Her zamanki bir gün. İnsanlar birbirine küfrediyor ve diğerlerini rahatsız ediyorlar. Bu kraliyetin görevlileri napıyor dersiniz? Oturup çay saati yapıyorlar. Doğru duydunuz gerçekten çay saati yapıyorlar. Orada, bahçivan olarak çalışıyorum. Emin olun sarayın dedikodularından bilmediğim yok. Neyse ne diyordum, bütün saray halkı farklı zamanlarda aynı masada hem çay saati hem de dedikodu vakti yapıyorlar. Kral ve Kraliçe bile bu masaya geliyor. Ben bu masanın yanındaki bahçede çalışıyorum demiş miydim? Bu masaya gelmeyen tek kişi Prens Axel ve şu anki sol kolu James (Jamss). James benim en yakın arkadaşımdır. Onla ben ilkokuldan beri arkadaşız. Aynı okula gittik, aynı yerde büyüdük, ailelerimiz yakındı ve şimdi de aynı yerde çalışıyoruz. Bana iş çıkışı prensi anlatır. Prens Axel'ı pek görmediğim için anlatılanlardan duyduğum kadar hayal ediyorum. Turuncu saçları, siyahımsı gözleri ve gözünün altındaki beni. Onu çok seviyorum.
O günde her zamanki gibi geçiyordu ki James koşarak yanıma geldi. Tabii ona şaşırmıyorum, James daha önce buraya hiç gelmediki?! O zaman şimdi ne için geldi diye düşünürken sanki aramızda 1-2 metre yokmuş gibi bağırmaya başladı:
- Emilia (Benim Gerçek adım), acil benimle gelmelisin! Prens Axel gelmeni söyledi.
- Ne diyorsum Jamss, bu konuda şaka yapmamalısın! O daha benim adımı bile bilmiyor, beni nasıl çağırsın ki?
- Prens Axel'ın kolu fena yaralandı. Çabuk ol ve bir kaç iyileştirici bitki topla.
Daha demin topladığım ve iyigeleceğini düşündüğüm bitkileri bir poşete koydum. James elimden tuttu ve beni çekiştirmeye başladı. Elimi sımsıkı tutuyordu. Prens'in kaldığı odaya girdik ve Prens'in yatağının önüne geldik. James ise hala elimi bırakmıyor aksine sıkıyordu:
- James, neden bu kadının elinden tutuyorsun? Gerçekten canını yakıyor olmalısın.
- Şey üzgünüm efendim biz geliyorduk ve-
- Tamam, Hadi çabuk olun da şu yaralarımı sarın. James sen çıkabilirsin, birşeye ihtiyacım olursa sana çağırırım.
- Tabii efendim.
*James Çıkar*
- Seni adın ne köylü?
- Emilia efendim. Bana Oneo diye seslenebilirsiniz.
- Oneo ha! Çok komik bir isim. Kolumdaki yaraları iyileştirebilir misin?
- Emin değilim ama deneyeceğim efendim.
- Bana efendim deme, Axel diyebilirsin.
- Tamam efen- yani Axel!
Axel'ın yanına geldim ve koluna bitkilerle pansuman yapıp sardım. Axel beni izleyip durdu ama ben hem onla göz göze gelmemek için çabalıyordum, hem de onu daha yakından görmek istiyordum. Bugüne noldu böyle!!