İçeriğe geç

BEKLENMEDİK TEHLİKE

Bölüm 1 · 4 dk okuma

BEKLENMEDİK TEHLİKE

Bölüm 1

1. BÖLÜM BU SANDIK DANERDEN ÇIKTI?

Minecraft... Uçsuz bucaksız dağların, ovaların olduğu büyüleyici bir dünya. Kendimi bildim bileli bu dünyadayım bu köyde bu yerde... Köylüler ile iyi anlaşıyoruz ben onlara havuç ve buğday satıyorum onlar da bana zümrüt veriyor. Karşılıklı çıkar diyebiliriz.

Yine böyle bir günün sabahıydı. Güneşin odamdan içeri giren ışıkları tamda gözüme vuruyordu. Ellerimle gözlerimi ovaladım ve yatağımdan kalktım. Bugünkü Planım tarlamdaki olgunlaşmış buğdayları Hüseyin abiye götürüp karşılığında ticaret için zümrüt almak olacaktı. Kapıyı açtığımda yerdeki sandık dikkatimi çekti. Neydi bu? Neden buradaydı? Ve en önemlisi onu buraya kim koymuştu...

Yine başıma bişey gelmesinden korkup kutuyu aldım ve bahçemin bir köşesine koydum içindekini ne kadar merak etsemde bakmaya irkildiğim için başımdan savdım. Çapamı elime aldım ve olgunlaşmış buğdayları teker teker toplamaya başladım bu biraz zordu ama artık bana kolay geliyordu ne de olsa bunu yıllarca yapmıştım.

Olgunlaşmış buğdayları aldım ve hepsini el arabasına yükledim ve Hüseyin abinin. Evine doğru yola çıktım.

"kim benim evime gelip böyle bir sandığı bırakır ki?"

Diye geçirdim aklımdan gerçekten kimdi bu..herneyse Hüseyin abinin kapısını çaldım.

- Hoşgeldin Evladım

-Hoş buldum Hüseyin amca sana bunları getirdim

- Elin dolu gelmişsin onları arka bahçeye koy da sana karşılığını vereyim.

-"Didiği gibi yaptım ve arka bahçeye buğdayları koydm."

- Hallettim Hüseyin amca.

- Sağol oğul. Al bakalım

-"Bana tam 45 adet zümrüt verdi"

- kesene bereket Hüseyin amca. Haydi Görüşürüz.

- Görüşürüz oğul.

Elimdeki tüm buğdayları sattım ve Güzel bir gelir elde ettim. Zümrütleri Çantama attım ve evime doğru yürümeye başladım. bahçenin yanından geçerken bıraktığım o sandığı daha da merak etmeye başladım ve açmaya karar verdim.

Sandığı kucakladım ve evime girdim onu oturma odasında götürdüm ve heycanla açtım. İçinde... Sadece bir not vardı birkaç cümle yazıyordu ama ben bu dili bilmiyorum ki. Bu dili ilk defa görüyorum notda epey uzun bir kaç cümle var ama ben hiçbirşey anlamıyorum. Düşündüm ben bunu nasıl okuya bilirim. "Şakir abi!!"

Şakir amca bu yazıyı okuyabilir. O bu köyden bile eski. Apartopar Hazırlanıp Şakir amcaya gittim. Kapısını çaldım ve bir süre bekledim.

-kim o?

- Benim şakir amca kuzey.

- Buyur evladım.

- Sana sormam gereken bişey var kapıyı açar mısın?

"Bir süre sonra kapı açıldı."

- sor bakalım evladım

- Seni dinliyorum.

"ona bulduğum kağıdı gösterdim" Bunu okuya bilir misin?

"Kağıdı biraz inceledi sonra bana bakt."

-İçeri gel.

"İçeri Girdim ve eski bir kanepeye oturdum."

- Bu eline nasıl geçti Evladım?

- Bu sabah. Biri onu benim kapıma bırakmış...

-Anlaşıldı. Demek zamanı geldi

- Neyin?

Bastonuna tutunakar ayağa kalktı ve gözlüğünü masadan aldı. Tekrar oturdu yerine.

