İçeriğe geç

BEN MASUMUM

Bölüm 2 · 25 dk okuma

BEN MASUMUM

Bölüm 2

1. bölüm

Korkunç Katliam Üniversite Partisinde Gerçekleşti!

Gece saatlerinde bir üniversite partisinde dehşet verici bir olay meydana geldi. Tanıklara göre, çığlık sesleri etrafa dehşet saçarken, polis olay yerine müdahale etmek için hızla harekete geçti. Katil, canlı yayın yapmaktan kaçınmayarak dehşeti tüm dünyaya gösterdi. Maskesini ve vücut yapısını gizleyen bu acımasız saldırganın bir öğrenci olduğu düşünülüyor. Sosyal medya hesaplarında yayımlanan korkunç içerikler, 38 üniversite öğrencisinin ve üç bodyguardın cansız bedenlerini gösteriyor. Yetkililer, içeride daha fazla ceset olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bu karanlık ve dehşet verici olayın ardından, topluluk endişe ve korku içinde bir araya gelirken, polis henüz katilin kimliğini tespit etmeye çalışıyor. Gözler bu katilin üzerinde.

Gece yaşanan korkunç katliamın ardından belediye başkanından gelen açıklamaya göre, hayatta kalan öğrencilerin hepsi sağ salim şekilde oradan çıkarılacak. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu korkunç olay, şehirde bir dönüm noktası olarak kalacak ve uzun süre unutulmayacak. Kiraz Haber Ajansı olarak, toplumun yaşadığı bu zorlu süreçte birlik ve dayanışma içinde olacağımızı belirtmek isteriz. Umarız şehir bu karanlık günlerin ardından tekrar huzur ve güven dolu bir yer olabilir.

Alınan kararlar doğrultusunda şehirde 1 haftalık sokağa çıkma yasağı ilan edildi. (X)

Hare

Durduramıyorum, Kafamın içindeki sesler durmak yerine daha da fazla artıyor. Bir uğultu, bir fırtına, bir çığlık korosu… Hepsi bir arada, içimde dönüp duruyor. Gözlerimi kapatsam da kaçamıyorum. Sessizlik diye bir şey kalmadı. Her an, her nefeste onu hissediyorum Akay’ın yüzü, O kan lekeleri, Küvetin soğuk fayansları, parmaklarımın arasında kaygan, yapış yapış bir kırmızılık ve onun açık gözleri… Ben, o anın içinde hapsolmuş, çırpınıyorum. Belli bir kişiye duyulan yoğun sevgi ve şefkatin yanında hemen her zaman bilinç dışı düzeyde saklanan bir düşmanlık vardır,” demişti Freud. Bilincin en gözde temsilcisi, o soğukkanlı bilge. Bu sözü ilk okuduğumda sadece bir cümleydi Ama şimdi? Şimdi o söz damarlarıma işliyor, kalbimi sıkıyor, boğazıma düğümleniyor. Akay’ı seviyor muydum? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum. Onu her düşündüğümde bir şey kalbimi avuçlarının içinde eziyor. Akay sevgilimdi. Ama o kanlar içindeki yüzü… O an, gözlerimin önünde tekrar tekrar bir film şeridiymiş gibi canlanıyor. Bu filmin durdur tuşu yok. Cansız görüntüsü, kanın metalik kokusu, küvetin içindeki kan damlaları ve kendi çığlıklarımın yankısı…

Hepsini hissediyorum, şu an, burada.

Akay'ı seviyor muydum? Bilmiyorum... Onu yüzündeki kan lekeleriyle gördükçe bedenimde ağıtlar okunuyordu. Gözlerimin önündeydi ve cansız bedeni. Bense transa girmiştim polisler gelene kadar onun cansız bedenine onun kanıyla kaplı bir halde bakıyordum. Akay yerine ben ölmeliydim o değil. En kötüsüyse ona zarar verenin kendim olma ihtimaliydi. Beni aldatmış olduğu için onu öldürdüğümden şüpheleniyorlardı ama ben bunu yapamam ben birisini öldürmem. Ona kızgındım erkeklere olan güvenim ikinci defa darbe almıştı ama bu yüzden onu öldüremezdim. Aldatılmak en büyük korkumdu ama onu öldürmem için bir sebep değil ben böyle birisi değilim. Hayatım boyunca hayal kırıklıkları peşimi bırakmamıştı. Sanki bir lanet gibi, her adımımda beni bulurdu. Etrafta herkes ciddi ilişkiler yaşarken, sevgilileriyle el ele dolaşırken, ben hiçbir zaman sevildiğimi hissetmemiştim. Boş bir kabuk gibiydim içimde bir yerlerde, birinin beni gerçekten seveceğine dair küçücük bir umut kırıntısı taşırken, o umut her defasında ezilip giderdi.Ama Akay farklıydı. Öyle sanmıştım. İkinci defa birini bu kadar sevmiştim. Bu sefer üzülmek yok, demiştim kendi kendime. Bu sefer her şey güzel olacak.

Ama yanılmıştım. Hayal kırıklığı, en başından beri gölgem gibi beni takip ediyordu. Sanki hiçbir zaman sevilemeyecekmişim gibi. Sanki ben, sevgiye layık olmayan bir kusurmuşum gibi.

Akay… ve Müge. Kardeşim dediğim, öz kardeşim kadar yakın gördüğüm birlikte büyüdüğüm evimden çıkmayan 8 yaşından beri tek dostum olan Müge. Akay beni onunla aldatıyordu. Sahi, ne zamandan beri yatıyorlardı? Kaç gece… Kim bilir? İkisi de yalancıydı. İkisi de iki yüzlüydü. Beni arkamdan vurmuşlardı içimde onlara karşı bir intikam vardı. İntikam almak istemiştim ama bunun içinde Akay'ı öldürmek yoktu. Sadece onların canını yakmak istiyordum. Onların da benim hissettiğim bu iğrenç, bu boğucu acıyı tatmalarını istiyordum.

