Sinirle elimdeki telefonu sıktım. Saçma bir nedenle kovulduğuma inanamıyordum. Bugün müdürün çok sevgili karısı gelmişti ve bende nezaketen gül vermiştim ama güle alerjisi olup benek benek olacağını beklemiyordum.
Elimdeki telefonum titreyince kısaca mesaja baktım. Şu markette bu kadar indirim var bla bla. Kafamı kaldırdığımda bana doğru gelen arabayı görünce şokla durdum. Beynim hareket işlevlerini yitirmişti ve put gibi yolda durmama neden olmuştu. Şoför koltuğunda oturana baktım bir an.
Genç bir adamdı. Mavi gözleri "ben belayım" der gibi çatıktı ve doğruca yolun ortasında direk gibi dikilen bana bakıyordu. Sarı saçları kafasını çekil şeklinde sağa çevirince yüzüne doğru düştü. Şoku atlatmış, tam çekiliyordum ki araba resmen tekerlekleri ağlatacak şekilde önümde durdu. Adam sinirle arabadan inip yanıma geldi. Elleri yumruk olmuştu. Bana, "dua et kadınsın yoksa o yumruk suratına inerdi" bakışı attı. Her ne kadar öyle bir bakış olmasa da artık vardı.
Adam konuşmayacağımı anlayıp sinirle konuşmaya başladı.
"İnsanların başına dert açmaya mı çalışıyorsun? Eğer intihara meyilli bir manyaksan lütfen, kendini başka şekilde öldür! Dilsiz misin?" dedi sert sesiyle.Bir bakıma haklıydı. Ama bir bakıma... Adam cevap vermeyeceğimi anladığında kafasını sabır dilercesine yukarı kaldırdı.
Mal gibi suratına bakmaya devam ediyordum. Adam mavi gözlerini bana çevirip sarı saçlarını savurdu. Etkilenmiş olabilirdim. Ama azıcık, minicik. Tamam, adam fazlasıyla yakışıklıydı... O bana son kez bakıp arabasına ilerledi ve gözlerime baka baka arabaya bindi. Arabayı sanki burada daha fazla bulunmak istemiyor gibi geriye ve sonrada hızlıca ileriye sürdü. Araba ayaklarımın hemen ucundan geçince arkasından şaşkınca baktım. Deli miydi bu?
☘️🍀
YAZARIN ANLATIMINDAN
Kaya iş yerinden çıkıp giderken aklında sadece bugün çarpmak üzere olduğu kız geldi. Belayı çekiyordu ve bundan fazlasıyla şikayetçiydi. Daha birkaç gün önce nezarete alınmıştı.Eğer kıza çarpsaydı başı daha büyük bir belaya girecekti. Oğlunun yüzü gözünün önüne gelince hafifçe gülümsedi. Ne de özlemişti Aras'ını...
Kaya'nın aklına her ne kadar istemese de o kız geldi. Güzel bir vücudu, sinir bozucu bir donukluğu vardı. Belki de donukluğu yüzündendi aklına gelişi. Sadece basit bir etkilenmeydi, emindi.
Ona göre 'ilk görüşte' kavramı her zaman saçma gelmişti ama bugün tabularının kırıldığını hisetti. Saçmalıyorum, diye düşündü. Evet, yorgundu ve aklını saçmalıklarla meşgul ediyordu. Hoşlantı göreceli bir kavramdı ve onun için, netlik önemliydi.
Sonunda eve geldiğinde Aras babasının arabasını gördüğü gibi kapıya koştu. Babasının kapıdan girdiğini görünce babasına sarıldı. Kaya oğlu ile hasret giderdikten sonra hazır olan yemeğe oturunca yemek yemeye başladılar.
Yemekler yendikten sonra Aras okula gitmek üzere çıktı. Ama her gün yaptığı önce babasına öpücük vermeliydi. Rutin asla bozulmuyordu. Aras hergün onu durdurup yanağını öperdi.
Aras babasının yanına gidip öpmek için tişörtünü çekiştirmeye başladı.
