İçeriğe geç

Belki Yeniden

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Belki Yeniden

Bölüm 1

~1.BÖLÜM~ Çok Zor

Kimse bilemez ne yaşadığımı,

Nasıl zorluklar çektiğimi,

Yaralarımı nasıl sardığımı,

Ne yiyip ne içtiğimi

-KİMSESİZLER DIŞINDA-

Yine açlıktan karnım ağrıyordu. Bir harabenin içinde bulabildiğim gazete ve kağıt parçaları ile dışarıda yağan karın soğuğunu gidermeye çalışıyordum. Aç ,evsiz, kıyafetsiz... Bunlara rağmen acı hissetmiyordum.Ya çok hissizleşmiştim ,ya da kabullenmiştim hep bir harabenin içinde yaşamayı, hep açlıktan çöpleri karıştırmayı ,her üşüdüğümde üstümü kağıtlarla örtmeyi...

Belki de kabullenişimin nedeni tam bebekken bırakılmamdı sokağa. Annem olacak kadın beni sarmaladığı battaniyenin içine ismimi sıkıştırıp bırakmıştı bir duvarın üzerine. Bana ettiği tek yardım ismimi koymasıydı. İşte bu yüzden ismimden hep nefret ederim. Beni sokağa bırakıp geleceğimi çalan kişi bana kendi seçtiği bir ismi vermişti. Sekiz yaşımdan beri büyüttüm kendimi ben. Savaştım hayatla. Kimse o yaşımdan beri merhamet etmedi bana, tutmadı elimi. Ben Doğa AKAY. Ondokuz yıldır herkesten, her şeyden nefret ederim. Çünkü beni ben dışında kimse düşünmedi.Kaç çöp karıştırmışımdır karnımı doyurmak için, kaç kapı çalmışımdır sadece duş almak temizlenmek için. Ama kimse açmazdı kapısını, ya dilenci ya hırsız olurdum dillerindedillerinde. Hep aç, hep kirliydim.

Yerde açlıktan kıvranırken daha fazla dayanamayıp hafifçe doğruldum, tam olarak ayağa kalkamıyordum çünkü içinde olduğum harabe çökük durumdaydı. Sadece emekleyebiliyordum içinde gezerken. Emekleyerek çıktım olduğum yerden, ayağa kalkıp en yakın çöplüğe doğru yürümeye başladım. Pek umudum yoktu ama oraya gitmek zorundaydım. Eğer böyle bir yaşantınız varsa umudunuzu kesmek gibi bir lüksünüz yoktur.

Çöplüğe doğru ilerlerken ensemde ılık bir nefes hissettim. Tam arkama döneceğim anda bir el belim kavradı ve beni arkama doğru çekti. Sırtım sertçe arkamdaki kişinin göğsüne çarptı. Tam çığlık atacakken diğer eliyle ağzımı kapattı. Çenesini omzumun üzerine yasladı ."Selam küçük fare."

Pardon, kimse bana fare diyemez. Sensin fare!

Sertçe elini ısırdım. Bana fare demesinin hıncıyla sandığımdanda sert ısırmış olabilirim.

Dişlerimin derisine geçtiğini hissettiğimde adeta böğürerek ellerini üzerimden çekti. Bu esnada arkamda birkaç küfür duydum.

Anlaşılan grupça gelmişlerdi. Yalnız ben de kolay lokma değilim.

Ellerini geriye çektiği anda arkama dönüp tüm gücümle yumruk yaptığım elimin yüzüyle buluşmasını sağladım. Daha doğrusu yüzünü olduğunu düşündüğüm yerle buluşmasını sağladım çünkü saat gecenin bilmem kaçı, her yer zifiri karanlık bu yüzden karşımdakini net bir şekilde göremiyorum.

Yani bu demek oluyor ki bu dövüş tahminlerimle ilerleyecek.

Burnuna geçirdiğim sert yumrukla daha fazla bağırmaya başladı. Hiç zaman kaybetmeden omuzlarından tutup yine burnuna yumruğum kadar olmasada sertçe kafa attım. Kafamı geriye atıp omuzlarından sertçe kendime doğru çekip bacak arasına olabildiğince sert bir tekme savurdum. "Ayy kusura bakma yanlışlıkla oldu. Tüh, galiba artık kısırsın." Gururunu da kırdığımıza göre bir sonraki adım kalan kemiklerini kırmak.

Bacak arasını tutarak öne doğru çömeldiği esnada ensesine yumruk atıp onu etkisiz hale getirecektim ki biri yumruğumu havada yakalayıp beni arkaya doğru çekti. "Ersin, gel sende tut şu aptalı. Başımıza açtığı işlere bak! "

Aptal derken?

Ersin denen adam gelmeden boşta kalan elimle yanımda duran adamın gözüne sağlam bir yumruk geçirdim. Kolumu bırakıp gözünü tutunca, etrafımda dönüp kafasına tekme attım. Yana doğru düştüğünde tekrardan kafasına tekme attım.

Birisinden tam olarak kurtulmuştum. Kaldı bilmem kaç.

Arkamı döneceğim esnada bir el saçımı kavrayıp beni yere doğru savurdu. Pardon, savurmaya kalkıştı diyelim.

Saçımı bıraktığı esnada bileğini yakalayıp omzumun üstünden önüme doğru çektim. Aynı anda ayağına arkaya gidecek şekilde tekme attım. Ve elini tüm gücümle çekip omzumun üzerinde tekme atmasını sağladım. Yere düşünce hemen kafasının yanına çömelip bir elimi çenesinin, bir elimide başının üzerine koyup ters yönde sertçe büktüm. Çıkan kıtıltı sesinden boynunu kırdığımı anladım.

İkinci de gitti kaldı az bi şey.

Biraz soluklanacağım esnada boğazımda bir kol hissetim . Ve ardından içimdeki nefesin tükendiğini.

Beni boğan kişiden kurtulmaya çalışırken ilk başta işini hallettiğimi düşündüğüm adam gelip karşımda durdu. Ardından karnıma defalarca kez yumruk attı. "Eğer uslu bir kız olsaydın seni öldürmek zorunda kalmazdık. Bunu sen istedin." Arkamdaki adam beni bırakınca son kez kafama sert bir yumruk geçirdi. Yere düştüğümde bu sefer az önce arkamda olan adam karnıma tekmeler atmaya başladı.

Bilincim kapanana kadar dövdüler beni. Zordu, çok zordu hiçbir şey yapmadığım kişilerin beni düşmanı olarak görmesi, zordu ne yaptığımı bilmediğim insanların bir gece ansızın hedefi olmak, zordu tüm kemiklerim bir bir kırılırken karşılık verememek...

Son tekmesinden sonra bize doğru gelen iki çift beyaz ışık gördüm.

Beyaz ışığı görmek bu olsa gerek. Ya ama benim düşündüğüm son bu değildi. Umarım kimse görmemiştir son nefesimi rezil olarak verememi.

Ben bunları düşünürken ensemde bir sızı hissettim ve bilincim tam olarak kapandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.