O gece… Hatırlayamıyorum. Otel odasında neler olduğunu hatırlayamıyorum. Zihnim bir sis perdesiyle kaplı. Görüntüler parça parça, kesik kesik. Akay’ın yüzü, Müge’nin kahkahası, bir bardak şarap, kırılmış bir ayna… Ama sonrası? Karanlık. Sanki biri beynimin o kısmını silmiş gibiydi. Gözlerimi kapattığımda, sürekli aynı şeyler zihnimde canlanıyordu. Ellerim titriyor, bir çığlık… benim mi, yoksa başka birinin mi? Bilmiyorum. Uyanık olmama rağmen uyanıyorum ter içinde. Kalbim göğsümden fırlayacak gibi. Nefes alamıyorum. Odanın duvarları daralıyor, üstüme çöküyor. Neden oradaydım? Neden küvette, kanlar içinde uyandım? Neden Akay’ın cansız bedenini, o donuk gözlerini görmek zorundaydım? Sorular zihnimde bir kasırga gibi dönüyor cevapları bulamıyorum. İçimdeki o iğrenç ses, durmaksızın fısıldıyor: Katilsin. Her hecesiyle bedenimde bir uyuşukluk, bir ağırlık, bir acı yayılıyor. Kalbim sıkışıyor, nefesim daralıyor. Ama hayır, ben katil değilim. Kimseyi öldüremem. 10 Ekim’in hesabını bile soramayan ben, nasıl birinin canını alabilirim ki? İçimdeki o iğrenç ses, durmaksızın fısıldıyor. Katilsin. Her hecesiyle bedenimde bir uyuşukluk, bir ağırlık, bir acı yayılıyor. Kalbim sıkışıyor, nefesim daralıyor. Ama hayır, ben katil değilim. Kimseyi öldüremem. 10 Ekim’in hesabını bile soramayan ben, nasıl birinin canını alabilirim ki? O gün… 10 Ekim, hayatımın kırılma noktasıydı. Her şeyi değiştiren, ruhumu lime lime eden o lanet olası gün. Akay belki o gün ölmemiş olsa bile, onun ölümü 10 Ekim’le bağlantılıydı. Hissediyordum. Bilmiyordum, ama hissediyordum. Ve gerçeği bulmak için sonuna kadar savaşacağım Ne pahasına olursa olsun. Zihnim bir savaş alanı. Akel’in yaşattığı eziyetler, o iğrenç sözleri, o aşağılayıcı bakışları…

Akay ve Müge’nin arayı bulmaları, o iğrenç ihanet. Müge’nin sahte gülüşü, Akay’ın yalanlarla dolu “Seni seviyorumları. Annemle babamın bitmeyen baskıları, o soğuk, yargılayıcı sesleri “Neden böyle oldun? Neden bizi utandırıyorsun?” Her bir anı, şakaklarımı ovuşturmama sebep olacak kadar zihnimde dolaşıyor. Bir an Müge’nin kahkahasını duyuyorum, bir an Akay’ın kanlar içindeki yüzünü görüyorum. Sonra 10 Ekim’in dumanı, çığlıkları, o kaos…

Görüntüler birbirine karışıyor, gerçekle hayal iç içe. Hangisi gerçek? Hangisi zihnimin bana oynadığı iğrenç bir oyun? Bilmiyorum. Ve bu belirsizlik, beni yavaş yavaş çürütüyor.

Gözlerimi kapattığımda küvetin içindeyim. Kan, ellerimde, tırnaklarımın arasında. Soğuk fayanslar sırtıma değiyor. Akay orada, yerde, hareketsiz. Gözleri açık, ama bomboş. Çığlık atmak istiyorum, ama sesim çıkmıyor.

Neden oradaydım?

Neden küvete kanlar içinde uyandığımı ve onu neden cansız olduğunu öğrenmek zorundaydım. İçimdeki ses, katil olduğumu söyledikçe, vücudumun her bir köşesinde acılı bir uyuşukluk hissediyordum. Ben katil değildim, ben kimseyi öldüremezdim. 10 Ekim'in hesabını bile soramayan ben, nasıl birisini öldürebilirdim ki? Gerçeği bulmak için sonuna kadar savaşacağım. Akel'in yaşattığı eziyetler, Akay ve Müge'nin arayı bulmaları, Annem ve babamın baskıları. Her bir anı zihnimde şakaklarımı ovuşturmamı sağlayacak kadar dolaşıyordu.

Şu an düşünmen gereken 10 Ekim değil Hare, Akay'ın öldüğü geceyi düşünmelisin. Hayatın bok yoluna gidiyor, sen hâlâ 10 Ekim'i düşünüp duruyorsun. Beynimi komutlandırdım.

Düşünmem gereken 10 Ekim değildi, o iğrenç gün değildi. Düşünmem gereken, Akay'ın ölümü olmalıydı.

Onu sen öldürdün çünkü seni aldatıyordu. Onun seni terk etme ihtimaline dayanamıyordun, dedi şüpheci iç sesim. Yine susmuyordu, yine onu bastıramıyordum.

"Sen kötü birisi değilsin, Hare."

"Katil!"

Zihnimdeki sesler birbirleriyle çarpışıyordu kulaklarımı kanatacak kadar yüksek ve ızdırap doluydu o sesler. Konuşmam gerekiyordu, her şeyi anlatmam gerekiyordu ama ben neyi anlatmam gerektiğini bile bilmiyordum. O nasıl ölmüştü? Ben neden oradaydım? Neden hiçbir şey hatırlayamıyordum? Gece dışı hatırladığım her şey birbirlerine karışıyordu.

Onu seviyor muydum? Bunu bile bilmiyordum. Akay'a olan hislerimi hiçbir zaman çözememiştim. Yeniden karşımda kanlar içinde belirip kaybolduğunda, bütün bedenimde kesikler açılıyor gibi bir his vardı içimde. Kurtulamıyordum, o kalbimi deşecek görüntüden. "Yasak aşk can aldı." Aniden nefesini ensemde hissettiğimde, dudaklarımdan tiz bir çığlık koptu. Sanki gerçekten nefesi enseme çarpmış gibiydi. Üzerinde tişört yoktu, altındaki gri eşofman ise tıpkı yüzü gibi kanla kaplıydı. ''İkimizin de sakladıkları vardı, kabul et bunları.'' O konuşmaya devam ettikçe avuç içim terliyordu. Ben sadece doğru olmayan yanlış bir hikâyeden çıkmak istemiştim.