" Ne oldu oğlum, bir şey mi unuttun? " dedi şefkatli sesiyle. Aras kafasını hızlıca sallayarak babasının ayağına sarıldı.
" Ben seni daha öpmedim ki." dedi i leri uzatarak. Kaya oğlunun bu şirin haline bakarak gülmeye başladı. Hemen oğlunun boyuna gelerek yanağını öpmesine izin verdi. Ama bir yandan da kendine kızdı, umutmamalıydı rutini. Aras kreşe Kaya da iş yerine gitmek üzere evden ayrıldılar.
RÜYA'NIN ANLATIMINDAN
Ölümden kıl payı kurtulmamın üzerinden birkaç saat geçmişti. Duş almıştım ve şimdi de yorgunluktan gözlerim kapanıyordu ki kapı alacaklı gibi çalınmaya başladı. O sırada aklımdan sadece tek bir isim geçiyordu. Şule...
"Rüya, ölüyorum. Açsana kız kapıyı! Uyudun mu?" Uzun uğraşları, benim kapıyı sertçe açmam ile sona erdi.
"Aa, uyumuş muydun? Pardon... Sana anlatmak istediklerim var!" Hızlıca içeri geçip oturdu. Bazen sinir bozucu olabiliyordu. Yanına oturunca hemen ellerimi tuttu ve anlatmaya başladı.
"Bak şimdi, bugün Gamze'nin çalıştığı yere gittim. Yeni eve çıkacağı birkaç belge evde kalmıştı. Bende onu vermeye gittim. Tam çıkıyordum ki birine çarptım. Görmen gerekiyordu! Siyah saçları ve karamel gözleri o kadar güzeldi ki... Özür dilerkenki sesi hele, neredeyse eriyecektim! Tabii o hemen gitti ama bir kız geldi yanıma. Dedi ki; 'Bora Bey'in bir sevgilisi var, bence şansını başkasında dene' çok üzüldüm..." Şefkatle ellerini okşadım.
" Güzelim önünde çok güzel günler var. Neden başka birinde şansını denemiyorsun? Bir erkekte takılı kalmak yakışır mı bize?" dedim sırıtarak.Herkesin sevgilisi olurdu ama asla sevildiğinden emin olamazdı insan. Hissettirebilene gidin, hissetmenize zorlayana değil...
"Haklısın, hep yaptığım abartı işte." dedi gülerek. Ama görebiliyordum ne kadar üzgün olduğunu.
" Ayy, kapatalım konuyu. Hadi hazırlan gecelere kopalım ne dersin? Zaten uzun zamandır çıkmıyorduk. Hem kafanı da dağıtırsın. " dedim kocaman gülümsemeyle. Şule'nin de yüzünde gülümseme gördüğümde gülümsemem daha da genişledi. Hemen odalara dağıldık.
Ben siyah, mini straplez elbisemi giydim ve makyaj yaptım. Şule de o sırada diğer odadan çıktı. O da kırmızı, straplez yaka ve göğüs dekolteli elbisesiyle iddialı giyinmişti yine.
" Kuzum çok güzelsin. Kesinlikle bugün bütün erkekler peşinde olacak, adım kadar eminim! " dedim kesin bir şekilde. Ama Şule'nin yaptığı espriyle kahkahalarla gülmeye başladım.
" O zaman sen bana rüyada gör demeye mi çalışıyorsun ?" ben kahkahalarımı zor durdururken Şule çoktan arabaya binmişti bile. Başlasın eğlence!
🫀
Sonunda İstanbul'un en sevilen mekanına geldiğimizde kapıdaki görevli bizden kimliklerimizi istedi. Oysaki az önceki iki kız da kimliklerini göstermeden geçmişti.
" Hanımefendi lütfen kimliğinizi gösterin. " dedi üstüne basa basa.
" Nedenmiş, deminki kızlar direk geçtiler. Biz neden gösterelim? " dedim tıslar gibi. Bir çirkef olmamıştım, sayesinde cici kızdan çirkef birine dönüştüm de tam oldu. Şule son anda yetişip kimliklerimizi görevliye verip gösterdikten sonra çantasına atıp beni içeri doğru çekiştirmeye başladı.
