🎶Suzan Hacigarip|Yağmur
🎶Halsey|Sorry
Yaşamak için ölmek gerekir bazen.
❛GİRİŞ
Ait olmadığımız hayatların içerisindeyiz her birimiz. Ait olmadığımız yerlerin tutsaklarıyız.
Özgür değiliz.
Yaşamıyoruz.
Başkalarının kuklası olmaya mahkumuz.
Biz biz değiliz. Biz asla biz olamıyoruz.
Hayat çok vefasız. Çok acımasız. Bir gün gelir ve o gün alır ellerinden en değer verdiklerini, sevdiklerini. Çat kapı bir gün gelir ve avuçların arasında sımsıkı tuttuğun mutluluğunu alır senden. Seni çıplak bırakır.
Yalnız başına karanlığa sürükler. Yalnızca soğuğu hissedersin.
Soğuk. Şuan bile tek hissettiğim bu.
Karanlık. Tek gördüğüm şey bu.
Hissettiğim soğuk karşısında hırkamın kapișonunu başıma geçirip etraftaki zifiri karanlıktan kurtulmak için elimdeki el fenerini yaktıktan sonra boş ve ürkütücü koridorda ağır adımlar ata ata ilerledim dış kapıya doğru. Sağıma soluma ve arkama ara ara kaçak bakışlar atıp etrafı kolaçan ettikten sonra daha emin adımlarla çıkışa ulaştım. Dışarı çıktığımda kapıyı ardımdan kapatıp derin bir nefes alıp soğuk ama bir o kadar da huzur verici havayı içime çektikten sonra nefesimi bırakıp elimdeki el fenerini söndürdüm ve cepime sokușturdum. Ellerimi ceplerime yerleştirip adımlarımı sıklaştırdım. Çıkışa vardığımda son bir kez etrafımı kontrol edip kapıya uzandım.
"Siktir!"
Yurdun en dış kapısı kilitliydi ama bir an önce buradan çıkmam gerekiyordu.
Kapıyı biraz zorladım açılması için ama açılmayınca son çare olarak yurdun bahçesindeki demirliklere tırmandım. Kimseye görünmemek için hızla karşı tarafa ayağımı attığım esnada yere çakıldım.
Bir küfür daha mırıldandım öfkeyle bir süre olduğum yerden kalkmayıp.
Neden kalkmıyorsun Masal? Hala birilerinin gelip elinden tutmasını ve seni ayağa kaldırmasını mı bekliyorsun?
Hayattan hep bir beklenti içerisindeyiz. Hep birilerinin bize yardım etmesini çaresizce diliyoruz. Birilerinin ellerimizden tutmasını, bizi ayağa kaldırmasını, ağladığımızda gözyaşlarımızı silip ağlamamamız gerektiğini söylemesini bekliyoruz.
Hayat sana elbet bir gün bir dönüm noktası sunar. Sana sen olma fırsatı tanır. Hayat, sevdiklerini kaybettikten sonra sana bir şeyler öğretmeye başlar. Tek başına her şeyle mücadele etmeyi, güçlü olmayı, hep dik durmayı ve pes etmemeyi öğretir sana. Hayat sana kaybettiklerinin yanı sıra sana seni verir. Bunca zamana kadar her şeye gözü kapalı bakan sana gözlerini açtırır ve seni körlükten kurtarır. Hayata olan bakış açını değiştirir. Her şeye yalnızca sen olarak bakmanı sağlar.
Sende mi kaybettin?
Yere mi düştün?
Elinden tutacak kimsen yok mu?
Ayağa kalkmayı öğren.
Bende ayağa kalktım. Üstümü silkeledim. Kısa çaplı beklentilerime son verdim. Çünkü dilediklerimiz sadece boş beklentilerden ibaret. Seni senden başkası kurtaramayacak bu yüzden sen sen ol ve kendin için ayağa kalk.
Gün geliyor ve hayatın bir anda bambaşka bir hayata dönüşüyor. Ait olduğun yerde değilsin, ait olduğun insanların yanında değilsin, ait olduğun hayallerin içinde değilsin. Sevdiklerin gidiyor ve işte o an gerçeklerle yüzleșiyorsun. Hayat sana dünyada sadece iyiliğin olmadığını da gösteriyor. Hayat seni kötü insanlarla da karşı karşıya getiriyor.
Benliğimizi elimizden alan insanlara hesap soramıyoruz. Korkuyoruz.
Zamanında korkutulduk çünkü hepimiz. Susturulduk. Ağladığımızda gözyaşlarımızı silmediler. Düştüğümüzde elimizden tutmadıar, bir darbe de onlar attı. Hayatımız boyunca hep yenildiğimiz bir an oldu. Hayata tutunman gerektiğini öğretmediler sana. Güçlü durmayı bileceksin demediler. Sen kendin öğrendin tüm bunları.
Ağlaya ağlaya susmayı öğrendin. Düşüp dizlerini yaralara yaralara kalkmayı öğrendin. Acılarından güç alıp cesaretli olmayı öğrendin. Sen tek başına kendin olmayı öğrendin.