Gözlerinde nefret duygusu hakimdi. Her zaman onda doğru olmayan bir şeyler olduğunu hissediyordum ama doğru olmayan bendim. ''Sen beni öldürdün'' Karnındaki kanın üzerinde parmağını gezdirerek ağzına sürdü. Sanki her şey gerçekti.

Göz teması kurmamaya çalıştım. ''Seni seviyordum seni ben öldürmedim''

Gözyaşlarım boynuma doğru iniyordu. Ölen erkek arkadaşımın halüsinasyonuyla katil olup olmamı tartışıyorduk. Ben sanırım deliriyordum bunun başka bir açıklaması olamazdı. Retrograd amnezi miydi bu durum? Yaşadığım kâbus, adeta karanlık bir labirentin kuytularında saklıydı. Kanlar içindeki hayaleti, gözlerimin önünde beliriyordu ve sonrasında kayboluyordu. Dehşet dolu bakışları, bedenimi titretiyordu. Zihnime o hakimdi ben değil. Susmuyordu katil olduğumu fısıldayıp duruyordu. Hatırlamam gereken bir gerçek vardı.

"Sen bir katilsin, Hare," dedi, sesi karanlık bir fısıltı gibi kulaklarıma işlerken. "Senin adın, katil olmalıymış" Gözleri, kabuslarımın derinliklerine nüfuz ediyordu. Aniden, karanlık bir kahkaha, odanın içinde yankılanmaya başladı. Sesi tıpkı bir bıçak gibi. "İzi bul, gizemi çöz, Hare," dedi, alaycı bir tonla. "Her şey gün yüzüne çıkacak." Gözlerine baktığımda, bir yanıt arıyordum, ancak karanlık bir girdabın içinde sürükleniyordum. Korkunç bir kahkaha eşliğinde, dudakları dudaklarımı kavradı, kanının ıslaklığı, ruhumu dondururken, bedenim titremeye başladı. Korkunun soğuk eli, kalbimi sıkıştırıyordu, nefesimi kesiyordu karanlık gözlerin içine baktığım her saniye karanlığın içinde boğuluyordum. Ben bir şey yapmadım diye haykırmak istiyordum ama her şey belirsizlikle kaplı.

"İzi bul, gizemi çöz," dedi yine ölen erkek arkadaşım, aniden belirip sonra kaybolmasıyla, benim suçlu olduğumu mu kanıtlıyordu yoksa psikolojimin uçtuğunu mu?

"Keşke senin yerine ben ölseydim," sanki gerçekten karşımdaymışçasına konuşmaya devam ediyordum.

Ölen sevgilimin cansız bedeniyle konuşuyordum. Ben kesinlikle delirmeye başlamıştım. Hangi insan ölen sevgilisiyle konuşurdu ki? Ona ne olduğunu düşündükçe, zihnim benimle oyunlar oynuyordu. Yanıtlar bulamıyordum. Ben de işte böyle deliriyordum.

"Katilimden bunu duyması ilginç. Sizi pis yalancılar, her şey ortaya çıkacak. İzi bul gizemi çöz sevgilim," diye alaycı bir sesle konuştu. H-e-r ş-e-y o-r-t-a-a-ya ç-ı-k-a-c-a-k. Heceleyerek konuştu ve aniden dudaklarıma doğru eğilip dudaklarımı dudaklarının arasına aldı. Dudağı sanki gerçek gibiymişçesine ıslaktı. Sizi pis yalancılar derken neyi kastediyordu? Neden bana yalancı olduğumu söylemişti? Gözleri korkutucu bir hal aldığında göz pınarlarımda biriken gözyaşlarımı serbest bıraktım.

"Sen adi bir katilsin Hare ve bunu herkes öğrenecek. Korkma çok fazla yargılanmazsın çünkü sevgilim bazen hepimiz aklımızı kaçırırız." Kahkahası kulak zarımı patlatacak kadar sağır ediciydi. Susmalıydı daha fazla konuşmasını istemiyordum.

Sesini duymamak için kulaklarımı elimle kapadım ama sesi daha da yükseliyordu.

Hayır, hayır! diye başımı salladım, ancak karanlığın hüküm sürdüğü odada hareketlerim bile etkisizdi. "Seni öldüren kişi ben olamam, ben seni seviyordum," diye mırıldandım ancak kelimelerim havada asılı kalmıştı, etkisizdi.

Gözyaşlarım boynuma doğru aktığında soğuk bir his sarmıştı bedenimi, karanlık adeta beni yutuyordu. O gerçek gibiydi, eğer onu ben öldürdüysem, neden hiçbir şeyi hatırlamıyordum? Bir katil hafızasını kaybedebilir miydi? Deliriyordum, bu odanın içinde sanki tek başımaymışçasına kayboluyordum, nefesim kesiliyordu, sanki bir el boğazımı sıkıyordu. "Akay, ben seni öldürmedim, ama her ne yaşandıysan, affet beni. Ben seni çok seviyordum, Akay," diye haykırmak istedim, ancak kelimelerim yutkunamıyordum. Gözleri, sanki düşüncelerimi duyuyor gibiydi, bu karanlık odada, ruhumu pençesine almıştı.

Yutkunamıyordum, boğuluyordum...

Sesini duymamak için kulaklarımı elimle kapadım ama sesi daha da yükseliyordu.

Hayır, hayır! diye başımı salladım, ancak karanlığın hüküm sürdüğü odada hareketlerim bile etkisizdi. "Seni öldüren kişi ben olamam, ben seni seviyordum," diye mırıldandım ancak kelimelerim havada asılı kalmıştı, etkisizdi.

Gözyaşlarım boynuma doğru aktığında soğuk bir his sarmıştı bedenimi, karanlık adeta beni yutuyordu. O gerçek gibiydi, eğer onu ben öldürdüysem, neden hiçbir şeyi hatırlamıyordum? Bir katil hafızasını kaybedebilir miydi? Deliriyordum, bu odanın içinde sanki tek başımaymışçasına kayboluyordum, nefesim kesiliyordu, sanki bir el boğazımı sıkıyordu. "Akay, ben seni öldürmedim, ama her ne yaşandıysan, affet beni. Ben seni çok seviyordum, Akay," diye haykırmak istedim, ancak kelimelerim yutkunamıyordum. Gözleri, sanki düşüncelerimi duyuyor gibiydi, bu karanlık odada, ruhumu pençesine almıştı.