İçerde neredeyse boş yer yoktu kocaman mekanda sadece 2 erkeğin yanı boştu. Onlar da baya sarhoşlardı. Bunu sadece ben değil arkamızdan gelen kız grubu da farketmişti ama umurlarında olmadı. Sadece o iki sarhoş erkeğin masasına gidip içecek alıp içmeye başladılar.
Az ileride boşalan masayı görünce bu sefer de ben Şule'yi çekiştirmeye başladım. Masaya gelince arkamızdan gelen kaslı erkek grubunu farkettiğimde masadan kalkacakatım ki çok geçti. Hepsi masaya oturup bana ve Şule'ye dik dik bakmaya başladılar. Rahatsız olan sadece ben değildim.
Şule hemen masadan kalktı ve beni de kaldırıp çıkışa doğru ilerledi.Daha oturamadan kalkmıştık, aman ne büyük eğlence! Ben saçma sapan homurtular çıkarırken Şule bana tuhaf tuhaf bakıyordu ki gözü arkama kayınca gözleri kocaman açıldı. Ben ne olduğuna bakacakken Şule'nin küfür ettiğini ve kendini gizlemeye çalıştığını gördüm.
" Siktir, Bora!" o hala arkama bakarken bende Bora'yı merak edip arkamı döndüm ki mavi gözlerle karşı karşıya geldim.Adam dik bakışlarıyla beni dikkatlice süzünce rahatsızca yerimde kıpırdandım. Adamın ve Bora'nın bize doğru geldiğini gören Şule arkasında tozunu bıraktığını fark ettim. Götü tutuşunca nasıl da Flash'a dönüşüyordu!
" Demek sen de burdasın. Buraya 18 yaş altı alınmıyordu, sen istisna mısın? Hadi ikile."Adamın iğneleyici konuşması beni daha da sinirlendirdi.
" 25 yaşında olan birine küçük diyen tek kişisin ve sen kimsin de ikile falan diyorsun, hayırdır?" dedim sesimi yükselterek.Adamın öfkeli gözleri doğruca gözlerime bakıyordu.
" 1.'si önce sesinin tınısını kısalt. 2.'si ben KAYA EROĞLU ve bu mekanın sahibi benim. " dedi kelimelerin üstüne basarak. Gerçekten bula bula, bunun barını mı bulmştuk. Ne harika(!) ama. İsmine vurgu yapması umrumda bile değildi. Ben tam cevap verecekken omzumda hissettiğim elle hemen arkamı döndüm. Şule kavgayı hissetmiş olacak ki arabadan inip yanıma gelme zahmetinde bulunmuştu. Hoş, gelmeseydi de ben işi çözüyordum.
Bakışlarım aniden siyah gömleğini buldu.Siyah gömleği üstüne tam oturmuş, kaslarını ortaya sermişti ve siyah pantolonla da mükemmel olmuştu. Hayatımda gördüğüm en yakışıklı erkeklerden biriydi.Tamam, saçmalıyordum.
Ben adamı süzdüğümü farkettiğimde yüzüne baktım. Ama az önceki soğuk tavrı gitmiş, yüzüne serseri bi gülüş yerleştirmişti.
" Hey, ne kadar yakışıklı olduğumu biliyorum bu kadar süzmene gerek yok. " dedi. Hala yüzünde olan serseri gülüşüyle bana bakıyordu. Egoist piç.
Ben o tavrına gözlerimi devirdiğimde gözlerinin lacivertimsi bir renge döndüğüne yemin edebilirdim.
" Buralarda size göre şeyler yok. Sen ve arkadaşın burdan gitseniz çok daha iyi olur minik kız." dedi ve mekana doğru seri adımlarla ilerledi. Başlardım miniğine!
selam aşklarımmm, kitabı burada da yayınlamak istedim. Umarım seversiniz 🫶