Sokak lambasının biraz da olsa aydınlatmıș olduğu tenha sokaklarda yürüdüm . Tek başımayımdım. Tehlikedeydim. Ama korkmuyordum. Bunu neden yapıyordum bilmiyorum sanırım artık kaybedecek bir şeyim olduğunu düşünmememden kaynaklanıyordu tüm bunlar.
Kayıp verdiğin zaman sanki yalnızca hayatından bir şeyler eksilmiyordu.
Kalbinden, ruhundan, senden bir parça da kopuyordu sanki. Çok garip.
Kayıp.
Bir kelime ancak bu kadar çok anlam ifade edebilirdi benim için. Hayatımda bir şeyler kayıp. Duygularım kayıp, hislerim kayıp, en önemlisi ruhum kayıp. Ben kayıbım. Kendimi bulamıyorum bir türlü. O eski ben neredeyim bilmiyorum. Eski beni bulmak istiyor muyum onu da bilmiyorum. Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğim.
Usul usul akan yağmurun altında yürüyordum. Attığım her adım sesi kulağıma doluyordu. Bastığım her yer sanki yangın yeriydi. Bedenim güçlük çekiyordu ilerlemekten. Yorgun düşüyordum. Yoruluyordum. Zihnim yorgundu.
Kapana kısılmıştım,farkındaydım ama umursamıyordum. Gerçekten korkusuz muydum yoksa yaşamaktan bu denli korkup ölmek mi istiyordum bilmiyordum. Uzun zaman olmuştu attığım hiçbir adımdan emin değildim . Neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak edemiyordum. Hep yanılıyordum sadece.
Gezdiğim tenha sokaklarda sokak lambaları ve benim dışımda kimse yoktu ama tedirgin adımlarım yüzünden her an arkamdan biri omzuma dokunacakmıș gibi hissediyordum. Tek istediğim aklımdaki düşüncelerden arınmaktı. Tek istediğim nefes almaktı. Tek istediğim yaşadığımın bilincinde olmak ve artık bir şeyler hissetmekti. Bu yüzden soğuk havayı bol bol içime çektim. Her yer çok karanlık ve ürkütücüydü. Yurda geri dönmem gerekiyordu yoksa her konuda daha çok tehlikeye düşecektim.
Geldiğim yoldan geri dönmek şartıyla hızlı adımlarla yurda doğru ilerledim. Evet tedirgindim ama hayır ölmekten korkmuyordum. Yalnızca şuan ölmemem gerekiyordu. Hızlandım.Yurdun kapısına vardığımda etrafıma bakıp kimsenin olmadığına kendimi inandirdiktan sonra demirliklerden hızla karșı tarafa atladım. İçimden kocaman bir oh çektikten sonra tam içeriye doğru ilerleyecektimki demirliklerin ardından gelen araba sesiyle reflex olarak arkamı o tarafa doğru döndüm hızla.Hiçbir şey tahmin ettiğim kadar kolay olmamıștı. Arabanın ön tarafında yanan farları gözlerimi bir anlığına kamaștırırken daha ne olduğunu anlamadan bu karanlık ve sessiz ortama bir anda patlayan silah sesi hakim oldu. Karnımda hissettiğim acı önce sendeletti beni ardından dengemi kaybedip yere yığılmamı sağladı.
Elimi karnıma götürdümde hissettiğim ıslaklık gözümden birkaç damla yaş akıttırdı. Yurdun bahçesine biraz önce hakim olan sessizliğin yerini duyulan silah sesinin ardından şimdi de bağırıșmalar aldı . Gözlerim hala açıktı ama görüntüler gittikçe silikleșiyor gözlerim gitgide kararıyordu. Etrafımda insanların ve bağırıșmaların olduğunu hissedebiliyordum ancak hiçbir şekilde hareket edemiyordum. Kıpırdayamıyordum. Nefesim gitgide kesiliyordu. Konuşmaya çalışıyordum ama etrafımdaki sesler dışında kendi sesim çıkmıyordu.
"Masal!"
"Masal!"
"Masal!"
Herkes ismimi bağırıyordu. Öleceğimden korkuyorlardı. Ama bilmiyorlardıki ölüm bazen bitiş değil başlangıçtır.
Benim yeniden yaşayabilmem için belkide ölmem gerekiyordu.
Gözlerimi daha fazla açık tutamadan yumdum usulca.
"Biraz önce öldüm ben baba.
Ama üzgünüm.
Çünkü hissediyorum.
Yanına gelemeyeceğimi hissediyorum. Daha erken baba. Daha çok erken.
Etraf kan kokuyor şimdi baba. Ölüm kokuyor. Azrail ortalarda görünmüyor. Biri kulağıma bir şeyler fısıldıyor sanki. Bu ölüm kokusu yeniden dirilişin fısıltısı sanırım baba. "
...
Wattpad : zeyynepakman
Twitter: zeylerceee
Sevgilerle...
Zey.