Yutkunamıyordum, boğuluyordum...

" Hare, Akay ile ilişkinizde sana hiç şiddet uyguluyor muydu veya aranızda cinsel bir durum oluştuğunda sana istemediğin şekilde davranıyor muydu? Sorular bana Akay ile olan anılarımızı hatırlatmıştı. Anılar psikiyatrist sayesinde yüzüme çarpıyordu. Bir iki kere kolumu sıkmasından başka fiziksel şiddet belirtisi yoktu. "Hare o ölmeden önce sana cinsel saldırıda bulunmaya çalışmış olabilir mi?" gözlerini kısarak şüpheyle sorduğu soru kafamı karıştırmıştı. Akay neden bana cinsel saldırıda bulunacaktı ki? O böyle birisi değildi. Akay'ın sesi yine kulaklarımda yankılanmaya başladığında ellerimle kulaklarımı kapadım. Akay'ın sesini duymak istemiyordum. Başımı hayır anlamında salladım. "o bana bunu yapmazdı." Gözyaşlarımı engellemeye çalıştım." o beni incitmezdi. 'diye mırıldandım.

"Hare biliyorum onu seviyorsun ama o seni duygusal olarak incitiyordu bu da birini öldürmen için bir sebep olabilir. Vücudundaki travmalarda seni incitmiş olduğuna bir örnek. Ne yaşadın Hare bunu artık paylaşmalısın içindeki öfkeyi boşalt artık. O sana cinsel saldırıda bulunmaya çalıştı sende onu öldürdün ve bunu açıklaman gerekir" Ürpertici bir sesle konuştu. Benim katil olduğuma emindi ve susmam gerekiyordu eğer babamın dediği gibi susmazsam onlara daha fazla şüphe verirdim. Akay yine karşımda belirdiğinde onlara bunu belli etmek istemedim.

"Bu konuda konuşmak istemiyorum; sürekli sormanızdan rahatsız oluyorum. Size diyorum ama bir türlü anlamıyorsunuz. Ben hiçbir şey hatırlamıyorum," dedim, kızgınlığımı belli edercesine. Onunla göz teması kurmamaya çalışarak bakışlarımın yönünü değiştirdim. Akay bana tecavüz etmeye çalışmış olamazdı ben buna inanmıyordum.

"Yani sorularım seni rahatsız ediyor?" diye sordu gözlerinde şüphelisin Hare ifadesi vardı.

"Evet sorularınız beni çok rahatsız ediyor." dedim dürüstlükle. Daha fazla konuşmasını istemiyordum sadece çenesini kapamasını istiyordum. ''Ben katil değilim ve tecavüz etmeye çalışmadı bana. 'dedim. İnanmak istemiyorum buna.

" Cevapları bizim gibi sen de bulmak istiyorsun Hare. Kendine olan şüphelerinin geçmesini istiyorsan bize yardımcı ol." Dedi. Sesinde de yapmacık bir şefkat barındırıyordu.

''Hare lütfen iyice düşün o gün neler oldu?''

"Anlamıyor musun? Hiçbir şey hatırlayamıyorum!" Gözyaşlarımı tutmaya çalışarak ona bağırdım. Boğucu bir baskı yine karnımın üstünden kasıklarıma kadar hâkim oldu. "Hatırlamak istemiyorum siz bana olanları hatırlatmaya çalıştıkça ben aklımı kaçırıyorum." Konuşurken kasık bölgemden boğazıma kadar bir acı hissediyordum. ''Neden geçmiyor bu acı?'' diye sorduğumda bakışları acıyan bir hale dönüşmüştü hissediyordum.

Gözlerini sertçe bana dikti. "Hare cinsel zorlanmaya bağlı bir travmadan kaynaklı yavaş yavaş geçecek acılar." dedi. Elindeki kalemle küçük not defterine not aldı.

"Hare o gün ne olduğunu hatırlamazsan hapisse gireceksin ve gençliğin bitecek bunu idrak etmek zorundasın? Bize yardım etmelisin Hare kendin için. "

Kahretsin! Kendimden şüphelenmeyi bırak kendimin sevdiğim adamın katili olma ihtimaliyle neredeyse bütünleşmiştim. İç sesim yeniden ortaya çıktığında onu susturmaya çalışıp babamın dediklerini hatırlamaya çalıştım. Eğer onlara çok fazla detay verirsem gözlerinde şüpheli olurdum bu da bana hapsi boylatırdı. "Akay'ı ben öldürseydim orada öylece çıplak bir şekilde yatıyor olur muydum? Hangi katil bunu yapar." derken zihnimde ikisinin Müge ile sevişmiş olduğu canlandı.

"Onu seviyordum onu öldürmem için hiçbir sebep yok." diye ekleme yaptım güçlükle. 'Ayrıca Akay bana saldırıda bulunmadı.''

"Onu öldürmen için hiçbir sebep yok. Onu öldürmek için bir sebebin olmadığını söylüyorsun. Peki Hare öyle olsun siz ikiniz o gece tartışmış olabilir misiniz? Boynundaki morluğu bu açıklar." Dedi gergince. İlk olarak yüzümü buruşturdum. Sonrasındaysa başımı olumsuz anlamda salladım. Psikiyatrist gözlerinden ateş saçarcasına bana baktı.

"Tırnak izin kolunda bulundu. Senin çıplak olman buradaki en garip kısım ve bedenindeki travmalar. Anlat bize her şeyi Hare neler olduğunu anlamamız için bunu anlatman gerekiyor."Ne demem gerektiğini bilmiyordum. Bunu bende merak ediyordum. Neden küvete çırılçıplaktım, neden bedenime onun kanı bulaşmıştı ve neden boynumda bir morluk vardı? "Hiçbirisinin yanıtı ben de yok zihnimde sadece koca bir boşluk var." Dedim kurmuş dudağımla.

" Akay'ın cep telefonu da olay yerinde ve evinde bulunamamış polis bu konuda da seninle konuşmamı istedi." diyerek konuşmaya devam ettiğinde Şaşkınca ona baktım. Akay'ın telefonunu bulunamaması garipti. Akay telefonunu hiç yanından ayırmazdı.

