Yağmur, camlara öyle sert vuruyordu ki dışarıdaki fırtına evin içine kadar girmiş gibiydi.
Lalin, salonun ortasında öylece duruyordu.
Babası karşısındaki koltukta başını ellerinin arasına almış, dakikalardır tek kelime etmiyordu.
“Baba…”
Cevap yoktu.
“Ne oldu?”
Adam başını kaldırdığında Lalin, babasının gözlerindeki korkuyu ilk kez bu kadar açık görmüştü.
“Bana bak,” dedi Lalin. “Ne oldu?”
Babası dudaklarını araladı.
“Borç…”
Lalin kaşlarını çattı.
“Ne borcu?”
Tam o sırada dışarıdan üç kez korna sesi geldi.
Babası bir anda ayağa kalktı.
Yüzündeki bütün renk çekilmişti.
“Geldiler.”
Lalin’in kalbi hızlandı.
“Kim geldi?”
Babası cevap vermedi.
Kapının önünde siyah arabalar durdu. Ardından ayak sesleri duyuldu.
Lalin birkaç adım geri çekildi.
“Baba, kim bunlar?”
Kapı çalındı.
Bir.
İki.
Üç.
Babası kapıya doğru yürüdü.
Lalin kolundan tuttu.
“Açma.”
Adam kızının ellerine baktı.
“Artık kaçacak yerimiz yok.”
Kapı açıldı.
İçeri önce iki adam girdi. Siyah takım elbiseli, yüzleri ifadesizdi.
Ardından…
O geldi.
Lalin’in gözleri istemsizce adamın üzerinde kaldı.
Uzun boylu, siyah takım elbiseli, yüzünde en ufak bir duygu belirtisi olmayan bir adamdı.
Bakışları soğuktu.
Sanki girdiği her yerde insanların nefesini kesmeye alışkınmış gibi.
Alaz Sancak.
Lalin onun adını daha önce defalarca duymuştu.
Ama karşısında görmek bambaşkaydı.
Alaz ağır adımlarla salona girdi.
Gözleri önce Lalin’in babasına, sonra Lalin’e çevrildi.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonunda:
“Borcu konuşmaya gelmedim.”
Lalin’in babası yutkundu.
“Alaz Bey…”
“Bana Alaz yeter.”
Adam cebinden bir zarf çıkarıp masanın üzerine bıraktı.
“Yüz yirmi milyon.”
Lalin’in gözleri büyüdü.
“Ne?”
Babası başını öne eğdi.
Lalin ona döndü.
“Sen… bu kadar borcu nasıl yaptın?”
“Lalin…”
“Bana nasıl söylemedin?”
Alaz sakince araya girdi.
“Çünkü söyleyecek zamanı olmadı.”
Lalin ona döndü.
“Sen karışma.”
Alaz’ın kaşı hafifçe kalktı.
İlk kez yüzünde belli belirsiz bir ifade oluşmuştu.
“Cesursun.”
“Sen de insanların evine adamlarınla girip kendini güçlü sanıyorsun.”
Odadaki herkes sustu.
Babası dehşetle kızına baktı.
Alaz ise yalnızca Lalin’i izledi.
Sonra ağır ağır masaya doğru yürüdü.
“Babanın borcunu kapatmak için üç ayı vardı.”
Lalin babasına baktı.
“Üç ay mı?”
“Geçti,” dedi Alaz.
Lalin’in sesi titredi.
“Peki şimdi ne olacak?”
Alaz gözlerini doğrudan onun gözlerine dikti.
“Şimdi borcun bedelini alacağım.”
Lalin’in içini kötü bir his kapladı.
“Ne demek bu?”
Alaz birkaç saniye sustu.
Sonra tek bir cümle söyledi.
“Sen.”
Lalin ne duyduğunu anlamamış gibi baktı.
“Ne?”
“Baban borcunu ödeyemedi.”
Alaz bir adım yaklaştı.
“Ben de karşılığında kızını istiyorum.”
Lalin’in nefesi kesildi.
Babası hemen araya girdi.
“Hayır.”
Alaz ona baktı.
“Başka seçeneğin var mı?”
“Ben… çalışırım. Satarım. Ne gerekiyorsa yaparım.”
Alaz’ın sesi buz gibiydi.
“Senin hiçbir şeyin yüz yirmi milyon etmiyor.”
Lalin’in gözleri doldu.
“Ben eşya değilim.”
Alaz’ın bakışları yeniden ona döndü.
“Bunu biliyorum.”
“Öyleyse neden böyle konuşuyorsun?”
Alaz birkaç saniye onu izledi.
“Çünkü senin baban bana bir söz verdi.”
Lalin başını iki yana salladı.
“Ben onun sözünün bedelini ödemeyeceğim.”
Alaz’ın yüzündeki ifade değişmedi.
“Ödeyeceksin.”
“Hayır.”
“Lalin!”
Babası kızına bağırınca Lalin irkildi.
“Yeter!”
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Lalin gözyaşlarını tutmaya çalışarak babasına baktı.
“Beni neden böyle bir şeyin içine soktun?”
Babası cevap veremedi.
Alaz saatine baktı.
“Yarın akşam nikâh.”
Lalin’in gözleri büyüdü.
“Ne?”
“Hazırlan.”
“Ben seninle evlenmeyeceğim.”
Alaz kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken durdu.
Başını çevirip Lalin’e baktı.
“Bunu kendi isteğinle yapmanı tercih ederim.”
Lalin acıyla güldü.
“Ya istemezsem?”
Alaz’ın bakışları sertleşti.
“Babanın borcu yüzünden bu evdeki herkesin hayatı değişir.”
Bir saniye durdu.
“Benimle evlenirsen yalnızca senin hayatın değişir.”
Lalin’in gözlerinden yaş süzüldü.
Alaz kapıyı açtı.
Fakat çıkmadan önce son kez ona baktı.
“Yarın gece, Lalin.”
Kapı kapandı.
Lalin olduğu yerde kaldı.
Babası sessizce ağlamaya başladı.
Lalin ise pencereye doğru yürüdü.
Siyah arabalar yağmurun içinde uzaklaşırken tek bir şeyi düşünüyordu:
Bir yabancıyla evlenecekti.
Ama henüz bilmediği bir şey vardı.
Alaz Sancak’ın onu seçmesinin sebebi…