Bu hesapta yoktu. Öyle bi içimden geldi. 😁✨
---
Aslı'nın gözünden
Birkaç gün sonra, Zühre’nin küvezden çıkarılıp yanıma getirileceği söylendiğinde tarifsiz bir mutluluk yaşadım. Onu kucağıma aldığımda minik ellerini yüzüme dokundurmasıyla gözlerimden yaşlar süzüldü.
Herkes sırayla Zühre’yi kucağına aldı. Derya, “O kadar güzel ki, gözlerimi alamıyorum” derken Sinan da “Onunla gelecekte çok şey paylaşacağız” dedi.
Kaan ise sessizce yanımızda durup bizi izliyordu. Aras, biraz gönülsüz bir şekilde “Ben de tutabilir miyim?” diye sordu. Zühre’yi kısa bir süre kucağında tutarken “Tamam, arkadaş olacağız” dedi. Tabii Zühre Aras'ın kucağında bir bomba patlayana kadar... Aras'ın gözleri kocaman oldu ama hepimiz güldüğümüzden o da güldü bu duruma.
Hastane odası bir süre sonra sevdiklerimle dolup taştı. Annem, Elif, Aylin Hanım, Sinan, Derya, Kaan ve Aras… Hep birlikte, Zühre’nin erken ama bir o kadar güçlü gelişi için kutlama yapıyorduk.
Geçmişte yaşananlar hâlâ zihnimin bir köşesindeydi ama Zühre’nin varlığı her şeyi değiştirmişti. Bu yeni başlangıç, yalnızlık yerine sevgi ve destekle doluydu. Ve içten içe buna minnetardım. Ve o an, her şeyin yolunda olduğunu biliyordum...
Zühre’nin küçücük eline bakarken hala nasıl bu kadar mükemmel bir varlık dünyaya getirdiğime inanamıyordum. Kollarımda uyuyordu, nefesi hafifçe yüzüme vuruyordu. Dışarıda bir heyecan vardı. Annem sabah erkenden eve gitmiş babamla birlikte hazırlıklara girişmişti. Elif, Derya, Kaan ve Sinan hastane odasında benimleydi. Bugün hastaneden ayrılacak ve nihayet evimize dönecektik.
Sinan, pencerenin yanında durmuş Zühre’ye bakıp duruyordu. "İnsanın kızlardeşi olmasa, bu güzellik beni kıskandırırdı" dedi alaycı bir gülümsemeyle. Sinan'ın böyle anlarda söyledikleri beni hep güldürürdü, ama şu an hissettiğim şey gülmekten çok huzurdu. " E kız halaya çekermiş dedim." Derya'ya göz kırparken.
"Sinan, biraz geri dur, yeni doğan bir bebeği bu kadar izlersen büyüme hızını yavaşlatırsın" dedi Elif kahkahalar arasında. Elif, bebeğin her detayına hayran, her fırsatta ona dokunmaya çalışıyordu.
“Peki, Zühre Hanım hazır mıyız?” dedi Kaan çantaları toplarken. Gözleri her zamanki gibi sakindi ama içten içe bir acelecilik seziliyordu. Kaan, doktor kimliğiyle hayatıma girdiğinden beri hep yardımsever, hep güven vericiydi. Bugün de bizi rahatça eve götürmek için sabırsızlanıyordu.
Dışarı çıkarken hastanenin personeli bizi uğurladı. Sinan arabayı kapıya çekmişti, Derya ise Zühre’nin minik çantasını taşıyordu. “Bunu taşımak benim onur meselem” dedi ciddi bir ifadeyle.
Araba yolculuğu boyunca herkes Zühre’nin uyumasını sağlamak için neredeyse fısıldayarak konuştu. Annemin hazırladığı çorba kokusunu şimdiden hissediyor gibiydim. Eve vardığımızda, girişte renkli bir pankart dikkatimi çekti: "Hoş geldin Zühre'cim ve Aslı!" Yazının yanında Aras’ın minicik el izi vardı. Her harfi özenle çizmiş, kenarlarını süslemişti.
"Bu benim fikrimdi ama babam yazdı" dedi Aras gururla. Kaan gülümseyerek Aras’a sarıldı. “Büyük bir fikir adamıyla yaşıyorum, farkında mısınız?” dedi gözleri gururla parlıyordu. İkisine bayılıyordum.
Evin içi sıcacık bir atmosferle doluydu. Annem, beni ve Zühre’yi içeri alır almaz koltuğa oturttu. “Hadi bakalım, bir süre ayağa kalkmak yok. Ne lazımsa biz getiririz,” dedi kararlı bir sesle. Babam ise Zühre’ye bakıp duruyordu. Tam bir dedeydi. Ama Aylin hanımın hali içimi biraz burkuyordu açıkçası. Gözlerindeki hüznü görebiliyordum. Babamla Zühre'yi büyük bir ilgi ve kırılganlıkla izliyordu.
Kaan, Aras’ı biraz rahatlatmak için onunla oyun oynadı. Aras, Zühre’nin kıskanılacak kadar çok sevildiğini hissetse de Kaan’ın ilgisi ona yetiyordu. Aklımın bir köşesine Aras'a hediye almayı yazdım. O da neticesinde çocuktu ve haklı olarak büyük çocuk sendromu yaşıyordu.
Zühre’nin ilk adımlarını atacağı bu evi hayal etmek beni bir nebze rahatlatmıştı.
Derya mutfağa gidip annemle kahve hazırlamaya koyuldu. Sinan ise salonda Elif’le bir köşeye çekilmiş, Zühre’ye ninni söylüyordu. Kendi çapında bir aile tablosunun tam ortasındaydık.
“Bak Aslı, ben bu kadar insanın hayatına dokunduğun için şanslıyım,” diye fısıldadı Kaan yanıma oturarak kucağında kızım vardı “Ama senin bu güzel kızın bir gün herkese mutluluk olacak, göreceksin.”
Gözlerim doldu ama ağlamadım. Bu an hep hatırlamak istediğim bir anıydı. Zühre’nin göğsünde uyuduğu Kaan'a baktım ve içimde tarifsiz bir huzur hissettim. Gerçekten kısmetiyle gelmişti.
---