Derin bir soluk verdi. "Yeniden anılarına dönmemiz gerekiyor daha fazla cevap bulmalıyız." dedi. Benim masum olduğumu ortaya çıkarmak mıydı amacı yoksa beni hapisse tıktırmak mı? O sırada zihnimde onunla ilk tanışmamız belirdi. Göz pınarlarımda biriken yaşları serbest bıraktım ve hıçkırarak ağlamaya başladım. 'Hatırladığın anı neydi?" Diye sorduğunda elimin tersiyle gözyaşımı sildim. Ondan da hiçbir şey kaçmıyordu.

Tırnaklarımı avuç içime bastırdım.

Hare Geçmiş

10 Ekim ilk tanışma (En önemli kısım)

Şehrin en olaylı barlarından birisi olan Coza ayak bastığımda etrafa bakış atarak saçlarımı savurdum. Nefret ettiğim kişilerde buradaydı ve istemsizce onlara kendimi kanıtlama isteğim mevcuttu. Karşımdaki hey sexy yazılı aynaya bakış attım. Modumda hiç değildim. Saçlarımı defalarca düzleştirmiş olmama rağmen yeniden bukle bukle olmuştu. Parmaklarımın arasını tarakmış gibi kullanmaya çalıştım. Ben dalgalı saçtan ne kadar çok nefret ediyorsam saçım o kadar çok dalgalanıyordu. Bir anlık dalin kolay tarama spreyimi çıkarıp saçlarımın uçlarına sıkıp yatıştırmak istedim fakat herkesin ortasında bunu yapamazdım. Müge ise her zaman olduğu gibi yiyişme arkadaşına çapkın bir gülümseme gönderiyordu.

Müge sayesinde bir hafta sonra başlayacak olan hiçbir sınava çalışmayıp hiç olmamam gereken bir ortamdaydım. Erkeklerin yiyecekmişçesine olan bakışlarını bacağımda hissettikçe huzursuzca kıpırdandım. Masum ailesinin biricik sorumluluk sahibi kızı Hare birazcık kendi hikayesini kendi kurallarıyla yazma çalışmalarındaydı fakat bu ortamlar bana fazlasıyla yabancı geliyordu. Hem ev kuşu olan ailesinin kurallarıyla yaşayan Hare olmak istemiyordum ve artık hayatı tanımak istiyordum hem de fazlasıyla geriliyordum. İlerledikçe ciğerime dolan Sigaranın ve ağır kokuların ortamı basık yapması yetmiyormuş gibi en büyük daraltıyı yaşayacağım kişilerin masasına götürülüyordum. Gerginlik bütün bedenimde hakimdi. Ben buralara ait değildim. Her ne kadar herkes gibi olmaya çalışsam da olmuyordu. Bu ortamlar beni basıyordu yani fazlaca bunaltıyordu.

Elbisem bile bu ortama uygun değildi. Mini elbisem, etraftakilerin giydikleriyle karşılaştırıldığında neredeyse göze çarpmıyordu; sanki rahibe kıyafeti giymişim gibi hissettim.

Müge ise her zaman bu tür ortamlara uyum sağlamayı başarırdı. Aslında, Müge herhangi bir ortama kolayca uyum sağlayabilen biriydi. Sigara dumanı ve ağır parfümlerin karışımı boğazımda bir yanma hissi yaratıyordu. Bu ortamda nefes almak bile zordu. Etrafa göz attığımda, neredeyse yatak odası atmosferi yaratmış çiftler, aşırı içki içen kızlar, cinsel konuşmalar yapanlar, kızların özel bölgelerini kesen erkekler, cinsel muhabbetler yapan kızlar ve birbiriyle nerdeyse bütünleşmiş şekilde dans edenler... dolu bir manzara gördüm. Yasakların tam kalbindeydim. Ailem şu anda burada olsaydı, ne tepki verirdi diye düşünmekten kendimi alamadım. ''Harecim, birazcık kendini rahat bırakıp eğlenmeye ne dersin?'' Müge'nin teklifini duymazlıktan gelerek etrafa bakındım. Annecim babacım aklımın dur dediği yerde evimde duramadım.

Yasaklar davet gibi çağırdı olmazlara. Acaba ailem şu an yanımızda olsa ne tepki verirdi? Diye düşünmeden edemedim. Akel'le göz göze geldiğimde, bakışlarıyla beni adeta yutuyordu. Gözlerinin derinliklerinde bir tür meydan okuma vardı ve ben bununla başa çıkmakta zorlanıyordum. Hızla başımı çevirip önüme baktım.

Ona bakmamalıydım o bakılmayacak erkekler listemde birinci sıradaydı. Ailem benim için oluşturdukları fanustan hiçbir zaman çıkamayacağımı hep kendilerinin kontrolünde olacağımı düşünüp hayatımın bütün kontrolünü ele aldıklarını sansalar bile ben o fanustan çoktan çıkmıştım.

Üzgünüm canım ailem, şunu bilmeniz gerekiyordu.

En baskıcı aileler en usta yalancıları yetiştirirlerdi. Her ne kadar bu benim ilk büyük yalanım olsa da ailem bu söylenen yalanı hak ediyordu. Ben Hare Dumlupınar bazılarının gözünde ünlü boşanma avukatının şımarık küçük kızıyım ama genel olarak çoğu kişinin gözünde masumiyetin simgesiyim. Fazla temiz kalpli olmam benim en büyük zayıflığım.

Konular aşk olduğunda ise yılın salağı seçilebilirim. Çünkü nerede toksik birisi var ben istemsizce ona ilgi duyardım. Büyük ihtimalle ailem şehrin en olaylı barlarından birisi olan cozda olduğumu şu an duysaydı. Tepkileri komple çıldırmak olurdu. Böyle mekanlar onların küçük kızlarına göre değildi. Onlara göre ben sürekli derslerine çalışıp her dediklerine evet diyen onların otoritesini her zaman çeken küçük kızları olmalıydım. Ben bunu istemiyordum ben artık kim olduğumun cevabını almak istiyordum.