- Sen seçildin evlat.

- Hiçbirşey anlamıyorum ne anlatıyorsun Şakir abi?

"Yıllar Yıllar önceydi. Masmavi gökyüzü ve yemyeşil ovalarıyla dünyamız şuanki hali gibi güzeldi. Köyler birleşikti şehirler vardı insanlar uyum içinde yaşardı.. sonra birgün o ortaya çıktı. Yerin derinliklerinden bir ses şehrin tam ortasından geliyordu. Bir anda Yer çatladı ve içinden siyah parlayan bir Madde çıktı... Herşeyi Kaplamaya başladı yakınında ne varsa kapladı insanlar dehşet içinde kaçıp duruyordu sonra o delikten devasa boyda bir yaratık çıktı... Eskiler ona Warden derlerdi. Bazıları Muhafız da derdi... Büyük bir savaş oldu Kuzey. Çok büyük bir savaş insanlar bu maddeyi ve Muhafızı yenmek için ellerinden geleni yaptılar. Ama muhafızı yenmenin bir tek yolu vardı Dragon... End İsimli boyuttaki Dragon onu yenebilirdi Annenle baban kuzey... Onlar bu boyutun peşine düştü. Bir gurup ile birlikte peşine düştüler..

Bulamadılar. Ve bu arama Muhafızın dikkatini çekti... Onlar kendi boyutuna götürdü... Biz köylüler dışındaki her insanı yok ettiler. Bu yüzden tek insan sensin. Biz köylüler dışındaki tek Yetenekli insan sensin kuzey.

"Kağıda baktı"

Eskiler bir zaman gelip o boyutu açacak ve Wardeni Dragon ile yenecek olan o kişinin ortaya çıkmasını bekliyordu... Kuzey bu kağıt sana onlardan geldi. Bu dünyayı koruyan ve son kalan ekipten bir not bu! Ve şöyle yazıyor...

"Güneşin battığı yöne doğru bir milyon blok ilerle ve sana verdiğimiz kelimeyi yüksek sesle söyle kelime."

(Shadow)

"Duyduklarım karşısında ne yapacağımı bilemedim. Neydi bu nerden çıktı bir anda ben... Seçilmiş kişi ben olamam ne yapacağım şimdi.."

"Şakir amcaya baktım"

- Ne yapacağım Amca?

- Gidip. Dünyamızı kurtar evlat. Muhafız Uyanmadan ve o geçidi Birdaha açmadan git ve bizleri kurtar!!

"Şakir amcanın dediklerinden sonra biraz bekledim ve ayağa kalktım... Eve gidip uzandım ve düşündüm. Sakin huzurlu hayatım bir anda kaosa dönüşmüştü bu yük bana fazla değilmiydi... Ben ve dünyayı kurtarmak gerçekten mi?.

Bu düşüncelerle uyuya kaldım ve sabaha kadar uyudum. Kalktığımda kahvaltı yaptım ve birazdaha düşündüm. Ya bu yolculukta başıma bişey gelirse...

Ama... Yapmalıyım o geçidin içine girersem belki bir umur annemle babam hâlâ o geçidin içindedir. Dragonu da bulmam lazım..

"sıkkınlıkla nefes verdim"

Yapacağım. Annemle babamı dünyamı kurtaracağım!

"Şakir amcaya gidip fikrimi söylediğimde bu senin kaderinin Bir parçası dedi ve bana ekipman ayarladı. Elmas Set ve elmas Aletleri bana verdi ve çantama da bolca şey ekledi... Köyün ileri gelenleri benim bir yere gideceğini düşünüp köyün çıkışında Beni bekliyorlardı. Yavaşça Çıkışa geldim ve en önde duran Salih Emmiye baktım..

- Bana şans Dileyin Sahil Emmi

- Geri dön evlat. Seni özlicez ama geri dön.

"Gözümden bir damla yaş geldi ve yavaşça beni bekleyen maceraya doğru attım kendimi salih emmi gil beni uğurlamaya başladı arkamı dönüp onlara baktım ve Gün doğumu eşliğinde kaderimi yaşamak için atıldım yollara...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.