Yeni bölüm geldii 🙌 sınav haftam için şans bu bölüm için yorum ve beğeni bekliyorum 🤭 diğer hikayeme de bakabilirsiniz. Öpaj 💋✨
----
Tolga’nın Gözünden
Sahilde güneş parlak, hava serin ama insanın içini ısıtan bir tatlılık vardı. Ayşe, elimi sımsıkı tutmuş, minik ayaklarıyla bir o yana bir bu yana koşturuyordu. O, bir şeylere heyecanlanıp bağırdıkça içimde bir sıcaklık hissediyordum. Kendi çocuğum yoktu ama Ayşe’yle geçirdiğim her an sanki bana baba olmanın nasıl bir his olduğunu ufak da olsa tattırıyordu.
Melike yengem bir yandan Ayşe’nin ardı sıra koşturmamı izliyor bir yandan da Gökhan’la kendi aralarında konuşuyorlardı. Çoğu zaman Melike’nin laflarını duymazdan geliyordum ama her fırsatta bana aile kurma konusunda yaptığı imaları duymazdan gelmek zordu. Bir de boşanmadan kaynaklı herkes haklı olarak tepkiliydi.
“Bak Tolga” dedi Melike beni hayal alemimden çıkararak “Ayşe’ye ne kadar düşkünsün. Kendi çocuğun olsa kim bilir nasıl bir baba olurdun?”
Ne diyeceğimi bilemedim. Şimdi Ayşe’nin gözlerinde parlayan mutluluğu izlerken Melike’nin sözleri aklımın bir köşesine yerleşti. Ama hemen ardından o konuyu düşünmek istemediğimi fark ettim. Geçmişteki hatalarımdan sonra bu konuya dönmek beni rahatsız ediyordu.
Ayşe, birden gözlerini sahilde gördüğü bir adama dikti. Adam, göğsünde taşıdığı bebek ve yanında dört-beş yaşlarında bir oğlan çocuğuyla oradaydı. Bebek huzurlu bir şekilde uyurken adamın oğluyla oynadığını gördüm.
Ayşe, elimi bırakıp hızla adama doğru koştu. “Amca bak! Bebek! Çok tatlı değil mi?” diye bağırdı.
“Dur, Ayşe!” dedim ama çoktan adamın yanına varmıştı. Bu çocuğun bebek sevgisi inanılmaz bir boyuttaydı uzun zamandır bir kardeş istiyordu. Adam hafifçe eğilerek Ayşe’ye güler yüzle baktı.
“Merhaba küçük hanım, adın ne bakalım?” dedi sıcak bir ses tonuyla.
“Ayşe” dedi yeğenim, ardından hemen bebeği işaret etti. “Bebeğin adı ne?”
Adam gülerek “Zühre” dedi ve ardından oğluna döndü. “Hadi Aras, bakalım biraz daha oyna sonra fırına gideceğiz.”
Zühre. Aslı'nın babaannesinin de adıydı. Tanışma fırsatımız hiç olmamıştı ama Aslı ondan çok bahsederdi, hiç görmediği bu kadını tanıyor gibiydi. Aklıma o an Aslı'nın ondan nasıl sevgi ve hürmetle bahsettiği geldi. Sanırım Aslı'yı tanımlayacak olsam bunu derdim, sevgi dolu. Bu düşüncelerle kafamı salladım, vicdanım altında eziliyordum.
Adamın yüzüne dikkatle baktım ama nereden tanıdığımı hatırlayamıyordum.
Bu sırada Melike ve Gökhan da yanımıza gelmişti. Melike adamla hemen sohbete dalmıştı. “Ne kadar ilgili bir babasınız, belli oluyor. Çocuklarınızla aranız çok güzel” dedi.
Adam hafifçe gülümsedi. “Teşekkür ederim.” dedi.
Gözlerim bebeğe takılıp kalmıştı. Kangurudaki minik yüzü, huzurla uyuyan hali, minik elleri ve buruşuk yanakları… Kalbimde garip bir kıpırtı hissettim. O kadar masum, o kadar narindi ki… Kendi kendime hayranlıkla fısıldadığımı fark ettim.
“Ne kadar küçük…” dedim ve bir adım daha yaklaştım. Adam gülerek “Evet henüz üç haftalık” dedi.
Bu sahne, bende bir boşluk hissi uyandırmıştı. Hayatımda eksik bir şeyler vardı, ama bunun tam olarak ne olduğunu adlandıramıyordum. Gözlerimi bebekten ayırıp, adamın oğluyla olan ilişkisini izledim. Onların neşesi, kahkahaları ve bağlılığı… Bir an için bunun parçası olmak istediğimi düşündüm ama hemen ardından bu fikri kafamdan attım.
Melike hala konuşuyordu " Anne evde sanırım?" Yahu sana ne şimdi elalemin kadınından "Evet, biz de baktık hava güzel biraz dolaşalım, alışverişimizi yapalım eve öyle gidelim dedik." Küçük çocuk babasının elini tutarken devam etti " Geceleri uyanıyormuş ama ben de öyleymişim bebeklerde öyle oluyormuş. Biraz büyüsün birlikte oynayacakmışız şimdi sadece birlikte kartlar var onlara bakıyoruz " Bunu demesiyle Ayşe'nin cırlaması bir oldu " Amca siz bebeği nerden aldınız? ben de istiyorum ama babamlar almıyor. " E tabii abimle ikimiz de morardık. Adamın telefonu çalınca el sallayıp yanımızdan uzaklaştılar.
Nereden tanıyorum ben bu adamı?
----