Onlara göre iyi aile çocukları buralarda takılmazdı. İşin en kötü kısmıysa gece evden kaçmış olmamdı. Yakalandığım an ailem telefonuma günlerce el koyabilirdi veya daha abartılı korumacı tavırlar sergilerlerdi. Onlardan her cezayı beklerdim. Hiçbir zaman yaşıtlarım gibi rahat bir yaşantım olmadı. Onlar hayatını yaşarken ben her zaman cam fanusa kapatılan kızdım. Bu seneye kadar bütün hayatımı onlar yönetti ama artık ant içmiştim. Doğru ya da yanlış kendi hikayemi ben kendim yazacaktım. Onlar iyiliğimi düşündüğünü söylerken beni kendileri dibe batırıyorlardı. Müge'nin beni sarsmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım ve bakışlarıyla işaret ettiği yere baktım.

''Akel fazla seksi '' Müge'nin şehvetli gülümsemesiyle tamamladığı cümlesini başımla onayladım. Evet, Akay seksi bir erkekti, ama beyinsizdi. Müge ise bu beyinsizin partisine beni çekmişti. Yüzünde çapkınca bir ifade belirdi ve ekledi: "Sen onu hiç beğenmezsin ama mükemmel yetenekleri olduğundan haberin bile yok. İnan bana, takıldığım çocukların hepsinden daha iyi."

"Müge, yeter artık," dedim, onu susturmak için. Akel konusu beni gerçekten bunaltıyordu. Bıkkınlıkla derin bir nefes aldım. "Sadık romantik erkek tipi sana itici geliyor. Serseri, çapkın, bağlanmayan, tek gecelik ilişkilerin peşinde koşan züppe tiplerden hoşlanıyorsun. Sonra da sürekli o tiplerden şikâyet ediyorsun. Şikâyet etmenden değil, tutarlı olup olmadığını, ne istediğini bilip bilmediğini sorgula biraz kendini."

Beklenmedik bir şekilde Müge hafifçe benim kalçama dokundu. O an hafif bir ürperti hissettim. Müge, gençlik filmlerinden fırlamış gibi, hoppa bir karakter gibiydi; kural tanımaz, özgür ruhlu ve her zaman sınır tanımayan bir tavırla hareket ederdi. Kalçama dokunmasıyla birlikte hızla geriye çekildim şaşkınca ona bakıyordum. ''Dikkat et Akel bu kalçayı avuçlamasın.'' dedi ve konuyu değiştirdi. " Akel şu an Sude'nin göğüslerine mi bakış attı yoksa bana mı öyle geldi?" diye sorduğunda aç ayı gibi Sude'nin göğüslerine bakan Akel'e bakışlarımı doğrulttum. Erkeklerin tam olarak özetiydi.

Fizik yapısının orantısı erkekler için önemli değildi onlar için önemli olan üç şey vardı ve bir kadında bu üçünden birisi bulunuyorsa o kadına her türlü bakarlardı. Günümüz erkekleri fazlasıyla saçma işler peşindeydi. Sude ise zaten itici bir tipti. Müge'nin hissettiği kıskançlık normaldi ama işin ironik kısmı benimde gıcık olmamdı. Akel'in başkasını dikizlemesi neden beni sinir ediyordu ki? O her zaman birilerine yavşardı bu duruma gıcık olmam fazlasıyla anormaldi. Akel sadece okuldaki fuckbuddy takılan erkeklerdendi ve bende her fb takılan erkekler gibi onu da mide bulandırıcı bulurdum.

Erkekler neden böyleydi ya? Neden fb takılırlardı ki? Akıları neden hep saçma yerlerdeydi! Mide bulandırıcı ve çıkarcı aç ayılar kapatılsın komple de biz de kurtulalım. Az önce aç bir şekilde bana bakıyordu şimdi de Sude'nin göğüslerine bakıyordu. Klasik erkekler işte!

Ha siktir... Onu kıskanıyor olamazdım.

Sadece tiksiniyordum.

O tarafa bakmamak için kendimi komutlandırdım.

Nedensizce yüzüne sert bir tokat geçirmek istedim.

Sana ne Hare istediği yere bakabilir!

Beynimi komutlandırmaya çalıştım.

"Boş ver o salağı." dedim. Müge ise boş vermek yerine koluma girerek beni oraya ilerletti. Oraya gitmek istemiyorum. Akel ile aynı ortamda bulunmak beni fazlasıyla geriyordu.

Of Müge Offf! Senin yüzünden çektiğim şu çileye bak.

'' Müge ben eve gitsem daha iyi olur gibi.'' dedim. Onların masasında olmaktansa fanus dediğim evde olmak daha mantıklı geliyordu. Müge ise yüzüne hoppamsı bir gülümseme takıldı.

"Merak etme fazla içmem ve Akel' e kendimi sürtmem." normalmişçesine diyerek kolumdan çıkıp takılmaca ilişkisinin başrolünün boynuna kollarını doladı. Büyük ihtimalle birazdan sevişmeye giderlerdi. Tırnaklarımı yara edercesine avuç içime bastırdım.

Akel'i Mügeden kıskanıyor olmam saçmalıktı. Kendine gel Akel senin hiçbir şeyin değil! Beynimi onlara bakmamak için komutlandırmaya çalışıyordum. Müge ne kadar dışa dönük ve takılmaca ilişkileri seviyorsa ben de o kadar içine kapanık ve sadece ciddi ilişki yapmak isteyen bir kızdım.

Sırf bu dönemin erkeklerinin amacı sadece cinsellikmiş gibi geldiği için hiç kimseyi hayatıma alamıyordum. Müge ile arkadaşlığımız ben sekiz yaşımdayken annesinin bizim evde çalışmaya başlamasıyla başlamıştı. Onur her ne kadar onu sevmese de ben Müge'ye düşkündüm.

O benim tek gerçek arkadaşımdı onun haricinde genellikle dışlanan biriydim. ''Bu adama çok fena hastayım.'' Müge şehvetle mırıldandığında Akel'in bakışları benim üzerimdeydi.

