma

BEN ÖLMEDEN ÖNCE

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Kitap okumayı hep çok severdim her türlü kitabı okurdum ayırt etmezdim klasik, polisiye, wattpad Hep düşünürdüm kitaplarda , filmlerde ,dizilerde neden hep ezik karakterler olurdu pardon neden hep karakterlere ezerlerdi bunun için gözlüklü olması ya da kilolu olması yeterdi ama şimdi anlıyorum hem de çok iyi anlıyorum bir insanın ezik olması için , kandırılması için kilolu veya gözlüklü olması gerekmez bir insan safsa , güveniyorsa veya değer veriyorsa bu insan ezilir kandırılır ve bunları göstererek yapıyorsa işte o zaman bitmiştir. Birden gülmeye başladım neye güldüğümü bilmiyordum halime bak içeriye gidip bağırıp çağırmam gerekirken ben lavaboya kapanmış gülüyordum. Ben gülmeye devam ederken kapı açıldı ve ta ta ta tam Buse canım ablam “Isra canım neye gülüyorsun sen böyle”

2 SAAT ÖNCE:

İçeri girişte Sinan ellerimi bırakınca göz devirdim Çok aldırış etmedim zaten benim sevgilim olduğunu herkes biliyordu. Ama şu tiki kızların gözlerini kaşıkla oymak istemediğim anlamına gelmiyordu. Neyse ki prenses kimliğim istifimi bozmama müsaade etmedi. İçeri girişte gözlerin üzerimizde olduğunu hissettim Zarif siyah bir elbise giymiştim hafif bir makyaj ve dalgalı saçlarımla gerçekten fena görünmüyordum, Sinan bana nispeten lacivert takımıyla gelmeyi tercih etmişti. Her şey buketin isteyeceği türden dizayn edilmişti. Sinan ve ben harika bir doğum günü partisi düzenlemiştik, çoğunu Sinan üstlense de iyi iş çıkarmıştık, Samimi arkadaşlarımızın olduğu masaya geçip parti kraliçesini beklemeye koyulduk gerçekten her şey çok güzeldi neyse ki çok geçmeden belinde ve göğüs kısmında dekolteli kırmızı elbisesiyle içeri girdi bütün gözler üzerindeydi göz kamaştırıcıydı Gerçekten çok güzel bir ablam vardı, bir an çok şanslı olduğumu düşündüm. Masamıza doğru ilerledi ve gerçek bir hanımefendi gibi hepimizle selamlaştı. Sinan’ın telefonu çaldı önemli bir konuşma olduğunu söyleyip ayrıldı aramızdan Kokteyller masamızda harika bir görüntü oluşturuyordu Tam da bunları düşünürken dönüp bukete çok güzel olduğunu söylemek istedim kafamı çevirince gelen misafirlerle ilgilenmek için çoktan masamızdan ayrılmıştı Gerçekten çok zarif gözüküyordu .Her yer parfüm kokusuyla donanmış gibiydi sanırım biraz hava almalıyım Terasa doğru emin adımlarla yürüyordum kapı yarı açıktı Ve her yerde süs ağaçları tatlı küçük banklar ve çift kişilik bir salıncak vardı Biraz ilerleyip aşağıyı seyrettim vay canına çok yüksek şehir ayaklarımın altında gibi hissettim içimden çok güzel diye söylenip durdum Ayak sesleri duydum sessizce terasa doğru geldikleri barizdi.

Bizim ekipten biridir diye ağacın arkasına geçip saklanmayı yeğledim Gerçekten şu an bu mükemmel manzarayı boş boğazlık yaparak büyüsünü bozmak istemedim içeri kahkaha eşlikleriyle bir çift girdi sesleri yabancı gelmiyordu bir an sesler kesildi kahkahalar yerini kocaman bir sessizliğe gömmüştü kafamı çevirip bakmak istedim umarım ses çıkmaz kırmızı dekolteli bir elbise ve çıplak sırtına tutunmuş bir el sanırım buket olmalıydı iyide sevgilisi ya da konuştuğu biri yoktu ki kafamı biraz daha çıkartım kim olduğuna iyice bakmaya çalıştım hiç yabancı gelmiyordu bana sanırım Caner olmalıydı Sinan’ın en yakın arkadaşı çünkü kolunda Sina’nın saati vardı geçen hafta ödünç almıştı daha fazla aldırış etmeden çıkmak istedim onlar beni görmese dahi kendime yakıştıramıyordum yavaş adımlarla terastan çıktım merdivenleri birer birer indim sonra bir ses kulaklarımda çınladı ‘’Sinan! ‘’ ses terastan geliyordu sonra bir ses daha ‘’ inelim artık aramaya koyulacaklar ‘’içimdeki kaynar sular bir an başımdan aşağı dökülmeye başladı ruhumda zelzeleler olduğunu hissettim dizlerimi hissedemedim ve iki dizimin üzerine kapaklandı bedenim

Kelebeğim üç günlük ömrü kadardı kalbimin ritmi

Küçük bir bataklıkta gibiydim çok küçüktü

Ama içinde ben vardım

Çaresiz iki damla serzenişle indi gözlerimden

Sitem ediyordu göz bebeklerim hayır Isra hayır şimdi olmaz

Sonra merdivenlere doğru yaklaşan ayaklarını hissettim

Hemen aşağı inip koridoru dönüp lavaboya kendimi attım

Attığım her adım lanet okuyordu her zerresine güvendiğin adam

Ve zarafetine doyamadığım ablam bana … bana ihanet etmişlerdi

Mantığım kabul etmiyordu kalbim bu acı için çok hassastı

Kabuğu zayıf biri için bu kadar acı fazla geliyordu.

ŞİMDİKİ ZAMAN:

“Isra canım iyi misin? Isra bak korkutuyorsun beni” Ablam gerçekten korkmuş görünüyordu artık yüzüm nasıl bir hal aldıysa “değilim iyi değilim” tiksiniyordum ondan. “neyin var bir tanem ne oldu?”Kalbim kırıldı, sırtımdan hançer yedim, nefes alamıyorum, bu sahte sevgin ve sen midemi bulandırıyorsun “başım dönüyor sanırım yoruldum.” Ne diriyorum ben? Neden gerçekleri söylemiyorum? “Ah bir tanem neden kendini bu kadar yoruyorsun?” gerçekten senin için değer miydiki? “senin için, ablam için, kraliçem için, canımın parçası için bugün senin en mutlu günün bugün yorulmayacağım da ne zaman yorulacağım ha kraliçem söylesene” Ablam bu söylediklerime karşın gülümsedi ama içten bir gülümseme değildi sahteydi kendi gibi elini yüzüme uzatıp okşadı bana temas etmesiyle öyle bir midem bulanmıştı ki anlatamam “ah benim prensesim” Daha fazla dayanamayacaktım bu sahteliğe kendimi geri çekip “ben gidiyorum bugün seni yalnız bırakmak istemezdim ama kusura bakma dayanacak gücüm yok” seni görmek istemiyorum “önemli değil prensesim sen iyi olda gerisi mühim değil” Burada olmaya daha fazla dayanamayarak kendimi dışarıya attım acil buradan çıkmam gerekiyordu tam onu gördüm Sinan Bir bu eksikti şu an onunla konuşmaya halim ve tahammülüm yoktu. Hele ki o halleri hala gözümün önündeyken biriyle konuşuyordu Beni daha görmemişti vaktim vardı arkamı dönüp ilerledim ve mekânı terk ettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.