Kezbansu köyde bile kendine Harem kurmaya başlamıştı. Karşındaki çekik gözlü Koreli herhalde çekik gözlü olduğu için onu sevmişti.
Sülümana kim olduğunu sorduğumda bana evinde kaldığım hala iş bitmemiş amucanın kızının çocuğu olduğunu söylediğinde şaşırdım. Demekki lakap kalkmasına rağmen en başından beri bizim ortama yakın olduğundan biliyormuş.
Bir an düşündüm.
Lan akraba evliliğinden bizim çocuklar dört kol olmasın.
Her neyse önemi yoktu nasılsa Sülüman daha ilk adaydı. Sülümanda köye eski manitasi onda Mercedes yerine el arabası olduğunu görünce topuklu ayakkabılarını götüne vura vura kaçmıştı. Oda günlük yaparak el arabasından akülü arabaya geçmek için gelmişti. Ama kader Sülüman ile bize Fransa'nın Sürmene ilçesinde olan Pisa kulesi manzarası eşliğinde değilde, gecelerin domuzların dadandığı fındık bahçesini seçmişti.
Benim sakarlıklarım sonucu günün bitmesiyle faraler ile evimizi paylaştığımız evimsi şeye geldik. Akşam çok romanrik geçti. Amuca karısına çaya bir kaşık eksik attı diye evden kovmaya çalışırken ben Ulrta fakir ama uzun boylu yakışıklı namı değer gelecekteki kocamla karşı karşıya oturmuş. Birbirimize nohutu pilav yediriyoduk. Onun parası yoktu ama benimde karakterim yoktu.
Yer olmadığından Sülüman ile aynı döşekte böcekler ile yatmak zorunda kaldık. Böcekler sorun değildi ama Sülüman araba egzozu gibi horladığı için bi kara delik görevi görüyor, tüm zavallı böcekler Sülüman tarafından çekiliyordu ama sorun değil zaten Koreli orda ahtapot yiyorlar iki böcek yurda sorun olmaz. Acıdığım tek şey kendimdi. Tam amucanın gece yatarken yatağa sıçması ve o pok kokusunda uyumaya alışmıştım ki Sülüman dümbükünün gelmsiyle artık adaptasyona yeniden başlamak zorunda kaldım. İşin diyer tarafından aslında iyi ikili oldular. Amuca kokuyla börtü böceği o tarafa çekiyor Sülümanda hortum gibi gelen böcekleri içine çekiyordu. Bu sayade evdeki böcek sayısı azdı.