Akel Mügeyi bedenine yasladı ve yatak odasını buraya taşıyacak gibi hareketler yapmaya başladıklarında gözlerimi devirerek onlara baktım. Akel'den gözlerimi kaçırıp Ares'e baktığımda, onun da flörtüne bastırdığını gördüm. Kızın yüz ifadesinden, kendinden geçmiş olduğunu anladım. Bu kadar kalabalık bir ortamda nasıl bu kadar rahat olabiliyorlardı ki? Ben olsam utançtan yerin dibine geçerdim. "Aman bana ne ya!" diye mırıldandım. Saçmalamaya başlıyordum galiba. Bakışlarımı tekrar Müge ve Akel'e çevirdiğimde, Akel'in Müge'ye yaklaşıp kendini bastırdığını fark ettim. Müge ise onun yakın temasından hoşnut görünüyordu.

Kalçasını ona sürtmeyi de ihmal etmiyordu. Etraftaki diğer insanlara bakış attığımda, onların da aynı türden etkileşimler içinde olduğunu fark ettim. Belki de evde, rahat bir şekilde Netflix izlemek, burada olmaktan daha mantıklıydı. Müge'nin yanına doğru yöneldim, bu absürtlüğe bir son vermeliydim.

" Annemler uyanır diye korkuyorum ben eve gideyim." sesimi yükselterek konuştum. Sadece buradan gitmek istiyordum bana boğucu geliyordu.

"Çocuk gibi davranma ortama uyum sağla Hare." dedi Müge şımarık bir kız sesiyle.

Akel, lisenin sex machine lakabını alan hızlı çocuğuydu. Onun masasında olmamız cidden midemi bulandırıyordu ve başkalarının beni yanlış anlamasını istemiyordum.

Bir zamanlar ona ilgi duymam utanç vericiydi. Akel, şerefsiz olmasına rağmen biraz ilgimi çekiyordu. Sex machine lakabını alması, gününün hiç boş geçmediğini gösteriyordu. Hemcinslerim, her gününü meşgul etmeyi seven biri olarak onu seviyorlardı. Akel ve Ares her gün farklı kızlarla takılan tiplerdi. Bir ara ona hoşlanmıştım, ama sonuç olarak duygularımı içimde saklamıştım. Masadaki diğer kişiler ise kraliçesi İlayda, günübirlik ilişkilerinden sürekli bahseden Burçak, Akel'in eski gıcık sevgilisi Didem ve Akel'in Bermuda şeytan üçgeni lakabını alan arkadaşları Yarkın, Ares, Ulaş ve Savaş'tı.

Yanımda duran Ulaş beni dürtükledi. "Biraz eğlenmeye ne dersin?" Yüzünde çapkın bir ifade vardı. Salak herif gecenin sonunda beni yatağa atacağı inancındaydı bu yüzündeki ifadeden fazlasıyla belliydi. Avucunu yalarsın Ulaş dememek için zor durdum. "Eğlenecek havamda değilim" dedim kibar çıkarmaya çalıştığım bir sesle.

O sırada beklemediğim bir şeyi yapıp Akel aniden kolumu tuttu ve hareket ettirmeye çalıştı. Bense kolumu ondan hızla çektim fakat o yeniden tuttu." Biraz sende eğlen anın tadını çıkar ben eğlenirken birisinin ciddi ciddi durmasını sevmem" Diyerek kollarımı oynatmaya çalıştığında bir an onunla dans etmek istedim fakat fazlasıyla utanıyordum. O sırada bir koluma Müge bir koluma da Akel girdi ve ikisi de beni dans ettirme çabalarına girdiler. Hem dans edesim vardı hem de dans etmek istemiyordum. Kendimi şarkıya odaklamaya çalıştım ve üçümüz dans etmeye başlamıştık. Akel aniden kalçasını yandan yandan benle tokuşturduğunda Mügede onunla tokuşturuyordu.

Aniden Akel kollarını belime sarıp belimi sıkıca kavrayıp kendini hafif bana bastırdığında onu durdurup geri çekildim. Akel'i hissetmiştim. Akel ise aniden kalçasını yandan yandan bana çarpmaya başladığında bende garip bir şekilde onun dans hareketlerine karşılık vermeye başladım. Bütün uzuvlarımda sızıntılı bir şekilde kan pompaladığını hissediyordum. Akel şu an gözüme son pizza dilimiymişçesine hoş gözüküyordu ve iştah duygumu kabartıyordu. Şu an garip bir şekilde parmaklarımı Akel'in altın sarısı saçlarına gömerek dudaklarına kapanmak istiyordum ve onu tamamen hissetmek istiyordum.

Ha siktir! Akel'e yükselmemeliydim. Akel diliyle kurumuş dudağını ıslatarak yüzünü bana doğru yaklaştırdı ve şarkıya eşlik etti. İstemsizce ılık nefesi dudaklarıma çarptıkça onu öpmek istiyordum fakat bu yanlıştı.

Immm! Son pizza dilimini yemek istiyordum. Bu ben değildim son zamanlarda ben iyice saçmalamaya başlamıştım. Akel'in nefesi dudaklarımın kenarını gıdıklıyordu.

Dudaklarını bana yaklaştırmaya başladığında gözlerimi kapadım ve istemsizce beni öpmesini bekledim. "Gözlerini aç gözlerini görmek istiyorum." diye fısıldadığında dediğini yaptım. Neden ondan etkileniyordum? İnce kıvrımlı dudakları neden bana hoş gözükmeye başlamıştı. O beni öperken altın sarısı saçlarının arasında ellerimin kaybolmasını istedim.

****

Akel 10 Ekim (Geçmiş)

Başım hafiften keyifli bir şekilde dönüyordu. Bakışlarımla hedefimi gözüme kestirdiğimde, kızın yüzünü dönmesiyle göz göze geldik. Kız, okulumuzun "gizemli güzellik" lakaplı içine kapanık kızı, Hareydi. O mükemmel vücut hatlarıyla, neden bu kadar içine kapanıktı, anlayamıyordum? Tek dışa dönüklüğü, telefonda konuşurken etrafta yürümekti. Ama işin en komik yanı, bugün bu kızın benim yatağımda olmasını istiyordum. O fazla cazip ve yasak bir meyve gibiydi ve benim en sevdiğim şey buydu.

