Sevgilim, buraya sana yazamadığım sözlerle dolu sessizlik bırakacağım. Sözlerle dolu bir sessizlik. Kimi sadece sözleri için,kimi de yanıp tutuştuğu aşkı için okuyacak belki de.
Ben seni yazacağım onlar bambaşka kişiler için burada bulunacak.
Ölüyorum,öyle mecazi anlamda değil,gerçek anlamda ölüyorum. Çünkü içimde öldürmeye çalışıyorum. Seni,bizi,canımın en içini. İnsan canı olmadan yaşayabilir mi? Ben sen olmadan yaşayabilir miyim? Silmeye çalıştım,çalışıyorum. Sesini sildim,lakin sonra sessizliğime bile sindin sevgilim. Ölümcül bir hastalık gibisin. Kurtulmak için çığlık çığlığa bağırıyorum. Ama içimde yayılmaya devam ediyorsun. Öyle yasaksın ki bana ama öyle de güzelsin ki. Beni öldüreceğini bile bile kalbimi ellerinin arasına bırakıyorum. İntihar sayılmaz mı bu? Gözlerinden aşağı süzülüyorum ne hoş bir histir bilir misin? Ölümü bile sevebiliyor insan onun kokusu eşliğinde. Tutunmak için bir çaba harcamıyorum. Ölmem seni huzura kavuşturacak olsa ölürüm biliyorum. Lakin ölmem sana acı verecek olsa,acıma rağmen sessizliğime sinip yaşarım sevgilim. Ölümden korkarım bilir misin? Hiç bilmek için çabada bulunmadın ki. Seni beni hiç tanımadın bile. Sen bende bütün hayatım iken,benim senin yanında bir kaldırım taşı ile eşdegerim biliyorum. Sana sevgilim,bütün kızları sığdıracak yürege sahip iken bana bütün kapılarını kapatan sana. Bu sözlerim sana herşeyim olan çocuk. Aldığım nefeste bile kokunu arayan ben iken beni görmeyen sana.
Ne çok izlerim seni uzaktan. Yavaş ve sakin adımlarını. Saçların arasindan süzülen rüzgarı. Güneş yüzünden hafif kıstığın gözlerini. Esmer tenini. Sanki Allah'ın lütfu gibi verilmiş gülüşünü. Şuan karşımdasın. Karşındaki kişiye gülümseyerek birşeyler anlatıyorsun. Ben seni izliyorum hep yaptığım gibi. Arada gözlerin geziyor etrafta ama hiç farketmiyor beni. Buradan bile hissedebiliyorum teninin kokusunu. Karşındaki kişi seni ilgi ile dinliyor. Ama umursamıyor. Ne hoş sevgilim, sen oradasin ve oradaki ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor. Sık sık ellerine dönüyor bakışların. Bir zamanlar ellerimden ayrılmayan ellerine. Gülümseyen gözlerle izliyorsun karşıyı. Yine ölüyorum ben o bakışların altında. Şuan karşına çıksam muhtemelen sadece susarım. Çok sözcüklerim var içimde sana karşı. Ama karşında susmak vaat edilmiş bana. Doya doya izlemek ve sadece susmak. Bu sıralarda bakışların bana dönüyor sevgilim. Nefes almayı unutuyorum bir süre. Hatta belki dünya o küçücük an içinde dönmeyi bile bırakıyor. Ne büyük lütufdur bu bana senin baktığın yönde olmak. Sonra bakışların yine karşındaki kişiye dönüyor. Sönen gulumsemen geri yerleşiyor yüzüne. Ne saçma değil mi sevgilim? Öyle boş,öyle gereksiz yere ayrıyım ki senden ne sözcüklerim açıklar ne bakışlarım. Sessizce kalkıyorsun sonra. Adımların aynı sakinlikle birbirlerini takip ediyor. Güneş yüzünden yine gözlerin kısılıyor. Sonra yine bakışların bana dönüyor. Hafifçe tebessüm ediyorsun. Bu sefer gerçekten ölüyorum. Yer ayaklarım altından kayıp gidiyor. Bakışların geri önüne dönüyor ve hızlıca çıkıyorsun. Almayı unuttuğum nefesim kendini belli ediyor. Uzun zamandır orada akmayi bekleyen gözyaşlarım usulca süzülüyor yollarına. Sen o gün yine gidiyorsun ve ben arkandan sessizce seni uğurluyorum haberin olmadan, habersizce...
Hiçbir şeyden haberi olmayan, herşeyim olan çocuğa...