Ağlama sesi, bir bebekten gelen ağlama sesi...Uzaklardan geliyordu bu ses,oldukça uzak...Fakat insanı geçmişe götürebilecek kadarda yakın... Bu ses hem geçmişteki acılar tekrarlıyor hemde,eski zamanlardaki mutlulukları,heyecanları tekrar yaşatıyordu sanki.Bir adım daha attı ve bir adım daha...Her adımında yerdeki karları biraz daha eziyor paltosuyla yeri biraz daha süpürüyor vede geleceği dahada değiştiriyordu.
Hızını arttırdı.Zaten sert olan adımları artık neredeyse yeri inletiyordu.Birkaç dakikanın sonunda yerde karlar içinde yatan,üşümekten bir hal olmuş o bebeğin yanına vardı.Kim bilir kaç gündür açtı,kim bilir ne kadar zamandır o karın içinde yatıyordu...Fakat bu küçücük bebeğin vücudundaki izlere bakılırsa aslında tek sıkıntının üşümek ya da aç kalmak olmadığı belliydi.
Yavaşça eğildi ve de sadece siyah,yırtık bir örtüye sarılı olan o bebeğe yerden aldı.
Bu küçük bebeğin henüz uzamamış saçları bile ileride kömür karası bir saça sahip olacağını şimdiden bize müjdeliyordu.Fakat güneşi bile yansıtmayacak kadar karanlık olan bu saçlarının aksine gözlerinde bir okyanısın rengi vardı.Simsiyah saçları, büyük ve de masmavi gözlerini dahada ortaya çıkarıyordu sanki.
Ancak güzelliğinin aksine yaşadıkları pekte iç açıcı şeyler değildi.
Boynundaki büyük morluk yüzündeki kocaman çizik ve daha nicesi bu küçücük yaşına rağmen çok acı çektiğini en büyük göstergesisiydi adeta.Belkide daha iyi bir yerde,daha iyi insanların içinde dünyaya gelseydi bileğindeki bu kırık yerine aynı yerde sevgi dolu annesinin bileziği olabilirdi veya bu kar içinde iliklerine kadar donarak yatmaktan ise rahat beşiğinde ninniler eşliğinde uyuyabilirdi.Fakat hayat kimseye eşit davranmıyordu maalesef.
"Aramıza hoş geldin."dedi boğuk sesiyle .Ardındandan örtüsünün üzerinde yazan isime bakarak ekledi"Talya Aydoğan."
Yazardan Not:bu bölüm geçmişten gelen ufak bir alıntı olduğu için bölümüm oldukça kısadır.Diğer bölümlerim daha uzun yani normal uzunlukta olacaktır.