"O bacakların arasını merak ediyorsan, uç direk Akel," diye kulağıma eğildi Ares. Arkadaşımın bana verdiği acele etmem için olan gaz, içimdeki vahşi arzuyu daha da arttırıyordu. Bu gece, bu kız benim yatağımda olacaktı! Kıza doğru ayartıcı bir bakış attığımda, kızgınlıkla gözlerime baktı. Saçımı karıştırarak kıza işaret verdim, ama anlamamış gibi görünüyordu. Müge, kızı çekiştirerek bizim masaya getirdiğinde, bu kızın Akay ve benim hedefimizdeki kız olduğunu anlamıştım.

Eğer plan bu kızı içeriyorsa, neden sevgilisinin yapmasını istiyordu ki? Ben, onun nefret planlarını gerçekleştirmek için hazırım, ama bu kızın niye hedef olduğunu anlamak zorundaydım.

Poposu sıkı, beli inceydi. Bu gece, bu kızı yatağımın başrolü yapmaya karar verdim. Yarkın ve Ares, anlamışçasına bana "abi hadi" sinyali çakıyorlardı. Arada gözüme çarpan ufaklık, acı sonu yaşayacak kızdı demek ki. Müge, kızın sevgilisi olmasına rağmen bazen onunla takılırdık. Bu kızı da onun yanında gördüğüm ilk andan beri istiyordum, ama arkadaş gibiydiler. Acı çektirmek istediği arkadaşının bu kız olmasını hiç beklemiyordum. Bu onu gözümde daha da cazip yapıyordu.

Müge'nin içten içe mahvetmek istediği kız Hareyse, o zaman ben de onu mahvederdim. Offf, bu kız bugün bana fazla çekici geliyordu. Poposu sıkı, beli inceydi. Bu gece, bu kızı yatağımın başrolü yapmaya karar verdim. Yarkın ve Ares, anlamışçasına bana "abi hadi" sinyali çakıyorlardı. Arada gözüme çarpan ufaklık, acı sonu yaşayacak kızdı demek ki.

Müge, kızın sevgilisi olmasına rağmen bazen onunla takılırdık. Bu kızı da onun yanında gördüğüm ilk andan beri istiyordum, ama arkadaş gibiydiler. Acı çektirmek istediği arkadaşının bu kız olmasını hiç beklemiyordum. Bu onu gözümde daha da cazip yapıyordu. Müge kardeşimin sevgilisi olmasına rağmen bazen onunla takılırdık ve bu kızı da onun yanında gördüğüm ilk andan beri istiyordum. Arkadaş gibiydiler acı çektirmek istediği arkadaşının bu kız olmasını hiç beklemiyordum.

Bu onu gözümde daha da lezzetli yapıyordu. Bebeğim bu gece o uzun bacaklar omuzlarımın üzerinde olacaktı ben bunu kafaya koymuştum. Müge ile biraz samimileştik fakat gram zevk almamıştım düşünebildiğim tek şey gecenin küçük sürprizi olacak Hareydi. Müge'nin yaptığı işaretle kızın koluna girdim. Hoş kokusu aniden burnuma çarptığında o kokunun kaynağını tatmak istemiştim. Hare'yi dans ettirmeye çalıştığımızda sürekli kendini kasıp duruyordu. Utangaç olması beni daha da kışkırtıyordum. Bu kıza yapılan planın başrolü ben olmayı fazlasıyla istiyordum. Kızın beline dokunduğumda yangının onun içinde körüklendiğini anlamıştım. O da bana karşı büyük bir haz duyuyordu ve belli etmemeye çalıştığı aşikardı.

Gerginlikle dudağını ıslattığında ondan iyice etkilendim.

Öyle seksi ki! Esmere çalan teni, siyah uzun saçları, biçimli dudakları ve biçimli yüzünün beni kendimden geçirdiği yetmez gibi vücudu çoğu kızdan daha dikkat çekiciydi. Kara gözleri gerginlikle bana sabitçe bakıyordu. Kendimi baştan çıkarmak için ona yakınlaştırdığımda gözleri iyice gözlerime kenetlendi. Nefesimi dudağına doğru üfledim. Onun kapkara gözleri tamamen nefesimi kesiyordu. Gözleri tıpkı tahrik edici bir şarkı söylercesine bana bakıyordu. Bir kızın gözlerinde bile bu kadar masumiyet hâkim olabilir miydi? Saçını aniden diğer tarafına açıp gözlerini iyice bana belerttiğinde Nedenini bilmiyorum ama tedirgin hissediyordum. Biraz da soluksuz kalmış hissediyorum.

Kızın dudaklarına kışkırtıcı bir şekilde yaklaştığımda geri çekiliyor ve onu öpmeme engel oluyor.

Ne kadar inatçı bir kız bu böyle!

Yeniden dudaklarına yaklaştığımda gözlerini kapatıyordu. Onu öperken ona dokunurken gözlerinin açık olmasını istiyordum fazla hoş gözüküyordu gözleri ve gözlerinin içine baka baka andan zevk ala ala tadını çıkarmak istiyordum. Gardını indirdiğine hâlâ pek emin sayılmam. Sanki o yumuşak biçimli dudakları öptüğümde bölüm sonu sürpriziyle karşılaşmaktan korkuyordum.

"Gözlerini aç gözlerini görmek istiyorum." diye fısıldayarak nefesimi dudağına üfledim, şaşkınca gözlerimin içine baktı. Bu kızı normal bir şekilde öpmek istemiyordum. İlerisinde bile her hamlemi gözlerine baka baka yapmak istiyordum. Biraz daha hamlemi ilerleterek ona yanaşıyorum ve hafifçe kendimi ona şarkının verdiği enerjiyle sürtüyorum. Bunun ona da haz verdiğinden kesinlikle eminim. Ağzının ve yüzünün değişmesinden bariz ortadaydı. Bana karşı direniyordu. Üzgünüm tatlı kız bu gece benimsin. Kendiyle çelişen bir şekilde transa girmişçesine duruyor. Onu öpmek için hamlemi yapacağım sırada onun sesini duyuyorum. Yani Mügenin planının başrolü olan babalarımızın bir olduğu annelerimizin farklı olduğu erkek kardeşimin.

İçinde bol gizem ve ters köşe barındıran kurguma hoş geldiniz 😊

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.